Kelimenin tam anlamıyla eğlencelik

Kelimenin tam anlamıyla eğlencelik
Kelimenin tam anlamıyla eğlencelik
Efsanevi Matrix serisinin yönetmenleri olan Wachowski biraderlerin Matrix'ten sonra ilk çektikleri filmleri 'Hızlı Yarışçı' yetişkinlerden daha çok çocuklara hitap ediyor. Efektler tabii ki yine dört dörtlük

 

 

 FİLMİN FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYINIZ 

FAKİR AMA ONURLU BİR YARIŞÇI!.. UĞUR VARDAN'IN YAZISI İÇİN TIKLAYINIZ


Parkurda savrulan, rakiplerinin etraflarından, üstlerinden ve aralarından sıyrılan Hızlı Yarışçı Speed Racer (Emile Hirsch), direksiyon başında doğal bir yeteneğe sahiptir. Araba yarışlarına katılmak için doğmuş olan Speed saldırgan, içgüdüleriyle hareket eden ve en önemlisi de korkusuz biridir. Tek gerçek rakibi, idolleştirdiği ağabeyinin hayalidir—bir yarışta ölen ve Speed’in yaşatmaya kararlı olduğu bir miras bırakan, efsanevi Rex Racer.
Speed ailesinin yürüttüğü işin başında, Speed’in yıldırım gibi olan otomobili Mach 5’i tasarlayan Baba Racer (John Goodman) yer almaktadır. Speed Royalton Endüstri’den gelen kârlı ve baştan çıkarıcı bir teklifi geri çevirdiğinde, şirketin psikopat sahibini (Roger Allam) öfkelendirmekle kalmaz, korkunç bir sırrı da açığa çıkarırır—büyük yarışların bazılarının sonuçları, kârlarını yükseltmek için en popular yarışçıları manipüle eden acımasız işadamları tarafından ayarlanmaktadır. Speed Royalton hesabına yarışmazsa, Royalton, Speed’in bir daha asla bitiş çizgisini geçememesini garantilemek için her şeyi yapmaya hazırdır.
Speed’in aile işini ve sevdiği sporu kurtarmasının tek yolu, Royalton’u kendi oyununda yenmektir. Ailesinin ve sadık kız arkadaşı Trixie’nin (Christina Ricci) desteğiyle, Speed, bir zamanlar rakibi olan, gizemli Yarışçı X’le (Matthew Fox) işbirliği yapar ve ağabeyinin canına mal olan yarışı, Cadı Kazanı olarak bilinen, katılanların ölüme meydan okudukları ve ülkeyi baştan başa geçtikleri ralliyi kazanmaya çalışır.
Ancak, Speed Racer’ın gerçek yarış yeteneklerinin deneneceği en büyük sınav, Dünya Yarış Ligi’nin en görkemli olayı: Grand Prix’tir. Speed’le damalı bayrak arasında ise Royalton’un Speed’i tamamen saf dışı bırakan sürücüye vereceği milyon dolarlık ödülün gazına gelen, dünyanın en iyi –ve en acımasız- rakipleri vardır.

YAPIM NOTLARI

“Hızlı Yarışçı Speed Racer” Wachowski kardeşlerin “Matrix” filmlerinden sonra senaryo ve yönetmenlikte yaptıkları ilk işbirliği. Wachowski’lerle daha önce “Matrix” filmlerinde ve “V For Vendetta”da çalışan Joel Silver, filmin yapımcılığını sahip olduğu Silver Pictures bünyesinde üstlenmiş. Grant Hill, Andy Wachowski ve Larry Wachowski de filmin yapımcıları. David Lane Seltzer, Michael Lambert ve Bruce Berman yardımcı yapımcılar olarak görev yapıyorlar.
Kamera arkasındaki yaratıcı ekipte görüntü yönetmeni David Tattersall, prodüksiyon tasarımcısı Owen Paterson, editörler Zach Staenberg ve Roger Barton ve kostüm tasarımcısı Kym Barrett var. Filmin müzikleri Michael Giacchino’ya ait. Görsel efekt süpervizörleri ise John Gaeta ve Dan Glass.
“Hızlı Yarışçı Speed Racer”ın başrolünde Emile Hirsch (“Into the Wild”) var; Christina Ricci (“The Opposite of Sex”) Speed’in kız arkadaşı Trixie; John Goodman (“The Big Lebowski”) ve Oscar ödüllü Susan Sarandon (“Dead Man Walking”) Baba Racer ve Anne Racer; Matthew Fox (TV’dizisi “Lost”) Yarışçı X; Roger Allam (“The Queen,” “V for Vendetta”) Royalton; Paulie Litt (TV dizisi “Hope & Faith”) Spritle; Benno Fürmann (“The Mutant Chronicles”) Müfettiş Dedektör; Hiroyuki Sanada (“The Last Samurai”) Bay Musha; Amerikan yapımı ilk filminde rol alan Asyalı pop süperstarı Rain, Taejo Togokahn adlı rakip sürücü; Richard Roundtree (TV dizisi “Heroes,” “Shaft”) Ben Burns; ve Kick Gurry (“Daltry Calhoun”) Sparky rollerindeler.
Anime’de çığır açan Tatsuo Yoshida’nın yarattığı çizgi film serisini temel alan, gerçek oyuncuların rol aldığı “Hızlı Yarışçı Speed Racer” Wachowski Kardeşler’in belirgin özelliği haline gelen, devrim niteliğindeki özel efektler ve yepyeni öykü anlatım tekniklerini sergiliyor.
“Hızlı Yarışçı Speed Racer” Warner Bros. Pictures'un Village Roadshow Pictures’la ortaklaşa sunduğu, Anarchos Productions’la ortak bir Silver Pictures Production yapımı.



MACH 5’i yeniden ateşlemek

“Matrix” üçlemesinin yaratıcıları, yazar/yönetmen/yapımcı Larry ve Andy Wachowski, katmanlı öykü anlatımını çığır açan görsel efektlerle birleştiren eşsiz filmcilik anlayışlarıyla, aksiyon janrını yeniden tanımladılar.
Klasik çizgi film serisi “Hızlı Yarışçı Speed Racer”ı beyazperdeye taşımak, Wachowski’ler için bir klasiği yeniden yorumlama ve aynı anda daha geniş bir aile kitlesine ulaşma fırsatı yarattı.
“Larry ve Andy, ‘Matrix’le filmi izlerken bilincinizi değiştiren görsel bir tarz yarattılar. Filmde yapılmasının mümkün olmadığını düşündüğünüz şeyler gördünüz,” diyor yapımcı Joel Silver. “Ve ‘Hızlı Yarışçı Speed Racer’la filmlere bakışınızı bir kez daha değiştirmek istediler. En görkemli ve zorlu yarış pistlerinde uçan otomobillerin olduğu öyküyü anlatmak için akıllarında yeni bir konsept vardı—hiç görmediğiniz, fantastik aksiyon sahneleri. Bilgisayar animasyonunu gerçek oyuncularla birleştirme konusunda yeni bir yaklaşım bu. Kardeşler kalıpların dışına çıkmayı, sınırları zorlamayı seviyorlar.”
Yapımcı Grant Hill, “En sevdikleri çizgi filmlerden biri olmasının yanında, “Hızlı Yarışçı Speed Racer”ı uyarlamaları için Wachowski’lerin ilgisini çeken şeylerden biri de, orijinal dizideki aile dinamiğiydi. Larry ve Andy, bir aile filmi yapmayı çok istiyorlardı; yeğenlerinin izleyebileceği bir film…” diyor.
“Orijinalin özünü koruyarak, Speed’in ve ailesini merkez alan yeni bir macera yazarak tam bir aile filmi yaptılar,” diye ekliyor Silver. “’Hızlı Yarışçı Speed Racer’ herkese hitap ediyor. Harika karakterleri, harika aksiyon sahneleri ve elbette ki harika görsel efektleri var.”
Film, Speed Racer’ın Dünya Yarış Ligi (DYL) deki en iyi yarışarabası sürücüsü olmak için çıktığı yolculuğa odaklanıyor. Speed için, hayatındaki en önemli iki şey araba yarışı ve ailesi. Hikâye Speed’i ve ailesini, mega-sponsorların desteklediği yarışçıların rekabetine karşı giderek zorlaşan bir savaştaki son birkaç bağımsız yarış ekibinden biri olarak konumlandırıyor. Bedeller o kadar yüksek ki büyük bir yarışın sonucu, bir sürücünün ya da tüm organizasyonun kaderini belirleyebiliyor.
Wachowski’ler, yarış aksiyonunu yaratırken, bildiğimizin çok ötesinde bir otomobil yarışı tarzı ortaya çıkarmak için hayal güçlerinin en çılgın yanlarını harekete geçirdiler. “Hızlı Yarışçı Speed Racer”daki yarış otomobilleri, biçimin ve işlevin mükemmel uyumunun sonucu, saatte 400 milin üzerinde giderken yerçekimine meydan okuyan manevralar yapabilen araçlar. Sürücüsünün kişiliğini yansıtacak şekilde tasarlanmış ve otomotiv sanatının epeyce modifiye edilmiş eserleri olan her bir yarış arabası bir diğerinden daha çılgın.
“Hızlı Yarışçı Speed Racer”ın canlı ve şeker renklerine sahip dünyasında var olan bir çok dönem ve tarz, en yaygın olan otomobil yarışında bir araya geliyor. “Filmin estetiğinde geçmişi, şimdiyi ve geleceği görebiliyorsunuz,” diyor Joel Silver. “Toplum, otomobil delisi; Larry ve Andy, hiç görmediğiniz araba tasarımları yarattılar. Dergilerde ve filmlerde gösterişli araba tasarımları görürüz ama film tüm bunları yepyeni bir boyuta taşıyor. Her şeyi yapabilen bu otomobiller yarışları hiç görmediğiniz kadar heyecanlı hale getiriyor.”
Grant Hill, “Larry ve Andy her şeyi bir sonraki düzeye taşımak için yollar arıyorlar hep. Skateboard ve snowboard gibi, akıcı hareketleri olan ekstrem sporlara baktık ve sürücülerin havada benzer manevralar yapmaları için yarış pistlerinin nasıl görünmesi, arabaların ne kadar hızlı gitmelesi gerektiğini hayal ettik,” diye açıklıyor.
Elbette ki, “Hızlı Yarışçı Speed Racer” daki hiçbir DYL yarışı, yasallığın sınırında gezinen ve mızrak kancalarının, teker çivileri ve testerelerin dahil olduğu gladyatörvari savaş taktikleri olmadan tamamlanmış sayılmaz. Silver şöyle anlatıyor: “Yakın dövüş sanatlarını ve Formula 1’in karışımı olarak tanımlanabilecek bu ekstrem ve yakın temas motor sporu, Larry ve Andy tarafından otomotiv dövüş sanatları, ‘Car-Fu’ olarak isimlendirildi
Silver “Orijinal ‘Speed Racer’ dizisi Wachowski kardeşleri Japon animasyonuyla tanıştırdı,” diye açıklıyor. “Larry ve Andy o zamanlar TV’de yayımlanan çizgi filmlerden çok farklı olan dizinin öyküleri, aksiyonu ve eşsiz görsel stili ile büyülendiler. Speed Racer’ın ve Japon animasyonunun büyük hayranı oldular,” diyor.
Gerçekte, “Speed Racer” hayranları pek çok kuşağa ve kültüre yayıldı. Orijinal “Speed Racer” çizgi dizisi animenin öncülerinden Tastuo Yoshida’nın yarattığı, “Pilot Ace” adlı bir Japon manga (çizgi roman) serisinden doğdu. 1987’de çizgi roman “Mach Go Go Go adlı” Japon televizyon programına dönüştü ve altı ay sonra bunu, İngilizce dublajlı Amerikan uyarlaması “Speed Racer” izledi.
“Speed Racer” Amerika Birleşik Devletleri’nde anında popüler oldu ve nefes kesen araba aksiyonu, uluslararası entrikası, aile değerleri, gençler arası romantizmi ve kural tanımaz mizahıyla Amerika’daki genç izleyicilerin hayal güçlerini harekete geçirdi. Daha önce gördüklerinden farklı olarak, “Speed Racer” güçlü ve çok zarif Mach 5’iyle dünyanın her yerinde yarışırken ahlaksız rakiplere karşı zafer kazanan, genç ve kararlı bir kahramana sahipti.
40 yıl ve çeşitli televizyon versiyonlarından sonra, Speed Racer’ın öyküsü ve Mach 5’iyle yaşadığı maceralar, Wachowski kardeşler tarafından beyazperde için yeniden yaratıldı ve yalnızca görkemli özel efektler ve uçuk tempodaki aksiyon değil teknolojinin sınırlarını zorlayan çekim teknikleri ve üst düzey bilgisayar ürünü görüntüler kullanıldı.
“Hızlı Yarışçı Speed Racer”ın ana kadrosu Berlin’deki Babelsberg Stüdyolarına geldiklerinde, Wachowski kardeşler resimler, storyboardlar, çizimler ve yarış sahnelerinden birinin uzatılmış 3 boyutlu animasyon storyboarduyla oyunculara girecekleri dünyaya ilk kez bakma fırsatı verdiler.
“Üç boyutlu sahneyi izlemek aciz hissetmeme neden oldu,” diyor Speed Racer rolündeki Emile Hirsch. “Biz daha çekimlere başlamadan ne kadar çok şey yapıldığını görmek inanılmazdı. ‘Matrix’ filmleri gibi bilim kurgu hissi vermedi. Daha büyülü bir his. Karanlıkla değil, daha çok renklerle ilgili.”
“Odada 12 oyuncu vardı; sizi temin ederim, bu kadar çok oyuncunun bir arada olup dillerinin tutulması nadir rastlanan bir şey,” diye hatırlıyor Yarışçı X’i canlandıran Matthew Fox. “Herkes hayretler içinde birbirine bakıyordu. Çok heyecan vericiydi. Daha önce yapılmamış bir şeyleri başaracak bir projenin parçası olmak için elinize çok az fırsat geçer. Bu da o fırsatlardan biriydi.”



