Coen Kardeşler'den orta yaş komedisi

Coen Kardeşler'den orta yaş komedisi
Coen Kardeşler'den orta yaş komedisi
Coen biraderlerin senaryosunu yazıp yönettiği filmde orta yaş krizindeki insanların komik ve yürek burkan hikâyeleri anlatılıyor. George Clooney ve Brad Pitt 'gerzek' halleriyle kamera karşısında


FİLMİN FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYINIZ

İHTİYARLARA YER YOK APTALLARA VAR...UĞUR VARDAN'IN YAZISI İÇİN TIKLAYIN

GÖSTERİMDEKİ DİĞER FİLMLER İÇİN TIKLAYIN


ARAMIZDA CASUS VAR

Yönetmen : Joel Coen, Ethan Coen
Senaryo : Joel Coen, Ethan Coen
Oyuncular : Tilda Swinton, Brad Pitt, John Malkovich, George Clooney, Frances McDormand, J.K. Simmons, Richard Jenkins, Lenny Venito, Logan Kulick, Kevin Sussman
Yapımcı : Tim Bevan, Eric Fellner, Joel Coen, Ethan Coen



FİLMİN KONUSU

Amerikan Gizli İstihbarat servisi CIA’de çalışan Osborne Cox (John Malkovich) görevine son verildiğini öğrendiğinde durumu hiç de hoş karşılamaz. Yaşadığı şehre dönüp kendini anılarını yazmaya ve içmeye adar. Osborne’un karısı Katie (Tilda Swinton) için bu haber pek de büyük bir yıkım olmaz, ne de olsa polis teşkilatından Harry Pfarrer (George Clooney) ile ilişkisi vardır ve en kısa sürede kocasını terk etmeyi planlamaktadır.

Öte yandan Washington D.C.’nin bir başka köşesinde bambaşka bir dünya vardır. Hardbodies Spor Salonu’nda çalışan Linda Litzke’nin (Frances McDormand) aklı fikri estetik ameliyatlardadır ve kendisine karşı güçlü duygular hisseden spor salonu müdürü Ted Treffon (Richard Jenkins) in duygularından habersiz internet üzerinden kendine erkek arkadaş aramaktadır.

Eski CIA ajanı Osborne’un anılarının bulunduğu bir CD, spor salonunda çalışan Linda ve Chad (Brad Pitt)in eline geçer. Chad, CD’nin içindekilerin önemini anlayınca Osborne’a şantaj yapmaya başlar. Ted’in de ön gördüğü gibi işler yavaşça çığırından çıkarken, bir dizi birbirinden komik durumlar yaşanmaya başlanır.




YAPIM NOTLARI

“Aramızda Casus Var” filminde Coen kardeşler, görevinden alınmış bir CIA ajanının kaybettiği, içerisinde son derece önemli bilgilerin olduğu bir bilgisayar dosyasının, spor salonunda çalışan iki kafadarın eline geçmesi ile ilgili, yer yer kara mizaha kayan, seksi bir durum komedisine imza atıyorlar.


Birbiri ardına gelişen olaylar dizisi ile işler çığırından çıkarken, gizli bilgileri ele geçirmek isteyen şeytani güçlerin de devreye girmesiyle gizem perdesi aralanıyor.

Joel Coen, geçtiğimiz yıl vizyona giren “Aramızda Casus Var”ın senaryosunu No Country for Old Men’i filme uyarlarken yazdıklarını söylüyor. Ethan Coen projenin doğuş fikri ile ilgili olarak şöyle ekliyor: “Tanıdığımız ve bir arada görmekten hoşlanacağımız oyuncular için bir takım roller üzerinde çalışmaya başladık. Brad hariç oyuncuların hemen hepsi ile, George Clooney, Richard Jenkins, Frances McDormand ile daha önceden çalışmıştık. Bu oyuncuların canlandıracağı karakterler üzerinde çalıştık ve oyuncuları görmek istediğimiz türden sahneler yarattık.” Joel Coen şöyle devam ediyor.”Daha önce ikişer kez George ve Richard ile çalışmıştık. Fran ile de dört film çektik. Bu isimler, bize kendileri için karakter yazmamız konusunda ilham veren isimler. Tıpkı Brad gibi, John Malkovich ile de uzun süredir beraber çalışmak istiyorduk. Bu yüzden onun rolü de özellikle Malkovich düşünülerek yazıldı.”

