James Bond ... 22. kez

James Bond ... 22. kez
James Bond ... 22. kez
46 yıllık James Bond serüveni 22. kez beyazperdede. Daniel Craig'in Casino Royale ile atıldığı son macerası için dünyanın dört bucağında hayli vakit harcandı

 

FİLMİN FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYIN

SEVİN OKYAY'IN BAMBAŞKA BİR BOND YAZISI İÇİN TIKLAYIN

ERMAN ATA UNCU'NUN UKRAYNALI LATİN BOND KIZI YAZISI İÇİN TIKLAYIN

GÖSTERİMDEKİ DİĞER FİLMLER İÇİN TIKLAYIN

QUANTUM OF SOLACE

Yönetmen : Marc Forster
Senaryo : Neal Purvis, Robert Wade, Paul Haggis, Ian Fleming (Kitap)
Oyuncular : Daniel Craig, Judi Dench, Mathieu Amalric, Jeffrey Wright, Olga Kurylenko, Giancarlo Giannini, Tim Pigott-Smith, Jesper Christensen, Gemma Arterton, Neil Jackson, Stana Katic
Yapımcı : Barbara Broccoli, Michael G. Wilson
Görüntü Yönetmeni : Roberto Schaefer
Müzik : David Arnold



FİLMİN KONUSU
Sevdiği kadın Vesper tarafından ihanete uğrayan 007, son görevini kişisel alma yönündeki içgüdüleriyle savaşmaktadır. Gerçeği açığa çıkarmak konusunda kararlı olan Bond ve M (JUDI DENCH)’in sorguladığı Mr White (JESPER CHRISTENSEN) Vesper’a şantaj yapan organizasyonun, herkesin düşündüğünden çok daha karmaşık ve tehlikeli olduğunu belli eder.
Adli istihbarat bilgileri Bond’u kendi intikam planları olan, güzel ama hırçın Camille (OLGA KURYLENKO) ile tanıştırır. Camille Bond’u doğrudan acımasız bir işadamı ve gizemli teşkilatta büyük bir güç olan Dominic Greene’e (MATHIEU AMALRIC) götürür.
Vesper’ın ihanetinden sorumlu olan adamı bulmaya yaklaşırken, 007 Greene’in sinsi planını açığa çıkarıp ‘Quantum’u durdurmak için CIA, teröristler hatta M’in bir adım önünde olmalıdır.



YAPIM NOTLARI
22. James Bond macerası QUANTUM OF SOLACE, çekimlerine 7 Ocak 2008’de başladı. Filmin yapımcılığını, EON Productions için Michael G. Wilson ve Barbara Broccoli, yönetmenliğini Marc Forster, efsanevi gizli ajan James Bond rolünü Daniel Craig üstlendi. Neal Purvis & Robert Wade ve Oscar® ödüllü Paul Haggis’in yazdığı senaryosuyla filmin hikâyesi, CASINO ROYALE’in sonundan bir saat sonra başlayarak, EON’un yapımcılığını yürüttüğü ilk doğrudan devam filmi unvanını elde ediyor.
Ajan 007 (DANIEL CRAIG) ve M'in (JUDI DENCH)Mr White’ı (JESPER CHRISTENSEN )sorgulaması, James Bond’un aksiyon dolu en yeni macerası QUANTUM OF SOLACE’da kimseye güvenilemeyeceğini kanıtlıyor.

QUANTUM OF SOLACE, 46 yıldır süren James Bond serüvenin son çekimleri için denizaşırı mekânlarda daha fazla vakit harcandı. Ekip çekimlere Birleşik Devletler’deki Pinewood Studyoları’nda başladıktan sonra Panama City, Panama’daki Colon, Şili’deki Atacama Çölü, Sienna, Carrara, Garda Gölü, İtalya’daki Fonteblanda ve Avusturya’daki Bregenz’e gitti. Ek bir birim ise San Felipe, Meksika’da bir uçuş sahnesini çekti.
İngiliz aktör Daniel Craig, dünyanın en sevdiği gizli ajan rolünü ilk kez canlandırdığı performansıyla ticari ve eleştirel açıdan beğeni kazanan CASINO ROYALE’den sonra bir kez daha James Bond rolünde karşımıza çıkıyor. Craig’in rol arkadaşı, Camille rolündeki Olga Kurylenko. Mathieu Amalric sinsi Dominic Greene’i, Anatole Taubman ise yandaşı ‘Elvis’i canlandırıyorlar. Gemma Arterton MI6 Ajanı Fields rolünde. Camille’in baş düşmanı, güce aç General Medrano rolünde Joaquín Cosio var. Meksikalı oyuncu Jesús Ochoa, Medrano’nun sağ kolu Teğmen Orso, Fernando Guillén Cuervo da Bolivyalı yozlaşmış polis müdürü rolünde.
Judi Dench İngiliz Gizli Servisi’nin başı M rolünde geri dönerken, Jeffrey Wright bir kez daha Bond’un CIA’deki müttefiki Felix Leiter rolünü canlandırıyor. Jesper Christensen gizemli Mr. White olarak geri dönüyor. Giancarlo Giannini, Bond’un CASINO ROYALE’de sadakatini sorguladığı İtalyan MI6 bağlantısı Mathis’i canlandırıyor.
Albert R. Broccoli’nin şirketi EON Productions tarafından sunulan QUANTUM OF SOLACE’ın yapımcılığını Michael G. Wilson ve Barbara Broccoli üstlendi. Senaryosu Neal Purvis & Robert Wade ve Paul Haggis tarafından yazılan filmin yönetmeni Marc Forster. Ian Fleming’in yarattığı karakter temel alınan James Bond, Sony Pictures Releasing aracılığıyla Metro Goldwyn Mayer Pictures ve Columbia Pictures tarafından hazırlandı.