KADRO HAKKINDA

EMILE HIRSCH (Speed Racer) en son yazar-yönetmen Sean Penn’in John Krakauer’in çok satan kitabından uyarladığı ve eleştirmenlerce övgü yağmuruna tutulan filmi “Into the Wild”da rol aldı. Hirsch filmde Alaska’nın vahşi doğasına gitmek için uygarlığı terk eden kolej mezunu idealist Christopher McCandless’ı canlandırdı. Filmdeki çalışması ona En İyi Çıkış Yapan Erkek Oyuncu dalında National Board of Review Ödülü’nü ve bu yıl düzenlenen Palm Springs Uluslararası Film Festivali’nde Yükselen Yıldız Ödülü’nü getirdi. İki dalda Screen Actors Guild Ödülü’ne, bir Critics Choice Ödülü’ne ve Gotham Ödülü’ne aday gösterildi.
Hirsch daha önce Nick Cassavetes’in gerçek bir olaydan uyarlanan suç filmi “Alpha Dog”da Justin Timberlake, Sharon Stone ve Bruce Willis’in de yer aldığı kalabalık bir kadroyla birlikte rol aldı. Film 2006 Sundance Film Festivali’nde övgüyle karşılandı.
Hirsch’in diğer filmleri arasında Heath Ledger’la birlikte oynadığı, Catherine Hardwicke’ten “Lords of Dogtown”; Dan Harris’in yönettiği, Sigourney Weaver ve Jeff Daniels’la başrolleri paylaştığı “Imaginary Heroes”; Elisha Cuthbert’le “The Girl Next Door”; film festivallerinin gözbebeği “The Mudge Boy”; Kevin Kline ve Embeth Davidtz’le “The Emperor’s Club” ve Kieran Culkin ve Jodie Foster’ın rol aldıığı “The Dangerous Lives of Altar Boys” sayılabilir.
Hirsch şu sıralar Sean Penn, Josh Brolin ve James Franco’yla birlikte, Gus Van Sant yönetimindeki biyografi “Milk”in çekimleri için San Francisco’da. Film 1978 yılında öldürülen San Francisco şehir delegesi ve ülkenin seçimlerle işbaşına gelen ilk açık eşcinsel politikacısı olan Harvey Milk’in hayatını konu alıyor. Hirsch Milk’in destekçisi olan ve NAMES Project AIDS Memorial Quilt’i kuran eşcinsel hakları savunucusu Cleve Jones’u canlandırıyor.
Los Angeles’ta doğan Hirsch, Los Angeles ve Santa Fe, New Mexico’da büyüdü.

CHRISTINA RICCI (Trixie)’nin en yeni filmi, Reese Witherspoon ve James McAvoy’la birlikte rol aldığı, geçtiğimiz şubat ayının sıra dışı, modern peri masalı “Penelope”.
Ricci en son Samuel L. Jackson’ın karşısında, Craig Brewer’ın yönettiği “Black Snake Moan”da göründü. Bundan önce, Akademi Ödülü sahibi Charlize Theron’la birlikte eleştirmenlerin beğenisini kazanan “Monster”da yer aldı ve ABC’nin sevilen dizisi “Grey’s Anatomy”deki konuk oyunculuğu sayesinde Emmy Ödülü’ne aday oldu.
Çocuk oyuncuyken izleyicilerin ve eleştirmenlerin kalbini kazanan Ricci’nin ilk filmi, Cher ve Winona Ryder’la birlikte oynadığı “Mermaids” oldu. Barry Sonnenfeld’ın “The Addams Family” ve devam filmi “Addams Family Values”da garip bir şirinliğe sahip Wednesday Adams’ı canlandırdı. 1995 yılı yazının hit filmi “Casper”, “The Addams Family” gibi ulusal gişelerde 100 milyon doların üzerinde hasılat yaptı. Ricci bu filmlerdeki çalışmalarıyla prestijli NATO ShowEast Yılın Yıldızı Ödülü’nü ve Motion Picture Booker’s Club’dan Yarının Yıldızı Ödülü’nü aldı.
1997 yılında daha yetişkin rollere zorlanmadan geçiş yapan Ricci, Ang Lee’nin kalabalık kadrolu filmi “The Ice Storm”da beğeni kazandı. Filmde Kevin Kline, Sigourney Weaver, Joan Allen ve Elijah Wood’la birlikte rol alan Ricci daha sonra Don Roos’un komedi filmi “The Opposite of Sex”teki rolüyle Seattle Film Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü aldı ve Golden Globe, American Comedy ve Independent Spirit ödüllerine aday gösterildi.Yönetmen Vincent Gallo’nun filmi “Buffalo 66”da Gallo’nun karşısında rol aldı ve “Buffalo 66”, “The Opposite of Sex” ve John Waters’ın “Pecker”ındaki çalışmalarının birleşimi ona National Board of Review En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Ödülü’nü kazandırdı. Ricci’nin diğer filmleri arasında Wes Craven’dan “Cursed,” Woody Allen’ın yönettiği romantik komedi “Anything Else,” Sally Potter’dan “The Man Who Cried,” Johnny Depp’in karşısında rol aldığı, Tim Burton’dan “Sleepy Hollow,” ayrıca kısa ama akılda kalan rolüyle, Terry Gilliam’ın yönettiği “Fear and Loathing in Las Vegas” sayılabilir.
Ricci oyunculuk kariyeri dışında Rape, Abuse & Incest National Network (Tecavüz, Taciz ve Ensest Ulusal Ağı) (RAINN) adlı kuruluşun ulusal sözcülüğünü yürütmektedir ce organizasyonun Ulusal Liderlik Konseyi’ne üyedir.

JOHN GOODMAN (Baba Racer) eğlence sektörünün en saygın oyuncularından biridir. Coen kardeşlerin “Raising Arizona” sında rol aldıktan sonra 1992 yılında yine Coen kardeşlerin göklere çıkarılan filmi “Barton Fink”teki tüyler ürperten performansıyla Golden Globe’a aday gösterildi. Coen kardeşlerle “The Big Lebowski” ve “O Brother, Where Art Thou?”da da birlikte çalıştı.
Goodman en son “Bruce Almighty”nin beklenen devam filmi olan “Evan Almighty” adlı komedide Steve Carrel’la birlikte rol aldı.was most recently seen starring opposite Steve Carrell in the comedy “Evan Almighty,” the highly anticipated sequel to “Bruce Almighty.” Geçen yıl ayrıca Kevin Bacon’la “Death Sentence,” ve John Malkovich’le “Drunkboat” adlı filmlerde rol aldı. Daha önce, Marisa Tomei ve Danny DeVito’yla “Marilyn Hotchkiss Ballroom Dancing and Charm School” adlı romantik komed-dramda yer aldı.
Sayısız animasyon karaktere sesini veren Goodman’ın seslendirme yaptığı animasyon filmlerinden bazıları: “Monsters, Inc.,” “The Emperor’s New Groove,” “Tales of the Rat Fink,” “The Jungle Book 2” ve en son, Jerry Seinfeld’ın yazar-yapımcılığında, Seinfeld ve Renee Zellweger’le yer aldığı “Bee Movie.” NBC’nin primetime’da yayımlanann animasyon serisi “Father of the Pride”da ana karakterlerden birini seslendirmektedir.
Goodman’ın yer aldığı pek çok film arasında “Beyond the Sea,” “Masked and Anonymous,” “Storytelling,” “One Night at McCool’s,” “Coyote Ugly,” “What Planet Are You From?,” “Bringing Out the Dead,” “The Runner,” “Blues Brothers 2000,” “Fallen,” “The Borrowers,” “Mother Night,” “Pie in the Sky,” “The Flintstones,” “Born Yesterday,” “Matinee,” “The Babe,” “King Ralph,” “Arachnophobia,” “Stella,” “Always,” “Sea of Love,” “Everybody’s All-American,” “Punchline,” “The Wrong Guys,” “The Big Easy,” “Burglar,” “True Stories,” “Sweet Dreams,” “Maria’s Lovers,” “C.H.U.D.,” “Revenge of the Nerds” ve “Eddie Macon’s Run” bulunmaktadır.
St. Louis doğumlu olan Goodman –okul arkadaşları Kathleen Turner ve Tess Harper’la birlikte- tiyatro öğrenimi gördüğü Southwest Missouri State’ten 1975 yılında mezun oldu. Sahne çalışmaları arasında “Henry IV, Bölüm I ve II,” “Antony and Cleopatra” ve “As You Like It” gibi oyunların bölgesel temsilleri bulunmaktadır. “The Robber Bridegroom” adlı oyunun turne prodüksiyonunda ve üç Broadway gösterisinde yer aldı: 1979’da “Loose Ends”, 1985’te “Big River” ve 2002’de “The Resistible Rise of Arturo Ui”. 2001’de, Meryl Streep ve Kevin Kline’la birlikte “The Seagull”ın Shakespeare-in-the-Park prodüksiyonunda rol aldı.
Goodman’ın bir sonraki filmi, Tommy Lee Jones ve Peter Sarsgaard’la birlikte oynayacağı “In the Electric Mist,” olacak. Şu sıralar iki filmin çekimleriyle meşgul: yönetmen P.J. Hogan’ın, Sophie Kinsella’nın beğenilen romanından uyarladığı “Confessions of a Shopaholic” ve Paul Dano ve Zooey Deschanel’la bağımsız romantik komedi “Gigantic.”