Coen’ler “Aramızda Casus Var”daki karakterlerin dangalak olduğunu söylerken, ancak filmdekilerin sevimli dangalaklar olduğunun altını çiziyor ve ekliyor: “Oyuncularımızdan da içlerindeki dangalağı ortaya çıkarmalarını istedik.” Joel Coen sözlerine şöyle devam ediyor. “Film hayatında profesyonel, kişisel ya da cinsel krizler geçiren bir grup orta yaşlı bireyin, ulusal güvenlik kavramı ekseninde gelişen hikayesini konu ediniyor. İşte bu yüzden filme bir Washington masalı diyoruz. Öykü birbirinden ilgisiz iki dünyayı bir araya getiriyor. Vücut geliştirme merkezleri ve ulusal istihbarat merkezi CIA. Bir de bunların arasına internet üzerinden sevgili arama meselesi giriyor.”

“Film bizimde yabancı olmadığımız türe ait bir film, komedi. Daha önce pek çok komedi fimi yaptık ancak Washington D.C.’de geçen, komplolu, casuslu bir film daha önce hiç yapmamıştık.” diyor ve ekliyor Ethan Coen. “Yıllar, yılar önce Super 8 formatında bir Advise ve Consent uyarlaması yapmıştık. O zamandan bu yana Amerikan politikası ile ilgili bir film yapmamıştık Maalesef o filmin uyarlandığı Allen Drury’nin romanına ilişkin hakları satın alamamıştık. Bu yüzden film ticari bir gösterim şansı bulamamıştı. “Aramızda Casus Var” bir bakıma bizim Tony Scott/Jason Bourne-vari filmimiz. Tabii bu türün içinde patlama sahneleri olmayan bir variasyonu.”

“Bir nevi ‘Mayıs 6 Gün’ tarzı bir film” diye ekliyor Joel.

Daha önce de politik yanı ile ön plana çıkan filmlerde oynamış ve yönetmeniş olan oyuncu George Clooney “Her ne kadar filmin öyküsü Washington’da geçiyor olsa da, bu film akıllara durgunluk verecek kadar aptal insanların yaptıkları salakça şeylerle ilgili bir film. Karakterlerin politikacı olmamaları bence filmi daha da ilginç kılıyor.” diyor.

“Benimle irtibata geçtikleri anda, projeyi kabul edeceğimi biliyordum. Bundan daha iyi ne olabilir ki? Eninde sonunda, Coen biraderlerden bahsediyoruz. Biraderler, daha önce başkalarının bir oyuncu olarak size vermeyi düşünmeyeceği cinsten rolleri yaratıp kendinizi kanıtlamanıza olanak sağlıyorlar. Ancak bu kez rolü benim düşünerek yazdıklarını öğrendiğimde gerçekten endişelendim….”

Ethan Coen ise konuyla ilgili olarak şöyle söylüyor. “George yaşlandıkça onun oynamasını istediğimiz karakterler de yaşlanıyorlar ancak daha aklı başında olgun karakterler haline gelmiyorlar.”

“Harry, Coen’lerin diğer filmlerinde canlandırdığım ahmaklara benzemiyor. Karakterin hüzünlü, salak bir yanı var. Ancak öte yandan ‘O, Brother Where Art Thou?’da ki Everett’de mesela olmayan kötücül bir yanı da var Harry karakterinin. Senaryo daha ilk okuyuşta beni içine çekti. Çok çılgıncaydı. Okurken kendimi kaptırdım. Sakalımı uzatıp sete geldim. Nihayet Fran ile çalışma şansını yakalamıştım.” diye söze giriyor Clooney.

Francess McDormand’ın senaryo ile ilgili ilk düşünceleri ise epeyce farklı: “Senaryoda kendi karakterim ile ilgili ilk sahnede aynen şunlar yazıyordu. –Bir kadının kıçını yakın plandan görüyoruz. Beyaz. Solgun. Çıplak. Orta yaşlı – İnsan böyle bir şeyi okup, böyle bir senaryoyu nasıl okumaya devam eder. Böyle bir rolü nasıl kabul eder?”

Ethan Coen ise Francess McDormand’ın senaryoya dahil edilmesi ile ilgili şunları anlatıyor: “Francess’i düşünerek bir senaryo yazmak çok eğlencelidir. Çünkü onun harika bir oyuncu olduğunu ve çok iyi bir iş çıkaracağını bilirsiniz. Ancak o senaryoyu Fran’e okutmak o kadar eğlenceli bir deneyim değildir, çünkü senaryoyu okurken size bağrınmaya başlar.”