ÇEKİM HAKKINDA

BİRLEŞİK KRALLIK:
Prodüksiyon Londra’nın hemen dışındaki Buckinghamshire’da bulunan tarihi Pinewood Stüdyoları’nda üslendi. Pinewood, yıllar boyu James Bond filmleriyle özdeşleşmiştir; LICENSE TO KILL ve GOLDENEYE dışındaki tüm filmler orada çekildi. Prodüksiyon ekibi, altı ay süren çekimler için dünyaca ünlü 007 stüdyosunu ve başka beş stüdyoyu kullanarak 14 farklı seti inşa etti. General Medrano’nun Greene ve Bolivya Polis Müdürü ile para değiş tokuşu yapmak için seçtiği Perla De Las Dunas’ın dışını inşa etmek için ‘Arka stüdyo’ kullanıldı. Otelin içi 007 stüdyosunda inşa edildi ve Bond’un, Greene’le şiddet dolu karşılaşmasını çekmek için 50’den fazla patlayıcıyla donatıldı.
Aldershot’taki Montgomery Lines’da bulunan Bruneval Barakaları, Bond’un Vesper’a ihanet eden Cezayirli Yusef’i takip edip MI6’e teslim ettiği karlı Moskova’nın yerine geçti. 1965’te Mareşal Montgomery tarafından yeniden açılan Barakaların geçmişi 1850 yılına uzanıyor. Bruneval Barakaları İngiltere’de ordunun ilk kalıcı eğitim üssüydü. Aldershot, İngiliz ordusunun en büyük merkezi olarak ‘Britanya Ordusu’nun Evi’ adını hak etti.
TAG Farnborough Airport’taki bina, CIA ve Dominic Greene arasındaki karanlık buluşmanın geçtiği mekân olarak kullanıldı. Terminal binasının içinde, M’in bağlantılarını koparıp MI6’in “ölü ya da diri” listesine koyduğu Bond’un kredi kartı reddedilir.
Bodyflight, Bedford’da bulunan, Birleşik Krallık’ın ilk ve dünyanın en büyük skydiving rüzgâr tüneli, görsel efekt departmanı tarafından James Bond ve Camille’in Bolivya’da bir DC3 uçağından düşüşlerini çekmek için kullanıldı. Tesis 1997’de askeri amaçlardan uzaklaştırılmadan ve boşaltılmadan önce MOD tarafından hava araçları kontrolünü ve araştırmak ve sonra fırlatma koltuklarını denemek için kullanıldı. Bodyflight yöneticisi Paul Mayer, tatilde bir skydiving rüzgâr tüneli deneyimi yaşadıktan sonra tesisin potansiyelini gördü ve tüneli araştırıp finansman bulmak için geçirdiği üç yıldan sonra 2005’te tesisi açtı. 4,95 m çapında ve 86,5 m yüksekliğindeki tünelde, uçaktan atlamadan saatte 270 kilometre hızla düşme deneyimi yaşamak mümkün!
Daniel Craig ve Olga Kurylenko, Bodyflight’taki bir günlük çekimden önce Gary Powell ve dublör ekibiyle haftalarca çalıştılar.
İlk kez CASINO ROYALE’de görünen Virgin Atlantic Havayolları, bir kez daha Bond’la işbirliği yaptı. Mathis Üst Sınıf lobi barında Bond’a katılır ve ünlü Vesper Martini’sini ısmarlar. Lobi aslında Virgin’in ‘The Base’inde inşa edilmiş bir setti.
2007 yılında havayolları sahibi girişimci Sir Richard Branson tarafından açılan The Base, Virgin Atlantic’in yepyeni eğitim tesisi. Kabin mürettebatı burada kabin güvenliği, müşteri hizmetleri ve yolcu hizmetleri konusunda eğitim görüyor. Türünün teknik açıdan Avrupa’daki en gelişmiş örneği olan ve 13 milyon sterline mal olan eğitim tesisi, bir seferde 4.500 kabin çalışanını bulundurabiliyor.
Pall Mall, Londra’daki The Reform Club, yabancı bakanın M’i Bond’un yabani davranışları konusunda azarladığı ve Bond’u Bay Greene’in ensesinden alması için talimat verdiği hükümet binası olarak kullanıldı.
Kulüp sonsuza kadar Jules Verne'in Seksen Günde Devr-i Alem romanıyla birlikte anılacak; eserdeki inanılmaz yolculuk fikri burada oluşmuş ve ünlü bahis burada gerçekleştirilmişti.
1836’da kurulan ve Charles Barry tarafından tasarlanan The Reform Club’a üyelik, 1832’deki Büyük Reform Yasası’na destek verenlerle sınırlandırılmıştı. Bugün, The Reform Club herhangi bir politik partiyle ilişkili değildir ve yalnızca sosyal amaçlar için kullanılmaktadır.

PANAMA:
Panama City’deki mekânlar, Bolivya’daki sokak ve binalar olarak kullanıldı.
Ekip çekimlere Howard Havaalanı’nda başladı. Havaalanı Panama City’nin hemen dışında kuruldu ve 1999 yılına kadar ABD Hava Kuvvetleri tarafından kullanıldı. Sanat departmanı tarafından dekore edilen mekân, Dominic Greene’in izinde Bolivya’ya varan James Bond ve Mathis’i karşılayacak olan Ajan Fields’ın beklediği Bolivya Havaalanı oldu.
Panama sokaklarında çekim yapan prodüksiyon ekibi, film için iki görkemli binayı seçti. İlki, Bond’un Bolivya’ya geldiğinde kaldığı yer olan Andean Grand Oteli’nin setiydi. Sanat departmanı Casco Viejo’daki etkileyici Inac Building’i baştan aşağı yeniledi. Normalde hükümetin Institute Nationale Du Culture (Kültür Enstitüsü) ofisleri olarak kullanılan bina, yeni gölgeliklerden, cilalanmış zeminlerden ve yepyeni boyadan yararlandı. Filmde, James Bond’un burada birlikte kaldığı Ajan Fields, otelin balayı süitinde eceliyle karşılaşıyor.
Inac Building’den iki dakikalık yürüme mesafesinde bulunan The Old Union Club, bir zamanlar Panama’nın en prestijli özel kulübü olan, etkileyici bir yıkıntı. Rivayete gore bina, Panama’nın kötü şöhrete sahip diktatörü General Noriega’nın karargâhı olmuş ve 1989’daki ABD istilasında bombalanmıştı. Prodüksiyon ekibinin moloz ve çöpleri temizlemek için yaptığı aylarca süren çalışmadan sonra sanat departmanı gelerek aydınlık bir bar inşa etti, binanın kemerlerine uzun perdeler astı ve elegan beyaz ışıklar yerleştirdi. Dört gün süren çekimler, Dominic Greene’in bağış toplama partisi sahnesini konu alan konu alıyor. Bond ve Ajan Fields partiyi bastıklarında, Camille’in Greene’le karşılaştığını görürler.


Ekip, Bolivya’da geçen sahnelerin çekimine devam etmek için Colon’a taşındı.
QUANTUM OF SOLACE prodüksiyon ekibi, Colon ve civarında seçtikleri mekânlarda muazzam bir yenileme gerçekleştirdi. Felix Leiter’in, Bond’a Greene ve Medrano arasındaki anlaşman hakkında bilgi verdiği Fenix Building gibi daha köhne yerlerde çekim yapmak adına, elektrik ve su tesisatlarında büyük çapta onarıma gidilerek çekim ekibi için güvenli bir ortam sağlandı.
Colon’un bazı bölgeleri Haiti’de geçen sahneler için de kullanıldı. Haiti’de James Bond’un araba sürerken M’i arayıp Greene’in adını takip etmesini istediği yoldaki mekân olarak kullanılan Coco Solo için de muazzam bir yenileme çalışması yapıldı. Palmiye ağaçlarıyla çevrili Coco Solo bir zamanlar Amerikan ordusuna ait prestijli ve çok güzel bir yerdi. Kendi kumsallarına sahip, pastel renklere boyanmış evler, yerel halktan orada yaşayan arkadaşlarını ziyaret etmiş olan birkaçı tarafından hatırlandı. ABD 1989’da istila ettiğinde, evler yıkıntı halinde bırakıldı ve Coco Solo çabucak bozuldu.
Colon’un bir zamanlar güzel olan mimarisi şimdi hızlı bir bozulma geçiriyor; Arboix Building de bu durumdan nasibini almış. Colon’un merkezindeki bu devasa pastel turuncu bina, mekân departmanı tarafından Haiti’deki Hotel Dessalines olarak seçildi. Fİlmde, burası James Bond’un görevindeki ilk durağı ve binanın tepesindeki odalardan birinde gerçekleşen dövüş sahnesi balkona sıçrıyor.
Üçüncü bir aksiyon biriminin çekmek için ana birime Colon’da katıldığı tekne takip sahnesinin büyük bölümü İskele 3 ve İskele 6’da geçti ancak sahnenin, Bond’un kollarındaki Camille ile bir cennet adasına çıktığı son kısmı Cabra Island’da çekildi. Yüz yıl once ada doğal haliyle yaşanmaz bir yerdi ve komşusu Isle Grande tarafından mezarlık olarak kullanılıyordu. Bugün, Cabra adası, iki buçuk hektarlık palmiye ağaçları, papağanları, yaban geyikleri ve kelebekleri ile özel bir mülk. Ünlü bir kaçakçılık rotası üzerinde bulunan adayı saran mercan kayalıklarının dibinde, Sir Francis Drake’in kurşun tabutunun yattığı söylenir.

