Chicago'yu Prag'da yeniden inşa ettiler

Chicago'yu Prag'da yeniden inşa ettiler
Chicago'yu Prag'da yeniden inşa ettiler
"Wanted"ın konusu Chicago'da geçtiği halde, filmin ana çekim merkezi olarak Prag seçildi. Çünkü filmin çekildiği tarihlerde Chicago'da o kadar çok başka film çekiliyordu ki 'Wanted' ekibine yer kalmamıştı

 

 FİLM FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYINIZ

BANA AKSİYON YOLLARI SANA KURŞUNLAR... UĞUR VARDAN'IN YAZISI İÇİN TIKLAYINIZ

SUİKASTÇI ARANIYOR... SEVİN OKYAY'IN YAZISI İÇİN TIKLAYINIZ

AKTİF PISIRIKLAR... ERMAN ATA UNCU'NUN YAZISI İÇİN TIKLAYINIZ

 

Prag'da, Chicago havası esiyor. Bir çizgi roman serisinin ismi olan 'Wanted' ın konusu Chicago'da geçse de, mekân kıtlığı nedeniyle, çekimler ağırlıklı olarak Prag'da, Chicago'yu andıran bir ortam yaratılarak çekilir. Efektleri ise Rusya'da hazırlanır.Kazakistanlı Timur Bekmambetov'un yönettiği filmin başrol oyuncusu James McAvoy, rolü için12 kilo almış. Diğer başrol oyuncuları ise Morgan Freeman ve Angelina Jolie...



Yönetmen: Timur Bekmambetov
Oyuncular: James McAvoy, Morgan Freeman, Angelina Jolie, Terence Stamp, Thomas Kretschmann, Common, Kristen Hager, Marc Warren, David O’hara
Senaryo: Michael Brandt, Derek Haas (Mark Millar ve J.G. Jones’un çizgi roman serisinden)
Yapımcılar: Marc E. Platt, Jim Lemley, Jason Netter, Iain Smith 

 

 

25 yaşındaki Wesley Gibson (James McAvoy) hayattan nefret eden zayıf ruhlu ve tembel bir genç adamdır. Hayattan nefret etmek için iyi ve güçlü bir gerekçeleri de vardır, çünkü yaptığı her işte başarısızdır. Eziktir, kaybedendir, itilir, kakılır, hayatta başarısızlığın yaşayan örneğidir. Çalıştığı işyerinde tüm çalışma arkadaşlarının gözü önünde patronu tarafından azarlanır ve küçük düşürülür. Evindeki durum da farksızdır. Cinsellikten başka isteği olmayan kız arkadaşıyla sorunları vardır. Kız arkadaşı Wes’in dışında her erkeği adeta mıknatıs gibi kendisine çekmektedir ki, bunlara Wes’in en iyi arkadaşı/kankası da dahildir. Wes sürekli kaybettiği ve aşağılandığı için çareyi yüksek dozda panik atak ilaçları kullanmakta bulmuştur. Var olma sebepleri teker teker ortadan kalkarken ümitsizliklerle dolu hayatını kurtaracak bir can simidine ihtiyacı vardır.
Tam da bu noktada bir kadın yüzünden Wes’in hayatı sona erer. Ancak sona eren bildiğimiz anlamdaki eski hayatıdır. Silahların konuştuğu bir çatışmadan dönmekte olan Fox adlı bir kadın (Angelina Jolie) arabasıyla Wes’e çarpar. O andan itibaren Wes’in uzun süredir kayıp olduğu için artık unutulan babasının da Fraternity adlı bir gizli örgüt için çalışırken öldürüldüğü ortaya çıkar. Yüzyıllık bir geçmişi olan ve eğitimli suikastçilerden kurulu Fraternity’nin işlevi, kaderin önüne geçilemez emirlerini yerine getirmektir. Bu örgütün tek bir ilkesi vardır: Binlerce insanı kurtarmak için bir kişiyi öldüreceksin!
Artık babasının adımlarını izleme sırası Wes’e gelmiştir. Benliğinin içerisinde sinsi sinsi dolaşan kızgın ve öfkeli kurdu serbest bırakma zamanıdır. Wes’in kanında öldürme duygusu vardır. Fox’un gözetimi altında eğitim almaya başlar. Bu arada Fraternity’nin gizemli literi Sloan (Morgan Freeman) ile tanışır. Örgüte yeni giren çaylak, ışık hızında refleksler ve insanüstü yetenekler kazanırken oldukça zorlanacaktır. Ancak eğitimli bir suikastçi olmanın kolay bir şey olduğunu kim söyledi?
Eskinin tembel adamı Wes artık Fraternity örgütünün altın çocuğu olarak yeniden doğmuştur. Zaman zaman geçmişinde çektiği acılara intikam duygusuyla yaklaşmanın güçlüğünü yaşasa da yeni, sıradışı ve hareketli hayatının tadını çıkartmaktadır. Ancak Fraternity’de işbirliği yaptığı insanların kendisine ilk tanıtıldığı kadar masum niyetlere sahip olmadığını fark etmesiyle olayın rengi değişmeye başlar. Yeni bulduğu kahramanlık ile ruhunu öldüren intikam duyguları arasında bocalayan Wes, hiç kimsenin -ne soğukkanlı babasının ne de diğer suikastçilerin- ona asla öğretemeyeceği birşeyi öğrenecektir: Kendi kaderinin kontrolünü ele almak…

 

 