“Coen’lerle yaklaşık 25 yıldır çalışyorum. Onların ilk filmi Blood Simple aynı zamanda benim de ilk filmimdi. Başlangıçta karakterime neyi neden yaptırdıklarını hiçbir zaman anlamamışımdır ama eninde sonunda her zaman istedikleri şey, işe yarar.”

Brad Pitt de uzun zamandan beri bir Coen kardeşler filminde oynamak için can atıyormuş. Sonunda beklediği teklif gelmiş. Yakışıklı aktör karakteri ile ilgili olarak şöyle konuşuyor: Başlangıçta sürekli sakız çiğneyen, aklı fikri içtiği enerji içeceğinde olan, ipod bağımlısı tam bir salağı canlandırmaktan endişelendim. Joel’le Ethan’a ama bu adam tam bir geri-zekalı dedim.” Clooney ise Brad Pitt’in performansından çok etkilenmişe benziyor. “Brad bu filmdeki oyunculuğu ile göz dolduracak.”

Joel Coen, Pitt’in kısa süre içinde role adapte olduğunu söylüyor. “Tıpkı o da, George gibi, salak bir karakteri oynamaya bayıldı. Filmde gerçekten çok komik görünüyor.” McDormand da Brad Pitt ile oynadığı bazı sahnelerde gülme krizine girmemek için çok uğraştığını söylüyor.

Pitt, gibi Kohn Malkovich de uzun yıllardan beri Coen kardeşlerle çalışma istiyormuş. Beni arayıp, benim için bir rol yazdıklarını söyledikleri zaman çok mutlu oldum. Bütün senaryo, insanların kendilerini değiştirme çabaları ile ilgiliydi.

Cox’un karısı Katie’yi oynayan Tilda Swinton da rolünden son derece memnun. “Filmde çok eğlenceli repliklerim var. Mesela “Kesin aptallığı!”. Katie bir aptallar ordusu ile birlikte olduğunu hissediyor ve hemen her şey için kızgınlık duyuyor. Kocasından ve hayattan beklentileri ile ilgili düş kırıklığı hissediyor.

Richard Jenkins’in oynadığı Ted Treffon karakteri de büyük bir hayal kırıklığı içinde. Ne de olsa, Francess’ın oynadığı karaktere karşı delicesine bir aşk besliyor ancak duygularına karşılık bulamıyor. “Daha önce de Frances’le birlikte iki filmde rol almıştık ama karşılık sahnelerimiz yoktu. Bu film bana onunla çalışma fırsatı verdi. Frances gerçekten de herkesin söylediği gibi olağan üstü bir oyuncu.”

ÇEKİM NOTLARI

“Aramızda Casus Var” filmini bu oyuncu kadrosu ile birlikte gerçekleştirmenin karşısındaki en büyük sorun, oyuncuların zamanlamalarından kaynaklanmış. Bütün oyuncuların uygun oldukları bir tarih bulunamadığı için Coen kardeşler No Country For Old Men filminin çekimini öne alarak, “Aramızda Casus Var” ileri itmişler.

“Her şey oyuncuların takvimine bağlıydı” diye açıklıyor Joel Coen. “Bütün oyuncuların takviminde kesişen kısa bir tarih aralığı yakaladık. Filmin çekimlerini o arada tamamlamız gerektiğini biliyorduk” diye ekliyor Ethan Coen.

Coen’ler Focus Features ve Working Title Films’le iki filmlik bir anlaşma imzaladıklarında “Aramızda Casus Var” bu iki filmin ilk filmi olarak düşünülmüş.

Working Title Films’in yöneticileri Tim Bevan ve Eric Fellner’in Coen’lerle işbirliği eskilere dayanıyor. Fargo (McDormand’a En İyi Kadın Oyuncu Oscar’ını getiren film), The Hudsucker Proxy, The Big Lebowski, O Brother Where Art Thou (Clooney’e Altın Küre kazandıran film), The Man Who Wasn’t There filmleri hep Working Title işbirliği ile gerçekleşmiştir.

