Her sıkıntının çaresi aşk...

Her sıkıntının çaresi aşk...
Her sıkıntının çaresi aşk...
İletişim sorunu olan Profesör Lawrence Wetherhold orta yaş krizinin eşiğindedir. Miskin kardeşinin çat kapı gelmesi yetmiyormuş gibi eski öğrencisine de âşık olunca düzenli hayatı biraz karışır

 

 

 



FİLMİN FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYIN

Yönetmen: Noam Murro
Oyuncular: Dennis Quaid, Sarah Jessica Parker, Ellen Page, Thomas Haden Church, Ashton Holmes
Senaryo: Marc Poirier
Yapımcılar: Michael London, Bridget Johnson, Bruna Papandrea, Michael Costigan
Görüntü Yönetmeni: Toby Irwin, Prodüksiyon Tasarımı: Patty Podesta
Kostüm Tasarımı: Amy Westcott, Set Dekorasyonu: Teresa Visinare
Kurgu: Robert Frazen, Yana Gorskaya, Sanat Yönetmeni: Ron Mason
Özgün Müzik: Nuno Bettencourt
Miramax Films





Filmin Konusu

 

Profesör Lawrence Wetherhold (Dennis Quaid), entelektüel çevrelerin en parlak isimlerinden birisidir, ama aşk ve aile gibi kişisel problemlerinin çözümü sözkonusu olduğunda hiç başarılı değildir. Üniversite öğrencisi oğlu James (Ashton Holmes) ona güvenmediği için sırlarını açmaz. Ergenlik çağındaki kızı Vanessa (Ellen Page), okulunda tüm beklentilerin üzerinde başarı gösteren ama “herşeyden şikayet eden” yapıdaki babasının ayak izlerini takip eden,onun yolunda olan sivri dilli bir kızdır. Profesörün yıldızının bir türlü barışmadığı üvey kardeşi Chuck ise (Thomas Haden Church), hayatını özgürce yaşamayı adeta sanat haline getirmiştir.
Özlemini çektiği tutkuyu artık hiçbir şeyde, hatta uzmanı olduğu Victoria Dönemi Edebiyatı’nda bile bulamayan bir dul olan Profesör Lawrence, orta yaş krizinin eşiğinde dolanmaktadır. Ancak hiç hazzetmediği üvey kardeşinin aniden çıkıp gelişiyle, eski öğrencisi Janet ile (Sarah Jessica Parker) yıllar sonra tesadüfen yeniden karşılaşması aynı günlere denk gelince Wetherhold ailesinde kimi zaman eğlenceli, kimi zaman yürek burkucu olaylar zinciri birbirini izleyecek, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.
Miramax Films’in sunduğu “Smart People”ın yönetmenliğini Noam Murro üstlendi. Senaryosunu genç romancı ve kısa öykücü Mark Poirier’in yazdığı filmin yapımcılığını Michael London, Bridget Johnson, Bruna Papandrea ve Michael Costigan’ın üstlendi. Başrollerinde Dennis Quaid, Sarah Jessica Parker, Ellen Page, Thomas Haden Church, Ashton Holmes, Christine Lahti gibi güçlü isimlerden kurulu bir oyuncu kadrosu kamera karşısına geçti.

 

 