Yapım Notlları

“Soğukkanlı”, “Küstah”, “Farklı”, “Özgün”, “Deneyci”, “İronik”, “Yaratıcı dahi”… Bunlar, Kazakistan asıllı Rus yönetmen Timur Bekmambetov’u tanımlamak için kullanılan sözcüklerden sadece birkaçı… Rusya’da çektiği filmlerle göz dolduran Bekmambetov, İngilizce dilinde çekilmiş ilk filmi “Wanted”da dünyanın en büyük film yapımcıları ve ödüllü oyuncularla çalışırken büyük bir Amerikan film stüdyosunun geniş olanaklarını son sınırına kadar kullandı.
Peki bu nasıl oldu? Belki biraz arkaplan bilgisine ihtiyaç var…
2004 yılında Bekmambetov’un “Nochnoy Dozor” (Night Watch) adlı filmi gösterime girdi. 1.8 milyon dolarlık küçük bütçeyle çekilen film, sadece Rusya’da 16 milyon dolardan fazla hasılat toplarken bu ülkede “The Lord of the Rings: The Fellowship of the Ring” gibi dev bir yapımı bile geride bıraktı. İkinci filmi olan “Day Watch”un Rusya’daki gösterimi 2006 başında gerçekleşti. Yine küçük bütçeyle (4.2 milyon dolar) çekilen “Day Watch”ın hasılatı, Bekmambetov’un ülkesinde 40 milyon doları aştı.
Marc Platt Productions’un uzmanları da aynı günlerde Mark Millar ile J.G. Jones’un “Wanted” adlı çizgi roman serisinin çok büyük sinemasal potansiyel taşıdığını düşünmüşlerdi. Ancak çizgi roman serisinin ana temasının (dünyayı çeşitli hiziplere bölen süper kötü adamlar gizli çetesi) beyazperdeye aktarılışı sırasında en az çizgi romanın kendisi kadar sıradışı yaklaşımlara ve çok yüksek profilli vizyonu olan bir yönetmene ihtiyaç vardı.
Yapımcılar beyazperdedeki bütün sınırları zorlayacak bir yönetmeni uzun süre aradılar. “Night Watch”ı izledikten sonra aradıkları yönetmeni bulduklarına kanaat getirdiler. Eğer Bekmambetov çok küçük bir bütçeyle görsel açıdan yaratıcı bir film çekebiliyorsa, daha büyük bütçeyle ve büyük film stüdyolarının geniş olanaklarını arkasına aldığı takdirde çok daha iyisini çekebileceği açıktı.
Yapımcı Mark Platt düşüncelerini şu sözlerle dile getiriyor: “Timur’un çalışmasının yaşattığı sinemasal deneyim ve görsel dil, son derece farklı, gözalıcı ve olağanüstü olduğu için onun sesinin tüm dünyada mutlaka işitilmesi gerektiğini anladım. ‘Night Watch’u izlerken görsel unsurları kullanma tarzına dikkat ettim. Görselliğin daha önce bu tarzda kullanıldığına hiç tanık olmamıştım. Onunla işbirliği yaptığım takdirde “Wanted” ile tamamen yepyeni bir dünya yaratabileceğini, dünyanın her köşesindeki izleyiciye daha kolay ulaşacak heyecan verici bir film yapacağımızı düşündüm.”
Bekmambetov’un yapımcı ortağı Jim Lemley şunları ekliyor: “Çekim aşamasına gelinceye kadar ilk senaryo taslağı üzerinde iki yıl çalıştık. Beyazperdeye yansıyacak filmin rahat izlenen bir yapım olması; izleyiciyi görsel açıdan çarpacak bir film yapmak benim için önemliydi. Timur’un görsel yönünün çok güçlü olduğuna kuşku yok. Bir odaya üç yönetmen koyun, onlara aynı kameraya verin ve aynı sahneyi çekmelerini isteyin. Timur’un çektiği sahne kesinlikle büyüleyici ve hepsinden iyisi olacaktır.”
Bekmambetov’a görsellikle ilgili düşüncesi sorulduğunda şu yanıtı veriyor: “Öyle anlar olur ki, beynimin içerisinde en az 100 fikrin uçuştuğunu hissederim. Hepsi birbiriyle mücadele halindedir. Daha önce hiç görülmemiş yepyeni stillere ulaşmamın sebebinin bu olduğunu düşünüyorum. İzleyiciyi aksiyonun tam göbeğine koymak istiyorum. Böylece sadece koltuğunda oturup seyretmekle kalmayıp, o karakterle birlikte çok farklı bir yolculuğa çıkmasını hedefliyorum.”
Bekmambetov sözlerini şöyle sürdürüyor: “Film yaparken her projemde fantastik gerçekçilik olgusuna önem veririm. Filmdeki olaylar ne kadar tuhaf ve sıradışı olursa olsun her harekette, her duyguda gerçekçi bir temel olması gerektiğine inanıyorum. Bir yönetmen olarak detaylara olağanüstü özen gösteririm. Bu da her sahne üzerinde tek tek odaklanma sonucunu getirir.”
Millar ve Jones’un aynı adlı orijinal grafik çizgi romanı, altı sayılık limitli seri şeklinde yayınlanmış, son 10 yılın en çok satan bağımsız çizgi romanlarından birisi ünvanını elde etmişti. Film yapımcılarının bu noktadaki hedefi, serinin orijinal yaratıcılarına saygı gösteren bir film elde etmekti.
Millar’ın çizgi romanın film haklarını Universal’e sattığı günlerde henüz ikinci sayı yayınlanmak üzereydi. Jones ile birlikte ikinci sayı üzerinde çalışıyorlardı. Bu nedenle Milllar’ın seriyi tamamladığı sıralarda Universal yetkilileri de senaryonun ilk taslağını hazırladılar. İki grup birbirinden bağımsız olarak ayrı ortamlarda çalışırken iki proje de farklı boyutlar kazanıyordu.
Çizgi roman serisinin yaratıcılarından Millar bu gelişmeyi şu sözlerle değerlendiriyor: “Ortada iki farklı proje olması karşısında son derece rahattım. Çünkü çizgi roman ile film, iki farklı kimlik kazanmıştı. Değiştirilen unsurlar ne olursa olsun çizgi romanım dokunulmadan kalıyordu. Ancak tekrar tekrar kaynak materyali incelemeleri, ona göz atmaları, başvurmaları çok hoşuma gidiyordu. Roman serimi tamamladığımda diğer senaryo yazarlarının hazırladığı sonraki taslakların hepsi ana materyal ile birleştirilerek uyumlu hale getirildi. Orijinal romandaki süper kötü adamın özgeçmiş öyküsünü filme koymadılar ama herşey çok iyi gitti.”
Uygulanan bu yaklaşım sonucunda “Wanted”ın film senaryosunun ilk üçte birlik kısmında çizgi roman serisinin ilk iki bölümü aynen yansıtıldı. Bu noktadan itibaren çizgi roman ile filmin yolları ayrıldı. Filmin ilk 40 dakikalık bölümünde romana sahne sahne sadık kalındı. Sonraki bölümlerinde romandan farklı unsurlar eklenmesi yöntemi izlendi.
Kaynak materyalin yaratıcılığını onurlandırmakla kalmayıp aynı zamanda baş karakter Wesley’in ihanetlerle dolu bir dünyada gerçeği arayışına saygı gösterdiğini belirten Timur Bekmambetov, bu konudaki yaklaşımını şu sözlerle dile getiriyor:
“Bu filmde gerçeği bulmak üzerine bir öykü anlatılır. Wesley karakteri, insanların yalan söylediği bir dünyadan kaçmak, gerçeği söyleyen insanlar bulmak istemektedir. Çıktığı bu yolculukta şu gerçeği bulur; Kaderin önüne geçemeyiz ama kendi kaderimizi yaratabiliriz. Kaderimizi biz seçiyor ve yönlendiriyoruz. Zaten herkesin yapmaya çalıştığı şey de bu…”