Focus’un başkanı olan John Lyons’un da Coen’lerle ilişkisi eskilere dayanıyor. Lyons, Raising Arizona, Miller’s Crossing, Barton Fink, The Hudsucker Proxy, Fargo, and The Big Lebowski filmlerinin kast yönetimini üstlenmiş.

Coen’ler yapım şirketi ile kurdukları işbirliğinin yanı sıra, filmdeki başka pozisyonlar için de bir önceki filmleri No Country For Old Men’de çalışan kostüm tasarımcısı Mary Zophres, prodüksiyon tasarımcısı Nancy Haigh, makyaj yönetmeni Jean Black ve ses tasarımcısı Peter Kurland ile senaryo danışmanı Tom Johnston ile çalışmaya karar verdiler.

“Bu insanlar yaptıkları işte bir numaralar. Film için ne gerekiyorsa yapmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Böylesine özel bir ekip yaratabildiğimiz için kendimizi çok şanslı hissediyorum diye” ifade ediyor kendini Joel Coen. Ekibe bahsi geçen tanıdık isimlerin yanı sıra, Coen’lerle daha önce de pek çok kez çalışmış besteci Carter Burwell ile daha önce hiç Coen filmlerinde çalışmamış olan saç tasarımcısı Lyn Quinyou (Memoirs of a Geisha) ve dört defa Oscar’a aday gösterilen görüntü yönetmeni Emmanuel Lubezji’ki de (Children of Men) katıldı.

Washington D.C’de geçen filmin birkaç dış mekan sahnesi haricinde tüm çekimin New York’ta yapılmasına karar verildi. Bu kararın alınmasındaki iki önemli etken vardı. İlki Coen’ler evlerinden ve ailelerinden uzak kalmak istemiyorlardı; ikincisi de Clooney aynı zamanda New York’ta çekilen başka bir filmde de yer alıyordu.

Çekimlere ilk olarak Katie Cox’un avukatı ile buluştuğu sahne ile başlandı. Hikayede bu sahne her ne kadar Washington D.C.’de geçiyor gibi görünse de, pek çok sahne gibi bu kısım da Manhattan’da çekildi.

Çekim ekibi daha sonra Paramus, New Jersey’in yolunu tuttu. Burada Hardbodies Spor Salonu’nda geçen sahneler çekildi. Kısa bir süre öncesine kadar Tower Records tarafından kullanılan boş bir bina, Gym Source’dan alınan spor malzemeleri ile filmin çekildiği spor salonuna dönüştürüldü. Set tasarımı o kadar başarılıydı ki, Paramus’lular bile spor salonu setini gerçek zannedip, üyelik koşullarını öğrenmeye çalıştılar.

Çekimleri bir hafta süre spor salonu sahnelerinin ardından eki bu kezde Brooklyn Steniner Stüdyolarına giderek Linda’nın evi ve Washington’daki Rus Büyükelçiliği sahnelerinin çekimine devam etti. Bir sonraki çekim mekanı ise New Rochelle oldu.

Prodüksiyonu en zorlayan noktalardan birisi Brooklyn’de yapılan dış çekimler oldu. Brooklyn’in dokusu Georgetown’u andırmadığından, birkaç sokakta önemli değişiklikler yapıldı ve bazı evlerin dış cepherli boyandı.

Filmin oyuncu kadrosu, bulunduğu her noktaya paparazzi çekiyor olsa da, çekim süreci hemen her Coen kardeşler filminde olduğu gibi sorunsuz geçti.

Jenkins, Coen’lerin oyuncu yönetimi ile ilgili olarak: “Oyunculara sorumluluk veriyorlar. Ne istediklerini biliyorlar ama aynı zamanda sizden de karaktere bir şeyler katmanızı bekliyorlar” diyor. Daha önce de Coen’lerle pek çok kez çalışmış olan McDormand yönetmenlerin çalışma disiplininin oyunculuğuan nasıl yansıdığı ile ilgili bir soruya ise şöyle cevap veriyor. “Joel ve Ethan her detayı önceden ince ince planlıyorlar. Bu da oyuncuya inanılmaz bir avantaj sağlıyor. Çekim sırasında neyi, nasıl çekeceklerini belirlemek için karar vermelerini beklemeniz gerekmiyor. Bu kadar planlı olmalarına rağmen, sabit fikirli de değiller. Bir noktaya kadar doğaçlamaya açıklar ancak doğaçlama özellikle seçtikleri bir anlatı metodu değil. İki kişi olmaları ve ortak bir karar mekanizması geliştirmiş olmalarının setteki diğer insanlarla iletişimlerinde pek çok faydası oluyor. Ne istediklerini çok daha kolay anlatabiliyor çünkü aynı sorun üzerinde öncesinde nasıl olsa kendi aralarında tartışıp, düşünmüş oluyorlar.