MEKSİKA:
Havada geçen sahne, Baja California, Mexico’nun çorak dağlarında çekildi. 2. Birim Yönetmeni Dan Bradley’nin önderliğindeki altmış altı kişilik bir ekip, San Felipe kasabası yakınlarındaki küçük bir havaalanından on yedi gün boyunca çekim yaptı. Havaalanı, bölgedeki güçlü varlıklarıyla uyuşturucu kaçakçılarını yıdıran yerel askeri güçler tarafından kontrol ediliyor. Sahnede, Bond eski bir DC3 uçak kullanır (modelimiz 1939 yapımı) ve silahlı bir akrobatik Marchetti ile bir Huey helicopter tarafından saldırıya uğrar. Çevre ve güvenlikle ilgili nedenlerden dolayı mekânda gerçek efektler kullanılamadı, o nedenle tüm silah atışları ve duman sonradan eklendi. Gökyüzünde uçağa Snakehead burun ve kuyruk kameraları eklenmiş bir Aerostar ve bir Spacecam taşıyan bir Astar helicopter eşlik etti. İki yer kamera ekibi, aksiyonu dağlardan çekti. Mekânlar o kadar uzaktı ki ekip ve teçhizat her gün oraya helikopterle taşındı.


ŞİLİ:
Kuzey Şili, suya hasret Bolivya’nın, yönetmen Marc Forster’ın öngördüğü geniş çorak arazilerini sundu. Ekip Antofagasta’daki üslendikleri otelden çekim mekânlarına ulaşmak için her sabah iki saat yolculuk etti.
ESO Paranal (European Organisation for Astronomical Research in the Southern Hemisphere- Avrupa Güney Yarıküre’de Astronomik Araştırma Organizasyonu) Bolivya’daki Perla De Las Dunas’ta geçen dış sahnelerin çekiminde kullanıldı. Atacama Çölü’nün güney ucunda sınır oluşturan bir dağın zirvesinde, 1,8 kilometre yükseklikte, kurulmuş olan gözlemevi, astronomlara tozdan ve ışık kaynaklarından uzak, yıldızları gözlemek için mükemmel bir ortam sunuyor.
Genellikle 20’den fazla astronomun bulunmadığı ESO, Bond ve Camille düşmanlarının peşinde çatılarda koşarken 300 kişilik ekibi ağırladı.
Şili’deki diğer uzak mekânlar, Greene’in sırrını keşfettikten sonra Bond ve Camille’in geçtikleri suya hasret köy, Bond ve Camille’in yollarını ayırdıkları terk edilmiş tren istasyonu ve Bond’un Greene’i terk etmeyi seçtiği geniş, çorak çöl olarak kullanıldı.


İTALYA:
Toskana’da turkuvaz denizle çevrili Torre di Talamonaccio Mathis’in villası olarak kullanıldı. Özel mülk olan ve M.S 1000 yılına uzanan bir geçmişe sahip olan taş bina, başlangıçta anakarayı korumak için bir kale olarak inşa edilmişti. James Bond villaya eski bir Sunseeker sürat teknesiyle, tarz sahibi bir şekilde gelir ve Bolivya’ya gideceği görevinde kendisine katılması için Mathis’i ikna eder.
Filmin merakla beklenen açılış sahnesi, ikinci birim tarafından İtalya’daki üç farklı lokasyonda sekiz haftada çekildi. Kuzey İtalya’daki Garda Gölü, Aston Martin ve Alfa Romeo arasındaki araba takip sahnesinin başlangıcını oluşturdu. Ekip 2000 yıllık mermer ocağında süren takibi çekmeye devam etmek için Garda Gölü’nden Carrara’ya taşındı. Pek çok tarihi sanat eseri Carrara mermerinden işlenmiştir; antik Romalılar Truva Sütunu’nu ve Panteon’u; Michelangelo ‘Davut’u bu parlak beyaz taştan oluşturmuşlardır.
Araba takip sahnesinin çekimi, önceki yıl dünyaca ünlü Palio’nun plato çekimlerinin yapıldığı Siena’nın tarihi merkezinde sonlandırıldı. İkinci birim Bond’un Piazza Il Campo içinde ve şehrin geniş çatıları üzerindeki takibini çektiler. Takibin noktalandığı sanat galerisi, İngiltere’deki Pinewood Stüdyoları’nda bulunan 007 setinde inşa edildi.


AVUSTURYA:
Bond’un, dünyanın en güçlü figürleriyle gizli bir toplantı yapan Greene’i bulduğu Opera Binası sahnesi, Avusturya’daki Bregenz Festival Binası’nda Tosca’nın 2007/8 prodüksiyonu için kurulan ünlü setin üzerinde iki hafta boyunca yapılan gece çekimleriyle gerçekleştirildi. Şu anki kadro, operayı Constance Gölü’nün çevrelediği yüzer sahnede, çarpıcı dev mavi gözün önünde sergiledi.