SUSAN SARANDON (Anne Racer) “Bull Durham”daki korkusuz oyunculuğundan “Atlantic City,” “Thelma and Louise,” “Lorenzo’s Oil” ve “The Client”taki Oscar adayı performanslarına, Oscar ve SAG Ödülü kazanmasını sağlayan “Dead Man Walking”e kadar oynadığı her role kendine has keskin zekâyı getiriyor.
Sarandon yakın zamanda, aksiyon ve animasyonun bir araya geldiği gişe canavarı “Enchanted”da ve James Gandolfini, Kate Winslet and Steve Buscemi’yle birlikte yönetmen John Turturro’nun müzikal komedisi “Romance and Cigarettes”te rol aldı. Son günlerde rol aldığı diğer filmler: Tommy Lee Jones’la birlikte “In the Valley of Elah” ve Billy Bob Thornton’la “Mr. Woodcock”.
Sarandon sinemada ilk çıkışını “Joe” adlı filmle yaptı. Bunu, gündüz yayımlanan TV dizisi “A World Apart”taki devamlı rolü izledi. Erken dönem filmlerinden bazıları: “The Great Waldo Pepper,” “Lovin’ Molly,” “The Front Page,” 1975 yapımı kült muzikal “The Rocky Horror Picture Show” ve Louis Malle’in tartışma yaratan 1978 yapımı filmi “Pretty Baby.”
Sarandon’ın rol aldığı sayısız filmler arasında Cameron Crowe’un yazıp yönettiği “Elizabethtown”; Jude Law’la birlikte yer aldığı “Alfie”; Richard Gere’la “Shall We Dance?”; Robin Williams ve Penelope Cruz’la “Noel”; Dustin Hoffman ve Jake Gyllenhaal’la, Brad Silberling filmi “Moonlight Mile”; Goldie Hawn’la “The Banger Sisters”; komedi filmi “Igby Goes Down”; Stanley Tucci’den “Joe Gould’s Secret”; Natalie Portman’le, Wayne Wang’den “Anywhere But Here”; Tim Robbins filmi “Cradle Will Rock”; Julia Roberts’la birlikte rol aldığı dokunaklı komedi “Stepmom”; John Turturro yönetimindeki erotik taşlama “Illuminata”; Paul Newman ve Gene Hackman’la birlikte rol aldığı “Twilight” bulunmaktadır.
Beyazperdede göründüğü pek çok filme ek olarak, seslendirme yeteneğini “Rugrats in Paris,” “James and the Giant Peach” ve “Cats & Dogs,” gibi animasyonlara ödünç verdi ve Laleh Khadivi’nin yönettiği, kadın mahkumları konu alan “900 Women” adlı belgeselde anlatıcılık yaptı. Diğer filmleri: “King of the Gypsies,” “The Hunger,” “The Buddy System,” “Compromising Positions,” “The Witches of Eastwick,” “Sweet Hearts Dance,” “The January Man,” “A Dry White Season,” “White Palace,” “Light Sleeper,” “Bob Roberts,” “Little Women” ve “Safe Passage.”
Televizyona gelince, Sarandon 2003 yapımı CBS filmi “Ice Bound”da Dr. Jerri Nielson ve Sci Fi Channel mini dizisi “Children of Dune”da Princess Wensicia Corrino rollerinde oynadı. Bob Balaban’ın yönettiği “The Exonerated”adlı televizyon filminde ve Anne Tyler’ın romanından uyarlanan, James Lapine’in yönettiği HBO yapımı “Earthly Possessions”da rol aldı. Ayrıca CBS filmi “Women of Valor”da ve HBO mini dizisi “Mussolini and I”da Bob Hoskins ve Anthony Hopkins’le birlikte oynadı.
Broadway’de, Sarandon Gore Vidal’ın “An Evening with Richard Nixon”ında rol aldı ve Broadway dışında “A Coupla White Chicks Sitting Around Talking” ve “Extremities” oyunlarındaki performanslarıyla eleştirmenlerin övgüsünü topladı. Ayrıca 11 Eylül sonrasını konu alan dokunaklı “The Guys”da yer aldı.
Sarandon şu sıralar şubat ayında ilk gösterimi yapılan, HBO yapımı biyografik TV filmi “Bernard and Doris”de Ralph Fieness’le birlikte rol aldı.

MATTHEW FOX (Yarışçı X) ABCyapımı hit TV dizisi “Lost”ta çelişkiler yaşayan, kahraman yaratılışlı Dr. Jack Sherpherd rolünde oynuyor. En İyi Dizi dalında Emmy ödülü sahibi olan dizideki çalışmasıyla Fox 2005 Screen Actors Guild Kadro Ödülü’nü paylaştı ve Golden Globe ve Television Critics Association Ödüllerine aday oldu.
Fox en son, nisan ayında gösterime giren politik macera “Vantage Point”te Dennis Quaid, Sigourney Weaver, Forest Whitaker ve William Hurt’le birlikte rol aldı. Daha önce, Matthew McConaughey ile birlikte spor dramı “We Are Marshall”da gerçek olaylardan esinlenen, küçük bir kasabanın yıkıcı kaybıyla baş etme çabalarını anlatan ilham verici öyküde bir Amerikan futbolu koçunu canlandırdı. Ben Affleck, Ray Liotta ve Ryan Reynolds’un bulunduğu kalabalık bir kadroya sahip, Joe Carnahan yönetimindeki suç filmi “Smokin’ Aces”da yer aldı.
1999’da, Donald Sutherland’le televizyon için çekilen “Behind the Mask”ta dokunaklı bir performans sergiledi. 2002’de, UPN yapımı “Haunted” adlı dizide yaşadığı ölüm deneyimiyle ruhlar dünyasın bir köprü oluşturan özel dedektif olarak göründü.
Fox’un tanınması ve eleştirmenlerin dikkatini çekmesi, 1994-200 yılları arasında FOX Network’te yayımlanan popüler TV dizisi “Party of Five” da beş yetim kardeşin en büyüğü Charlie Salinger rolünde oynamasıyla gerçekleşti. Dizi iki yıl üst üste Golden Globe Ödülü’ne aday oldu ve 1996 yılında ödülü kazandı.

ROGER ALLAM (Royalton) son günlerde Stephen Frears’ın beğenilen biyografik filmi “The Queen”de Helen Mirren’in Oscar ödüllü performansının karşısında oynadı. Rol aldığı filmler arasında savaş zamanı İrlanda’sında geçen “The Wind That Shakes the Barley”; Michael Winterbottom yönetiminde “Tristram Shandy: A Cock and Bull Story” ve komedi filmi “The Misadventures of Mr. Wilt” bulunmaktadır. “Hızlı Yarışçı Speed Racer” aksiyon-macera “V for Vendetta”dan sonra Allam’ı Wachowski kardeşler ve yapımcı Joel Silver’la tekrar bir araya getiriyor.
Allam’ın İngiliz ve Amerikan televizyonundaki çalışmalarının geniş listesinde “The Thick of It,” “MI-5,” “The Catherine Tate Show,” “Waking the Dead” ve “Between the Lines” sayılabilir. Televizyon filmleri arasında Hellen Mirren’la birlikte rol aldığı Showtime yapımı “The Roman Spring of Mrs. Stone”; Walt Disney’i canlandırdığı HBO yapımı “RKO 281” Hallmark Entertainment yapımı “Stranded”; BBC yapımı “A Landing on the Sun” ve HBO yapımı “The Investigation: Inside a Terrorist Bombing” bulunmaktadır. Mart ayında ilk gösterimi BBC’de yapılan biyografik “The Curse of Steptoe”da görülebilir.
Aynı zamanda seçikin bir tiyatro oyuncusu olan Allam en çok Royal Shakespeare Company ve Royal National Theatre’daki çalışmalarıyla tanınıyor. İki kez Laurence Olivier Tiyatro Ödülü kazandı: 2000 yılında Royal National Theatre’da sergilenen “Money” deki rolüyle En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ve 2002 yılında Donmar Warehouse’da “Privates on Parade”deki rolüyle En İyi Erkek Oyuncu. Uzun süre devam eden hit müzikal “Les Misérables”de Javert rolünü oynadı ve David Harrower’ın karanlık psikolojik dramı “Blackbird”de Jodhi May’in karşısında canlandırdığı rolle beğeni kazandı.

PAULIE LITT (Spritle) Jim Carrey ve Kate Winslet’in başrolde olduğu “Eternal Sunshine of the Spotless Mind” ve Ben Affleck ve Jennifer Lopez’le Jersey Girl’de göründü.
Litt en çok ABC yapımı popüler sitcom “Hope and Faith”teki yaramaz küçük kardeş rolüyle tanınıyor. Litt bu rolüyle 2006 yılında TV Komedi Dizisi-En İyi Yardımcı Genç Oyuncu dalında Young Artist Ödülü aldı. Daha önce, Litt NBC dizisi “Third Watch”ta oynadı ve iki yıl boyunca “Sesame Street”te yer aldı. Regis Philbin’le bir araya gelerek “Live with Regis & Kelly’s 2004 Christmas Eve Special” programında şarkı söyledi.
Bunlara ek olarak, Litt 20’den fazla reklamda ve PSA’da oynadı.
“Showtime at the Apollo”da vokalist ve Radio Disney’in “Incubator” programında sanatçı olarak yer aldı. Çeşitli Radio Disney programlarına katıldıı ve şarkısıyla XM Kids Radio’da top 10 listesinde 16 haftadan fazla kalmanın zevkini çıkardı.

BENNO FÜRMANN (Müfettiş Dedektör) İngilizce dilinde çekilen çeşitli uluslarası sinema ve televizyon yapımlarında yer alan, başarılı bir Alman oyuncu. Bunların arasında Brian Helgeland’ın yönetiminde Heath Ledger’la birlikte oynadığı “The Order”, Maggie Smith ve Richard Loncraine’le birlikte rol aldığı HBO yapımı “My House in Umbria”, mini dizi “Ring of the Nibelungs/Dark Kingdom: The Dragon King”; Diane Kruger’la “Merry Christmas”; “Crusade in Jeans”; ve en son Thomas Jane ve John Malkovich’in başrolde olduğu “The Mutant Chronicles”; Marc Rothemund’dan “Pornorama” ve Leander Haußmann’dan “Warum Männer nicht zuhören und Frauen nicht einparken können.”
Fürmann, 2005 yılında aktris Nina Hoss ve yazar-yönetmen Christian Petzold’la birlikte “Wolfsburg”le Adolf Grimme Ödülü aldı. 2001 yılında, the Berlin Uluslararası Film Festivali’nde onur ödülüne layık görüldü. “Freunde”(Arkadaşlar) ile 2000 Baverya Film Ödülü’nü kazandı.
İlk filmi “Einfach nur Liebe” (Sadece Aşk)’tan sonra Fürmann yönetmen Til Schweiger’in ilk filmi “Der Eisbär” (Kutup Ayısı)’da aldı. Diğer filmleri arasında Caroline Link yönetiminde Erich Kästner’in romanından uyarlanan “Pünktchen und Anton” Sönke Wortmann’dan “St. Pauli Nacht” (St. Pauli Gecesi); Stefan Ruzowitzky’den “Anatomie” (Anatomi); Doris Dörrie’den “Nackt” (Çıplak); Tom Tykwer’dan “Der Krieger und die Kaiserin” (Prenses ve Savaşçı) ve “Kanack Attack” sayılabilir.
Fürmann kariyerine 1991 yılında, Edgar Reitz’in, Alman televizyonunda yayımlanan mini dizisi “Die zweite Heimat” (2. Heimat) ve televizyon filmi “Schuld war nur der Bossanova” (Suçu Bossanova’ya at)’da oynayarak başladı. Diğer televizyon çalışmalarından bazıları: RTL dizisi “Und Tschüss!” (Elveda); En İyi Erkek Oyuncu- TV Filmi dalında Alman TV Ödülü’nü kazanmasını sağlayan, Alman boks efsanesi Bubi Scholz’u canlandırdığı, Roland Suso Richter’in yönetimindeki mini dizi “Die Bubi Scholz Story” (Bubi Scholz’unHikâyesi) ve popüler mini dizi “Die Sturmflut” (Fırtınalı Deniz).
Fürmann’ın bir sonraki filmi, yazar-yönetmen Philipp Stölzl’ün “Nordwand”ı olacak.

HIROYUKI SANADA (Bay Musha)’nın gösterdiği çeşitlilikle değişik uluslardan izleyicileri etkilediği başarılı filmler arasında Tom Cruise’la birlikte rol aldığı “The Last Samurai,” Yoji Yamada’nın 2004 yılında Oscar’a aday olan filmi “The Twilight Samurai” ve 1995 Cannes Film Festivali’nde resmi seçki olarak gösterilen “Sharaku” bulunmaktadır. Sanada ayrıca modern korku klasiği “The Ring”in orijinal Japon versiyonunda rol aldı.
Sanada, en son Danny Boyle’un yönettiği bilim kurgu filmi “Sunshine”da Cillian Murphy, Chris Evans ve Michelle Yeoh’la, “Rush Hour 3”te baş kötü adam olarak Jackie Chan ve Chris Tucker’la birlikte oynadı. Daha önce, Chen Kaige’nin epik fantezi-romansı “The Promise”de, fonetik olarak Mandarin lehçesini öğrenmesini gerektirecek bir rolde oynadı. 2005 yılında Merchant Ivory filmi “The White Countess”da Ralph Fiennes ve Natasha Richardson’ın karşısında ilk İngilizce rolünü oynadı.
Sanada’nın bir sonraki filmi, Anthony Hopkins’in karşısında rol alacağı ve yönetmen James Ivory’yle tekrar bir araya geleceği “The City of Your Final Destination” olacak.
Aynı zamanda uluslararası başarı kazanmış bir tiyatro oyuncusu olan Sanada, “Romeo & Juliet”in başarılı bir Japon prodüksiyonunda Romeo’yu canlandırdı. Daha sonra, “Hamlet”te oyuna adını veren karakteri oynadı. Londra sahnelerinde, Royal Shakespeare Company prodüksiyonu “King Lear”da Nigel Hawthorne’la birlikte sahne aldı ve Kraliçe II. Elizabeth tarafından Britanya İmparatorluğu Üyesi ilan edildi.