 

 

Oyuncular Hakkında

 

Wesley Gibson rolünde James McAvoy

“Wanted”ın konusu büyük oranda Wesley’in öyküsü üzerine kuruludur. O hepimizin bildiği çizgi roman “kahramanlarından” çok uzak bir karakterdir. Çaresizdir. Dünyaya kendisini ezdiren, çiğneten bir paspas gibidir. Uzun boylu, steril görünümlü klasik başrol adamlarına pek benzemez. Ayrıca kaydadeğer bir metamorfoz/değişim geçirmekte; incitilen, kırılıp dökülen kişilik yapısını terk ederek güçlü, boyun eğmeyen, ezilmeyen, meydan okuyan bir kişilik yapısına sahip olma yolunda ilerlemektedir. Zayıflıklarını bir yana bırakmak için kendi içsel gücünün öne çıkmasına izin vererek içsel dönüşümünü gerçekleştirir.


Bekmambetov’un bu konudaki yorumu şu şekilde: “Filmde Wesley karakterinin olgunlaşmasına ve değişimine tanık oluruz. Kendi yeteneklerini ve zekasını keşfeder. Filmin başlangıcında zayıf ve güçsüz bir erkektir. Böyle olmasının sebebi ise, kendi genlerinin farkında olmaması, içsel gücüne inanmamasıdır. Oysa o çok farklı ve çok özgün bir erkektir. Bunu keşfettiği andan itibaren olgunlaşır. Bir erkek, bir katil olur. Sonra kendi dünyasında yalanlar olduğunu görmeye başlar. Artık bir seçim yapmak zorundadır. Ya geri dönerek kendisine söylenen yalanlara inanmaya devam edecek, ya da kendi yoluna giderek gerçeği bulma mücadelesi verecektir.”


Wesley rolünde İskoçyalı aktör James McAvoy kamera karşısına geçti. Wesley rolü için teklif geldiğinde bu fikre kolay alışamadığını söyleyen genç aktör, duygularını şu sözlerle dile getiriyor: “Kendimi bu tarz rollerde görmeye alışkın değilim. Aktörlüğümü bir yana bırakın, bir sinemasever olarak böyle rollerde hep dev cüsseli oyuncuları görmekten sürekli şikayet eder haldeydim. Kolay bir tercih olmadığım halde beni seçtikleri için açıkçası memnunum.”


Bekmambetov ise bu tercihin gerekçesini şöyle açıklıyor: “Wesley rolü için James’in farklı tipte bir aktör olduğunu biliyordum ama gerçek bir aktör istiyordum. İzleyicinin kolay bağlantı kurabileceği birisine ihtiyacımız vardı. Sıradan birisi gibi görünen bir aktör gerekliydi. Wes karakteri hem iç dünyasında, hem de dış görünüm olarak çok büyük değişim geçirir. James bu değişimleri inandırıcı biçimde verdi. Ayrıca öyküye bir miktar mizah boyutu katabilecek birisini istiyordum. Çünkü mizah boyutu olmadan fantezi dünyasını inandırıcı şekilde yaratmak imkansızdır. Aktör inanırsa, izleyici de inanır.”


Yönetmen sözlerini şöyle sürdürüyor: “James McAvoy konusunda yanılmadığımı daha ilk günlerde anladım. Wesley karakterindeki büyük değişimi yansıtacak saç modeli veya kostüm gibi unsurları aradığımız günlerde Londra’da çeşitli denemeler yapıyorduk. James kendi başına bu değişimi gerçekleştirdi. Önce aptal görünümlü sıradan bir erkekti, sonra tamamen farklı bir karaktere dönüştü. Hem de herhangi bir kostüm veya makyaj olmadan bunu yaptı. Neredeyse Süperman’e dönüştü. İşte o zaman anladık ki, bizim bir şey yapmamıza gerek kalmadan James herşeyi kendi başına yapabilir.”


Çizgi roman serisinin yaratıcısı Millar, James McAvoy’un oynadığı Wesley karakterini çok ilginç bulduğunu belirterek şu yorumu yapıyor:
“Wesley karakteri hepimizin bildiği gündelik ortamdan yeraltına geçiş yapan bir karakterdir. Sıradan görünümlü genç bir ofis çalışanının dönüşüm geçirerek süper güçlerle donatılmış bir katile dönüşmesi fikri, klasik süper kötü adam öykülerinden çok daha ilginç geldi. Gizli örgütler konusu daima ilgimi çekmiştir. Gizli örgütlerle ilgili olarak toplumda romantik bir inanç vardır. Çevirdikleri süper entrikalarla dünyanın gidişatını değiştiren kötü adamlar fikri hoşuma gider. Buradaki Fraternity (Kardeşlik) adlı gizli örgüt ise, bu konudaki benim versiyonumdur. Gizli örgütün başkanı rolünde Morgan Freeman gibi dev bir aktörü görmek benim için heyecan verici oldu.”
Tüm güçlü örgütlerde olduğu gibi Fraternity örgütünde de belli bir misyon doğrultusunda yaşanır. Bu örgütün tek bir misyonu vardır: Dünya üzerindeki dengeyi korumak. Bunu da, Loom of Fate’in (Kader Tezgahı) denge bozucu olarak belirlediği insanları safdışı ederek gerçekleştirirler.


