En sonunda Şehir'de şen şakrak bir 'Vişne Bahçesi'

En sonunda Şehir'de şen şakrak bir 'Vişne Bahçesi'
En sonunda Şehir'de şen şakrak bir 'Vişne Bahçesi'
Haber: ZEYNEP AKSOY / Arşivi

Çehov’un ‘Vişne Bahçesi’ Şehir Tiyatroları’nın en sık sahnelediği oyunlardan biri. İzlediğimi hatırladığım ilk ‘yetişkin oyunu’ da o; yine Muhsin Ertuğrul’da, İsmet Ay’ın dokunaklı uşak Firs yorumu hâlâ aklımda.
Geçtiğimiz yüzyıl başında Rusya ’da yaşanan sosyal değişimleri, eski aristokrasi adapte olamayıp fakirleşirken özgürleşip zenginleşen köylülerin kültürsüzlüğüyle para hırsını topraklarını kaybetmek üzere olan aristokrat bir ailenin üzerinden işleyen oyunu Çehov fars öğeler barındıran bir komedi olarak tasarlamış fakat Stravinski rejisiyle bir trajedi olarak yorumlandığı ilk sahnelenişinden beri genel olarak içindeki komik öğeler es geçilir ve oyun genellikle melankolik, ağır bir trajedi olarak yorumlanır. Okunduğunda içindeki komediyi görmek de biraz zordur açıkçası.

Farklı yorum

Engin Alkan rejisinde komediye ve groteske hep açık olan gözünün de yardımıyla, yoğun dramatik ‘Vişne Bahçesi’ yorumlarına alışık bize bambaşka bir bakış açısı sunuyor, tahminen Çehov’u da mutlu edecek, oyundaki komediyi, ailenin Adams Familyvari hafif kaçık tuhaflığını ön plana çıkaran, kendi imzası sayılabilecek groteski saç, makyaj ve oyunculuklarda bol kullanan bir yaklaşım getiriyor. Sahne tasarımı ve ışık (Cem Yılmazer) ve kostüm (Duygu Türkekul) çok başarılı.
Fakat, komediye ve farsa yüklenilince oyunun doğasındaki traji-komikliğin dengesi biraz kaçmış, fazla gürültülü ve ‘şen-şakrak’ bir ‘Vişne Bahçesi’ bu. Kostümler dönem kostümüyken ikinci perdede, yeni zenginleri temsil eden konukların modern kostüm giymesi görsel uyumu bozuyor ve kullanılan müzikler oyunla pek bağdaşmıyor. Bunlara rağmen, getirdiği farklı yorum ve güzel görselliğiyle zevkle izlenen bir ‘Vişne Bahçesi’ bu.