Swinton, McDorman’a katılıyor. “Coenler sette yapacaklarına daha masa başında yazarken karar veriyorlar. Sete çıktıklarında bir nevi orkestra şefine dönüşüyorlar. Bana göre “Aramızda Casus Var”da bir nevi klasik Coen kardeşler virtüözlüğü var. Çekimler tek kelime kusursuz ve bir aile sıcaklığında tamamlandı. Onların çalışma disiplini ve ritmi ile sette olmak insana mutluluk veriyordu George ve benim kahkaha krizlerine girdiğimiz anlar haricinde her şeyin yolunda gittiği, tek kelime ile kusursuz bir çekimdi. Clinton ve Swinton “Aramızda Casus Var”dan önce hali hazırda Michael Clayton’dan birlikte çalışmalardı ve bu filmdeki rolü Swinton’a bir Oscar kazandırmıştı.

Clooney, Coen kardeşlerin yönetmenlik disiplinine hayranlığını şu sözlerle dile getiriyor. “Ben de kendi yönettiğim filmlerin setlerinde, Coen’lerin set yönetimine benzer bir metot uygulamaya çalışıyorum. Çünkü şu ana kadar çalıştığım en rahat yol bu oldu. Size kendi fikirlerinizi sunma, role bir şeyler katma fırsatını veriyorlar ama öte yandan ne istediklerini de çok iyi biliyorlar. Çektikleri sahne ya da senaryo ile ilgili son derece belirli bir planları olduğunu anlıyorsunuz. Storyboard kullanmanın önemini Coen’lerl çalışırken anladım. Her detayı, her planı önceden ince ince çizdirip tüm ekibe dağıtıyorlar. Bu çizimler setteki herkesin işini kolaylaştırdı. Ben de kendi yönettiğim filmler için aynı storyboard çalışmasını kullanmaya başladı.”

Bu noktada John Malkovich söze girerek “Coen’ler nasıl film çekeceklerini çok iyi biliyorlar. Ancak kontrol tutkunu değiller. Filmin her karesinde ne olması gerektiği, nasıl çekecekleri, o çekimleri nasıl kurgulayacakları ile ilgili çok net fikirleri var. Hiçbir şey için boşuna zaman kaybetmiyorsunuz. Bu sayede işler inanılmaz derecede hızlı ilerliyor” diyerek Clooney’e katılıyor.

Clooney “Coen kardeşler birlikte çalıştığımız her filmde bana takıntılı bir karakter yazdılar. O Brother’daki karakter saçına kafayı takmıştı, Intolerable Cruelty’deki karakter ise dişleri ile kafayı bozmuştu. Bu filmde ise… neyse nasılsa kendiniz göreceksiniz.

Frances McDormand şöyle diyor: “Filmde ilginç olan, orta yaşlı ve bir türlü hayatını rayına sokamamış orta yaşlı insanların yer yer komik, yer yer hüzünlü hikâyeleri anlatılıyor. Film, gerçekten çok komik ama karakterlerin hepsinin yürek burkan bir yanları da var. Sinemaya giden pek çok orta yaşlı insan var. Ben seyircinin oynadığım karakterle kendini özdeşleştirebileceğini, onun dünyayı algılayış şeklini anlayacaklarını düşünüyorum.”

Clooney karakterini canlandırma konusunda zorlanıp zorlanmadığı sorusunu şöyle yanıtlıyor: “Ethan ve Joel’le yaptığımız filmlerde sürekli olarak, ahmak tipleri canlandırıyorum. Karakteri oluşturmaya çalışırken kostüm sorumlusu Mary’e altın zincir takıp takamayacağımı sordum. Takabileceğimi öğrendiğim anda karakterim tam olarak gözümün önünde canlanmış oldu. Bel üstü pantolan giyen tam bir gerzek. Başta bu kıyafetlerle ortada gezme fikri beni rahatsız etti ama sonra bir de Brad’e baktım. Bütün film boyunca bir taytla etrafta geziniyordu. Halime şükrettim”