Prodüksiyon Notları

“Smart People”da dönüm noktasına gelen bir ailenin öyküsü anlatılır. Ailenin lideri Prefesör Lawrence Wetherhold, orta yaş krizini tüm boyutlarıyla yaşamaktadır. Öğrencileriyle doğru dürüst iletişim kuramayan saygıdeğer bir profesör; kitaplarını yayınlatmayı beceremeyen zeki bir yazar; kendisiyle aynı derecede zeki çocuklarını anlayamayan soğuk ve ilgisiz bir baba; aşkın kurallarının nasıl işlediğini dahi hatırlayamayan yapayalnız bir dul erkektir.
Wetherhold’ların evinde herşey durgun ve sütliman tempoda giderken barış ortamını bozan ve herşeyi değiştiren iki olay meydana gelir. Birincisi, Lawrence’ın üvey kardeşi Chuck geri dönmüştür. Her geri dönüşünde olduğu gibi ailede hırgür/savaş koparabilecek birşeyler aramaktadır. İkincisi ve en tuhafı ise, Lawrence akla hayale gelmeyecek bir şey yapmış, sırılsıklam aşık olmuştur. Ailenin her cephesinde kaos ortamı egemenlik kurarken Lawrence’ın kimi zaman zekaya, kimi zaman tehdide dayalı savunma mekanizmaları birer birer çökmeye başlar. Kendisini dırdırcı ve çekilmez bir erkek yapan özellikleriyle yüzleşirken her zaman çok istediği iyi bir ebeveyn, öğretmen ve sevgili olma yolunda hızla ve emin adımlarla ilerleyecektir.
Wetherhold ailesinin öyküsü ilk olarak Amerikalı genç romancı ve kısa öykücü Mark Poirier’in beyninde canlandı. Senaryo yazarlığına çarpıcı bir başlangıç yapan yazarın, daha önce “Goats” ve “Modern Ranch Living” adlı iki romanı, ABD’nin güneybatısındaki modern yaşamın sürrealist dokusuna gizlenen mizah ve öfkeyi keşfe çıkarken eleştirmenlerin de beğenisini kazanmıştı.
Ancak “Smart People”ı yazarken çok iyi tanıdığı akademi/üniversite ortamının dar görüşlü ve tuhaflıklarla dolu dünyasını irdelemek istedi. Sözkonusu ortam sinema tarihi boyunca çeşitli biçimlerde alaya alınmış, derinlemesine tahlil edilmişti ama Poirier’in ilgi alanında akademik ortamın farklı bir görünümü vardı: Entelektüel dünyanın kibirli ve kendini beğenmiş havasıyla şiddetli kaygılarının ardına gizlenmiş aile yaşamlarındaki coşkulu duygular ve eğlenceli olaylar… Wetherhold ailesinin entelektüel dünyasını örerken dünya sorunları konusunda ve evlerinin dışındaki dünya hakkında çok fazla bilgili ve kültürlü oldukları halde birbirlerini yeterince tanımayan aile üyelerini odak noktası olarak aldı.
Karakterlerin kendisi için çok önemli olduğunu söyleyen Poirier, onları yapılandırırken hangi yaklaşımdan yola çıktığını şu sözlerle açıklıyor:
“Çocukken çevremdekiler bana ‘Yaşlı Adam’ derlerdi. Tıpkı Lawrence gibi sürekli dırdır eden, asık suratlı ve mutsuz bir çocuktum. Bu nedenle Lawrence karakterini oluştururken kendi çocukluğumdan yola çıktım. Lawrence’in kızı Vanessa ise benim lisedeki halimin ekstrem bir versiyonudur. Çok fazla hedefi olan ama bu hedeflerinin hepsi yanlış sebeplere dayanan bir kız… Lawrence’ın oğlu James ve üvey erkek kardeşi Chuck ise, her zaman ulaşmayı istediğim kişilik yapılarını temsil ederler. Gerçek anlamda sevilmek için birşeyler yapmaya cesaret edebilen soğukkanlı görünümlü erkeklerdir.”
Poirier’in yazdığı senaryo iki ünlü yapımcının dikkatini çekmekte gecikmedi. Bunlardan birisi, film kariyerinde “Jerry Maguire” ve “As Good As It Gets” gibi eleştirmen beğenisi de kazanmış gişe canavarı yapımlar bulunan Bridget Johnson; diğeri de önceki yıl “Brokeback Mountain” ile adını duyuran, bu yıl da “American Gangster”in prodüksiyon amirliğini gerçekleştiren Michael Costigan’dı.
