Bu filmi izlerken mideniz bulanacak

Bu filmi izlerken mideniz bulanacak
Bu filmi izlerken mideniz bulanacak
Testere ve Kurt Kapanı filmlerindekine benzer vahşet ve işkence sahnelerini aratmayan genç yönetmen Xavier Gens'in 'mide bulandıran' filmi Fransız sinemasının sınırlarını zorluyor

 

 FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYINIZ



2007. Fransız başkanlık seçimlerinde muhafazakar ve aşırı sağcı taraf karşı karşıya gelir. Yöre halkı iyice hareketlenir. Varoşlarda ayaklanma çıkmış, her köşede alevler yükselmektedir. Kent merkezindeki kargaşa ortamından yararlanmak isteyen küçük çaplı bir hırsız çetesi, büyük bir soygun hazırlığındadır. Başarılı oldukları takdirde ülke dışına kaçacak ve çetenin kadın üyesinin çocuğunu aldırabilmesi için gereken parayı elde edeceklerdir.
Ancak soygun sırasında işler kötü gider ve grup bölünür. Polisten kaçmaya çalışan bazı çete üyeleri, Lüksembourg sınırı yakınında ıssız, köhne bir pansiyona saklanırlar. Soyguncular kaba saba görünümlü otel sahiplerinin, eski bir Nazi olduğundan habersizdirler. Pansiyon sahibi kendi ari ırklarından oluşan yeni dünya düzeni kurmak için, faşist fantezilerini bu kişiler üzerinde gerçeğe dönüştürmek için her şeyi yapmaya hazırdırlar. Ancak beyaz ırkçıların dışarıda bu hayallerini uygulama şansı olmamaları sahibi oldukları otelde çeşit çeşit sapıklık ve yozlaşmayla dolu ürkütücü bir atmosfer yaratmalarına yol açmıştır.
Artık genç kahramanlarımızın azap ve çilelerle dolu günleri başlamıştır. Otelin karanlık ve ürkütücü odalarında her türlü aşağılama ve işkenceye tabi tutulurlarken evrensel özgürlüğün gerçek anlamını öğrenmeye başlayacaklardır.



YÖNETMEN XAVIER GENS


Eğer SINIR(DA) Xavier Gens’in mantıklı ikinci adımı gibi gözüküyorsa, bunun sebebi genç yönetmenin işine tutkuyla bağlı, Fransız sinemasını değiştirmeye kararlı bir yönetmen olmasıdır. Bugüne kadar imzasını attığı 30’dan fazla müzik videosuyla büyük film stüdyolarının dikkatini çekmesine; yeni doğan yıldız olarak tanımlanmasına rağmen ilk uzun metrajlı filminin kendi eğilimlerine uygun olmasını tercih etti.
Büyük baskılar altında çekim yapmak, finansal zorluklara göğüs germek zorunda kaldığı halde kararlılığından vazgeçmediğini belirten genç yönetmen, SINIR(DA)’yı hangi koşullar altında yaptığını şu sözlerle dile getiriyor:
“En başından beri aklımda çok net bir düşünce vardı. Fransız usulü bir ‘Deliverance’ yapmak istiyordum. Fransa topraklarında böyle bir projeyi hayata geçirmek olağanüstü zordur. Çünkü burada insanlar size evet derler ama kararlarının sonucunu kabullenmek istemezler. Böyle bir filmi yarım yamalak tedbirler alarak yapamazsınız. Ya hakkını vererek yapacaksınız, ya da yapmayacaksınız. Bu film, sıkıcı ve uzlaşmacı Fransız sinemasının suratına inen bir tokattır. Kendinizi frenlediğiniz takdirde böyle bir filmi yapamazsınız. Yakın dönemde Aja ve Valette, ‘High Tension’ ve ‘Malefique’ ile ateşi biraz körüklemişlerdi. Ancak sonradan hiçbir şey olmadı. İzleyiciyi korkudan tir tir titretecek yeni bir filmin zamanıydı. İzleyici 90 dakika boyunca çarpılmalıydı, tokat yemiş gibi sarsılmalıydı ki, bu tarz filmleri Fransa’da da yapabileceğimizi anlasın! Filmin setlerinde görev alan 40 insan elinden gelen herşeyi yaptı. Çünkü bu filmi yapabileceğime, bunun kaçırılmayacak bir fırsat olduğuna hepsi de yürekten inandı.”
SINIR(DA), Fransız film endüstrisinin arka bahçesinde duran zaman ayarlı bir bomba gibidir. Uzlaşmasız, iğrenç, yıkıcı özellik taşıyan filmlerden hoşlanan sinema tutkunlarının hayalinin gerçekleşmesidir. Yönetmen Xavier Gens bu konudaki düşüncelerini şöyle açıklıyor:
“80’li yıllarda bu tarz filmleri izleyerek büyüdüm. Favori filmlerim Conan (Conan the Barbarian) ve ‘Mad Max’ti. Yönetmenlerden ise Sam Raimi, Peter Jackson. Bu filmi yaparak, kendi gençliğime damgasını vurmuş gerilim filmlerine geri dönmek istedim. Ayrıca ilk filmimin, çok fazla takdir ettiğim bu tarza karşı hissettiğim sevginin deklarasyonu olmasını istedim. SINIR(DA) işte böyle bir film. Eğer ileride daha kişisel filmler yapacaksam şu anda bu filmi yapmalıydım. Özellikle de bu tarz filmlerin bence çok kişisel malzeme içermesi sebebiyle yapmam gerekiyordu.
Bu film, gerilim tarzının örtüsü altında benim bazı konulardaki düşüncelerimi yansıtır. “The Night of the Living Dead”de Romero hangi düşüncelerini yansıttıysa benim açımdan SINIR(DA)’nın işlevi de aynıdır. Filmin arka planına Fransız cumhurbaşkanlığı seçimleri gibi politik bir altyapı hazırladık. Bu arka planın sıradan olmamasını, tarihsel açıdan önemli bir süreç önünde gelişmesini istedim. Yaklaşım olarak da Verhoeven, Raimi, Spielberg ve Scorsese gibi yönetmenlerin çalışmalarından esinlendim.”
Eğer Xavier Gens bu ustaların filmlerini yakından incelediyse kararlı, savaşçı ve amansız yaklaşımıyla onları çağrıştırdığı söylenebilir. O filmlerdeki hiyerarşik kuralları reddeden sinema tutkunlarına benzeyen bir yönetmen… Bunu da şu sözlerinden anlamak mümkün:
“Film yaparken uygulayacağım tek kural, izleyicinin beyinlerini ve duygularına ulaşacağımız sürekliliği yakalamak için çıtayı sürekli yükseltmekten ibarettir. Bence bir filmin amacı, izleyiciyi daha ilk anda hayalarından yakalamak, sonra tamamen ezinceye kadar daha kuvvetli, daha kuvvetli ezmek olmalıdır.”