Loom of Fate (Kader Tezgahı) sadece bir metafor değildir. Aslında Fraternity örgütü antik dönem dokumacılarının kardeşlik birliğidir. Karargahında dokuma tezgahına benzer dev bir tezgah vardır. Burada üretilen kumaşların her bir ilmiğine bir kader bağlanır. Ortaya çıkan ürünün eksik ve kusurları, deşifre edilebilen bir koda dönüştürülür. Hatalı birisi varsa numarası ortaya çıkar. O andan itibaren Fraternity’nin bir üyesi, arıza yaratan o kişinin infazıyla görevlendirilir. Fraternity üyeleri kendilerini kaderin işlemcileri, kaderin yürümesi için birer araç gibi görürler.


Yönetmen Bekmambetov’un bu konudaki yorumu şöyle: “Yunan, İran, Çin, Fransız ve Rusya gibi birçok dünya mitolojisinde dokuma olgusuna mistik anlamlar yüklenir. Bizim filmimizde dokuma ile deşifre etme aynı işlevi görürler. Bunlar iyi ile kötü arasındaki dengedir. Veya kaos ile organize dünya arasındaki denge de diyebiliriz.”


Fraternity Örgütü’nün Başkanı Sloan rolünde Morgan Freeman

 

Wesley rolünde James McAvoy’un oynamasının kesinleşmesinin ardından Fraternity adlı gizli örgütün üyelerini canlandıracak yetenekli aktörlerin seçimine sıra geldi. Bu örgütün üyelerinin herbirisinin kendine özgü kişilik yapısı ve belirli yetenekleri vardır. Hepsinin ortak özelliği ise, aynı zamanda ölümcül birer katil olmasıdır.
Fraternity’nin başkanı Sloan, aynı zamanda Kader Örücüler’in iradesini okuyan adamdır. Antik örgütün mimarı olan Sloan, aynı zamanda saygın bir işadamıdır. Bu rolde, daha önce iki kez Tanrı rolünde kamera karşısına geçmiş Oscar ödüllü aktör Morgan Freeman’in oynamasına karar verildi.
Morgan Freeman’in “Wanted” projesiyle ilgili yorumu şöyle: “O kadar çok filmde oynadım ki, artık farklı şeyler denemek istiyordum. Bir aktör olarak hep aynı role çakılı kalmak istemem. ‘Wanted’ı okuduğum zaman konseptinin baştan çıkarıcı olduğunu; Timur’un ilginç bir yönetmen olduğunu gördüm. Bunlara filmin kadrosunun diğer oyuncularını ve bugüne kadar çok fazla aksiyon filmi yapmadığımı da ekleyecek olursak, “Wanted”a katılmak için neden bu kadar istekli olduğumu anlarsınız.”
Freeman sözlerine şöyle devam ediyor: “Timur Bekmambetov’un getirdiği derinlik ve detaylar beni gerçekten etkiledi. Felsefesi, kodları, silahları, becerileri ve hiyerarşisiyle dolu bir rehber kitabıyla Fraternity’nin tam bir tarihçesini beyazperdeye taşıdı. İzleyici belki bütün detayları fark etmeyecektir ama aktörler olarak oynayacağımız karakterleri inşa ederken ve içinde bulundukları dünyayı yaratırken yönetmenimizin zengin hayal dünyası ve vizyonu hepimizin işine yaradı. Bu durum bu tarz rolleri kabul ederken kolay kolay karşımıza çıkmayacak bir fırsattı. Timur sadece bir yönetmen değil, tam bir dahi olduğunu kanıtladı.”

 

Fox rolünde Angelina Jolie

Fraternity örgütünde Sloan’ın sağ kolu konumunda Fox adlı bir kadın vardır. Dünyanın en iyi katillerinden birisinin portresini inandırıcı şekilde çizerken rolüne duygusal güç de enjekte edecek beceriye sahip olan kadın oyuncu sayısı fazla değildi. Fraternity örgütüne ve Kod’una ruhuyla bağlı olan ve örgütün ilkelerini bir yaşam biçimi olarak benimseyen kadın katil Fox rolü için film yapımcılarının aklında sadece bir isim vardı: Angelina Jolie.
Yapımcı Platt, Fox karakterini şu sözlerle tanımlıyor: “Fox iyi bir suikastçi olmak için önüne çıkan her engelin üstesinden gelmeyi bilmiş, çok güçlü bir kişiliği olan bir kadındır. Wes’i yakın takip altına alarak ona akıl hocalığı yapar; örgütteki yeni rolünü anlaması ve kabullenmesi için ona eğitim vererek yardımcı olur. Böyle bir rol için Angelina Jolie’den daha iyisini düşünemezdik.”
Diğer yapımcı Lemley’in yorumu şöyle: “Fox acılara dayanıklı ve sabırlı bir kadındır. Hayatına anlam katacak bir sebep arayan bir askerken Fraternity sayesinde amacını bulmuştur. Fraternity örgütü onun hayatını ve karakterini biçimlendirmiş; işini ciddiye alan tam donanımlı bir suikastçi katil olmuştur.”
Fox karakterini oynarken işini ciddiye aldığını söyleyen Angelina Jolie, portresini çizdiği karakteri şu sözlerle tanımlıyor: “Fox, Kod’a gönülden inanan bir kadındır. Oldukça düz bir yapısının, düz bir mantığının olduğunu söyleyebilirim. İnandığı işi sonuna kadar yapar ve hiçbir duygu belirtisi göstermez. Ancak yine de bu filmi çok fazla ciddiye almamak gerektiğini düşünüyorum. Eğlenceli bir film olarak algılanması yerinde olacaktır. En çok da binlerce insanı kurtarmak için bir kişinin öldürülmesi fikrini ilginç buldum.”