İki ünlü yapımcı, senaryoyu başta Nike ve Adidas olmak üzere ödüllü reklam filmlerine imzasını atan İsrail kökenli yönetmen Noam Murro’ya götürdüler. O günlerde uzun metrajlı film çekmeye niyetlenen ve çarpıcı bir öykü arayışında olan Murro’nun önüne “Smart People” tam bu noktada geldi.
“Öykünün gerçek anlamda belirli ve özgün bir ses tonu vardı. Herhangi birşeyi okurken o güçlü ses tonunu hissediyorsanız gözardı etmeniz mümkün değildir” diyen Murro, “Smart People”ın senaryosunda kendisini çekici gelen yönleri şu sözlerle anlatıyor:
“Bence bu öyküyü farklı kılan yanı, alaycılık ile üzücü yanların yarı-tatlı karışımına sahip olmasıydı. Çok ciddi konuların mütevazı şekilde ele alınması hep hoşuma gitmiştir. Bu karakterlerde dokunaklı yönler var ama aynı zamanda acı verici biçimde eğlenceli olduklarını söyleyebilirim. İnsanı fazla abartıya kaçmadan duygusuz olmaya davet eden bir öykü… Pişmanlık duygusundan yakasını kurtaramayan bir aileyi anlattığı halde kendisini fazla ciddiye almayan bir öykü olduğunu düşünüyorum. Bence asıl gerçeğe ancak bu yolla yaklaşabiliriz. Kusursuz karakterler yok. Hepsi çeşitli şekillerde hasar görmüş, yara almış karakterler ama bence harika bir başlangıç ve çıkış noktasıydı.”
Noam Murro ile yapımcıların aynı noktada buluştuğu daha ilk toplantılarda ortaya çıktı. “Noam işine odaklı ve kendi beyninin içindekileri çok iyi bilen bir yönetmendir. Filme özgün bir görsel stil getireceği konusunda ona tam ve kesin bir güven duyduk. Hem karakterler, hem de oyuncular üzerinde mükemmel bir yönetim sergiledi” diyor Bridget Johnson…
Öte yandan Mark Poirier de, filmi Murro’nun yöneteceğini duyunca aynı derecede heyecana kapıldı. Murro’nun çalışmalarıyla daha önceden karşılaştığını belirten Poirier, “Bennington Koleji’nde öğretim görevlisi olarak çalışırken ‘The Short Short Story’ adlı bir kurs düzenlemiştim. Sözünü ettiğim kurs kapsamında Noam’ın reklam filmlerini incelemiş ve aslında kısa filmi çağrıştırdıkları üzerinde tartışmıştık. Şimdi onunla beraber çalışmaktan çok heyecanlıyım” diyor.
Sonraki 12 ay boyunca yeni senaryo taslağı üzerinde beraber çalışan Murro ile Poirier, çok güçlü bir kreatif uzlaşıya varmayı başardılar. Öte yandan Groundswell Productions’tan Bruna Papandrea ile Michael London devreye girdi. Daha önce Rex Pickett’in “Sideways” adlı romanını Alexander Payne’in yönettiği Oscar adayı bir prodüksiyon şeklinde beyazperdeye uyarlayan; “The Family Stone” adlı aile-pişmanlığı komedisinin yapımcılığını üstlenen Michael London, Poirier’in senaryosuna hemen olumlu tepki verdi.
Michael London’un senaryo ve yönetmen üzerine yorumları şöyle: “Senaryoda beni cezbeden herşey fazlasıyla vardı. Acısıyla tatlısıyla aileler ve gerçek insanlar üzerine filmleri daima sevmişimdir. Senaryonun yanısıra yönetmenlik koltuğunda Noam’ın oluşu da önemliydi. Yönetmenimizin reklam filmlerini izleyince kendisine özgü bir sese ve hassasiyete sahip olduğunu görebiliyorsunuz. Çalışmaları eğlenceli, hümanist ve ilginçti. Kısacası ‘Smart People’ için gereken tüm niteliklerin hepsine sahipti.”

