Bırak demode kalsın...

Bırak demode kalsın...
Bırak demode kalsın...
Lock, Stock and Two Smoking Barrels'la sinema dünyasına muhteşem bir giriş yapan ama arkasını getiremeyen Guy Ritchie, son filminde ise bir İngiliz klasiğine 'Sherlock Holmes'e el atmış
Haber: UĞUR VARDAN / Arşivi

FİLMİN FOTOĞRAFLARI VE FRAGMANI İÇİN TIKLAYIN

VİZYONDAKİ DİĞER FİLMLERİ GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN

 

Lock, Stock and Two Smoking Barrels’la sinema dünyasına muhteşem bir giriş yapan ama arkasını getiremeyen Guy Ritchie, son filminde ise bir İngiliz klasiğine, ‘Sherlock Holmes’e el atmış. Sir Arthur Conan Doyle’un ünlü karakteri, Ritchie vasıtasıyla önce Londra’yı, sonra da bütün dünyayı tehdit eden Lord Blackwood’a karşı mücadele ediyor. Ritchie’nin üslubu malum; görselliği hikâyenin çok çok önünde tutmak ve bütün enerjisini, o kendine özgü kurgu oyunlarına harcamak.

Britanyalı yönetmen, ‘Sherlock Holmes’te bu kez görselliği biraz daha geriye çekmiş ve hikâyeye de yüklenmiş. Ama ortaya çıkan sonucun, öyle ahım şahım bir iş olduğunu söylemek mümkün değil. Harry Potter’ın Valdemort’u gibi Blackwood da, iki yüzyıl evvelsinin kötü adamı olarak, ortalığı ‘büyüyle’ karıştırmak istiyor, Holmes ve yardımcısı Watson da, büyüye karşılık mantık ve bilimle meseleye yaklaşmayı ve olayları çözmeyi yeğliyorlar. Film, asıl derdini ancak bir saat sonra açıklıyor. Kalan bir saatte de aksiyonun daha bir ön planda olduğu bir yapım izliyoruz. Conan Doyle’un karakterleri, bu kadar aksiyonel miydi, ya da öyküleri bu kadar hareket içerir miydi? Elbette ki hayır. Film de zaten, bu ‘konvansiyonel mantığı’ yıkmak ve ortama alabildiğine hareket getirmek istemiş. Ama çıkan sonucun kendi adıma çok da tatmin edici bir yapıma tekabül etmediğini söylemeliyim.