OYUNCULAR

Daniel Craıg

Daniel Craig, 2006 yılında büyük başarı kazanan CASINO ROYALE’de ilk kez canlandırdığı James Bond 007 rolüne geri dönüyor. “Karakterden hiç uzaklaşmamışım gibi; bu kez biraz daha uzun süre dahil oldum ve QUANTUM OF SOLACE’ın çekimlere başlamadan önce üzerinde üç ay kadar çalıştım. Bir Bond filmi, büyük bir mekanizmadır; çalıştırmak için çok miktarda itme kuvveti gerekir. Noelden hemen sonra çalışmaya koyulduk ve her şey yerine oturmaya başladı.”
Craig, CASINO ROYALE’in rekor kıran başarısının ardından gelen işi hafife almıyor. “Bu sefer daha kolay olacak gibi bir hisse kapılmıyorum, daha zorlu olacağını hissediyorum. Bizden beklenen şey, iki yüzü keskin bir bıçak gibi: Bu filmi daha iyi yapmalıyız. İnsanlar sürekli CASINO ROYALE’in alışılmış Bond tarzını terk ettiğini, bu filmde de tekrar terk etmemiz gerektiğini söylüyor. Görsel bir öykü anlatıcısı olan Marc Forster’a sahip olmak ve tehlikeli sahneleri muhteşem çekip aksiyonu mümkün olan en iyi biçimde yansıtan Dan Bradley’nin ikinci birimi yönetmesi; bu iki ismi birleştirmek oyunun anahtarı. Yapabileceğimiz en iyi Bond filmini yaratmak için sahip olabileceğimiz en iyi isimleri aldık. Herkes bu konuda çok hevesli ve farklı bir şey yaratmak fikri karşısında çok heyecanlı. Hikâyeyi geçen filmden devralıyoruz ama farklı şeyleri inceliyoruz. Marc (Forster)’ın filme bakış konusunda çok farklı bir tarzı var ve ben kişisel olarak bu konuda çok heyecanlıyım.”
QUANTUM OF SOLACE, James Bond serisinde ilk doğrudan devam filmini oluşturuyor. Craig şöyle açıklıyor: “CASINO ROYALE’de açıkta kalan konuları bağlama ve insanların Bond filmleri yapmak için geri döndüğümüzü anlamalarını sağlama ihtiyacı hissettik. Benim için bu, kendi başına anlam ifade eden bir şey yaratmakla ilgili ama iki filmi bir araya getirirseniz, inanılmaz bir deneyim yaşarsanız çünkü devam eden tek bir öykü izlersiniz.”
Craig Marc Forster’la arasındaki iş ilişkisi hakkında ayrıntılı konuşuyor. “Marc ve ben tanışır tanışmaz uyum sağladık. Birlikte kalıp fikir ve duygu alışverişinde bulunursak iyi bir film yapacağımızdan asla şüphe etmedim. Bu olabilecek en son nokta; ikimiz de filmden söz edip duruyoruz, aynı dalga boyundayız. Marc’ın muazzam bir baskı altında olduğu bir gerçek; beklentiler, bütçe konuları, lokasyonlar, hava durumundaki değişimler; liste uzadıkça uzuyor ama devam etmek zorundaydık. Bu filmi yeni bir yerlere götürüp geçen filmden ayırmamız gerekiyordu. Bir şeyleri değiştirmek istediğimizden değil ama her şeyi canlı ve taze tutmamız gerekiyordu. Marc bu konuda çok güçlüydü; kendisini nasıl adadığını görmekten dolayı çok mutluyum.”
QUANTUM OF SOLACE iki katı tehlikeli sahne vaat ediyor; Craig, prodüksiyonun izin verdiği miktarda tehlikeli sahnede bizzat yer almak için antrenman yapma fırsatını memnuniyetle karşıladı. “Koşarak start aldık. Böyle bir filmde pek çok değişken var. Bir bakıma, benim için hâlâ yeni bir şey ama kendinizi hazırlamanız ve mümkün olduğu kadar prova ve antrenman yapmanız gerekiyor. Sahneler karmaşık ve çoğunlukla tehlikeli; o nedenle her an tetikte olmalıyız. Bunun, bitmiş filme katkıda bulunacağını umuyorum.”
QUANTUM OF SOLACE, serinin diğer filmlerinden daha fazla ülkede çekildi. Craig nedenini açıklıyor: “Bence Bond filmlerinin kurtuluşu, yeni yerlere gitmemizde. Bu karakterin size heyecan verecek ve dünyayı yeni bir bakış açısıyla görmenizi sağlayacak yerlere gitmesi önem taşıyor. Bana göre, çocukken Bond filmleri sizi bir başka dünyaya ışınlardı. Sizi farklı mekânlara götürmesi ve dünyanın ne kadar harika, şaşırtıcı ve farklı olduğunu göstermesi önemliydi. Eğer bu filmi yapmamızın tek nedeni bu idiyse, başardık demektir.”
Kasting sürecinde de yer alan Daniel Craig, Camille’i oynayacak doğru aktrisi bulmaya çalışmalarını hatırlıyor: “Rol yapabilen güzel kızlar bulmak zorlu olabilir ama adayları eledik ve Olga seçmelerde rolün hakkını tam olarak verdi, muhteşemdi. O gerçekten iyi bir oyuncu, artı güzel bir kadın yani role cuk oturdu. Muhteşem, buz gibi mesafeli bir havaya sahip; bu da rolü için çok önemli çünkü o da Bond da bir intikam yolculuğundalar. İstemeye istemeye ortak oluyorlar; bu da çok ilginç bir ilişkiye yol açıyor, özellikle de öyküyü doğrudan Bond’un aşık olup kalp kırıklığı yaşadığı CASINO ROYALE’den devam ettirdiğimiz için. Bunun gerçekten güçlü bir etkisi vardı; yeni film de bunun hakkında, başka biriyle karşılaşmak ve aşık olmanın artık anlamsız gelmesi…” Böyle söylemesine rağmen, Bond Gemma Arterton’un oynadığı Ajan Fields’la biraz eğlenmekten geri kalmıyor. “Gemma’nın karakteri harika, o da hakkını vererek oynuyor. Başlangıçta hiçbir şeyden haberi yokmuş gibi görünen ama sandığımızdan daha akıllı bir ajan. Bond’la işbirliği yapıyor. Bond incinmiş ve hasar görmüş; o nedenle Tanrıya şükür Gemma geliyor!”
Fransız oyuncu Mathieu Amalric, Bond kötü adamı Dominic Greene rolünde. “Mathieu muazzam bir aktör; Bond kötü adamları zekâlarıyla tanınırlar. Çılgın bir bilimadamı ya da bilim yoluyla dünyayı ele geçirmek isteyen deli bir dahi değil. Yeteneğini kullanarak insanları yönlendirip, ömrü boyunca ele geçirebileceği kadar toprak elde etmek isteyen, yüksek zekâya sahip, agresif biri. Kime zarar verdiğine aldırmıyor, kimse yoluna çıkamaz. Mathieu rolü tam kalbinden vurdu, tamamen anladı ve sonuna kadar gidiyor; bu, bir Bond kötüsünden isteyeceğiniz bir şey.”
Sıkı çalışmaya rağmen, belki de bunun sayesinde, Craig hevesli. “Yaptığımız şey konusunda inanılmaz bir heyecan duyuyorum. Ne kadar çok şey başardığımızı görmek beni şaşırtıyor. O kadar fazla mekânda bulunduk ki… Film baş döndürücü görünüyor; gerçekten özel bir şey başardığımızı düşünüyorum, aslında, gerçekten özel bir şey başardığımızı biliyorum.”


Olga Kurylenko
Olga Kurylenko QUANTUM OF SOLACE’da canlandırdığı karakter hakkında konuşuyor: “Camille trajik bir geçmişe sahip bir kız. Küçükken ailesi gözlerinin önünde öldürülmüş. Başından çok şey geçmiş ve bu yüzden sert biri. Ailesini öldüren adamı tanıyor ve motivasyonu intikam.
“Camille akıllı, odaklanmış ve becerikli biri. Savaşmak için gerekenlere sahip ama kadınsı cazibesini kullanmaktan da çekinmiyor. Aslında, bir kız olduğu için kimse ondan şüphelenmiyor.
“Bond’la ilk karşılaştığında kendi intikam görevine o denli kararlılıkla odaklanmış ki onu fark etmiyor bile. Ama yavaş yavaş, amaçları tıpa tıp aynı olmasa bile aynı yöne gittiklerini anlıyor.
“Camille’in alışılmış Bond kızlarından olduğunu sanmıyorum. Filmlerin tarihinde Bond’la yatmayan az sayıda kızlardan biri! Camile güçlü bir karakter, ne istediğini biliyor ve kararlı.”
Kurylenko’nun filmdeki tehlikeli sahneler için yoğun bir antrenman programına girmesi gerekti. Oyuncu şöyle anlatıyor: “Senaryoyu okuduğumda çok heyecanlandım. Karakteri ve aksiyonla bu kadar iç içe olmasını çok sevdim. Silahlarla haşır neşir olacağımı tahmin ediyordum ama tehlikeli sahneler, araba kullanma, serbest düşme… Bunları yapma fırsatını başka nerede bulabilirsiniz ki? Farklı sahnelerde eğitim almak için farklı insanlarla çalıştım: dövüşler, tekne, araba. Dublörler bana çok yardımcı oldu; her şey bir öğrenme meselesiydi ve onlar iyi öğretmenler, her şeyi çok iyi anlattılar. Bir keresinde, parti sahnesinde Greene’in beni çok yüksek bir korkuluktan itmesi gerekiyordu. Yükseklik korkum var; ilk gördüğümde, bunu yapmamın hiçbir yolu yok diye düşündüm. Oturduğum dairenin balkonuna bile çıkamam. Ama dublör ekibi beni oraya çıkardı ve her şeyi yavaş yavaş anlattı. Çok sabırlıydılar. Sonunda başardım!”
Kurylenko yönetmen Marc Forster’a karşı hayranlık ve övgü dolu sözler sarf ediyor: “Marc çok yetenekli. Tüm filmlerini izledim ve hepsine bayıldım. O bir sanatçı; ona güveniyorum, ne derse inanırım çünkü onun bir vizyonu olduğunu biliyorum. Çok ince bir tavırla yönetiyor, yalnızca aksiyonla değil insanlarla ve ne hissettikleriyle ilgili.”
Daniel Craig’e eşlik eden baş kadın oyuncu olarak Kurylenko 007 ile birlikte çalışmaktan söz ediyor: “Daniel’la birlikte çalışmak harika. Profesyonel ve çok dikkatli biri. Role tamamen odaklanmış ve çok ciddi ama aynı zamanda iyi bir mizah anlayışına sahip—esprileri çok ama çok komik. Bence Daniel James Bond rolünü devralmakta çok başarılı oldu çünkü harika bir oyuncu ama bence görünüşü de çok önemli. Çok erkeksi ve sert görünüyor. Gözlerindeki güç inanılmaz. Bunu, bana baktığı bir sahnede yaşadım; sizi gözlerinizle kesip biçiyor, çok güçlü.”
Kurylenko Bond’un filmdeki baş düşmanı, Mathieu Amalric’in canlandırdığı Dominic Greene’le de pek çok sahne paylaşıyor. “Mathieu karakteri hakkında çok düşünüyor. Kolay yolu seçmemesi ve klişelerden uzaklaşması harika. Kötü adam olduğunu belli ederek oynamıyor, saklamaya çalışıyor; bunu seviyorum çünkü oynadığı kötü adam aslında çok korkutucu biri. Greene çok utangaç, kibar ve inceyken bir anda nevri dönüp sırtınıza bıçağı saplayabiliyor. Mathieu gerçekten harika bir iş çıkarıyor.”