RAIN (Taejo Togokahn) 2006 yılında TIME dergisi tarafından “Dünyamızı Şekillendiren 100 Etkili Kişi”den biri olarak gösterilen ve 2007 yılında PEOPLE dergisi tarafından yıllık “En Güzel İnsanlar” listesine eklenen, Kore’nin en popüler R/B/pop şarkıcısı.
“Bad Guy” adlı hit single’ı içeren 2002 tarihli “Rain” albümüyle çıkış yaptıktan sonra, Rain 2003 yılında “Sang Doo! Let’s Go To School” adlı dizide rol aldı. İkinci albümü “How to Avoid the Sun” dan aynı adlı single da hit oldu.
2004 yılında tüm zamanların en yüksek rating alan Kore yapımı dizisi olan ve pek çok ülkede yayınlanarak kendisine En İyi Erkek Oyuncu dalında KBS Ödülü kazandıran “Full House” adlı dizide yer aldı. 2005 yapımı “A Love To Kill” adlı mini dizide oynadığı zorlu role azimli yaklaşımı, Rain’i daha verimli bir oyuncu haline getirdi.
Rain’in üçüncü albümü “It’s Raining,” Asya’da bir milyonun üzerinde satılarak ulusal ve uluslararası platformda en başarılı albümü oldu. “Rainy Day” konser turnesi Kore, Japonya, Çin, Tayvan ve New York City Madison Square Garden’da iki gösteri yaptığı ABD’de başarılı oldu. Sanatçının dördüncü albümü “Rain’s World” 2005’te yayımlandı ve büyük başarı kazanan “Rain’s Coming” Dünya Turnesi’nin başlangıcı oldu.
2005 yılında, Rain MTV Video Müzik Ödülleri’ne davet edilen ilk Asyalı gösteri sanatçısı oldu. Müzik sektöründeki diğer başarıları arasında MTV Asia Grand Slam de bulunmaktadır. 2005 yılında Bangkok’ta yapılan MTV Asia Aid’de En Sevilen Koreli Sanatçı seçildi ve Channel [V] Thailand’dan verilen En Popüler Asyalı Sanatçı Ödülü’nü kazandı. Ayrıca 2005 MTV Japan Video Müzik Ödülleri’nde Best Buzz Asia Ödülü ve Pekin’deki MTV-CCTV Mandarin Music Honors’da En İyi Koreli Şarkıcı Ödülü sahibi oldu.
Rain, sinemada çıkışını Chan-wook Park’ın yönettiği “I’m a Cyborg, But That’s OK” filmiyle yaptı. Film ve yönetmeni, 2007 Berlin Film Festivali’nde Alfred Bauer Ödülü’nü kazandı ve Rain, 43. Baeksang Sanat Ödülleri’nde En İyi Yeni Oyuncu seçildi.
Rain şu sıralar Joel Silver, Andy Wachowski ve Larry Wachowski’yle tekrar bir araya geldiği aksiyon filmi “Ninja Assassin”i çekiyor.

RICHARD ROUNDTREE (Ben Burns) 30 yıldan uzun bir süre başrollerde oynadı. Yakın zamanda PBS belgeseli “The Rise and Fall of Jim Crow”daki anlatımıyla Peabody Ödülü kazandı.
Roundtree’nin izleyiciler tarafından en iyi bilinen rolü muhtemelen Gordon Parks yönetimindeki 1971 tarihli aksiyon filmi “Shaft”tır. Film Roundtree’yi dünya çapında şöhrete kavuşturdu. Roundtree seriyi “Shaft’s Big Score!”, “Shaft in Africa” filmleri ve “Shaft” televizyon dizisiyle sürdürdü.
Roundtree, Hollywood’un en tanınmış oyuncularından bazılarıyla birlikte oynadı: Clint Eastwood, Robert Shaw, Peter O’Toole, Richard Harris, David Niven, Tony Curtis ve Laurence Olivier. Rol aldığı 70’ten fazla film arasında beklenmedik hit “Se7en”; eleştrirmenlerin beğenisini kazanan “Once Upon a Time…When We Were Colored”; Kendisini üne kavuşturan rolü yeniden ziyaret ettiği “Shaft”ın 2000 tarihli yeniden çevrimi; basketbol yıldızı Shaquile O’Neal’la “Steel”; Brendan Frasier’la “George of the Jungle” ve Chris Kattan’la “Corky Romano” bulunmaktadır.
Roundtree’nin televizyon çalışmaları arasında CBS yapımı “Outlaws”; TV Dizisi-En İyi Başrol Oyuncusu dalında NAACP Image Ödülü’ne aday gösterildiği “413 Hope Street” ve Dave Chappel’le birlikte ABC yapımı “Buddies sayılabilir. Rol aldığı sayısız televizyon filmlerinden bazıları: Booker T. Washington’u canlandırdığı ve rating rekoru kıran “Having Our Say”; Arnold Schwarzenegger yönetiminde “Christmas in Connecticut” ve Starz! yapımı “Joe and Max.”
Roundtree kariyerine model olarak başladıktan sonra New York’taki başarılı Negro Ensemble Company’ye katıldı. Bir dizi başarılı tiyatro performansını, Jack Johnson’ı canlandırdığı “The Great White Hope” izledi.
Göğüs kanserine karşı savaşa kendini adayan Roundtree konferanslara katılmakta ve hastalığa dikkat çekip çare bulmak için düzenlenen faaliyetlerde ve vakıflarda aktif olarak yer almaktadır.

KICK GURRY (Sparky) sinema kariyerine Avustralya’da, Avustralya Film Institute’ün 2000 yılında en iyi film seçtiği “Looking for Alibrandi” ile Anthony Lapaglia karşısında rol alarak başladı.
Gurry günümüzün en beğenilen yönetmen ve oyuncularından bazılarıyla işbirliği yaptı. Filmleri arasında Terrence Malick yönetimindeki “The Thin Red Line”; Joaquin Phoenix’le “Buffalo Soldiers”; David Mamet’ten “Spartan” ve yardımcı yapımcı Quentin Tarantino’dan “Daltry Calhoun” sayılabilir.
Avustralya’da, Gurry başarılı yönetmen Alex Proyas’ın “Garage Days” adlı filminde ve Rachel Ward’un AFI Ödüllü filmi “The Big House”da başrol oynadı.




