Bu kalp seni avutur mu?

Bu kalp seni avutur mu?
Bu kalp seni avutur mu?
'Çılgın Kalp', hayata tekrar tutunmaya çabalayan eski bir country şarkıcısının öyküsünü anlatıyor. Filmin başrol oyuncusu Jeff Bridges, geçen pazar 'En iyi erkek oyuncu'da Oscar'ı kapmıştı
Haber: UĞUR VARDAN / Arşivi

FİLMİN FOTOĞRAFLARI VE FRAGMANI İÇİN TIKLAYIN

 

VİZYONDAKİ DİĞER FİLMLERİ GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN

 

Çılgın Kalp’te Jeff Bridges ve Maggie Gyllenhaal ikilisi müthiş oynuyor.

Malum, düşenin dostu olmaz. Bu sezonun etkileyici filmlerinden biri olarak göze çarpan ‘Çılgın Kalp’ (Crazy Heart), dostlarını ve dahi işini kaybetme aşamasındaki eski bir country şarkıcısının hikâyesini anlatıyor. Eski oyuncu Scott Cooper, ilk uzun metrajlı yönetmenlik denemesinde Thomas Cobb’un 1987 tarihli romanının uyarlamasına soyunmuş. Öykünün kahramanı 57 yaşındaki Otis ‘Bad’ Blake... Başından dört evlilik geçen ve bu evliliklerden birinin ürünü olan oğlunu, en son yıllar yıllar önce gören Blake, küçük kasabaların barlarında sahne alarak geçimini sağlamaktadır. Hayatta tek sadık dostu kalmıştır; içki kadehleri... Jean Craddock ise, henüz boşanmış ve dört yaşındaki oğlu Buddy’yle yaşayan genç bir kadın gazetecidir. Günün birinde, öyküsüne ilgi duyduğu ‘Bad’ Blake’le söyleşi yapmak için alkolik şarkıcının kapısını çalar. Bu söyleşi, yeni bir ilişkinin kıvılcımı olur. Blake, Jean ve oğlu Buddy’de, uzak kaldığı aile ortamının havasını bulur. Lakin bu, tek dayanağı alkol olan eski efsanenin hayatlarının bir parçası olması fikri genç kadını korkutur. ‘Bad’ ise bir yandan sevgisine emek katmayı denerken, bir yandan da artık son derece popüler bir şarkıcı olan eski öğrencisi Tommy Sweet’e yeni beste yazmak çabasına girmiştir.
‘Çılgın Kalp’, ilk elde geçen yılın Oscar adayı filmlerinden ‘The Wrestler’ı (Güreşçi) hatırlatıyor. Lakin Cooper’ın filmi, son derece sade ve Mickey Rourke’u da yeniden ayağa kaldıran Darren Aronofsky’nin filmindeki ‘şatafat’ın bir hayli uzağında. Bu haliyle de, kişisel olarak hiç beğenmediğim gibi son derece kof, klişe, kitsch ve de boş bir duygusallığa sahip bulduğum ‘The Wrestler’ın yanında durduğu yerden kazanan bir filme dönüşüyor.

‘Dude’den ‘Bad’e Jeff Bridges
Jeff Bridges, popüler kültürün zihninde daha çok Coen Biraderler’in ‘Big Lebowski’yle yer etmiş bir aktör. Tecrübeli oyuncu, daha önce dört kez Oscar’a aday olmuş ama her seferinde de eli boş dönmüştü. Nihayet şeytanın bacağını kırdı ve beşinci seferden, hey-kelciği koltuğunun altına sıkıştırarak döndü. Hoş almasaydı da, tıpkı bir diğer aday Morgan Freeman gibi gönlümüzdeki yeri sağlamdı. Brigdes, ‘Crazy Heart’ta dış görünümüyle şarkıcı-oyuncu Kris Kristofferson’a göndermede bulunduğu (bana daha çok Willie Nelson’ı hatırlattı) karakterine, özel bir hava katmayı fazlasıyla başarmış. Bilhassa ‘Bad’ Blake’in yüzeyde görünen o büyük özgüveninin ardındaki korkularını yansıtırken, performansının zirvesine ulaşıyor (mesela minik Buddy’yi barda kaybettiği sahnede bu psikoloji tavana vuruyordu). Keza oğluyla telefonda görüştüğü bölümler de, filmin en hüzünlü sahneleri olarak dikkat çekiyor. Uzun süredir tatmadığı hislerle yeniden buluşurken, oğlunu tehlikeye atacağı hayetiruhiyesine kapılan Jean’de Maggie Gyllenhaal da, Bridges’ten aşağı kalmayacak bir performans sergiliyor (nitekim o da rolüyle ‘En iyi yardımcı kadın’da Oscar’a adaydı). Bu film, Gyllenhaal’ın oyunculuk kariyerinde sanırım ‘Sekreter’ kadar önemli bir virajı temsil edecek. bundan böyle. Keza Tommy Sweet’te Colin Farrell da gayet iyiydi.
Filmin, ‘Orijinal şarkı’ (The Weary Kind) dalında da ‘Oscar’ aldığını ve Stephen Bruton’la (ki kendisi artık hayatta değil) T Bone Burnett imzalı soundtrack’inin de çok etkileyici olduğunu hatırlatalım.
Sonuç olarak bu sade, hüzünlü, gerçekçi ve güzel anlatılmış filmi kaçırmayın derim...