 

 

Oyuncu Kadrosu

Lawrence Wetherhold rolünde Dennis Quaid
Lawrence Wetherhold rolü için aktör seçimi konusu “Smart People”da hayati önem taşıyordu. Bu nedenle daha prodüksiyonun ilk aşamalarında bu konuya ağırlık verildi. Mark Poirier bu karakteri dikkatle kurguladığı için cesur olduğu kadar çok yönlü bir aktöre ihtiyaç vardı.
Sonuçta Wetherhold karakteri kelimenin her anlamında hiç kolay bir erkek değildir. Zekasını yıkıcı anlamda kullanabilen sert mizaçlı bir adamdır. Kimi zaman kendine çok önem veren birisi, kimi zaman aşırı derecede huysuzdur. Sevgi arayışında olan kırılgan bir adama dönüşmesi an meselesidir. Hem komedi, hem de dokunaklı boyutlar içeren böyle bir kişilik yapısını tek boyutlu bir performansla yansıtmak mümkün değildi. Dennis Quaid’in ismi gündeme gelince herkes derin bir soluk alarak rahatladı.
Dennis Quaid’in bugüne kadarki kariyeri birbirinden çok farklı rolleri içeriyordu. “The Rookie”de lise beyzbol takımı koçunu, “Traffic”te üst düzey avukatı canlandırdı.“Far From Heaven”de eşcinselliğini gizleyen adam, “American Dreamz”de ise Amerika Birleşik Devletleri Başkanı rolündeydi.
“Smart People”da üstlendiği Lawrence Wetherhold rolünün daha önce hiç üstlenmediği türden bir rol olduğunu söyleyen ünlü aktör, portresini çizdiği karakter için şu yorumu yapıyor:
“Lawrence karakterinin birtakım kusurları olmasına rağmen rol beni fazlasıyla etkiledi. O gerçek anlamda huysuz ve dırdırcı bir adamdır. Ancak aynı zamanda öykünün başlangıcında ruhu ölmüş gibidir. Kendi düşüncesince olağanüstü bir entelektüel olabilir ama başkalarına göre aptalın, zekası durmuşun tekidir. Hayatını nasıl yaşayacağını ve nasıl kucaklayacağını dahi bilmez.”
Daha sonra yönetmen Noam Murro ile tanışan Dennis Quaid, o görüşme gerçekleşinceye kadar Lawrence rolünün kendisi için uygun olup olmadığından emin olamadığını, ancak ikisi arasındaki konuşmadan sonra role daha çok ilgi duyduğunu belirterek şunları söylüyor:
“Noam’ın fikirlerini dinledim. Söylediği herşey ilgimi çekti. İnsan davranışları konusunda çok fazla ve çok derin bilgi sahibi olduğunu gördüm. Onunla konuşurken insanların bazen neden hayata karşı anlamsız tepkiler verdiği üzerinde düşünmeye başladım. Bu gibi konuları Lawrence karakteri aracılığıyla keşfetmeye kalkıştığım takdirde çok sıradışı keşiflerde bulunabileceğimi anladım.”

 

 

Dahilerle Dolu Bir Aile

 

 

Chuck Rolünde Thomas Haden Church

 

Lawrence Wetherhold okuldaki öğrencileriyle ilişki kurmakta zorlanır ama babalık ve aile sözkonusu olduğunda daha fazla bocalar. Tembel ve miskin kardeşi Chuck’ın “sürpriz” ziyaretiyle birlikte işler daha da karmaşık hale gelir. Lawrence, Chuck’tan bahsederken onun evlatlık olduğuna özellikle vurgu yapar. İkisi birbirinden çok farklıdır. Lawrence’ın ne kadar kendini beğenmiş, şekilci, tutucu ve sorumlu bir kişiliği varsa Chuck bir o kadar tembel, zevk düşkünü ve yüzsüzdür. Buna rağmen ikisi birbirine güvenmek ve bel bağlamak zorundadır.
Hayatını adeta çocuk gibi yaşayan yetişkin bir erkekteki beklenmedik hümanizm ve mizah gücünü beyazperdeye taşıyabilecek aktör arayan yapımcı Michael London’un aklına hemen “Sideways”te beraber çalıştığı ThomasHaden Church geldi.
“Sideways”teki başarılı performansıyla Oscar adaylığı alan Thomas Haden Church, senaryonun cazibesine kapılarak rolü kabul ettiğini söyleyerek şöyle konuşuyor:
“Son derece zekice yazılmış bir senaryoydu. Stili ve öyküsü hoşuma gitti. Ayrıca Chuck karakterinin gelişim aşamalarını çok sevdim. Başlangıçta aptal ve talihsiz bir bohem gibi görünürken sonradan tıpkı Lawrence karakterinde olduğu gibi kişiliğinin katmanlarını görmeye başlarız. Chuck’ı tanıdıkça onun aslında kim olduğunu; özgür ruhlu bu adamın çevresinde neden değişiklik yarattığını daha iyi görmeye başladım. Chuck karakterinin en çok hoşuma giden yanı, gizleyecek birşeyi olmaması, ikiyüzlü davranmamasıdır. O dürüst bir adamdır. Aile üyelerinin ondan uzak durmaya çalışmasının temel sebebi Chuck’un dürüstlüğü ve dobra dobralığıdır. Aynı zamanda ona ihtiyaç duymalarının sebebi de yine dürüstlüğüdür.”