 

Pekwarsky rolünde Terence Stamp 

Fraternity’nin sıradışı üyelerinden birisi de örgüt üyelerinin kullandığı çok özel silahlar için cephane üreten Pekwarsky’dir. Böylesine özel silahlar için sıradan mermilerden daha gelişkinine ihtiyaç vardır. Pekwarsky’nin mermileri başlıbaşına ince sanat ürünü gibidir. Hepsinde birbirinden ilginç dizaynlar ve ‘Goodbye’ gibi kötülük habercisi uğursuz mesajlar işlenmiştir. Hedefe varırken eğimli bir mermi yolu izleyen veya düşmanın mermisini sektirerek yolunu değiştirebilen bu sanat ürünlerinin hepsi öldürücüdür.
Pekwarsky rolünde ünlü İngiliz aktör Terence Stamp kamera karşısına geçti. Bu film, Terence Stamp’ın bir çizgi roman uyarlamasındaki ilk çalışması değildi. Ünlü aktör daha önce 1978 yılında çekilen “Superman” ve 1980’de çekilen devamında General Zod rolünde unutulmaz bir performans ortaya koymuştu. Ayrıca ilk filmleri arasında yer alan “Modesty Blaise” adlı film de, o dönemin ünlü çizgi romanlarından birisinden uyarlanmıştı. Dolayısıyla “Wanted” projesine katılmak için çok fazla düşünmeye gerek duymadan Pekwarsky rolünü kabul etti.

 

Cross rolünde Thomas Kretschmann

Fraternity’nin üyelerinden bir başkası olan Cross’un örgüt içerisindeki görevi, Loom of Fate tarafından verilen ve Sloan’ın yorumladığı ölüm emirlerini yerine getirmektir. Ancak Fraternity’e ihanet eder. Fox ile Wesley’in ilk tanışması esnasında onlara saldırıda bulununca bir zamanlar savunduğu örgütün boy hedefi haline gelir. Wesley’in Fraternity’e katılışından sonraki ilk görevi de Cross’u ortadan kaldırmaktır.
Daha senaryoyu bile okumadan önce Cross rolünü kendisine uygun gördüğünü söyleyen Thomas Kretschmann, portresini çizdiği karakter için şu yorumu yapıyor:
“Cross bugüne kadar gelmiş geçmiş en büyük ve en soğukkanlı suikastçidir. Ben de bir Alman olduğum için genellikle kötü adam rolleri için akla gelirim. Bu filmde de aynısı oldu. Cross karakteri tüm kötülükleri ruhunda taşıyan bir karakterdir. Soğukkanlı, titiz ve kendinden emindir. Bu nedenle canlandırdığım rolde oyunculuk anlamında herhangi bir drama boyutu yoktu. Bize olabildiğince sade bir oyunculuk sergilememiz söylendi. Filmde birşeyler açıklamam gerektiği zamanlarda bunu sadece birkaç sözcükle açıkladım. Bu filmde hemen hemen hiç konuşmadan işimi yaptım diyebilirim. Açıkçası bundan daha sade ve kolay bir rol bulamazdım.”

 

Gunsmith rolünde Common

Grammy ödüllü müzik sanatçısı Common’un kariyeri daha önce de sinemayla kesişmiş, 2007 yılında çekilen “American Gangster” ve “Smokin’ Aces” adlı filmlerde önemli roller almıştı. Bu nedenle “Wanted”daki Gunsmith rolü için en mantıklı tercih oldu.
Bu filmin kadrosuna katılmaya çok istediğini kaydeden genç aktör/müzisyen, “Benim gibi müzikal altyapıdan gelen bir oyuncu için James McAvoy, Morgan Freeman ve Angelina Jolie gibi dev isimlerle beraber çalışmak inanılmaz bir fırsattı. Onların ismini duyduğum anda kadroya katılmak istedim. Böylesine büyük aktörlerin arasında olmak, onlardan birşeyler öğrenmek müthiş bir deneyim oldu” diyor.
Common filmde portresini çizdiği Gunsmith karakterini ise şu sözlerle tanımlıyor: “Gunsmith bir silah uzmanıdır. Silahları nasıl yaratacağını, birleştireceğini, atış tekniklerini, kısacası silahlar hakkında herşeyi bilir. Buna rağmen iyi yüreklidir, iyi bir insandır, inanılmaz derecede sakin ve işine odaklı birisidir.”

 

Filmin Tasarımları: Yepyeni ve Cesur Dünya

“Wanted”ın çizgi romanı ve senaryosunun her ikisinde de karakterlerin çok ilginç bir dünya içerisinde yaşadığını görürüz. İlk bakışta bizim dünyamızı çağrıştırır ama daha yakından bakınca bu dünyanın çarpık bir yapısı vardır. Karakterler sadece hareket etmekle kalmayıp daha güçlü, adeta insanüstü şekilde yaşarlar.
Bu vizyonun hayata geçirilmesi için çifte Oscar ödüllü Prodüksiyon Tasarımcısı John Myhre devreye girerek Bekmambehov’un “gerçeğin bu tarafı” olarak tanımladığı dünyanın yaratılmasına yardımcı oldu.
John Myhre bu görevi neden kabul ettiğini şu sözlerle açıklıyor: “Bekmambetov ile görüşünce 15 dakika içerisinde bu projenin cazibesine kapıldım. Bugüne kadar tanıştığım en yaratıcı insanlardan birisiydi. Bu kadar iyi ve farklı fikirlerle dopdolu heyecanlı bir yönetmenle konuşmak bile insanda doygunluk hissi uyandırıyor. Belki üç bin fikri birden vardı ve işin ilginç yanı hepsi birbirinden harikaydı.”

 

