Denizden yeni mi çıktı neydi...

Denizden yeni mi çıktı neydi...
Denizden yeni mi çıktı neydi...
İrlandalı usta yönetmen Neil Jordan, son filmi 'Ondine'de 'denizkızı' efsanesini modern bir masalla önümüze atıyor. Öyküde başrolleri, bu filmin çekimleri esnasında tanışıp birbirlerine âşık olan Colin Farrell ve Alicja Bachleda paylaşıyor
Haber: UĞUR VARDAN / Arşivi

FİLMİN FOTOĞRAFLARI VE FRAGMANI İÇİN TIKLAYIN

VİZYONDAKİ DİĞER FİLMLERİ GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN

Bu hafta dört film birden vizyona giriyor


Neil Jordan, bir önceki adımında Jodie Foster’dan bir intikam meleği yaratıyordu. ‘Brave One’, günümüz hukuk sistemine açmazlarına ve ‘yumuşak başlılığına’ itiraz ederken Charles Bronson’lu ‘Death Wish’ ya da Clint Eastwood’lu ‘Dirty Harry’ler kadar şimdiki zamandan Kevin Bacon’lı ‘Death Sentence’la ya da Sean Bean’li ‘Outlaw’la da akrabalıklar kuruyordu (bizim buralardan da ‘Barda’yla elbette ki). Öfkeli bir filmdi ‘Brave One’ ve ancak ‘Ateş düştüğü yeri yakar’ diyenlerin anlayabileceği bir haletiruhiye taşıyordu. Politik doğruculuk açısından elbette eleştirilecek bir noktada dönüp dolaşıyordu öykü. Ama bana kalırsa Jordan’ın enfes anlatımı, felsefi tabanı da düşünüldüğünde kayıtsız kalınamayacak bir film ortaya çıkarmıştı.
İrlandalı büyük usta, son filmi ‘Ondine’de ise (işte yine bir film, kimsenin akıl edemeyeceği, derin mi derin bir referanslara sahip imalarla dolu bir isimle, ‘İlahların Aşkı’ gibi muazzam bir Türkçe çevrim adıyla gösterime giriyor!) daha bir iç sulara dönüyor. Hem yurdunda bir film çekiyor, hem de mutluluğun resmini çizmeye çalışıyor. ‘Ondine’, en basit tanımıyla bildiğimiz denizkızı efsanesinin modern bir öyküde karşımıza gelmesi. Alkol problemi yüzünden mutlu yuvası dağılmış yalnız bir balıkçı olan Syracuse’un hayattaki en önemli varlığı böbrek yetmezliği çeken ve diyaliz makinesine mahkûm kızı Annie’dir. Bir İskoçla yaşayan eski karısı Maura’nın yanında kalan Annie’yle belli zamanlarda buluşan Syracuse’un ağlarına günün birinde çok güzel bir kadın takılır (hoş, ‘balık etli’ değildir ama).