Mathieu Amalric
Mathieu Amalric, karakteri Dominic Grene ile ‘Bond Kötü Adamı’ kavramını nasıl modernleştirdiklerini anlatıyor. “Bu karakterin sevdiğim yanı -ki bu iyi bir fikir- insanlara görünen bir Greene ve özel bir Greene olması. Adam halk içinde utangaç, yüksek sesle konuşmuyor ama özelde tamamen farklı. Camille’i öldürmeye çalışıyor çünkü Camille’in intikam için kendisini kullandığını düşünüyor. Başlangıçta yönetmene kafamı kazıtıp kazıtamayacağımı, bir yara ya da kanayan bir göz gibi bana yardım edecek bir şeye sahip olup olamayacağımı sordum ama ‘hayır, bakışların yeterli olacaktır’ dedi. Kendime, bu adam neden kötü, diye sormam gerekti. Dünyayı yok etmeye çalışan delilerle ilgili bir fantezi olamazdı. O halde neden psikolojik olmalıydı. Kaybolmaya, duvar kâğıdı kadar görünmez olmaya çalışan bir karakter bir anlam ifade ediyor çünkü böylesi daha etkili. Ne yazık ki bugün hayatımızdaki kötü adamların kim olduğunu tahmin etmek daha zor; bizim istediğimiz şey tam da bu.
“Ayrıca, Greene’in kandan korktuğu gerçeğini de seviyorum. Şiddet soyut bir kavram, bu günümüzle de ilgili bir şey; her şeyi bilgisayarlarla yapapildiğimiz bir zamanlarda yaşıyoruz. CASINO ROYALE’den beri, Bond filmlerinin dokusunda bir şey değişti; insanlar bugüne ve yaşadığımız dünyaya dair bir şeyler arıyorlar.”
Yönetmen Marc Forster’la çalışmak konusunda Amalric şöyle diyor: “Marc kendini tamamen filmin kafasındaki makyajına adadı; oluşan şeyi hissedebiliyorsunuz. Örneğin, bazen kamerayı durdurmadan sırayla iki çekim yapıyor; böylece oyuncular rolü terk etmiş ve kontrolü bırakmış oluyorlar. Bence yüzlerimizdeki ifadeleri yakalıyor ya da aksiyon anlarında daha gerçekçi bir şeylerin peşinde oluyor. Marc’la çalışmak harika çünkü o, oyuncuları seven biri. Örneğin, bir James Bond filminde kötü adamı oynamamın nasıl mümkün olduğunu anlamadım ama bence bunun nedeni, Marc’ın oyunculardan ilham alma ihtiyacı hissetmesi. Filme çektiği insanları seviyor; bunu önceki filmlerinde hissedebiliyorsunuz. Bence role seçilmemin nedeni kesinlikle Marc’tı.
“Bir oyuncu olmak benim için zaten sürpriz olmuştu çünkü hayatımı film yönetmeye adamıştım. Oyuncu olmak benim fikrim değildi ama vücudunuzu tamamen kullanmanın meydan okuyan bir yanı var. Bunun korkutucu olmasını seviyorum. Bond kötü adamı rolüne seçilmek, büyük bir şaka ile gerçek bir zevkin karışımı. Hayatımın bu kadar büyük sürprizlerle dolu olduğunu tahmin edemezdim.”
Filmde Bond’un baş düşmanını canlandıran Amalric Daniel Craig’le pek çok sahnede birlikte yer alıyor ama kendisini en çok heyecanlandıran sahne, Greene’in 007 ile dövüşmesi. “Çok şanslıyım. Genellikle kötü adam hiç dövüşmez ama filmin sonunda Daniel’la harika bir dövüş sahnesi var. Greene nasıl dövüşüleceğini bilmiyor; bu yüzden James Bond şaşırıyor çünkü bu klasik anlamda eğitiminin bir parçası değil. Bu, iki hayvanın dövüşü olacak.”
Amalric rol arkadaşı Kurylenko ile birçok sahne paylaştı ve ikisi de karakterlerini birlikte geliştirdiler. “Bu filmde çalışmayı seviyorum çünkü çalışma sürecini geliştirip prova ederek ilerliyoruz. Olga ile aramızda, benim için bir zevk olan çok bariz bir şey var. Rol yapmama gerek yok, gerçek olduğuna inanmam ve birlikte araştırmamız yetiyor. Tüm iyi oyuncular gibi, Olga yalnız oynayamıyor. O da benim gibi; ikimiz de burada olduğumuz için hayrete düştük, ikimiz de fiziksel antrenmanı ve bir sürü beceri edinmeyi seviyoruz; hızlı araba kullanmayı, yumruk atmayı, gerçek hayatta yararlı olacak şeyleri yani. Grenee ve Camile karakterleri sürekli birbirlerine ve çevrelerindeki herkese yalan söylüyorlar. Bunun gerçek hayatta nasıl işleyeceğini düşündük; inandırıcı bir şekilde yalan söylemek için kendiniz de inanmalısınız çünkü hayatınız buna bağlı.”