RACER AİLESİ, DOSTLARI VE DÜŞMANLARI

“Hızlı Yarışçı Speed Racer”ın merkezinde iki unsur var— yarış ve Racer ailesi; ikisi de birbirleriyle çok yakından ilgili. “Speed’in ailesi yarış yiyor, yarış içiyor, yarışla nefes alıp veriyor. Sonuçta, soyadları Racer (Yarışçı),” diye gülümsüyor Emile Hirsch. “Birlikte bir birim gibi çalışıyorlar. Bütün mesele takım çalışması ve doğru olanı yapmak. Bence hikâyenin özünü çekici kılan da bu—herkes maceraya katılıyor.”
Racer ailesinin evi tek ailenin yaşayacağı, pastoral bir banliyö evi. Baba Racer garajda yarış otomobilleri yapıyor ve ailenin övünç kaynağı, Mach 5, oturma odasının ortasında duruyor. Anne Racer Racer ailesinin belkemiği olarak konfor, destek ve akıl veriyor; lezzetli hamur işleri de cabası. Speed’in hazırcevap küçük kardeşi, Spritle ve ailenin evcil şempanzesi Chim-Chim, Speed’in Mach 5’inin bagajında yolculuk ederek ya da beklenmedik yerlere saklanarak kendilerince aksiyona yakın duruyorlar. Speed’in sadık kız arkadaşı Trixie, pist içinde, dışında hatta pembe helikopteriyle pistin üzerinde Racer ailesine olan bağlılığını gösteriyor. Sparky, Baba’nın güvenilir tamircisi olarak Racer Motors’a hizmet veriyor.
Hirsch başrol için üç kıtaya yayılan ve yüzlerce oyuncuyu kapsayan yorucu seçme süreci boyunca, yapımcıların zihinlerinde pole position’da kalmayı başardı. “Rolü aldığımda inanamadım,” diye belirtiyor Hirsch. “Sabah evde mısır gevreği yerken Speed Racer’ın çizgi filmini izlerdim. Tüm bölümleri gördüm. Ayrıca ‘Matrix’ üçlemesinin büyük bir hayranıyım, o yüzden Larry ve Andy tarafından yönetilen bir filmde olmak beni çok heyecanlandırdı.”
“Emile’le tanıştığımızda, Speed Racer’ı oynaması için gereken uygun görünüşe, gençliğin verdiği çekiciliğe ve yeteneğe sahip olduğunu anlamıştık,” diyor Joel Silver. “O sırada, ‘Into the Wild’ daha gösterime girmemişti ama onun filmin başrolünü taşıyabilecek yeteneğe sahip olduğunu hissettik.”
Christina Ricci, Speed’in ilkokuldan beri arkadaşı ve hayranı olan, bir numaralı aşkı, kız arkadaşı Trixie rolünde. Zeki, stil sahibi ve güçlü iradeye sahip biri olan Trixie, tribünde Speed’e tezahürat yaparken ya da helikopterinden tehlikeli yarış pistlerinde yol alması için ona yardım ederken bulunabilir.
“Trixie tam bana göre bir kız,” diyor Ricci. “Her zaman maceraya hazır ve film kız olduğunu gözünüze sokmadan, erkeklerin yaptığı her şeyi yapıyor. Bir sürü şey yapıyor—Speed’le birlikte strateji geliştiriyor, helikopter kullanıyor hatta kung fu yapıyor—ama her faaliyet için özel şirin bir kıyafeti var. Trixie aynı anda hem erkek fatma hem de cici kız, bu da onu gerçekten çok eğlenceli yapıyor.”
Kişisel tarzın önemini asla görmezden gelmeyen biri olan Ricci şöyle hatırlıyor: “Wachowski’lerle görüşmeye gittiğimde korkuyordum çünkü uzun zamandır çalışmalarını hayranlıkla izliyordum. Çekingendim ve konuşamıyordum bile, ama hepimizin aynı siyah Chuck Taylor Converse ayakkabıları giydiğimizi gördüm ve o an her şeyin iyi olacağını anladım.”
Speed’in dünyasındaki bir başka steadfast destekçi de Susan Sarandon’un canlandırdığı Anne Racer. Oscar sahibi aktrisi projeye çeken, Wachowski’lerin ailenin birliğini vurgulayan öyküsü oldu. “Racer ailesinin her akşam birlikte oturup yemek yedikleri, zamanın sınırlamadığı küçük bir kapsülde yaşıyor olmaları fikrini çok sevdim,” diyor. “Anne Racer herkesi bir arada tutan yapıştırıcı.”
“Anne Racer, kesinlikle ailenin direği,” diye ekliyor Racer ailesinin başı Baba Racer rolünde oynayan John Goodman. “Herkesin sorunları için gittiği kişi o.”
Baba Racer Speed’in, ondan önce de Rex Racer’ın otomobillerini inşa eden harika bir araba tasarımcısı. “Speed’in bebekliğinden beri araba inşa ediyor,” diyor Goodman. Bağımsız ve kârdan çok spora olan tutkusuyla hareket eden Baba, “Royalton’un teklifine büyük ihtiyatla yaklaşıyor,” diye ekliyor. “Speed’in teklifi reddedeceğini umuyor ama kendi kararını kendisi versin istiyor.”
Kendisi de TV’de “Speed Racer” çizgi dizisini izleyerek büyüyen Goodman,” ilk yayımlandığında, Speed Racer gibi bir şey görmemiştim, o yüzden sürekli izledim. Wachowski’lerin canlı bir versiyonunu hazırladıklarını duyduğumda, bir parçası olma fırsatına balıklama atladım.”
Emile Hirsch, John Goodman ve Wachowski kardeşler çocukluklarında “Speed Racer” serisinin tadını çıkarırken, gizemli Yarışçı X’i canlandıran Matthew Fox, oldukça farklı bir deneyim yaşıyordu. “Wyoming’de televizyonun olmadığı bir çiftlikte büyüdüm, o nedenle çocukken ‘Speed Racer’ı izleyemedim.” Yine de Fox, Wachowski’lerle görüşmeden önce ev ödevini yaptı. “Larry ve Andy’yle görüşmeden önce çizgi dizi üzerine araştırma yaptım ve Yarışçı X’in orijinal dizide nasıl işlendiğini gördüğümde, rolü oynamak için daha da heveslendim.”
Fox, Wachowski’lerle birtakım ortak noktalarının da olduğunu söylüyor: “Projedeki amaçlarıyla ilgili bana ilk söyledikleri şeylerden biri, yeğenlerinin gerçekten hoşuna gidecek bir film yapmak istedikleriydi. Benim de on yaşında bir kızım ve beş buçuk yaşında oğlum var; o nedenle çocuklarımın bu filmde beni Yarışçı X olarak görmeleri benim için çok heyecan verici.” Fox, Yarışçı X rolü üzerine şöyle diyor: “Bu, canı istediği için maske takıp etrafta dolaşan biri değil. Yarışmalarda yozlaşmayı durdurmak için çalışan gizli bir organizasyonla birlikte çalışıyor ve çok derin bir istihbarat toplama sürecini yürütüyor. Bu, pek çok insan için ölüm kalım meselesi; bu nedenle gerçek kimliğinin saklı kalması gerekiyor.”
Fark edilmeden istihbarat toplama işinden paylarını alan sıra dışı dinamik ikili, Racer ailesinin en genç üyesi Spritle ve evcil şempanzesi Chim-Chim’den oluşuyor. İkili daima macera arayışındalar ama genelde yetişkinler tarafından geride bırakılıyor. O nedenle eğlenceye katılmak için yaratıcılıklarını konuşturuyorlar ve Speed’in Mach 5’inin bagajına saklanmak gibi yollar buluyorlar.
“Spritle, yetişkinler gibi olmak isteyen, muzip küçük bir çocuk,” diyor Spritle’ı canlandıran oyuncu Paulie Litt. “Herkes onu küçük görüyor. Onu korumak istiyorlar çünkü o daha çocuk ama bilmedikleri şu ki, küçük olmasına rağmen güçlü biri. Yarış ve arabalar konusunda bilgiyle dolu ve her şeyin bir parçası olmak istiyor, o yüzden geride bırakılmaktan sıyrılmaya çalışıyor. Eğer istediği olsa, her yarışta Mach 5’in bagajında olurdu.”
Çekimler sırasında sadece 11 yaşında olan Litt, Spritle rolünü umut vaat eden 250 küçük oyuncunun arasından sıyrılarak kazandı. “Bu her çocuğun hayali,” diyor Litt. “Yaz boyunca Almanya’da bir film setindeydim ve bütün gün bir şempanzeyle oynadım. Daha iyi bir şey olabilir mi?”
Chim-Chim aslında Willy ve Kenzie adlı iki şempanze tarafından canlandırıldı. “Dünya üzerinde role uygun eğitimi almış iki ya da üç şempanze var,” diyor hayvan koordinatörü Sled Reynolds. İleri düzeyde eğitim almış olan üç yaşındaki Willy baş şempanzeydi; daha genç olan iki yaşındaki Kenzie ise Willy’nin yedeği ve dublörü olarak yer aldı.
Spritle ve Chim-Chim perdede birbirlerinden çok fazla ayrı kalmadıkları için, aralarında bir bağ oluşması çok önemliydi. Litt ve şempanzeler arasında bir arkadaşlık oluşturma süreci, sekiz haftaya yayıldı. “Paulie günde iki üç saat Willy ve Kenzie’yle vakit geçirerek aşamalı olarak onlarla yakınlık kurdu. Şempanzelere karşı çok saygılıydı ve onların yanında çok doğaldı,” diye belirtiyor Reynolds..
Litt “hayvanları çok seviyorum, Willy ve Kenzie’yle birlikte çalışmak beni çok mutlu etti,” diyor. “Çok sevimli ve akıllılar; çok farklı kişilikleri ve yüz hatları var, tıpkı sizin ve benim gibi.”
Speed Racer’ın umut vaat ettiğini anlayan ve spor üstündeki egemenliğine bir tehdit oluşturduğunu gören, çokuluslu Royalton Industries’in kurucusu milyarder işadamı E.P Arnold Rayton, Speed’e, Royalton’un son model ekipmanlarına ve antrenman tesislerine ulaşabileceği kârlı bir sponsorluk anlaşması öneriyor.
“Royalton Speed’e hayatta bir kere karşınıza çıkacak bir teklif sunuyor ama bazı şartları var,” diyor Hirsch. “Yüklü para karşılığında Royalton için yarışmak ve pistteki en güçlü desteğe sahip sürücülere karşı yarışmaya devam etmek arasında seçim yapmak zorunda. Speed Royalton’un teklifini reddettiğinde, Royalton Speed’i tehdit ederek ona tüm yarışlarda şike yapıldığını ve Royalton olmadan bir daha hiçbir yarışı kazanamayacağını söylüyor. O andan itibaren, Speed Royalton’u haksız çıkarmak ve sevdiği sporu korumak için çalışıyor.”
Royalton Industries’in açgözlülükle hareket eden sahibi rolünü oynaması için, Wachowski’ler daha önce “V for Vendetta”da birlikte çalıştıkları, başarılı İngiliz oyuncu Roger Allam’ın yeteneğine başvurdular. Allam, “Larry ve Andy’yle tekrar çalışmak harika bir şey. Kardeşler sette çok rahatlar ve büyük uyum içindeler,” diye anlatıyor.
Allam Royalton’u “kendi kendini yaratmış biri” olarak tanımlıyor. “Onun konumunda biri için tahmin edileceğinin tersine, zengin bir geçmişe sahip değil. Başarı için çok çalışan hırslı bir işadamı olarak başlamış ve bunu yaparken devasa bir sanayi imparatorluğu kurmuş biri. O kadar güçlü ki her yarışın sonucunu etkileyebileceğini düşünüyor.”
Royalton’un son planı, DYL pistlerinin iki rakip ailesini yönlendirmeyi içeriyor: Mudha Motors ve Togokahn Motors. Musha Motors’un başı, Bay Musha, başarılı Japon oyuncu Hiroyuki Sanada tarafından canlandırılıyor.
“Bay Musha tam bir işadamı,” diyor Sanada. “ baş rakibi olan Togokahn Motors!u uzun zamandan beri kontrol etmek istiyor. Royalton bunu biliyor ve Musha Motors’un uydu imalathanesi karşılığında Tokogahn’ı Musha’ya vermeyi öneriyor. Bu anlaşma Musha’nın rakiplerine karşı üstünlük sağlamasına ve Royalton’un uydu pazarını köşeye sıkıştırmasına izin verecek.”
Sanada Japonya’da orijinal versiyon “Mach Go Go Go”yu izleyerek büyüdü. “Açılış şarkısını hâlâ anımsıyorum. ‘Speed Racer’ Birleşik Devletler’de Japon animasyon tarihini yazdı. Wachowski kardeşler filmleriyle her zaman tarih yazıyor, o yüzden bu filmin bir parçası olmaktan dolayı çok mutluyum.”
Geçtiğimiz günlerde TIME dergisinin en etkili 100 isim listesinde yer alan Koreli pop yıldızı Rain de kendine göre bir tarih yazıyor. Rain rol aldığı ilk Amerikan filmi olan “Hızlı Yarışçı Speed Racer”da Togokahn Motors’ın baş sürücüsü ve varisi Taejo Togokahn rolünde.
“Bence insanlar bu filmde Rain’e hayran kalacaklar. Perdede dikkatinizi çeken, inanılmaz bir varlık gösteriyor,” diyor Silver.
Rain’in karakteri Taejo, Royalton’un planıyla tehdit altında kalan ailesinin ismini korumak zorunda kalıyor. “Togokahn Motors beş nesildir Taejo’nun ailesine ait,” diyor Rain. “Taejo’nun ailesi işe başladığından beri DYL’de yarışmak çok değişti. Spor ve sürücüler belli bir asalete sahipti ama şimdi her şey imaj, markalar ve kâr üzerine kurulu gibi görünüyor. Speed gibi benim karakterim de ailesinin işini korumaya çalışıyor.”
Royalton’un Togokahn Motors’u ele geçirme planını yakından takip eden biri de Alman oyuncu Benno Fürmann’ın canlandırdığı Müfettiş Dedektör. “Müfettiş Dedektör yıllardır Dünya Yarış Ligi’ndeki yozlaşmayı araştırıyor,” diyor Fürmann. “Şimdi Yarışçı X’le işbirliği yapıyor ve ikisi Royalton’un dalaveresini ortaya çıkarmaya yaklaşıyorlar ama bunun için Speed Racer’ın yardımına muhtaçlar.”
“Hızlı Yarışçı Speed Racer”ın ana kadrosunu tamamlayan isimler, Racer Motors’un vazgeçilmez tamircisi ve Racer ailesi üyesi Sparky rolündeki Avustralyalı oyuncu Kick Gurry ve efsanevi DYL yarışçısı, Grand Prix eski şampiyonu Ben Burns rolündeki Richard Roundtree.
Orijinal dizinin hayranları, Speed’in ezeli düşmanları Kaygan Yılan, Ezici ve Gri Hayalet’i anımsayacaklardır. Bu karakterleri sırasıyla Christian Oliver, John Benfield ve canlandırıyor. Wachowski’lerin yarattığı yeni rakipler de var: Ralph Herforth’un canlandırdığı, DYL camiasının en beğenilen sürücülerinden biri olan, Royalton takımının yıldız üyesi Jack “Top mermisi” Taylor; Ashley Walters’ın oynadığı, değerli mücevherlerle kaplı arabasına 22 milyon dolar paha biçilen bir sürücü olan Prens Kabala; Jana Pallaske’nin canlandırdığı, Speed’in yarışı bitirme şansını azaltabilecek sinsi yarış taktiklerine sahip, Uçan Tilkiler Takımı’nın lideri Delila ve Venezuela doğumlu Indy yarışçısı Milka Duno’nun oynadığı Grand Prix yarışmacısı Kellie “Vites kutusu” Kalinkov…
“Hızlı Yarışçı Speed Racer”ın uluslararası oyuncu kadrosunu oluşturmak kolay vir iş değildi ama, yapımcı Grant Hill’in söylediğine bakılırsa “bence Larry ve Andy ‘Hızlı Yarışçı Speed Racer’ın dünyasını farklı uluslardan insanlarla doldurma konusunda harika bir iş çıkardılar. Sette bir sürü değişik dilin kullanıldığını duymak harikaydı ve ‘Hızlı Yarışçı Speed Racer’ gibi uluslararası proje, gerçekten uluslararası bir kadroyu hak ediyor.”
“İnanılmaz derecede çeşitli bir oyuncu kadromuz vardı ama herkes rollerine mükemmel uyum sağladı,” diyor Joel Silver. “Susan ve John’un, Emile, Christina ve Paulie gibi daha genç oyuncularla aralarındaki dinamiği izlemek muhteşemdi. Sette gerçek bir aile oldular.”