YAPIM NOTLARI

“Naziler… Yozlaşma ve Silahlı soygun…” Sadece bu üç sözcüğü duymamız bile SINIR(DA)’nın setine alelacele koşmamıza yetti. Texas Katliamı (The Texas Chainsaw Massacre) çizgisinde bir film olan SINIR(DA), baştan sona kadar vahşet ve heyecan dolu, şiddetin aşırı uçlarında gezinen bir “ölüm-kalım mücadelesi”, bir “can pazarı” filmi…
Fransız sinemasının çekingen, utangaç ve küçümseyici yüzüne adeta kafa tutan SINIR(DA), izleyicinin korkuyla çığlık atmasını, şok olmasını, midesinin tiksintiyle bulanmasını hedefliyor. Herhangi bir duygusal engele aldırış etmeyen, stresli ve gergin bir yönetim anlayışı sergileyen Xavier Gens, kendisini bu tip yönetmenlik tarzının ön cephesine koymaktan da çekinmiyor. Grafik şiddet unsurlarıyla bezenmiş romanlardan esinlenen SINIR(DA) tarzında filmlerin yapılması bundan birkaç yıl önce neredeyse imkansızdı. Oysa bu tarz filmler şimdilerde giderek daha fazla aranır oldu.
SINIR(DA), çevremizdeki dünya ile paralellik kurmaya önem veren en iyi gerilim filmlerindeki kodlara saygı duyan bir filmdir. Bu açıdan bakınca genç ama yetenekli oyunculardan kurulu bir kadroya, yeni bir şeyler başarmaya istekli bir yönetmene ve limitleri zorlayarak daha ileriye taşımayı amaçlayan bir senaryoya sahip olması kaçınılmazdı, nitekim öyle de oldu. Her açıdan aşırı şiddet yüklü bir film olan SINIR(DA)’nın tıpkı daha önce izlediğimiz “Testere” (Saw) ve “Kurt Kapanı” (Wolf Creek) gibi SINIR(DA)’da izleyiciye işkence etmekten ve zor anlar yaşatmaktan dolayı kaybedecek bir şeyi yok. Hatta o filmlerdeki şiddet sahnelerinden daha kötüsüne hazırlıklı olun!