Boş dersi aşk doldurur

Boş dersi aşk doldurur
Boş dersi aşk doldurur
Danimarkalı kadın yönetmen Lone Scherfig'in imzasını taşıyan 'Aşk Dersi' (An Education), 'Oscar'lık' bir çalışma.
Haber: UĞUR VARDAN / Arşivi

FİLMİN FOTOĞRAFLARI VE FRAGMANI İÇİN TIKLAYIN

 

VİZYONDAKİ DİĞER FİLMLERİ GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN

 

‘Aşk Dersi’nin başrollerinde Carey Mulligan ve Peter Sarsgaard var. 

Film, Danimarkalı bir elden çıkmasına karşın öykü, dönem ve oyunculuklar (Peter Sarsgaard hariç) itibarıyla neredeyse ‘yüzde 100’ İngiliz. Sinemaya da uyarlanan, ‘Fever Pitch’, ‘High Fidelity’ ve ‘About A Boy’ romanlarıyla tanıdığımız Nick Hornby’nin senaryosunu yazdığı ‘Aşk Dersi’nde, 1960’ların başında, eğitimle hayat gailesi arasında kafası karışan 16 yaşındaki Jenny’nin hikâyesi anlatılıyor.
Genç kız, ders çıkışı yağmurlu bir havada kendisini ‘havalı’ arabasına alan 30’lu yaşlarındaki David’e vuruluyor. Son derece parlak bir öğrenci olan ve babası Jack’in ısrarla Oxford’a yollamak istediği Jenny, zamanla eğitimin hiçbir şeyi halledemeyeceği fikrine kapılıyor. Fransız şarkıları dinleyen, filmleri izleyen, Paris’i özgürlüğün kalesi olarak belleyen genç kız, Yahudi bir zengin olan David’in onu bohem mekânlara, caz kulüplerine ve en nihayetinde Paris’e götürmesinden çok etkileniyor ve tercihini evlilikten yana kullanmaya karar veriyor. Jack-Marjorie çifti ise kızlarına durduk yerde sınıf atlatan bu adama yakınlık duyuyor ve eğitim fikrinin hasıraltı edilmesine, bir anlamda razı oluyorlar. Lakin günün birinde karşılaşılan bir gerçek, bütün büyüyü bozuyor.
İngiliz kadın gazeteci Lynn Barber’ın anılarından yola çıkılarak çekilen ‘Aşk Dersi’, ‘68 öncesi’ dönemde, İngiliz orta sınıfının tercihleri üzerine romantik dokunuşlar kadar hüzün de içeriyor. David, aklı başında insanların kafasını karıştıracak bir seçenek. Jenny ise rol modeli olarak gördüğü ve kendisiyle aynı yollardan geçen, güzel ama artık kız kurusu konumuna geldiğini düşündüğü öğretmeni Bayan Stubbs’a bakarak, “O kadar dirsek çürüttükten sonra bu noktaya mı ulaşacağım” diyen bir yeniyetme. Evlilik kararıyla da istediklerine erişeceği inancında. Hatta hedefe varma yolunda, David’in ‘kirli’ para kazanma yöntemlerine de ses çıkarmıyor. (Bu arada film ‘Lolita’cılığın kıyısından dönüyor ama Lynn Barber’ın açıklamalarına göre gerçek hayattaki David, bir pedofilmiş).

Oscar şansı biraz zor
‘Yeni Başlayanlar İçin İtalyanca’ ve ‘Wilbur Ölmek İstiyor’la tanıdığımız, eski ‘Dogma’cılardan Scherfig, ait olduğu akımın neredeyse tüm üyeleri gibi çark etmiş görünüyor. ‘Aşk Dersi’, dümdüz anlatılmış bir film (hoş bence burada bir sorun yok, sorun Dogmacıların kendilerinin de inanmadıkları anlayışlarındaydı). Etkileyici olan yanı ise döneme bakışı ve yaklaşımı. Oyunculuklara gelince David’de Peter Sarsgaard, Jenny’de Carey Mulligan (ki kendisi ‘En iyi kadın’da Oscar’a aday), fazlasıyla inandırıcılar. Ama ben en çok babada Alfred Molina’yı ve öğretmende Olivia Williams’ı beğendim. Öte yandan ‘Aşk Dersi’, bu yıl sayısı 10’a çıkan ‘En iyi film’ dalının Oscar adayları arasında ama fazla şansı olduğu kanısında değilim.

Arthur: Maltazar’ın İntikamı
Luc Besson, ‘Arthur ve Minimoylar’la başladığı animasyon serisinin ikinci filmi ‘Arthur: Maltazar’ın İntikamı’yla karşımızda. Türkçe seslendirmesini Cem Yılmaz, Ozan Güven, Özkan Uğur’un yaptığı filmde Arthur, Minimoyların ülkesine geri dönmenin ve Selenia ile kavuşmanın hayallerini kurarken bir Selenia’nın tehlikede olduğunu öğreniyor.

Kan Arzusu
Güney Kore’nin stil sahibi yönetmeni Park Chan-Wook’tan Cannes’dan jüri ödüllü tüyler ürpertici bir film. Rahip Sang-Hyun, insanların ölümcül bir virüsten kurtarılmasına yardım etmek amacıyla gizli bir aşı geliştirme araştırmasında gönüllü denek olur. Fakat Sang-hyun iyilik yapmak için gittiği laboratuvardan, kan ile beslenen bir vampir olarak çıkar.