Judi Dench - YönetmenJudi Dench yeniden MI6’nın başı ve James Bond’un patronu M rolünü canlandırıyor. “Geri dönmek muhteşem bir duygu, harika!” Marc [Forster]’la birlikte çalışmak çok zevkliydi. Ne istediğini tam olarak biliyor; günlük planı aldığınızda, çekimlerin de listesini görüyorsunuz. Daha önce hiç böyle bir şey görmemiştim, olağanüstü bir şey. Böyle bir disiplin anlayışıyla çalışmak harika bir şey.”
Dench 007’nin patronu olarak ilk kez, Pierce Brosnan’ın Bond rolünü ilk kez oynadığı GOLDENEYE’da göründü. QUANTUM OF SOLACE’ta Bond rolünü oynayan Daniel Craig’le birlikte ikinci kez bir araya gelen aktris, rol arkadaşıyla birlikte çalışmanın nasıl bir şey olduğunu anlatıyor: “Daniel şimdi daha rahat olsa da rol için sonsuz miktarda enerjiye sahip gibi görünüyor. O muhteşem bir Bond, tek kelimeyle muhteşem. Açık görüşlü olmak ve böylece bir şeylerin sizi şaşırtması, neşelendirmesi ya da heyecanlandırmasına izin vermek harika bir şey. Bizim işimiz hikâye anlatmak; bu da anlatması hızlı ve heyecanlı bir hikâye.”
Sinema filmlerinde oynadığı rollerle dünya çapında ün kazanmış olsa da Dench tiyatroyu evi olarak görüyor. “En rahat olduğum yer, tiyatro; 51 yıldır emek verdiğim tiyatroyu seviyorum. Aslında filmlerde oynamaya geç başladım, MRS. BROWN’dan önce çok az filmde rol almıştım. MRS. BROWN her şeyi değiştirdi ve 38 yıl aradan sonra Amerika’ya döndüm. İnsanlar, ‘Mrs. Brown ve M’den başka bir şey yaptınız mı?’ diye sorduklarında klasiklerden oluşan tüm repertuvarımın kaybolduğunu, yanıp kül olduğunu düşündüm; kimsenin haberi yoktu! Hayran kitlemin kalabalıklaştığından emin değilim ama adım torunum yaşındaki çocuklar ve –bazen— onların babaları tarafından bilinir oldu. Böylece gençlerin de tiyatroya gelmesini umut ediyorum. Benim işim insanları tiyatroya çekmek; insanlar her halükârda sinemaya gidiyorlar. Tiyatro izleyicisini seviyorum; sizi Bond’da görürlerse, belki tiyatroya gelip başka bir şey izlemeye ikna olurlar.”
Bununla birlikte, Dench M karakterini oynamak için geri dönmekten her dolayı her zaman memnun. “Bundan hoşlanıyorum, karşı konulmaz bir şey! [QUANTUM OF SOLACE’ta] M hakkında bir şeyler daha öğreneceksiniz. CASINO ROYALE’de bir şeyler öğrendiniz, bu filmde daha da fazlasını anlayacaksınız, özellikle de Bond’la ilişkisinin gelişimi hakkında… Birbirleriyle baş etme yöntemleri ilginç. M Bond’a tamamen güvenip güvenemeyeceği konusunda pek emin değil.
“Ayrıca, MI6 bir bakıma sınıf atladı. Şu kadarını söyleyeyim; bence hükümetin gerçek MI6’yı benim MI6’ma dönüştürecek kadar parası yok, bence bunu başaramazlar. Olağanüstü bir şey, biz artık telefon bile kullanmıyoruz!”

Gemma Arterton Gemma Arterton, canlandırdığı ‘Ajan Fields’ karakteri ve onun Bond filmlerinde rastlanan tipik ‘femme fatal’lerden olmayışı hakkında konuşuyor. “Ajan Fields MI6 için çalışıyor. Profesyonel olmaya çalışıyor ve kendisini çok ciddiye alıyor ama saf biri; bu da onu komik bir karakter yapıyor. Fields Bond’u kontrol edebileceğini düşünüyor ve bir maske takınıyor ama bu maske kolayca düşüyor; karakterde çok gerçekçi bir şeyler var. Fields tümüyle güçlü ve güzel bir femme fatal değil, çok doğal ve özdeşleşebileceğiniz biri.”
Setteki ilk gününde ölüm sahnesini çeken Arterton, bu deneyimden söz ediyor. “Fields kötü adamlar tarafından öldürülüyor. Onları oyalayıp Bond’u kurtarmaya çalışıyor ama onun kim olduğunu bildikleri için petrolde boğup öldürüyorlar. Bir gece önce James Bond’la paylaştığı yatakta çırılçıplak bulunuyor. Bu sahneyi çekmek harikaydı ama biraz da garipti. Sete geldim ve petrole bulandım ve iki saat boyunca orada öylece yattım. Hareket edemiyordum, göremiyordum, rahat nefes alamıyordum ve kulağıma petrol dolduğu için hiçbir şey duyamıyordum. O sırada hoş bir şey olmadığını düşünmüştüm ama sonra bunun, filmin hep hatırlayacağım, ikonik bir parçası olduğunu düşündüm.”
Oyunculuk okulundan yeni mezun olan Arterton, rolü aldığında neler olduğunu anlatıyor: “Deneme çekimine katıldığımda, her şeyi mahvettiğimi düşündüm. Birkaç hafta sonra, Cebelitarık’ta okyanusun ortasında film çekiyordum. Dalgıç kıyafetleri içindeydim ve menajerim telefonla beni arayıp James Bond melodisini mırıldanmaya başladı. Bunu asla unutmayacağım, iş arkadaşım gözleri dolmuş bir şekilde bana dönüp ‘bu hayatında çok büyük bir an, az önce hayatın tamamen değişti ve ben buna tanık olmak için buradaydım.’ Şimdi düşünüyordum da, seçmelere katılmak için yola çıktığımda arabamın radyosunda Bond şarkısı ‘Nobody Does It Better’ çalıyordu; demek ki olacağı yazılıymış.
“Bir Bond filminde çalışmanın diğer filmlerden farkı, harcadığınız zaman. Detaylara çok dikkat ediliyor. Bir Bond filminde, tüm bir gün bir sahnenin doğru çekildiğinden emin olmaya ayrılıyor. Herkes alanının en iyisi; o yüzden yeni biri olarak benim için çok korkutucuydu. Michael ve Barbara (yapımcılar) çok sevimliler. Bir Bond filminden beklenenler çok yüksek ve onlar bunun ne kadar korkutucu olabileceğini görüyorlar, anlayışlı ve destekleyici davranıyorlar. Ne zaman biraz takıldığımı görseler bana cesaret verip kendine güven aşılarlardı; bu, herkes için işleri daha da kolaylaştırıyor.”
Yapımcıların desteğine ek olarak, Arterton yönetmen Marc Forster’ın ellerinde de kendisini güvende hissetti. “Marc bir oyuncu olmanın nasıl bir şey olduğu konusunda çok anlayışlı ve deneyimli, bize çok güveniyor. Bizim iyi olduğumuza ve karakterlerimizle ne yapacağımızı bildiğimize güveniyor. Mard kendinize has bir şeyler yapmanıza izin verip performansınızı yönlendiriyor. İstediğini elde etmek için çok şey söylemesine gerek yok, tamamen doğru olan tek bir şey söylüyor. Son tahlilde, hepimize karşı büyük güven duyuyor; güvenli ellerde olduğunuzu biliyorsunuz.”
Kostüm tasarımcısı Louise Frogley, Fields için doğru gardırobu seçme konusunda Arterton’un da söz sahibi olmasına dikkat etti. “Kıyafetlerimni nasıl olacağını bilmiyordum. Başlangıçta resmi ve düzenli görünmemi istediler ama aynı zamanda kişiliğini yansıtmak için karakterin biraz da dağınık ve bakımsız görünmesini de istedik, bı devamlı yapamayacağı bir şeydi. Bir sahnede trençkot giyiyor ama altında herhangi bir şey yok; yani düzenli ama aynı zamanda da kirli! Aynı şey parti kıyafeti için de geçerli, kıyafet seçimim karakterime çok uygun. Parti elbisem çok güzel, tam Audrey Hepburn tarzında. Bond’un benim için aldığı bir hediye, yani olabilecek en iyi şey. Üzerime tam oturan, önünde büyük fiyonk olan bir Prada. Düzenli ve ciddi ama yine de bir şirinliği var.
“Kıyafetleri seçmek çok eğlenceliydi. Bence Marc’ın çok net fikirleri vardı. Herkesin de bir Bond kızının neye benzemesi gerektiğine dair fikirleri var ama ben karakterimin yeni ve gerçekçi göründüğüne emin olmak istedim. Tüm o kıyafetleri denemek çok heyecanlıydı. Ben denerken kostüm departmanı elbisenin orasından bir şeyleri kırpıp burasına bir şeyler eklemekten söz ediyordu. İçimden ‘Ama bu Prada!’ diye bağırıyordum. Deneme çekimlerinde bile üzerime tam otursun diye kesip biçtikleri bir Dolce & Gabbana giyiyordum—sadece deneme çekimi için!”
Daniel Craig’le çalışmak Arterton için işin en zevkli yanlarından biriydi. “Daniel muhteşemdi, o gerçekten çok iyi biri. Başta endişeliydim çünkü onu CASINO ROYALE’de izlemiştim ama onu tanımaya başladığımda ne kadar ağırbaşlı ve destekleyici olduğunu gördüm. Birlikte gülüp eğlendik, harikaydı.”