Prag’daki Çekimler

“Wanted”ın konusu Chicago’da geçtiği halde, filmin ana çekim merkezi olarak Çek Cumhuriyeti’nin başkenti Prag seçildi. Bu tercihte çok sayıda faktör rol oynadı. Prodüksiyonun gerçekleştirileceği günlerde Chicago’da çok sayıda başka filmin de çekiliyor olması nedeniyle mekanlar oldukça sınırlıydı. Mekan sıkıntısı nedeniyle fazla miktarda iç mekan seti inşa etmek gerekecek, dolayısıyla filmin bütçesinin artması gündeme gelecekti.
Yapımcı Platt, bulunan çözümü şu sözlerle açıklıyor: “Aslında ‘Wanted’ gibi bir filmin Prag’da çekilmesi bile başlıbaşına bir zorluktu. Chicago’ya benzer ortamların yeniden yaratılması gerekiyordu. Ancak Prag kenti film çekmek için en ideal yerdi. Ayrıca özel efektlerimizin hazırlandığı Moskova’ya da yakın olması ayrı bir avantajdı. Çekimleri Prag’da sürdürürken eşzamanlı olarak efektleri de Moskova’da hazırladık. Filmi çektikten sonra Rusya’da efektlerin birleştirilmesi işlemini yaptık.”
“Wanted”ın çekimlerine başlamadan önce Bekmambetov, Prag’da iki yıl boyunca ön çalışma yaptı. Kullanılabilecek mekanları önceden tanıyor olması ayrı bir avantaj getirdi. Chicago ile ilgili iç ve dış mekanların çelik direkler, perçinler, kirişler ve temel mimari yapısıyla endüstri devrimi sonrasını yansıtması gerekiyordu. Bunun başarılması ise, Mhyre ve ekibinin homojen bir bütün halinde çalışması ihtiyacını ortaya çıkarıyordu.
Mekanlar süpervizörü Michael Sharp, uygulanan yaklaşımı şu sözlerle açıklıyor: “Loom of Fate karargahı için minimum üç katlı bir binaya ihtiyacımız vardı. Aynı zamanda iç mekan çekimlerinin çoğunu mümkün olduğunca tek alan içerisinde çekmemiz gerekiyordu. Yaptığımız araştırma sonucunda 1914 yılında inşa edilen ve 1956 yılında kapatılan eski bir şeker fabrikası binası bulduk. Filmin konusunun geçirdiği çeşitli aşamalara uygun düşecek kadar nötral bir mimari yapısı vardı. Ayrıca Loom of Fate setinin de yer aldığı beş farklı mekan olarak kullanabileceğimiz derinlik ve yeterliliğe sahipti. Fabrika alanının zemininde gerekli güçlendirme çalışmasını yaparak ağırlığı 2,5 tonu bulan ekipmanları taşıyabilecek duruma getirdik. Böylece görünümü tepeden tırnağa değiştirmemize gerek kalmadı.”
Prodüksiyon tasarımcısı Myhre ise mekanlar konusunda şu açıklamayı yapıyor: “Chicago’yu bir şeker fabrikasında yeniden yaratmak bazı zorlukları beraberinde getirdi. Bekmambetov filmin Amerikan havası taşımasını isterken bir yandan da Avrupa duyarlılığını kucaklamasını arzu ediyordu. Çekimlerin Prag’da yapılması sayesinde bu isteğini gerçekleştirdik. Amerika ve Avrupa gibi birbirinden farklı iki dünyanın en iyi yanlarını alarak bir sentez oluşturduk. İkisini birbirine karıştırmak suretiyle yepyeni bir yaklaşıma ulaştık. Böylece filmin genelinde akıp giden bir tema oluştu.”

 

The Loom of Fate (Kader Tezgahı)

“Wanted”ın en önemli setlerinden birisi The Loom of Fate (Kader Tezgahı) setidir. Aslında Loom’un çok sade bir yapısı vardır ama işlevi çok büyüktür. Dünya vatandaşlarının kaderleri dokuma tezgahına benzeyen bu merkezde örülen iplikler sayesinde belirlenir.
Bekmambetov ve senaryo yazarları, filmde öyküsü anlatılan suikastçiler grubunun özgeçmişi ve sistemin nasıl işlediğine dair detayları belirlerken mitolojiye başvurdular. Dünya mitolojilerinde dokuma olgusunu içeren çok sayıda sembol ve imajlar üzerinde çalışma yapıldı.
“Wanted”ın dünyasında, daha Wes ve Fraternity ile tanışmamızdan yüzyıllar önce kumaş dokuma tezgahları çalışırken deşifre edilebilir (yorumlanabilir) bir kod üretilmeye başlamıştır. Bu kodlarda dünyanın genel gidişatına ilişkin mesajlar vardır. Dokuma tezgahında meydana gelen bir kusur, dünyadaki bir arızalı durumun sinyalini verir. Bu kusurlar Fraternity’nin en eski üyelerinden beri dikte edilerek bugüne kadar gelmiştir. Kader kavramı ise, dünyanın genel dengesinin sürdürülmesi amacıyla sistemi bozan kişilerin öldürülmesi gerektiği üzerine dizayn edilmiştir. Loom’un emrinin yerine getirilmesi için bir suikastçi seçilir ve gerekli suikasti yaparak dünyanın gidişatını teorik olarak düzeltir. Dengeleri yeniden kurarak görevini yerine getirmiş olur.


Kumaşlar dikine gerilmiş ipliklerle dokunur. Tezgahın işleyişinde meydana gelen kusurlar hatalı dokumalara yol açar. Bu hatalar sayılarak iki rakamlı şablonlar oluşturulur. Ardından bunlar yazılı metne dönüştürülür. Sonuçta ortaya çıkan yazı, bir ölüm emrini bildirir.
Prodüksiyon tasarımcısı Myhre’nin bu konudaki yorumu şöyle: “Yeni şeyler öğrenmeyi daima sevmişimdir. Tekstil fabrikalarının ve dokuma tezgahlarının dünyası benim için tamamen yepyeni bir dünyaydı. Üretilen kumaşlarda belirli sayılar yaratacak şekilde ipliklerin manipüle edilişi şaşırtıcı bir deneyim oldu.”


Myhre filmde uyguladığı yaklaşımı şu sözlerle dile getiriyor: “Kader Tezgahı’nın filmde hayati önem taşıması nedeniyle ‘dokuma’ temasını filmin her karesine yansıtarak, genel tasarımla bütünleştirdim. Buradaki ana fikir, herşeyin aslında en baştan örüldüğü fikriydi. Örneğin Wesley’in çalıştığı ofis, duvarlarında dokuma kumaşlar olan çok sayıda küçük bölmelerden oluşan iğrenç bir ortamdır. Ayrıca Fraternity’nin dışındaki telefon hatları adeta örümcek ağları gibi karmakarışıktır. Bu gibi öğeler film boyunca çok fazla göze çarpmayacak şekilde sürer gider.”


Yapımcı Platt’in yorumu ise şöyle: “Eski İncil’de geniş kapsamlı bir numeroloji sistemi vardır. Orada kelimeler, belirli rakamlarla düzenlenmiştir. Her rakam belirli bir kodu temsil eder. Bu film için yarattığımız mitolojinin İncil’dekinden çok farklı olmadığını söyleyebilirim.”