OTOMOBİLLER, YARIŞ PİSTLERİ VE “CAR-FU”NUN DOĞUMU

Speed Racer’ın yıldırım gibi ilerleyen Mach 5’i, ekranların belki de en çok tanınan otomobillerinden biri. Kaporta boyunca işlenmiş kırmızı bir ‘M’ ve parlak beyaz renkle tamamlanan saldırgan profili, dünya çapındaki “Speed Racer” hayranlarının zihinlerinde yer etti. Mach 5’in güncellenmiş tasarımı birkaç yöne gidebilecekken “çok sleek hatlara sahip yarı retro bir görünüşe döndük” diyor prodüksiyon tasarımcısı Owen Paterson.
“Çeşitli olasılıkları inceledikten sonra, Larry ve Andy orijinal Mach 5’in ikonik profiline baktılar ve zamana meydan okuyan ve eşsiz bir görünüşe sahip orijinalin özünü korumaya karar verdiler,” diyor Joel Silver.
Mach 5 azılı hayranların zihninde Speed Racer’la en çok bağdaştırdıkları araba olarak kalacaksa da, Wachowski’ler bir adım daha ileri gittiler ve yeni kuşak Mach serisini, Mach 6’yi sundular.
“Larry ve Andy’den bekleneceği gibi, yeni bir çığır açmak istediler,” diyor Paterson. “Sadece Dünya Yarış Ligi’nde pist yarışları için kullanılan Mach 6 için, çok cesur ama rafine bir profili tercih ettik ve M5’in genel renk düzeniyle ‘M’ şeklini koruduk.”
Dahası, “Larry ve Andy filmde Mach 6 ve sınıfındaki arabaları tanımlamak için bir terim buldular,” diye devam ediyor prodüksiyon tasarımcısı. “Tekerleklerini 180 derece döndürebildikleri ve engellerin arasından yanlamasına hızanarak birkaç G ile geçebildikleri için bu tip arabaları ‘T180’ olarak adlandırdılar.”
Paterson ve ekibi, çekimlerin başlamasından neredeyse bir yıl önce çalışmaya başladı ve 100’den fazla otomobil tasarımı yaptı. “Bizim dünyamızda mimarlarımız var ama ‘Hızlı Yarışçı Speed Racer’ dünyasında insanlar araçlarını modifiye etmeleri için araba mimarları tutuyorlar,” diyor Paterson.
“Storyboard sanatçılarından otomotiv endüstrisinin en iyi tasarımcılarından, alanında en yetenekli sanatçılardan bazılarını bir araya getirdik. Onlarla birlikte eğlenmek ve herkesin fikirlerini birbirlerine paslamasını istedik,” diyor Hill.
Araba tasarımları kabul edildiğinde, modellendi ve dijital ortamda boyandı. Bunlara ek olarak, Speed’in Mach 5’i ve Yarışçı X’in Shooting Star’ı belli sahneler için bire bir ölçekte fiziksel olarak üretildi. Her bir arabanın kokpitine oturmak mümkün idiyse de bu tam boy kopyalar, motor takılmadığı için aslında hiçbir yere gitmiyorlardı. Filmdeki yükseklerden uçan, tempolu aksiyon sahnelerinin tümü CGI teknolojisiyle dijital olarak üretildi.
Yapımcılar başlangıçta filmdeki yarış sahnelerini gerçek pistlerde gerçek otomobiller kullanarak çekme olasılığını değerlendirdiler. Ancak Paterson’un belirttiğine göre, “Arabaların tarzı ve elde etmek istediğimiz yüksek oktanlı aksiyona bakınca, dijital olarak yaratmak çok daha mantıklı geldi.”
“Yarışçıların otomobillerini sürdükleri hızda ve kullandıkları dövüş teknikleri ile, pistte pek çok precarious an yaşanıyor,” diyor görsel efekt süpervizörü Dan Glass. “Bu aşırı derecede tehlikeli görünen bir spor ama kimse ciddi biçimde yaralanmıyor çünkü sürücüyü koruyan bir cihaz geliştirdik.”
Görsel efekt süpervizörü John Gaeta ekliyor, “Larry ve Andyi ‘Kwiksave Köpüğü’ adını verdikleri bir güvenlik önlemi fikrini ortaya attılar; çarpışma anında sürücüyü korumak için etrafında şişen büyük, lastik bir top gibi. Bu, Dünya Yarış Ligi’nde yarışan tüm otomobillerde bulunan standart bir ekipman.”
Otomobiller etkileyici olsalar da hareketlerini sergilemek için aynı derecede dramatik bir yere ihtiyaç duyuyorlardı. Paterson, “Wachowski kardeşlerin ilk direktifi, ‘yarış pistlerimiz büyük bir slalom pistiyle skateboard parkı arası bir şey olmalı’ şeklindeydi” diye hatırlıyor.
“Larry ve Andy, her yarışın bir diğerinden çok farklı göründüğünden emin olmak istediler,” diyor Silver. “Pistleri ve arkaplanları dijital olarak inşa etme özgürlüğüne sahip olduğumuza göre, hayal güçlerimizi son vitese aldık. İnanılmaz ve heyecan verici şeyler göreceksiniz; yarışlar sizi koltuğunuzuna mıhlayacak.”
Eşsiz özelliklere sahip dört yarış pisti yaratıldı. Pistler cesaret isteyen döngüler, baş döndürücü spiraller ve nefes kesen atlayışlar içermekle kalmıyor, egzotik görünümlü ortamlardan geçiyor.
Speed Racer’ın evindeki pist, merhum ağabeyi Rex’in rekoru hâlâ elinde tuttuğu Fırtına Kayası. Fırtına Kayası dünya klasmanında bir pist olmakla birlikte, DYL’deki büyük pistlerden biri değil. Paterson, “Fırtına Kayası, daha iyi günler görmüş bir pist. Yine de, Rex Racer’ın mirası nedeniyle Speed’in kalbinde özel bir yeri var. Fırtına Kayası, diğer pistlerin getirdiği tüm heyecana sahip; spiraller, bariyerler, kelebekler ve devasa düşüşler,” diye belirtiyor.
“Hızlı Yarışçı Speed Racer”daki ikinci pist, DYL’deki üst lig pisti olan Fuji Heleksikonu, arkaplanında doğal volkanlar ve uluslarası ün sahibi mimarların tasarımlarından esinlenilmiş modern binalar bulunan, tropik bir takımada üzerine kurulmuş. Pist, hayranlık uyandıran dönüş ve virajlarla ışıltılı denizin üzerinde mercan adasının içine girip çıkıyor.
Casa Cristo 5000, yarışmacıların ölüme meydan okudukları ve Rex Racer’ın hayatını kaybettiği ralli. Ölümcül derecede tehlikeli olduğu için “Cadı Kazanı” diye adlandırılanl parkur birkaç kıtayı kapsıyor ve hayal edebileceğiniz her tipte araziden geçiyor. Yarışçılar Zunubya Çölü’nün yakıcı sıcağından dar buzul tepelerine ve soğuk Malta Buz Mağaraları’na kadar aşırı iklim koşullarına dayanmak zorundalar. Yanlış bir dönüş, yüzlerce metreden düşmesine neden olarak bir yarışçıyı ölüme gönderebilir. Her ne kadar DYL yarışların temiz bir tarzda yapılması için çaba gösterdiyse de, el altından yapılan sürüş hileleri, örneğin kancalar, lastik çivileri ve mancınıklar, Casa Cristo 5000’i “Hızlı Yarışçı Speed Racer”daki en acımasız dayanıklılık testi haline getiriyor.
“Casa Cristo 5000, dünyanın en tehlikeli ülkeler arası yarışı ve yarışçılar öne geçmek için ne gerekiyorsa yapıyorlar,” diye açıklıyor Paterson. “Roma savaş arabası usulü yarış dediğimiz bir şey geliştirdik; otomobillerden kılıçlar ve lastikleri korumak için kalkanlar çıkıyor.”
Casa Cristo 5000’i kazanmak için oldukça yoğun bir baskı var çünkü şampiyon olan yarışçı, DYL’nin en büyük olayında yarışma hakkı elde edecek: Grand Prix. Grand Prix’de kazanılan zafer, kazanana sadece ün ve servet kazandırmakla kalmayacak, onu Dünya Yarış Ligi’nde bir anda efsane mertebesine ulaştıracak.
“Daytona 500, Indy 500 ve Dünya Kupası’nın toplamından daha büyük bir yarış hayal edin,” diyor Joel Silver. “DYL’nin Grand Prix’si, “Hızlı Yarışçı Speed Racer” dünyasında böyle bir olay.”
Paterson, “Grand Prix yarış pisti, Cosmopolis kentinin tam içine inşa edilmiş,” diye belirtiyor. “Muazzam bir şey. Otomobillerin şaşırtıcı hızlara çıkmasına olanak veren dev inişler, döngüler ve kelebek dönüşleriyle inanılmaz bir pist,” diyor.
Grand Prix’nin fikri ve görünüşü, Paterson’un belirttiğine göre “Chicago’da büyüyen ve civar binaların çatılarından Wrigley Stadyumu’ndaki bir beyzbol maçını izlemekten hep zevk alan” Wachowski kardeşlerden geliyor. Paterson şöyle devam ediyor: “Gökdelenleri birer tribüne dönüştürmek gibi bir fikirleri vardı. Sonuç olarak, şehrin kendisi, yılın en büyük yarışı için bir tribün haline geldi.”
Grand Prix yarış pistinin bir başka özelliği de Wachowski’lerin, birden fazla fotoğraf makinesiyle anlık görüntü yakalamaya öncülük eden bir 19. yüzyıl fotoğraçısı olan Eadweard Muybridge’e saygı duruşunda bulundukları bir görsel yanılsamaydı. Muybridge’in bulduğu ilkeler, “Matrix”teki “Bullet time” efektinin yaratılmasına esin kaynağı olmuştu.
Yapımcılar, Grand Prix pistinin parkurlarından biri boyunca arkaplandaki duvara bir dizi zebra resmi yerleştirdiler. Speed Racer ve rakip yarışçılar perdede hızlanırken, art arda görünen resimler, zebranın –Muybridge’in “Hareket Eden At” olarak bilinen fotoğraf dizisine benzer şekilde- koştuğu izlenimini yaratıyor.
“İlham kaynaklarımıza şapka çıkarmayı seviyoruz. Hareketli zebra temelde “Bullet Time”ın esin kaynağına bir göz kırpma,” diyor Gaeta. “Bu filmde arkaplanlara bir sürü yanılsama yerleştirdik; onlardan biri de, Grand Prix pistindeki bir reklam görünümü altında Muybridge’vari bir gönderme.”
“Hızlı Yarışçı Speed Racer”ın tempolu aksiyon sahneleri sırasında her bir oyuncunun tepkileri ve yakın plan çekimleri için gereken kamera açılarına da büyük dikkat gösterildi. Otomobilin dışı dijital olarak yaratılırken, gerçek yarış arabalarının araç dinamiklerini simüle etmek için direksiyon, gaz ve fren pedalları ve arkadan ışıklandırmalı kontrol paneli dahil olmak üzere bire bir ölçekte kokpitler üretilip sanal gerçeklik sürüş programı tarafından kontrol edilen, hidrolik yataklara yerleştirildi.
“V for Vendetta”nın da yönetmenliğini üstlenen ikinci ekip yönetmeni James McTeigue, ekibiyle birlikte 61x12 metre boyutlarındaki yeşil perdede filmin dört büyük yarış sahnesini çekti. Hidrolik yataklar, yarışlara katılan çeşitli arabaların pistte yol alırken yaptığı hareketleri simüle edecek şekilde tasarlandı. Hidrolikle çalışan güçlü platform, kokpitlerin üç boyutlu uzayda hareket etmesini ve pist üzerinde yarışçının emirlerini kesin olarak taklit etmesini sağladı.
“Hidrolik yatakların tabanı, otomobil kokpitinin hareketlerini önceden çekilmiş sahneye bağlayan yazılım tarafından kontrol ediliyordu. gimbals’ base is controlled by software that ties the movement of the car cockpit to the pre-visualized scene. Oyuncuların gerçekten araba kullandıklarını hissetmelerine yardımcı olmak için rüzgâr gibi, canlı unsurlar da kullandık,” diyor Owen Paterson.
Bir oyuncunu gözüyle bakınca, Rain şunları söylüyor: “Hidrolik yatağı kullanmak yoğun bir deneyimdi. Bir Formula 1 otomobili kullanmaya ancak bu kadar yaklaşabilirdim herhalde; ama bu çok daha az tehlikeli.”
Emile Hirsch “hidrolik yatakla çalışmak eğlenceliydi ve benim için yeni bir sınav oldu,” diye anımsıyor. “Orada gerçekten savruluyorsunuz, o nedenle sahnede fırlatılıyormuş gibi davranmanıza gerek yok. Sabir bir şeyi sürüyormuş gibi yapmaktan çok daha gerçekçi.”
Matthew Fox “Hidrolik yatak vahşi bir şey ve iyi odaklanmak gerekiyor. ‘Hızlı Yarışçı Speed Racer’da yarış bir yakın temas sporu olduğu için, aksiyonun inandırıcı olması önemli. James ve ekibi, yatak üzerinde tam bir hakimiyet kurmuştu ve aletin seviyelerini istedikleri gibi ayarlıyorlardı. Ben de sürekli ‘Hızlandırın şunu!’ diyordum,” diye ekliyor.