 

Vanessa Rolünde Ellen Page

Chuck yıllar sonra aileye geri döndüğünde genç kuzeni Vanessa ile yakın dostluk kurar. Sıradışı bir kız olan Vanessa, kıvrak zekasını karşısındakini etkilemek için kullanan genç bir Cumhuriyetçidir. Okuldaki derslerinde çarpıcı başarıları vardır. Sınavlarından daima yüksek not almasını bilir. Ancak sıra bir arkadaş bulmaya geldiğinde tam bir başarısızlık anıtı gibidir.
“Smart People”ın yapımcıları, Vanessa karakterinin portresini en iyi çizebilecek genç oyuncuyu bulmakta epeyce zorlandılar. Oyuncunun bulunması için aylarca süren arama çalışması yapıldı.
Yönetmen Noam Murro bu karakterin önemini şu sözlerle vurguluyor: “Bence Vanessa bu filme sürekli kan pompalayan kalp kapakçıklarından birisi gibidir. Karşılaştığımız en büyük zorluk, 40 yaşındaki olgun bir insanın ruh yapısına sahip genç bir kız bulmaktı. İşte bu bizi çok zorladı.”
Aslında Murro’nun aklında bu rol için tek bir oyuncunun ismi vardı: “Hard Candy” adlı bağımsız dramada sübyancılık eğilimleri olan bir erkeği tuzağına düşüren genç kız rolüyle adını duyuran, daha sonra “Juno”da oynadığı başrolle ödül üstüne ödül toplayan Kanadalı oyuncu Ellen Page…
Ancak Ellen Page’in çalışma takvimi başlangıçta uygun olmadı. Son dakikada yapılan bir değişiklikle Murro ile tanışma fırsatı buldu. Gerisini Noam Murro’nun kendisinden dinleyelim:
“Ellen ile tanıştığım anda aradığım oyuncuyu bulduğumu hissettim. Görüşmemiz Newark Havaalanındaki Burger King’de gerçekleşti. Ben Pittsburgh’tan geldim. Ellen da Kanada’dan geldi. Ufak tefek vücut yapısıyla bana doğru yürürken gördüğüm anda aradığım dahi kızı bulduğumu anladım. Ellen Page ile çalışma şansını bulduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum.”
Vanessa karakterinin içinden geçtiği zorluklara empati duyduğunu söyleyen Ellen Page, portresini çizdiği karakteri şu sözlerle tanımlıyor:
“Babasıyla tam bir rol değişimi içinde gibidir. Evin düzeninin sağlanmasıyla ilgili her konuya o bakar. Yemek yapar, ortalığı temizler, ders çalışır, sınavlara hazırlanır. Onun hayatında normal gençlerin yaşadığına benzer hiçbir iz yoktur. Bu durum onu küstah ve öfkeli bir genç kız yapar. Vanessa’nın içinde bulunduğu koşulları tümüyle anladım. Üzücü bir durum ama başaracağına inanıyorum.”
Hedonist/haz ve zevk düşkünü ruhlu amcası Chuck’un gelişiyle birlikte Vanessa’nın yaşamında beklenmedik değişimler olur. Artık huzur bulabildiği keyifli anlar yaşamaktadır. Bu da aile içerisinde tehlikeli anlaşmazlıklara yol açar.
Dürüst ve dobra kişilikli amcası rolündeki Thomas Haden Church ile beraber çalışma fırsatının çok hoşuna gittiğini söyleyen Ellen Page, “Thomas son derece neşeli, olağanüstü zeki ve fantastik içgüdüleri olan bir oyuncuydu. Daima yeni birşeyler denemeye çalışıyordu” diyor.
Vanessa’nın ağabeyi James rolü için Noam Murro’nun aklında yıldızı yeni parlayan genç aktör Ashton Holmes’un ismi vardı. Murro genç aktörü, David Cronenberg imzalı “A History of Violence” adlı filmde Viggo Mortensen’in oğlu rolünde izledikten sonra “Smart People”daki James rolünde aynı performansı tekrarlayacağına inandığı için rolü ona verdi.
James rolünde kamera karşısına geçen Ashton Holmes, oynadığı karakterin kalıpları kıran bir karakter olduğunu belirterek şu yorumu yapıyor: “Ancak buna rağmen James’in o çok bildik asi ruhlu genç karakter olduğunu söyleyemeyiz. O aslında Wetherhold ailesinin mantıken en uyumlu üyesidir. Entelektüel bir gençtir ama babası gibi duygusal açıdan yetersiz birisi değildir. Sanırım babasından alamadığı duygusal tarafını ve özünü annesinden almış olduğunu düşünüyorum.”