 

Kostümler ve Makyaj Çalışması

“Wanted”ın saç ve makyaj tasarımlarının gerçekleştirilmesi görevini BAFTA ödüllü Frances Hannon üstlendi. Sıradan bir ofis çalışanıyken keskin bir suikastçiye dönüşen Wes karakterinin transformasyon süreci ile zaman geçişinin beyazperdede en inandırıcı şekilde verilmesi/yansıtılması gerekliydi.


Frances Hannon bu konudaki yaklaşımını şu sözlerle açıklıyor: “Karşıma çıkan en büyük zorluk, Wesley karakterini A’dan Z’ye nasıl ele alacağım konusuydu. Bu değişimi sunarken inandırıcılığı da sağlamak zorundaydım. Wes karakteri filmde sadece dış görünüm olarak değişmez, aynı zamanda iç dünyası da değişir. Bunu da görsel olarak göstermek istiyorduk.”


Hannon’un sözünü ettiği bu dönüşüm, eğitimi sırasında payına düşen birtakım sıyrık ve yara izleri olmadan olmazdı. Eğitimi sırasında çeşitli darbelere maruz kalmıştı. Daha önce “The Da Vinci Code” ve “Lara Croft Tomb Raider: The Cradle of Life” gibi çeşitli gerilim ve aksiyon filmlerinde çalışmış olan Frances Hannon, bu yara izlerini ekranda nasıl göstermesi gerektiğini biliyordu.


Hannon bu konuda uyguladığı yaklaşımı şu sözlerle açıklıyor: “Bu konuları yönetmenle tartıştım. Yüzünün nereden darbe alacağı, ne tipte darbe olacağı, ne kadar süre kalıcı olacağı gibi konular üzerinde konuştuk. Ertesi gün yok etmemiz gerekecekse bir aktöre büyük ve siyah bir yara koyamazdım. Bu nedenle zaman içerisinde iyileşmesi mümkün küçük bir yara veya sıyrık koyabilirdim. Çoğu zaman fikirleri beraber geliştirmiş olsak da, Bekmambetov ne görmek istediğini, nerede ve ne zaman olması gerektiğini tam olarak biliyordu.”
Kostüm tasarımcısı Varya Avdyushko, daha önce Bekmambetov ile “Night Watch” ve “Day Watch” adlı filmlerinde beraber çalıştığı için yönetmeninin beyninde sürekli akan yeni fikirlere alışkındı. Senaryoyu aldıktan sonra herşeyden önce karakterleri anlamaya çalıştı. Her biri için ayrı ayrı davranış ve alışkanlık kalıpları yarattı, beyazperdeye yansımasını umduğu detaylar ekledi.


Varya Avdyushko uyguladığı yaklaşımı şu sözlerle açıklıyor: “Fraternity içerisindeki her karakter için farklı küçük bir davranış özelliği bulmaya çalıştık. Örneğin vahşi ruhlu bir haydut olan Butcher karakteri parlak sarı renkte spor ayakkabılar giyer. Öldürdüğü sırada ayakkabılarının üstüne kan sıçramaması için şeffaf selofan sarar. Gunsmith karakteri asla abartıya ihtiyaç duymaz. Her zaman çok düzenli ve titizdir. Sadece ihtiyacı olan eşyaları taşır. Exterminator ise kafasını farelere takmıştır. Bu nedenle onun beline farelerini de yanında taşıyabileceği kavanozlar ve çeşitli araçlar taktık.”


Film boyunca süregelen “eski ile yeninin kreatif birleşimi” teması, karakterlerin giydiği elbiselere de yansıdı. Avdyushko’nun bu konudaki yorumu şöyle: “Meksika ve günümüz modern Amerika’sı gibi yerlerden aldığım kostümlerdeki unsurları kullandık. Ancak düğmeler gibi küçük detaylar için antikalara başvurduk. Sonuçta bunlar, karakterlerin önemli birer parçasıydı. Onların kim olduğunu ve nasıl yaşadığını simgeliyordu.”

 

Katil Eğitimleri

Bir Fraternity üyesinin hayatını nasıl yaşadığını tanımlarken fiziksel çevikliğin önemi yadsınamaz. Onların vücutları adeta işlerinin bir parçası gibidir. Fraternity suikastçileri birer süper insan olmadıkları halde karakter yapılarına belirli güçleri de yüklemişlerdir. Bu da onlara en fanatik ve devamlı spor salonu müdavimlerinin bile taklit etmekte zorlanacağı ekstra fiziksel güçler sağlar.


Fraternity üyelerinin fiziksel anlamda çevik yapıya sahip olması nedeniyle aralarında en aktif olan ikisini canlandıran James McAvoy ile Angelina Jolie’nin fiziksel eğitim alması gereği ortaya çıktı. Özellikle de James McAvoy’un daha çok gayret göstermesi, zayıf ama adalesiz vücudunu rekor sürede acımasız bir katilin çevik bedenine ikna edici biçimde dönüştürmesi gerekiyordu.


Normalde ince yapılı olan James McAvoy’a fiziksel eğitim vermesi için kişisel fitness eğitmeni Glenn Chapman ile anlaşma yapıldı. Glenn Chapman, genç aktörü çevik yapılı Wesley’e dönüştürmek için neler yaptığını şu sözlerle açıklıyor:


“McAvoy’u eğitmenin en büyük zorluğu ona kilo aldırmak oldu. Londra’da eğitime ilk başladığımızda 62 kilo civarındaydı. Prag’daki çekimler öncesinde 74 kiloya çıkartmayı başardık. Verdiğimiz eğitim limitli nitelikteydi ve çeşitli tekniklerin kombinasyonu şeklindeydi. Özellikle adale yapıcı çalışmalar başta olmak üzere farklı yapıda ve farklı hızdaki ağırlık eğitimlerini yaptık.”


“Wanted”da oynamak için sözleşme yaptığı günlerde, kendisini bekleyen fiziksel çalışma sürecinin farkında bile olmadığını itiraf eden James McAvoy, eğitimler konusunda şunları söylüyor: “Aslında ben tembel mizaçlı birisiyimdir. Jimnastik salonuna gitmektense köpek maması yemeyi tercih ederim. Bu eğitim benim için büyük bir değişiklik oldu. Eğitmenim bazen beni öyle çok zorladı ki, artık hasta olsam da eğitimden kurtulsam diye dua ettiğim anlar oldu. Bana bol bol yemek yedirdi. Hem de günün en kötü anlarında iğrenç şeyler yemek zorunda kaldım. Ancak Wes karakterinin ihtiyaç duyduğu beden yapısına sahip olmak için başka çarem de yoktu.”