“HIZLI YARIŞÇI SPEED RACER”IN HİPER-STİLİZE DÜNYASI
Speed’in yarışlarda zafer kazanma arayışı onu dünyanın dört yanına, evindeki Fırtına Kayası pistinden kıtalararası Casa Cristo 5000 rallisine, oradan da Cosmopolis’teki Grand Prix’ye götürüyor. Wachowskiler, değişken setleri ve aksiyon sahnelerini yaratmak için en yaratıcı tasarımcıların, görsel efekt sanatçılarının ve dijital görüntü uzmanlarının uzmanlığına başvurdular. Çoğuyla geçmişte beraber çalışmışlardı. Yönetmenler, filmin 2000’den fazla görsel efekt sekansının denetlenmesi gibi kritik bir görevi, görsel efekt süpervizörleri Dan Glass ve Oscar ödüllü John Gaeta’ya teslim ettiler.
“Dünyanın çeşitli yerlerinden, egzotik şehirler, kurak çöller ve buzlu dağ yolları gibi, normalde çekmemizin olanaksız olduğu mekânları göstermek istedik,” diye açıklıyor Owen Paterson. “Pek çok yönetmenin çekmek istediği ama ya çok uzak olması ya da film ekibinin ortama uyum sağlayamaması nedeniyle çekemediği yerler. Onun yerine, bu nadide ve egzotik mekânları alıp ‘sanallaştırmaya’ karar verdik; böylece görsel efekt departmanının onları sahnelere dahil etmesi mümkün oldu.”
“Hızlı Yarışçı Speed Racer”ın görüntülerinin son hali, yeşil perde önündeki oyuncularla İtalya, Fas, Avusturya, Türkiye ve Death Valley gibi lokasyonların high-definition görüntülerin birleştirilmesiyle yaratıldı. Bu görüntüler, ultra yüksek çözünürlüklü sabit dijital kameralar kullanan küçük bir kamera ekibi tarafından çekildi ve bir araya getirilerek QuickTime Virtual Reality (QTVR) küreleri olarak bilinen ve “Hızlı Yarışçı Speed Racer” ekibi tarafından “balon görüntü” olarak adlandırılan, 360 derece panoramik arka planlar yaratmak için kullanıldı.
Dan Glass, “balon görüntü ekibi sadece birkaç kişiden oluştuğu ve tam kadro bir prodüksiyon ekibine göre çok daha az ekipman gerektirdiği için, normalde geniş film ekiplerine izin vermeyen egzotik lokasyonlara girebildik,” diye anlatıyor.
“Burada ana fikir, yaratım sürecimizde git gide daha da özgür olmak,” diyor Gaeta. “Çekilen görüntüler postprodüksiyonda bir araya getirildiğinde, oluşan panaromik görüntüde kameranızı istediğiniz yere koyabiliyor ve herhangi bir odak uzaklığında görmek istediğinizi görüyorsunuz. “Matrix”te yarattığımız ‘Bullet time’ kavramını ‘Racer time’la genişlettik. ‘Racer time’ ‘Bullet time’a benziyor ama derinlik boyutu katıyor.”
Wachowski’ler, çekimler başladığında Sony’nin henüz piyasaya sürülmemiş olan F-23 HD kamerasını kullanan ilk filmcilerdi.
“Sony’nin ürettiği ilk beş F-23 kamerayı kullandık ve kameralar çok güzel çalıştı,” diyor her ikisi de HD teknolojisiyle çekilen “Star Wars Bölüm II ve III”te çalışan görüntü yönetmeni David Tatersall. “Bu Larry ve Andy’nin hedeflediği görünümü sağlamak için mükemmel bir seçimdi. Sekanslar çok net, doymuş ve çok parlak oldu.”
“Renkleri alışılmış sınırların ötesine taşıdık ve ‘pop-timistic’ ya da ‘techno-color görüntü’ adını verdiğimiz durumu elde ettik,” diye ekliyor Glass.
Filmin görsel efekt sekanslarını oluşturmak için Wachowski’ler “canlı anime görünümü” dedikleri görünümü elde etmek için ön, orta ve arkaplanın iki boyutlu animasyondakine benzer şekilde odakta kalmasını sağlayan bir görsel katmanlama tekniği kullandılar. Bu teknik, yapımcılar tarafından “2½D teknolojisi” olarak adlandırıldı. Glass şöyle açıklıyor: “Filmde her katman—ön, orta ve arkaplan—ayrı ayrı yaratıldı. Böylece bu düzlemlerin birbirine karşı hareket etme şekli, izleyerek büyüdüğümüz çizgi filmlerdekine benzer bir özelliğe sahip; bu çocuklar için ikinci bir dil gibi.” Kasıtlı olarak gerçekçiliği duygunun gerisine itmek ve perspektif çizgilerini bulanıklaştırmak, görsel efekt ekibinin özgürce hareket etmesini sağladı. “Perspektife karşı hareket ediyoruz ve bilinçli olarak kuralları yıkan görüntüler yaratıyoruz.”
“Anime ifade yanı güçlü bir format,” diyor Gaeta. “Elle hazırlanan çizgi dizide, duyguları vurgulamak için kasıtlı olarak gerçekçilikten uzak perspektifler kullanılırdı. Bu, neyin gerçek olduğundan çok sanatçının ne hissetmenizi istediğiyle bağlantılı bir şey. Bunu canlı oyuncuların yer aldığı bir filme uyarlamak, en basit deyimle, hareket eden kolajlar yaratmaya benzer bir süreç içeriyordu.”
“Hızlı Yarışçı Speed Racer”daki setlerin ve mekânların çoğu, gerçek lokasyonların sanal versiyonu ya da bilgisayarla üretilmiş olsa da, birkaç gerçek set de kuruldu. Prodüksiyon tasarımcısı Owen Paterson “Hızlı Yarışçı Speed Racer” dünyasını “geçmişle geleceğin kaynaştığı bir dönem; 1960’ların iyimserliğinin ve modasının, geleceğin rekabetçiliği ve teknolojisiyle birleştiği bir paralel gerçeklik” olarak tanımlıyor. “Larry ve Andy, ‘Hızlı Yarışçı Speed Racer” dünyasının belli bir döneme hapsolmasını istemediler.”
“Hızlı Yarışçı Speed Racer” da iki zıt muhit sunuluyor: biri Racer ailesinde bulunan güvenli ve banliyövari, diğeri fiyakalı, ultramodern ve firmaların reklamlarına boğulmuş. “Racer ailesi sıcak, parlak ve doymuş renklere sahip, sade bir banliyö ortamında yaşıyor,” diyor Paterson. “Los Angeles’ta epey bir konsept çalışması yaptık ve orada yüzyılın ortasındaki evlerin modern tarzından esinlendik.”
Royalton Industries ise buna kontrast oluşturacak şekilde, reklam panoları ve firma logolarıyla yapay olarak ışıklandırılmış soğuk bir gerçekliğe sahip, ultramodern Cosmopolis kentinde bulunuyor. Paterson, “Şangay ve Hong Kong gibi hareketli ve modern bir şehir manzarasını –hem mimari hem de reklamsal anlamda- aldık ve Royalton’un yönettiği, çokuluslu holding dünyasına uyarladık. Bu, küresel markaların ve pazarlamanın dopingli hali,” diye belirtiyor. İçeride, Royalton’un ofisi güç, zenginlik ve abartıyı yansıtan mor dokunuşlarla süslenmiş gümüş grisinin ağırlıkta olduğu, geniş ama steril bir ortam.
Racer ailesinin filmin merkezinde yer almasına benzer bir şeykilde, Racer ailesinin evi de çekimlerin merkezinde yer alıyordu. Filmin en sevgi dolu aile anlarından biri, bu sette gerçekleşti. Dahası, alışılmış bir banliyö evinden farklı olarak, Racer ailesinin oturma odasının odak noktası, evin ortasına park etmiş olan Mach 5.
Owen Paterson ve kostüm tasarımcısı Kym Barrett arasındaki koordinasyon büyük önem taşıyordu. Barrett şöyle diyor: “Tüm karakterlerin birer renk paleti var: Baba ve Anne sırasıyla kırmızı ve yeşil; Speed mavi ve beyaz giyiyor. Bu kostüm renklerini dengelemek için evde bolca turuncu, turkuvaz ve çingene pembesi kullandık. Hepsini birbirine ‘Racer kırmızısı’ adını verdiğimiz kırmızı zeminle bağladık.” Yeşil perde önünde çekilen sahnelerde yeşil olan her şey kaybolacağından, Barrett alternatif renk düzenleri bulmak zorundaydı.
“Larry ve Andy’yle ilk görüşmemizde, bana zengin ana renkler istediklerini söylediler,” diye devam ediyor Barrett. “Fazla ayrıntıya girmek yerine, her yaştan insana seslenen çizgi dizinin film uyarlamasını yaratmak için düşündükleri konsepti anlatmaya başladılar. Bu açıklık kazandığında, beni kendi halime bıraktılar.”
Orijinal çizgi diziyi referans alan Barrett’ın bulduğu, 1960’lar Amerikan yaşam stiline ait bir kaynakla Racer ailesinin kıyafetlerinin kökleri ortaya çıktı. Barret retro-fütüristik bir görünüş elde etmek için ana renklere sahip, kimi zaman desenli kumaşlar kullandı. Speed Racer’ın kıyafeti çizgi dizinin her bölümünde aynıydı: beyaz polo yakalı mavi bir tişört, beyaz pantolon, taba yarış eldivenleri, kırmızı fular ve kırmızı çoraplar. Tatsuo Yoshida, 1960’larda “Mach Go Go Go”nun kahramanını yaratırken Elvis Presley’in “Viva Las Vegas” filmindeki görünüşünden esinlenmişti. Barret yaratıcı inisiyatifini kullanarak Speed’in görünüşünü değiştirdi ama Casa Cristo 5000 rallisi için Emile Hirsch’e Speed’in klasik kıyafetini giydirerek orijinal seriye selam durmayı ihmal etmedi.
Trixie’nin renk paleti, şirin gelikopterine ve cıvıl cıvıl kişiliğine uyan bir şeker pembesi. “Kıyafetlerime bayıldım,” diyor Christina Ricci. “Karakterim tam bir kız ama aynı zamanda biraz da erkek fatma.”
Los Angeles’ta bulunan ve çocuklara ve yetişkinlere seslenen popüler kıyafet ve aksesuar koleksiyonunu maymun suratı grafiğinin süslediği tasarımcı Paul Frank’e yaklaşırken Barrett’ın aklında Spritle ve Chim-Chim vardı. Frank, Barrett’ı şirketinin deposunu ziyaret etmesi için davet etti. Barret orada meşhur maymun suratlı pijamaları buldu ve Spritle için mükemmel olacağını düşündü.
Barrett “Paul ve ben konuşurken, ‘neden Chim-Chim’e de aynı pijamanın tersini vermeyelim?’ diye düşündük. Paul bizim için bir çocuk yüzü tasarlamayı kabul etti ve böylece Chim-Chim’in pijamalarını tasarladık. Herkes bayıldı,” diye anımsıyor.
Kaygan Yılan ve Gri Hayalet gibi çeşitli araba yarışçılarının görünümleri için, Barrett otomobil tasarımlarını yansıtan kıyafetler tasarlamayı hedefledi. “Arabalar önceden tasarlandığı için, Owen’la oturup her yarışçının motifini, renk ve dokusunu tartıştık,” diye açıklıyor Barrett. Kayfan Yılan’ın pullu, rock yıldızı havası taşıyan kıyafeti ve Thor-Axine Şirketi Takımı’nın Viking esintileri taşıyan giysileri, Barrett’ın en sevdiği parçalar. “Şanslıydım çünkü yarışçıların çoğu her şeyi denemeye hazır dublörlerdi ve gülünç görünmekten korkmuyorlardı. Kıyafetlerle harika zaman geçirdik.”
Filmde kullanılan yarış tulumlarını tasarlayıp hazırlamak için Barrett, “Eragon”da birlikte çalıştığı, Londralı iki yetenekli deri üreticisinin yardımını istedi: Patrick Whitaker ve Keir Malem.
Barret, Yarışçı X için, “Maskeli Yarışçı’nın çizgi dizideki ürkütücü fiziksel görünümünü korumak istedik. Yarışçı X bir süper kahraman ama pelerinli olanlardan değil; biz de bir süper kahramanla motosiklet yarışçısını birleştiren bir görünüm hazırladık. Daha günlük bir deri kıyafet hazırlamaya karar verdik; etrafta dolaşabileceğiniz ve fazla bakım istemeyen, ve sadece suçla savaşmak için giyilmiş hissi uyandırmayan bir şey...” diyor.
“Larry ve Andy’nin rolü bana verdikten sonra ilk söylediği şeylerden biri, ‘Kıyafet çok dar olacak,’ oldu. Herhalde kendilerince ‘forma gir’ demek istiyorlardı,” diye gülüyor Matthew Fox.
Deri tulum,sette eşsiz bir fiziksel zorluk oluşturdu Fox için. “Kıyafet çok çabuk ısınıyor. Dövüş sahnelerinde kısa çekimlerden sonra serinlemek zorunda kalıyordum.”
En zorlu dövüş sahnesi, Casa Cristo 5000 yol yarışı sırasında bir gecelik pit stop için kurulan sette geçiyordu. Royalton’un adamı Ezici tarafından kiralanan ninjalar, bir gece suikastı girişimiyle Speed Racer ve Yarışçı X’in kaldıkları otel odalarını basıyorlar.
“Yarışçı X, Speed ve ninjaların olduğu dövüş sahnesini yaratmak çok eğlenceliydi,” diyor dublör koordinatörü Chad Stahelski. “Her bir dövüşün tonu birbirinden farklı. Yarışçı X’le dövüşen ninja epey ciddi, o nedenle Yarışçı X’i zorluyor. Ama Speed’le dövüşen ninja daha çok bir ‘nonja’ çünkü bunun biraz daha komik olmasını istedik.”
“Yarışçı X yumruk attığında, kırılan kemiklerin sesini duymayı bekleyebilirsiniz,” diyor Fox. “Blok hamleleri çok etkili ve gerçek bir ritme sahip.” Fox, “Hızlı Yarışçı Speed Racer”da çalışmadan önce aldığı kapsamlı dövüş sanatları eğitiminin yararını gördü. “Birkaç yıl Tae Kwon Do çalıştım ve turnuvalara katıldım; bu filmdeki dövüş sanatı öğeleri, o teknikleri yeniden ziyaret etmeme olanak tanıdı.”
Dövüş sahneleri için çalışmak, Emile Hirsch için yeni bir deneyimdi. “Dublör ekibiyle çalışmak epey zorluydu. Biraz Kung Fu öğrendim ve bu gerçekten hoşuma gitti. Farklı hareket sıralarını öğrenmeyi sevdim ve iyi bir dublör olmanın ne kadar disiplin ve kararlılık gerektirdiğini daha iyi anladım.”
“Emile’e bir dublör olmak için gereken temel taşları verdik. Hızlı öğreniyor,” diye ekliyor Stahelski. “Hızlı Yarışçı Speed Racer” üç “Matrix” filminde ve “V for Vendetta”da yer alan Stahleski’nin, Wachowski’lerle yaptığı beşinci işbirliği
Wachowski kardeşlerin Owen Paterson, John Gaeta, Dan Glass ve Kym Barrett gibi kamera arkası sanatçılarıyla tekrarlanan işbirliğini “kardeşler aynı kişilerle tekrar tekrar çalışmayı seviyor,” diye yorumluyor Joel Silver. “Tanıdıklık zaman kazandırıyor; bu da film setlerinde, özellikle bu ölçekte bir projede çok önemli.”
Wachowski’lerle ilk çalışma deneyimi hakkında, Hirsch şöyle diyor: “Bu kadar eğlenceli olacakları hiç aklıma gelmemişti. ‘Matrix’ üçlemesini izlediğinizde, ‘bu adamlar bayağı ciddi’ diye düşünüyorsunuz. Ama ikisi de eğlenceyi seviyor. Bence çocuk ruhuna sahipler; bu yüzden de bu proje için mükemmel isimler. Yaptıkları şeyi gerçekten çok seviyorlar ve bu da belli oluyor.”
Fox, “Larry, Andy ve böylesi inanılmaz bir kadroyla çalışmak harikaydı. Tüm kadronun bir araya geldiği zamanlar oldu ve herkesi kıyafetleri içinde gördüğünüzde, orada olduğunuza inanamıyordunuz. Muhteşem zaman geçirdik,” diyor.
“Wachowski’lerle çalışmak bir onurdur,” diyor Rain. Bu projenin en sevdiğim yanı, öykünün umutlar ve hayaller hakkında olması. Çocuklar bu filmi izlediklerinde, hikâye onlara gerçekten denerlerse, inanılmaz şeyler yapabileceklerine dair umut verebilir.”
Silver sözlerini şöyle noktalıyor: “Bu filmi yapmayı uzun zamandır istiyorduk; birlikte çalışıp bu 20. yüzyıl klasiğini yeni binyıla taşıyan böyle harika bir oyuncu, zanaatkâr ve teknisyen ekibine sahip olduğumuz için çok şanslıyız. “Hızlı Yarışçı Speed Racer”ı yeni kuşağa tanıtma fırsatı bulduğumuz için çok heyecanlıyız ve her yaştan seyircinin zevk alabileceği bir film yaptığımız için gururluyuz.”