 

Janet Harrigan Rolünde Sarah Jessica Parker

“Smart People”ın baş karakteri Lawrence Wetherhold’un üzerine geçirdiği huysuzluk kılıfı, kendisinin bile bir daha olmasını beklemediği bir olayın meydana gelmesiyle çatırdamaya başlar. O artık aşık olmuştur, hem de karısının ölümünden tam 10 yıl sonra… İlgi odağı ise, memnun edilmesi imkansız profesör durumunda olduğu yıllarda küçük bir flört yaşadığı eski öğrencisi Janet Harrigan’dır. Ancak aradan geçen yıllarla birlikte Janet Harrigan artık daha olgun bir kadın olmuştur. Acil Servis’te görev yapan yapayalnız bir doktordur. Çevresini adeta kırılamaz çelik duvarlar örmüş bir erkeğin kollarında kendisini ürkmüş bulur. İkisi arasındaki beceriksizce, eksantrik ve adeta başlamadan bitmiş gibi görünen aşk hikayesi, Wetherhold ailesindeki dönüşümleri ateşleyen darmadağın edici bir motor gibidir.
Janet Harrigan rolünün Altın Küre ödüllü Sarah Jessica Parker’a verilmesinden duyduğu memnuniyeti gizlemeyen Dennis Quaid, bu konudaki düşüncelerini şu sözlerle dile getiriyor:
“Daha önce oynadığı tüm rollerden çok farklı bir karakteri canlandırırken büyüleyici bir oyun ortaya koyduğunu düşünüyorum. Dr. Janet Hartigan karakteri kendisini duygusal açıdan kapatmış birisidir ama bu yönü Lawrence’ınki kadar abartılı boyutta değildir. Aslında ikisi de bu ilişkinin gidişatı konusunda dışarıya herhangi bir ipucu veya şans vermeyen insanlardır.”
Sarah Jessica Parker’ın daha önce “The Family Stone” adlı filmde yapımcı Michael London ile çalışmış olması, onu “Smart People”daki rolüne yönlendirdi.
“Bence Sarah bu filmin en doğru rengi gibidir. Kendisini zorlayacak rol arayışında olduğunu biliyordum. Onda çapraşık yapılı karakterleri oynama konusunda harika bir yetenek var. Böyle karakterleri üstlendiği zaman o rolü çok az oyuncunun başarabildiği kadar gerçek ve ulaşılır kılmakta ustadır” diyor London…
Lawrence ile Janet arasındaki romantizmin sıradışı çalkantılarını cazip bulduğunu ifade eden Sarah Jessica Parker ise, oynadığı rolle ilgili düşüncesini, “Bir ilişkiye başlama konusunda ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çalışan ama ikisi de böyle bir ilişkiye gerçek anlamda donanımlı olmayan iki insan arasındaki gerçek bir olgunluk öyküsü olmasını çok sevdim” sözleriyle dile getiriyor.