“Wanted”ın neredeyse her sahnesinde yer alan James McAvoy, bugüne kadar oynadığı filmler arasında fiziksel açıdan en zorlayıcı filmde kamera karşısına geçtiği halde dublör kullanmama konusunda ısrarcı davrandı. Aktörün fiziksel güç gerektiren sahnelerde de oynamaya istekli olduğunu gören dublör koordinatörleri, kendi hareketlerini kendisinin yapmasına izin vermek zorunda kaldılar.


Fox rolünde oynayan Angelina Jolie, rol arkadaşının aksiyon sahnelerinde kendisinin yer alma isteğini şu sözlerle yorumluyor: “Filmde benim oynadığım Fox karakterinin Wesley’i dövdüğü bir sahne vardır. Dublör ekibindeki arkadaşlar, McAvoy için yumruğu yediği zaman hemen kendisini yere atan dublör özelliklerine sahip olduğunu söylemişlerdi. Haklı olduklarını gördüm. Benden yumruğu yeyince hemen kendisini yere atıverdi. Onunla çalışmak gerçekten çok keyifliydi. Başka insanlara yumruk attığım sahnelerde oynamaktan her zaman zevk almışımdır ama çok sert vurmamaya çalışırım. Özellikle de elime muşta taktığım zamanlarda çok tehlikeli olabilir.”


Son sözler

“Wanted”ın çekimleri başta Prag ve Chicago olmak üzere farklı mekanlarda gerçekleştirildi ama filmin sunduğu dünya mekanlardan bağımsız olarak hep aynı kaldı. Herşey genellikle Wesley’in gözünden verildi. Bu da onun düşünce ve duygularının yanısıra çok özel bir probleminin de izleyiciye görsel açıdan sunulması anlamına geliyordu.


Wesley’in önceki yaşamında anksiete ve güvensizlik duygusundan kaynaklanan acıları vardır. Ondaki bu durumu bazen öyle ekstrem boyutlara varır ki, kalbinin hızlı atmasına ve hem fiziksel hem de psikolojik değişikliklere girmesine yol açar. Kendisinde meydana gelen bu durumların şiddetli anksiyete(endişe, korku,kaygı, sıkıntı hali) ataklarına bağlı olduğunu düşünmektedir.


Ancak Fox sayesinde Fraternity örgütüne katıldıktan sonra bu durumunun aslında genetik olduğunu, babasından geçtiğini öğrenir. Ayrıca bu bir lanet değil, aslında bir ödüldür. Kalbinin delicesine çarptığı sıralarda kanına bol miktarda adrenalin salgılanmaktadır. İç dünyası şaha kalkmış şekilde hızlanırken dışarıdaki dünya adeta sürünürcesine yavaşlamaktadır.


Aslında var olmayan bir dünyayı inandırıcı şekilde yaratmanın Timur Bekmambetov’un uzmanlık alanı olduğu söylenebilir. Bekmambetov’un sunduğu dünya kimi zaman içinde yaşadığımız dünyayı çağrıştırıyor olsa da içinde yaşadığımız dünyaya kıyasla çarpıtılmış, başka anlamlar yüklenmiş bir dünyadır.


Yapımcı Marc Platt’ın “Wanted” ile ilgili son yorumu şöyle: “İzleyicinin bu filmden keyif alacağını, çok eğleneceğini ama aynı zamanda beyazperdede çok orijinal bir dünya göreceğini umuyorum. Bir Cuma gecesinde film seyretmeye gitmek için bir sebepleri olması gerekir. Gerçek anlamda geniş ufuklu bir yönetmenin usta elinden çıkmış heyecan verici yolculuğa harika karakterlerle beraber çıkmak isterler. Yaptığımız filmde tam olarak bunu başarmaya çalıştık.”


Angelina Jolie ise şöyle bir yorum getiriyor: “Bence bu filmin en güzel yanı, James McAvoy’un bir aksiyon kahramanı olarak ortaya çıkmasıdır. Sonuçta o aksiyon filmlerinin starlarından birisi değildir. Ancak bu filmde kahraman olarak karşımıza çıkınca izleyici açısından hoş bir sürpriz olacak. Günlük hayatında ofislerde çalışan izleyiciler onu görünce, ‘Eğer onun yerinde olsaydım, ofisimdeki küçük bölmede çalışırken ve hayatım berbat giderken böyle güçlere sahip olsaydım, üstelik böyle güçlere sahip olduğumu bilmeseydim ne yapardım?’ diye düşünüp onu kendisine yakın hissedecektir. James her hareketiyle beni çok şaşırttı. Bu filmde ideal aksiyon kahramanlarının tam karşıtı olarak Wesley’in öyküsü olacak. Ancak James sıradan insanı temsil etti ve bence onu izlemesi çok güzel ve çok keyifliydi.”


Peki bir sıradan insan / kahraman neler hisseder? Bunu da James McAvoy’un kendisinden dinleyelim: “Bu filmi yaparken kendimi yeni bir aksiyon filmi yapar gibi görmedim. ‘Wanted’da oynarken içimdeki 14 yaşındaki çocuk çok heyecanlıydı. Wesley karakterini oynama fırsatının çıkmasına minnettarım. Kimbilir belki de böyle bir filmde oynamayı içimdeki 14 yaşındaki çocuk istemiştir, ne dersiniz? Bu filmde oynamaktan büyük keyif aldım. Benim için büyüleyici bir deneyim oldu.”


“Wanted” ile ilgili son sözleri Timur Bekmambetov söylüyor: “Bu filmde çok farklı bir dünyayı keşfeden sıradan bir adamın öyküsü anlatılır. Keşfettiği dünya aslında yanıbaşındadır ama o bunun farkında değildir. Kendi çevremizde de öyle değil midir? Evinizden iki blok ötede hayatınız boyunca hiç görmediğiniz, dolaşmadığınız, yürümediğiniz yerler vardır. Bir gün farklı bir yol takip eder ve yepyeni yerler keşfedersiniz. Wesley de o dünyanın aslında orada olduğunu bilmez. Şimdi orada olduğuna göre ne yapacaktır?”