Anatole Taubman Elvis Dominic Greene’in yardakçısı ve Anatole Taubman geçmişteki Bond yardakçılarından ayırmak adına karakteri geliştirmek için çok çalıştı. “Bu filmde senaryoda yazılı belli bir format var ama Marc, karakterinizi geliştirmenize izin verecek kadar açık görüşlü. Marc’ın bir vizyonu var ve sanatçılar bu vizyonu tamamlamaları için davet ediliyor; hepimizin yaratıcı katkıları var. Elvis’i mümkün olduğunca renkli, belirgin ve ilginç yapmak istedim. Keşiş kesimli bir peruk takmasını önerdim ve Marc kabul etti: İşte Elvis’in kafası. Sonra kostüm departmanı başka bir katman ekledi, sonra makyaj departmanıyla görüşüp bir katman daha ekledik; böyle gide gele karakteri geliştirdik. Bu aşamalı bir çalışmaydı; çekimlerin ilk gününde Elvis yaratılmıştı.”
Elvis karakteri üzerine: “Elvis Dominic Greene’in –duruma göre— daha iyi ya da daha kötü yanı. Elvis’in sorunu, zorlu bir geçmişe sahip olması ve maddi olan her şey için hep mücadele etmek zorunda kalması. Zengin ve nüfuzlu biri olan Greene onu kanatları altına alıyor ve Elvis bir anda muhteşem kıyafetler giymeye başlıyor. Elvis büyük bir moda tutkunu, kıyafetlere bayılıyor ama görünüşünde hep bir terslik, bir gariplik var—bu da onun karakterinin bir yansıması. Elvis bir patronun isteyebileceği en sadık savaşçı ama çok zeki değil. Biraz aptal, biraz da sarsak.”
Anatole, birkaç sahne paylaştığı Daniel Craig’e karşı oyuncu olarak büyük saygı duyuyor. “Bence Daniel Craig gibi tanınmış bir aktörü yeni James Bond olarak seçmek dâhiyane bir karar. Daniel sadece kamera önünde değil arkasında da çok disiplinli olmalıydı. O çok profesyonel ve maruz kaldığı baskı göz önüne alındığında, alçak gönüllü ve sıcakkanlı. Ona karşı büyük saygı duyuyorum.”
Taubman, Mathieu Amalric’in Greene performansını ilgiyle izledi. “Mathieu harika bir iş çıkarıyor çünkü her sahnede yeniden yarattığınız ve ne yapacağı belli olmayan bir kötü adam çok ilginçtir. O mülayim, utangaç ve rakiplerinin yüzüne zar zor bakabilen, fazlasıyla karmaşık bir psikopat. Greene büyük işlerle; hükümetler, CIA ve MI6 ile uğraşıyor ve hepsini idare ediyor. Mathieu bunu oldukça mülayim canlandırıyor. Sonunda bir pitbull, kendini kaybeden bir çocuk gibi delirmiş bir hayvan haline geliyor ve Bond’un yaşamını sona erdirmek istiyor. Aniden bu mülayim adamdan çılgın, patlayıcı bir enerji çıkıyor—bu inanılmaz bir yaklaşım.”
Çekim ekibinin altı aylık çekim boyunca sık sık yolculuk etmesi, Taubman’ı heyecanlandırdı. “Bence hayatın özü bu. Yolculuk etmeyi, yeni yerler görmeyi, insanlarla tanışıp sonraki yıllarda hayatımın bir parçası olacak yeni kültürlerle haşır neşir olmayı seviyorum. Panama şaşırtıcı bir yer; orada her şey mümkün. Bir buçuk saat uzaklıktaki Colon’a gidiyorsunuz ve tamamen farklı bir dünyaya giriyorsunuz. Yıpranmış, kirli, fakir… Çok farklı ama çok ilginç bir ülke. Orada yaptığımız çekimler ülkenin tanınmasını ve iş imkânı sağladı. Bond gibi bir markanın dikkati kendilerine çekmesinden dolayı gurur duyuyorlar. Yerel halktan pek çok kişiyle konuştum ve söyledikleri hep olumluydu.”
QUANTUM OF SOLACE’ın çekimleri sırasında kendisi için öne çıkan şeyin ne olduğu sorulduğunda Taubman tereddüt etmeden şöyle yanıt veriyor: “Mathieu [Amalric] ile tanışmak. Gerçekten büyük bir aydınlanma sağlıyor, ilham veriyor. Çok okumuş, fotoğrafçılıktan ve edebiyattan anlıyor. Fransa’nın kültürel ve politik tarihi konusunda hızlandırılmış kurs aldığımı hissettim. Yeni bir dost edinmiş olmaktan dolayı çok mutluyum. Biz filmde de kamera arkasında da garip bir çiftiz.”
Marc Forster
QUANTUM OF SOLACE, Marc Forster’ın ilk James Bond filmi. Projenin kendisini neden çektiğini şöyle açıklıyor: “ [Bond] serisini üstlenmek benim için büyük bir karardı çünkü bu, daha önce yaptıklarımdan çok farklı bir şey. Bir Bond filmi yönetiyorsanız, belli bir çerçeveye sahip bir film yapıyorsunuz demektir. 007’nin, çiğneyemeyeceğiniz farklı yönleri var; Bond, kızlar, otomobiller, tarih ve milyonlarca hayran… Bu bana inanılmaz bir fırsat sundu. Öyküyü çerçeve içinde anlatacak yaratıcı bir yol bulduğum için çok heyecanlıydım, bunun zorlayıcı olacağını da biliyordum. Beni çeken de bu zorlayıcılığı oldu.”
CASINO ROYALE’in muazzam başarısını izlemek de bir başka zorluktu. Forster şöyle devam ediyor: “CASINO ROYALE çok başarılıydı ve bu yüzden insanların beklentileri daha da yükseldi. 1960’lardaki (Sean Connery’nin Bond rolünde oynadığı ve setlerin Ken Adam tarafından tasarlandığı )ilk Bond filmlerinin tasarım, lokasyonlar ve atmosfer açısından zamanının ötesinde olduğunu hissettim; bu da bana esin kaynağı oldu. Bond serisinde yeni bir stilize görünüş yaratmak için yerimiz olduğunu gördüm.” Forster, vizyonunu gerçekleştirmesine yardımcı olması için Akademi Ödülü sahibi prodüksiyon tasarımcısı Dennis Gassner’ı görevlendirdi. “Dennis’le birlikte çalışmak istememin nedenlerinden biri, TRUMAN SHOW gibi filmlerde ve Coen Kardeşler’le olan çalışmalarında daha önce hiç görmediğiniz şeyler yaratmış olması. Tüm o setler, Bond’un dünyası için çok önemli olan güçlü bir stilistik vizyonla tasarlanmıştı.
“Bond serisini kabul etmemin bir başka büyük nedeni, Daniel’la çalışma fırsatıydı. O inanılmaz derecede ilginç bir oyuncu. Psikolojik açıdan, Bond’u gerçekçiliğe geri getirdi. O dokunulmamış bir kahraman değil, kusurları var. Zayıf bir yanı olması ve duygusal karmaşıklığı onu insan yapıyor.