 

Zeki İnsanların Toprakları

Seçkin bir üniversitenin kendine özgü atmosferini ve ambiansını yakalamak isteyen “Smart People” yapımcıları, uzun yıllardan beri Amerika’nın en seçkin üniversitelerinden birisi olarak ün yapan Carnegie Mellon kampüsünde çalışma yaptılar. Pennsylvania eyaletine bağlı Pittsburgh kentinde kurulu olan Carnegie Mellon Üniversitesinde çekim yapmak, filmin iki yapımcısı Michael London ve Bruna Papandrea için özellikle önemliydi. Bu Kuzeydoğu kentine büyük ilgi duyan iki yapımcı, bu yılın başlarında Michael Chabon’un yönettiği “The Mysteries of Pittsburgh” adlı filmi de orada çekmişlerdi. Mark Poirier ile konuşan Michael London, senaryonun içerisine Pittsburgh kentinin özelliklerini de yedirmesini, öykünün dokusunda okul ve kentin ayrılmaz bir parça halinde olmasını istedi.
Film yapımcıları ayrıca Lawrence Wetherhold karakterinin, “Batı Pennyslvania’nın Paris’i” sözleriyle tanımladığı Pittsburgh kentinin özgün görsel yapısından da büyük heyecan duydular. Yapımcı Bruna Papandrea’nın sözleriyle Pittsburgh’ta çekim yapmak, daha önce hiç görmediği bir kentte tablo yapan ressamın hissettiği duygularla eşdeğerdi.
Pittsburgh kent merkezinin 3 mil uzağında 140 dönümlük geniş araziye yayılan Carnegie Mellon kampüsünde var olan görsel imkan ve fırsatlardan heyecan duyduğunu ifade eden yönetmen Noam Murro, izlenimlerini şu sözlerle dile getiriyor:
“Carnegie Mellon birinci sınıf üniversitelerden olduğu halde kampüsünde kırmızı tuğlalı geleneksel duvarları olan diğer üniversitelerden farklıydı. Bu bize daha yeni ve daha ilginç bir görünüm sağladı. Ayrıca Carnegie’de son derece güçlü bir İngilizce Departmanı vardı. ‘Smart People’ın öykü çizgisine uygun düşen Drama ve Mühendislik Departmanlarıyla da ün kazanmıştı. Hepsinden önemlisi Lawrence gibi bir karakterin öğretim üyeliği yapabileceği bir üniversite duygusunu veriyordu.”
Ofislerden ders salonlarına kadar üniversite kampüsü sadece otantik mekanlar sağlamakla kalmayıp, öğrencilerin çekimler sırasında figüran, prodüksiyon asistanı ve stajyer olarak görev yapması firsatını sundu. Daha önce “Memento”nun arka plan evrenini ve “Bobby”deki 1968 yılına özgü Ambassador Hotel setini kurmuş olan Prodüksiyon Amiri Patti Podesta, Carnegie’deki zengin akademik atmosferin tüm avantaj ve getirilerinden yararlanmak için Noam Murro ile yakın işbirliği halinde çalıştı.
Kampüs dışına da çıkan Patti Podesta, filmde öyküsü anlatılan Wetherhold’ların yaşadığı iyi döşenmiş ev çekimleri için mekan aramaya başladı. Kenti iyice dolaştıktan sonra Friendship adıyla bilinen bölgede bir ev seçti. Podesta’nın belirlediği ev üzerinde iki hafta süreyle yeniden modelleme çalışması yapıldı. Ev aile üyelerinin zevklerine daha iyi uyan mobilyalarla donatıldı. Oyuncu kadrosu ve teknik ekiplerin kente gelişinden sonra herşey zaten hazır olduğu için çekimler sadece 29 gün gibi kısa sürede tamamlandı.