Eftalya’ya selam olsun
Balıkçı, adının ‘Ondine’ olduğunu söyleyen bu kadını ‘rahmetli’ annesinin eski metruk evinde ağırlarken yavaş yavaş hayatının bir parçasına dönüştürür. Kızı Annie’ye ise ‘Bir zamanlar’ diye başladığı masallarını anlatırken aklına bir ‘Denizkızı’ esprisi de düşürür. Küçük kız soluğu kütüphanede alır ve yörede ‘Selkie’ adı verilen denizkızlarına ait söylenceleri araştırır. Çok geçmeden de babaannesinin evinde Ondine’le tanışır. Lakin bu esrarengiz kadının peşinde esrarengiz bir adam vardır ve onun nerede olduğunu bulmuştur...
Neil Jordan’ın fantastik öykülere olan yakınlığı malum. Ta en başlardan, ‘The Company of Wolves’tan bu yana gündelik trajedilere bile hafif ya da ağır dokunuşlarla fantastik bir boyut katmayı hep bildi. ‘Ondine’ ise elbette bir ‘Vampirle Görüşme’, ‘Ağlatan Oyun’, ‘Mona Lisa’ ya da ‘Pluton’da Kahvaltı’ sikletinde bir yapım değil. Ama, yönetmenin ‘modern bir peri masalı’ anlatmak hedefini karşılıyor. Film, İrlanda’nın soğuk renklerini ve atmosferini Cork şehri nezdinde (futbolseverler bu kenti, yıllar yıllar önce Galatasaray-Cork City eşleşmesinden hatırlayacaklardır) peliküle taşırken özellikle görüntü yönetmeni Christopher Doyle’un (‘In The Mood for Love’, ‘Paranoid Park’, ‘The Limits of Control’) karanlık tabloları hatırlatan kadrajlarından da yararlanmış. Peki bunca yoğun ve karamsar atmosferden nasıl bir peri masalı çıkmış derseniz, cevabımız ‘Buyrun salona’ olacaktır.
Oyunculuklara gelince, Colin Farrell da ‘kendi evinde’ tatmin edici bir oyun çıkarmış. Syracuse rolünde etkileyici bir yalnız adam portresi çizen Farrell, filmde sadece tatmin edici bir oyun değil, Ondine’i canlandıran rol arkadaşı Alicja Bachleda’dan bir ‘hayat arkadaşı’ çıkarmış. İrlandalı yıldız, Meksika doğumlu Polonya kökenli Bachleda’yla (uzaktan uzağa Uma Thurman’ı da hatırlatıyor, İskandinav bir havası var) sette tanıştıktan sonra sevgili olmuş ve ikilinin halihazırda bir oğulları var). Filmdeki bir başka dikkat çekici performans da minik Annie’yi canlandıran Alison Barry’den geliyor. Dakota Fanning ve Abigail Breslin’i çabuk eskiten Hollywood’un imdadına İrlanda dolaylarından Barry yetişebilir. Bu arada anne Maura’da Dervla Kirwan’ın da kısa ama öz oynadığını söylemeliyim. Sinemadaki ilk büyük çıkışını Jordan’ın ‘The Crying Game’iyle (Ağlatan Oyun) yapan Stephen Rea da, filmde yörenin papazını canlandırıyor.
Sonuç? Ben, genel olarak beğenilmeyen ‘Brave One’ı bile yeğlerim ama yine de ‘Ondine’in kendi özgü bir çekiciliği olduğunu da belirtmeliyim. Özellikle ‘M. Night Shyamalan’ın meseleyi entelektüelize eden ve geride sadece ‘şaşkın film eleştirmeni’ karakteri kalan ‘Lady in the Water’ın (bu arada bu filmin de görüntü yönetmeninin Christopher Doyle olması ilginç bir not) yanında, daha dolu bir masal olduğunun da altını çizmeliyim. Ayrıca, İrlanda’da geçen her filmde olduğu gibi ‘Ondine’de de soundtrack çok güzel; sırf bu özelliğiyle bile izlenebilir bir çalışma...

Gezegen 51
Sony Pictures animasyonu ‘Gezegen 51’ (Planet 51), komşu gezegeni istila eden bir dünyalının maceralarını anlatan bir komedi. En çok satan oyunlardan Commandos’un yaratıcısı Jorge Blanco’nun yönettiği film, dünyadan gelen astronot Chuck Baker’ın Gezegen 51’i tek başına istila etmeye çalışmasıyla başlıyor. Soylarının tehdit altında olduğunu düşünen yeşil derili gezegen sakinleri Chuck’ın peşine düşünce, Chuck gezegende sığınacak bir ev buluyor. Filmin Türkçe seslendirme kadrosunda Ali Ekber Diribaş, Arda Aydın, Nüvit Candaner, Barış Onarıcı gibi isimler var.

Şüphe
Normal başlayan bir ilişkinin gerilimli sonunu çarpıcı şekilde anlatan ‘Şüphe’ (Tale 52), psikolojik gerilim ile drama arasında gidip geliyor. Bir arkadaş yemeğinde tanışan Iosonas ve Penelope’nin ilişkisi Iosonas’ın şizofren davranışlar sergilemesiyle gerilimli bir hal alır. Psikolojik rahatsızlığı olan Iosonas, Penelope’yle oynadığı bir oyun sırasında zaman sıçraması yaşar ve hafızasını kaybeder. Bir sabah kalktığında Penolope ortada yoktur. Alexis Alexiou’nun yönetmenliğini Yunanistan yapımı filmin başrollerinde Giorgos Kakanakis, Serafita Grigoriadou ve Daphne Labroyianni oynuyor.

Off Karadeniz
Karadeniz’in yeşil doğasını ve eğlenceli insanlarını bir arada veren ‘Off Karadeniz’, İzmirli Melek’in Oflu Yunus’a aşkını konu alan bir komedi filmi. Of’a tayini çıkan hâkim Melek, Oflu Yunus’a âşık olunca, tüm aile Melek’i vazgeçirmek için Karadeniz’e taşınır. Farklı kültürlerden insanların etkileşimini vermek isteyen filmin bir özelliği de çevreci bir film olması. Uzun süre Fransa’da yaşayan Nur Dolay’ın yönettiği ‘Off Karadeniz’de Melissa Papel, Nurhayat Boz, Şuayip Ünsal ile İrfan Delibaş gibi isimler rol alıyor.


    ETİKETLER:

    diyaliz