Bu aşka herkes engel oluyor

Bu aşka herkes engel oluyor
Bu aşka herkes engel oluyor
İsviçre'deki Culture Scopes Festivali'nde gösterilmesi engellenmeye çalışılan 'Gitmek' vizyonda. Hüseyin Karabey'in filmi çileli bir aşkın öyküsünü anlatıyor
Haber: UĞUR VARDAN / Arşivi

 

 

FİLMİN FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYIN

İSVİÇRE'DE SANSÜR...SEVİN OKYAY'IN YAZISI İÇİN TIKLAYIN

YAPIM NOTLARI İÇİN TIKLAYIN

GÖSTERİMDEKİ DİĞER FİLMLER İÇİN TIKLAYIN

 

‘Bir Türk kızının Kuzey Iraklı bir Kürt’e âşık olması negatif bir propagandaya yol açabilir’ diye İsviçre’deki Culture Scopes Festivali’nde gösterilmesi engellenmeye çalışılan ‘Gitmek’ vizyonda. Hüseyin Karabey’in filmi çileli bir aşkın öyküsünü anlatıyor

Bu aşka herkes engel oluyor
Türkiye’nin tuhaf bir ülke olduğunu hepimiz biliyoruz. Ama tuhaflıktaki yaratıcılığın sınırlarına, her gün yeni güzergâhlar eklemek bazen hâlâ şaşırtıcı olabiliyor. Son olarak ‘Gitmek’ filminin yolu da, bu ülkenin tuhaflıklarıyla kesişti ve Hüseyin Karabey imzalı bu yapıtın kaderi, bambaşka bir noktaya kaydı. Hatırlayacaksınız, filmin İsviçre’de düzenlenen Culture Scopes Festivali’nde gösterilmesi, Kültür Bakanlığı Tanıtım Genel Müdür Yardımcısı İbrahim Yazar’ın kişisel inisiyatifiyle engellenmeye çalışılmıştı. Sinemayla ilgisi bilgisi konusunda pek bir fikrimizin olmadığı Yazar’ın, ‘modern sansür’e gerekçe olarak “Bir Türk kızı Kuzey Iraklı bir Kürt’e âşık olamaz, bu filmin gösterilmesi Türkiye açısından negatif bir propagandaya yol açabilir” dediği iddia edilmişti. Aşkı için dağları delen Ferhat’ın (ve tabii ki Şirin’in), Kerem ile Aslı’ların, Tahir ile Zühre’lerin yetiştiği bir coğrafyada, Yazar’ın (soyadındaki çağrışımların aksine) ‘post-modern’ bir kötü adam rolüne soyunması ilginç tabii. Üstelik ‘Gitmek’, Ayça ile Hama Ali arasındaki aşkın açmazlarını ve zorlukları anlatıyordu. Sanırım, bu son olaydan sonra yönetmen Karabey, filmdeki engeller arasına Yazar’ı da katarak yeni bir kurguya soyunabilir!
Öte yandan filme gelince; ‘Gitmek’ Türkiye’de çekilen bir filmde tanıştığı Iraklı oyuncu Kürt Hama Ali’ye âşık olan Ayça’nın arayışını ve aşkına olan inancını anlatıyor. Tam da Amerika’nın İkinci Körfez Harekâtı’na giriştiği ve Saddam rejimini devirmek için Irak topraklarına girmeye hazırlandığı dönemde hasreti artan Ayça, çalıştığı tiyatrodan izin alarak sevdiğine kavuşmak için yollara düşüyor. Lakin savaş başlamıştır ve sınırdan girip Süleymaniye’deki Hama Ali’ye ulaşmak artık çok zorlaşmıştır. Böylesi bir ortamda Ayça, sınırda stratejisini değiştirir ve sevdiğiyle İran’da buluşmayı dener. Bu çağda, aşka inançlı bir kızın meşakkatli yolculuğunu perdeye taşıyan ‘Gitmek’, hem çileli bir seçimi, hem de ait olduğumuz coğrafyanın günümüzdeki gerçekleriyle seyirciyi buluşturuyor. Filmin bu niyetin ve hedefinin üstesinden geldiğini söyleyebiliriz. Gerçek bir öyküden uyarlanan filmde, hikâyenin gerçek kahramanı Ayça Damgacı, yaşadıklarını son derece sempatik bir oyunculukla aktarmayı başarıyor.
‘Gitmek’, vizyona çıkmadan önce çeşitli festivallerde ödüller aldı. Dolayısıyla İsviçre’de, devlet kendisinin desteklediği bir filme sansür uygulamayı ve bir Türk kızıyla Kuzey Iraklı Kürt’ün aşkını gizlemeye çalıştı ama dünyanın kimi yerlerindeki seyirciler, jüriler, festival yöneticileri bu aşktan çoktan haberdar oldu bile. Filmin vizyon başarısı, bu aşktan haberdar olmak isteyenlerin çoğalması anlamına gelecek. Dolayısıyla ‘Gitmek’e gitmenizi öneririm. Hem bir tavır olarak, hem de sinemasal anlamda eli yüzü düzgün anlatılmış bir kavuşma hikâyesini izlemeniz bâbında.