“Eski filmlerimin çoğu duygusal açıdan bastırılmış karakterler içeriyor. Duygularını ifade edemeyen insanları incelediğinizde, duygusal açıdan kusurlu olduklarını görürsünüz. Böyle karakterlere ilgi duyuyorum çünkü bu, insanlar arasında yaygın bir hastalık. Nihayetinde, dünyaya kalbinizi açabilen biri daha farkında ve bilinçli oluyor. Bizim limitasyonlarımız sonunda dönüp dolaşıp kendimizi duygusal olarak ifade edememeye dayanıyor. Bond da bunun en büyük örneği. Bond [CASINO ROYALE’de] Vesper’la tanışmadan önce gerçekten aşık olmamıştı ve bu aşk onun elinden alındı. İhanete uğradığına inanan Bond yolunu şaşırmış durumda ve kimseye güvenemiyor. Bence, QUANTUM OF SOLACE’ın ana teması güven.”
Eleştirmenler tarafından beğenilen, karakter merkezli filmler çeken Forster, büyük bütçeli bir aksiyon filmi çekme deneyimi üzerine konuşuyor: “Bir aksiyon filmi yönetme düşüncesi, gerçekten yönetmekten daha korkutucu benim için. Bu filmlerle insan harika bir destek sistemi ve aksiyon filmlerinde çalışma konusunda deneyimli bir ekipten yardım alıyor. Zor olan aksiyonun yazılması ve planlanması, çekilmesi değil. Aksiyonun anahtarı, bir öykü anlatmak çünkü aksiyon olsun diye aksiyon çekmek ilginç değil ve hiçbir şeye katkısı olmuyor.”
QUANTUM OF SOLACE, serinin kırk altı yıllık tarihinde yer alan diğer filmlerden daha fazla egzotik mekânda çekildi. Marc Forster, bu kararın ardındaki itici güçtü. “Egzotik mekânlar, James Bond filmlerinin alamet-i farikasıdır. Seyirciyi başka bir dünyaya taşımaya yardım ederler. Bond’a yakışacak lokasyonlar bulmak zor; hem çıta yükseldi, hem de dünya küçüldü. Bond’un psikolojik durumunu yansıtacak mekânlar bulmamız gerekiyordu. Örneğin, çölü seçmemin nedenlerinden biri, bir başınalığı ve yalnızlığı simgelemesiydi, yani Bond’un ruh halini.”
Ailesinin öldürülmesinin intikamın almaya odaklanmış, kırılgan ama hırçın Camille rolünü canlandırması için Olga Kurylenko seçildi. “Bond’un kadın karşılığı olabilecek, benzer sorunlarla boğuşan birini arıyordum. Olga karakterin psikolojik ve fiziksel yönlerini anladı. Daha önce büyük bir aksiyon filminde yer almayan Olga yorucu bir antrenman programından geçti ve tehlikeli sahnelerin çoğunda fiziksel olarak yer aldı; bu da filmin mümkün olduğunca gerçekçi bir his vermesi için çok önemliydi.”
Fransız aktör Mathieu Amalric’in canlandırdığı Dominic Greene basmakalıp bir Bond kötü adamı değil. “Mathieu çok özel bir oyuncu, çok mülayim ve kendini sevdiren bir havası var. Masum görünen birine ürkütücü ve tehlikeli bir karakter rolünü vermenin beklenmedik bir şey olduğunu düşündüm. Film boyunca karaktere dair ipuçları ve hisler alıyorsunuz ama son sahnede gerçek doğası ortaya çıkıyor ve ne kadar kötü niyetli ve korkutucu olabileceğini görüyorsunuz.
“Soğuk savaş sırasında, batı sineması iyi ve kötüyü çok net çizgilerle ayırıyordu. Bugün, aradaki çizgi bulanıklaştı. Kötü adamların kim olduğunu bilmiyorsunuz. Bond’un kötücül özellikleri olabilir. Bence buna bakmak önemli. İyi ya da kötü olmak gerçekte ne anlama geliyor? Birini öldürmek ya da kaybetmek ne demek? Birinin canını almanın psikolojik etkisi nedir?”
Forster, Judi Dench’in MI6’nın başı M olarak dönmesini heyecanla karşılıyor. “Judi yaşayan en büyük aktrislerden biri. Judi’nin ayarında biriyle çalışmak bir onur. O kadar güçlü bir auraya sahip ki karakterini daha da geliştirmek istedim. M, Bond’un cinsel bir açıdan görmediği tek kadın; o nedenle ikisine birlikte daha fazla zaman vermek önemli. İlişkilerini izlerken, Bond’un farklı bir yanını keşfediyor ve ikisi hakkında da daha fazlasını öğreniyoruz.”
Forster sözlerini şöyle özetliyor: QUANTUM OF SOLACE’taki merkezi tema, güven. Güven pek çok şekilde gösteriyor kendisini. Kime gerçekten güveniyoruz? Kendinize güveniyor musunuz? Başkalarına güveniyor muyuz? Her insanın güven sorunu vardır çünkü hayatımızın bir noktasında, hepimiz ihanete uğramışızdır.”
QUANTUM OF SOLACE – EĞLENCELİ GERÇEKLER
• QUANTUM OF SOLACE prodüksiyon tasarımcısı Dennis Gassner üniversitede çok yetenekli bir savunma oyuncusuydu ve LA Rams’in seçmelerine katılması için teklif aldı! Ancak grafik tasarım dalında eğitimine devam etmek için teklifi reddetti. Şimdi Oscar® sahibi bir prodüksiyon tasarımcısı.
• Bond ve Camille’in DC3 uçağından düştüğü tehlikeli sahne, Daniel Craig ve Olga Kurylenko tarafından Bodyflight adlı rüzgâr tüneli tesisinde gerçekleştirildi. Rüzgâr tünelinde ‘uçmak’ gerçek bir uçaktan atlamadan 3 kilometre yüksekten düşmeye en çok yaklaşacağınız şey.
• Filmin Siena çatılarındaki yüksek tempolu takip sahnesini çekerken, oyuncuların kiremitleri kırmamaları için prodüksiyon ekibi evlerden var olan kiremitleri söküp çatıları güçlendirmek zorunda kaldı.
• QUANTUM OF SOLACE’da deneme, eğitim ve çekim için 20.000’den fazla kurusıkı cephane satın alındı.
• Dublör koordinatörü Gary Powell, bir dublörler hanedanından geliyor. Powell ailesi 1962’deki DR. NO’dan beri tüm James Bond filmlerinde görev aldı. Babası, Nosher Powell ve amcası Dinny, tüm Connery ve Lazenby filmlerinde çalıştılar. Ağabeyi Ginny tüm Moore ve Dalton filmlerinde yer aldı. Gary de bugüne kadarki Brosnan ve Craig’li Bond filmlerinde görev aldı.
• Diğer Bond filmlerinden daha fazla mekânda çekilen QUANTUM OF SOLACE’ın yer aldığı 6 farklı ülke şöyle: İngiltere, Panama, Şili, Meksika, İtalya ve Avusturya.
• Sıcak ve nemli bir yer olan Colon’da film ekibi günde 1.000 şişeden fazla su içti.
• Filmin, dünyaca ünlü 007 stüdyosunda 12 günde çekilen finalinde, QUANTUM OF SOLACE özel efekt ekibi 54 kontrollü patlama gerçekleştirdi.