 

Müzik Hakkında

“Smart People”ın çekimlerinin bitmesinin ardından son derece saygın bir gitarist olan ve bu filmle birlikte besteciliğe soyunan Nuno Bettencourt devreye girdi. Bettencourt’un yakın dostu olan yapımcı Bruna Papandrea ona filmin bir kopyasını gönderdikten sonra bir daha işine hiç karışmadı. Genç bestecinin hazırladığı film müziklerini dinleyen yapımcılar, “Smart People” gibi entelektüel yapılı bir film için en doğru müzikal yönün Bettencourt’un hazırladığı müzikler olduğuna karar verdiler.
“Müzik hepimizin duygusal yatağıdır. Bu nedenle hazırlanacak müziklerin, tüm karakterlerle olayların içsel mütevaziliğini yansıtmasına ihtiyaç vardı. Nuno Bettencourt bunların hepsini temelden hissederek müziklerini besteledi” diyor Noam Murro…
Aradığı ilk esin kaynağını filmin açılış sahnesindeki incelikli detaylardan aldığını söyleyen Nuno Bettencourt, müzikleri hazırlarken izlediği yaklaşımı şu sözlerle açıklıyor:
“Filmin açılışında karakterlerin çevreye uyumsuzluğunu gösteren anlar vardır. Lawrence’ın yürüme tarzından tutun da arabasını park etme şekline, karşılaştığı insanların ismini hatırlayamamasına kadar her türlü detayda gerekli ipuçlarını buldum. Bu sahneler bana ‘The Odd Couple’ filmini anımsattığı için müzik o anda kulağıma geldi. Ayrıca iletişim güçlüğü çeken aileler bana daima çekici gelmiştir. Bu aileyle bağlantı kurmam da hiç zor olmadı.”
Bettencourt’un izlediği yaklaşım, geniş kapsamlı orkestra besteleri hazırlamak yerine, karakterleri yansıtan oda müziği havasında besteler yapmaktan yana oldu. Bestecinin bu konudaki yorumu şöyle:
“Öyküdeki ince detayları müzikle anlatarak uyumlu hale getirmek istedim. Filmde sadece altı ana karakter vardır. Öykünün akışı boyunca bu karakterlerden sadece iki-üç tanesini aynı karede görürüz. Dolayısıyla her sahnede karakter sayısından daha fazla sayıda enstrüman olmaması şeklinde bir kural koymam gerektiğini hissettim. Bu da oda müziği kavramını beraberinde getirdi.”
Nuno Bettencourt’un verdiği kararlardan birisi de, filmin duygusal ortamıyla müzik arasında belirli bir kontrast sağlamaktı. Bu konuda neler yaptığını şu sözlerle anlatıyor:
“Eğer ortada ağır ve yoğun bir sahne varsa müzik boyutunu hafif tuttum. Romantik bir sahne varsa müziğin tonunu değiştirip biraz hızlanmasını sağladım. Herşeyin çaresizliğe ve umutsuzluğa gittiği anlarda müzikal açıdan biraz eğlenceli bir ton tutturmaya çalıştım. Herkes çok iyi biliyordu ki, bu ailenin yaşadığı en çaresiz anlarda dahi bir yerlerde mutlaka sevgi vardı.”
Gerek müzik boyutu, gerekse tasarım ve performanslarla Noam Murro’nun odaklandığı tek bir nokta vardı: “Smart People”ın özünde yatan keyifli ama yansıtıcı özelliğe sahip dönüşümlere vurgu yapmak…
Yönetmen filmle ilgili düşüncelerini şu sözlerle özetliyor: “Bu filmde drama ile komedi arasında sürekli titreşimler içeren bir öykü var. Bu kırılgan yapılı ailenin insanlarının yaşadığı dönüşümleri kimi zaman gülerek, kimi zaman üzüntüyle izleneceğini umuyorum. İzleyiciden tek beklentim budur.”