HIZLI YARIŞÇI SPEED RACER’IN DÜNYASI



COSMOPOLIS Speed Racer hayali Cosmopolis şehrinde geçiyor. Işıl ışıl ve renkli bir metropolis olan şehir, reklam ve ilan panolarının ufukta görünen tüm binaları aydınlattığı bir gökdelenler denizinde yüzüyor. Speed Racer’ın tüm dünyasında olduğu gibi Cosmopolis’te de, yarış sadece bir spor değil, bir yaşam biçimi.



DÜNYA YARIŞ LİGİ (DYL)
Speed Racer’ın dünyasında, araba yarışları bildiğimizin çok ötesinde bir tarzda yapılyor. Otomotiv sanatının oldukça stilize eserleri olan otomobillerin her biri, sürücüsünün kişiliğini yansıtacak şekilde tasarlanıyor ve bunun sonucu olarak rengârenk bir boya skalasına sahip oluyorlar. DYL’nin öncülüğünü yaptığı, dünyanın bir numaralı sporu olan araba yarışı, medya tarafından her ülkede ve her dilde izleniyor. Neredeyse tüm otomobiller ve tüm takımların sponsorluğu, çok büyük şirketler tarafından yapılıyor. Bu otomobiller yalnızca hız için değil aynı zamanda hayal edebileceğiniz en inanılmaz parkurlarda yerçekimine meydan okuyan numaralar yapmaları için üretilmiş. Yarışa yirmi araba başlayabilir ama sadece bir avuç yarışçı bitiş çizgisini görebilir.



OTOMOBİLLER
Speed Racer dünyasındaki yarış arabaları T-180 olarak biliniyor ve saatte 400 milin üstünde hız yapabilecek kapasiteye sahip. Yarışçılar günlük yaşamlarında ve yol yarışlarında sokak otomobilleri kullanıyor, stadyum ve parkur yarışlarında T-180 yarış otomobilleri kullanıyorlar. En iyi T-180 sürücüleri, tipik bir yarışta 4 g’nin üzerinde güce dayanabilecek durumdalar. Tüm yarış arabalarında, yarışmacıların çarpışmalardan kaçmalarını ve parkurdan yaralanmadan çıkmalarını sağlayan Kwiksave Köpüğü bulunuyor. Birinci gelen sürücüler, zaferlerini bir sürahi dolusu soğuk sütle kutluyorlar!



KWIKSAVE KÖPÜĞÜ
Tüm otomobillere yerleştirilen ve sürücüleri sarıp onları güvenle yolun dışına taşıyan bir güvenlik özelliği.

KARAKTERLER

SPED RACER AİLESİ

SPEED RACER (Emile Hirsch)
Yarış dünyasında doğup büyüyen Speed Racer, daha yürümeden araba sürmeyi öğrendi. Bugün, kendisine -şans için kırmızı çorap giymekten bir virajın yaklaştığını sezmeye kadar- araba sürmek hakkında her şeyi öğreten ağabeyi Rex’in izinden giden yeniyetme bir yarışçı. Speed Racer, DÜNYA YARIŞ LİGİ - DYL’deki birkaç bağımsız yarışçıdan biri; sponsoru yok ve babasının takımı Racer Motors için yarışıyor.



MACH 5
Speed Racer’ın sokak otomobili Mach 5, şimşek gibi bir araba ve arabaya avantaj sağlamak için özel olarak tasarlanmış düğmelerle donatılmış:

• A Düğmesi: Otomobilin yolunu kesen her şeyin üzerinden atlamasını sağlayan bir set hidrolik krikonun çıkmasını sağlıyor.
• B Düğmesi: Şoför mahallini kapatarak Speed ve ona saldırabilecek her şeyin arasında kurşun geçirmez bir engel oluşturuyor.
• C Düğmesi: Yasadışı lastik çivilerinin Mach 5’i yarış dışı bırakmasını engelleyecek lastik kalkanlarını çalıştırıyor.
• D Düğmesi: Bir saniye bile kaybetmeden, Hexa-Dyno acil durum yedek lastiğini şişiriyor.
• E Düğmesi: Arabanın önünde yer alan ve her şeyi kesebilen zirkon uçlu testere bıçaklarını harekete geçiriyor.
• F Düğmesi: Mach 5’in tüm tehlikeli yol koşullarında manevra yapmasına yardım edecek lastik kramponlarını çıkarıyor.
• G Düğmesi: Her yerden her yere UCAP görüntüler iletebilen uzaktan kumandalı kuşu harekete geçiriyor.



TRIXIE (Christina Ricci)
Speed’in kız arkadaşı olan Trixie, şirin ama sert biri. Speed’le üçüncü sınıfta tanıştılar ve o zamandan beri ayrılmaz bir ikili oldular. Kendisi de muhteşem bir sürücü olan Trixie, parkurda da parkur dışında da Speed’in güvenilir ortağı. Pembe siyah TRX helikopteriyle yarışçıları yukarıdan izleyerek, Speed’in savunma hareketlerine yardım ediyor.

BABA RACER (John Goodman)
Eski bir güreşçi ve bir motor dahisi olan Pops, eskiden büyük yarış holdinglerinden biri için çalışıyordu ama ayrılarak kendi işini, bağımsız Racer Motors’u kurdu. Muhtemelen gezegenin en büyük otomobil mühendisi olan Pops, Mach 5 de dahil olmak üzere Speed’in tüm otomobillerini tasarlayıp üretiyor.

ANNE RACER (Susan Sarandon)
Racer ailesinin annesi olan Mom Racer sıcak, sevgi dolu ve iyimser. Genellikle ailenin sağduyusunun sesi olan Mom, oğlunun kararlarına güveniyor ve Pops’un çabuk kızan yapısını dengeliyor. Ayrıca yaptığı inanılmaz kreplerle tanınıyor.

SPARKY (Kick Gurry)
Racer Motors’un bir numaralı tamircisi olan Sparky, Pops’un sağ kolu ve yarışlar sırasında kulaklıklı telefonla bağlantı kurduğu Speed’in danışmanı.

SPRITLE (Paulie Litt)
Speed’in 10 yaşındaki haylaz kardeşi Spritle, Speed’i idol haline getirmiş; tıpkı Speed’in çocukken Rex’i idol haline getirdiği gibi… Otomobil ve yarış bilgileriyle dolu ayaklı bir ansiklopedi olan ve istatistikleri şimşek hızıyla sıralayan Spritle ile evcil hayvanı ve yardımcısı Chim-Chim sürekli yaramazlık yapıyorlar ama kahramanları Speed’e büyük destek oluyorlar.

CHIM-CHIM (Willie)
Chim-Chim, Spritle’ın en iyi arkadaşı ve ne zaman ihtiyaç doğsa bir maymun kurabiyesiyle hazırda bekliyor. Her yere Spritle’la gidiyorlar, gitmemeleri gereken yerlere bile… Örneğin Speed’in arabasının bagajına.


REX RACER
Speed’in yetenekli ve çoğu zaman tartışma yaratan ağabeyi. Rex Racer, Mach 4’ün direksiyonunda Thunderhead Pisti’nde parkur rekoru kırdı, ancak DYL’de başka takımlar için yarışmak adına aile takımından ayrıldı. Ancak Speed’in direksiyon başındaki zaferinden yaklaşık on yıl önce, Rex Casa Cristo 5000 sırasında Kwiksave Köpüğü çalışmayınca bir çarpışma sırasında öldü.

YARIŞÇILAR

YARIŞÇI X (Matthew Fox)
Yarış dünyasının gizemli, maskeli figürü olan YARIŞÇI X, kimliğini gizli tutarak yarış dünyasındaki yozlaşmayı ortaya çıkarıp sporu temizlemeye çalışıyor. Ancak kimi zaman Patlama Habercisi, Lanet Yarışçı ya da Maskeli Yarışçı olarak bilinen bu sinsi yarışçıyı örten pek çok gizem var. Kim bu adam? Kimin tarafında?

TAEJO TOGOKAHN (Ji Hoon Jung, yaygın olarak bilinen adıyla “Rain”)
Taejo, Togokahn Motors’un sahibi Tetsua Togokahn’un oğlu ve yarış takımının kaptanı. Fuji Heleksikonu’nda Speed’e karşı yarışıyor olsa da Taejo ona, heyecan verici olduğu kadar tehlikeli Casa Cristo Yol Rallisi için işbirliği yapmaları yönünde stratejik bir teklifte bulunuyor.

KAYGAN YILAN (Christian Oliver)
Hydra-Cell Takımı kaptanı olan Kaygan Yılan, Casa Cristo 5000 Road Rally’yi kazanma konusundaki kararlılığıyla rakiplerinin arasından kolayca sıyrılıyor. Yarış arabasının ızgarasına yerleştirilmiş kobra dişleriyle, bu yılan çok acımasız görünen bir rakip!

JACK “TOP MERMİSİ” TAYLOR (Ralph Herforth)
Top Mermisi Taylor, Royalton Yarışarabaları takımında yarışan, en ünlü ve başarılı sürücülerden ve Speed’in rakiplerinden biri. Top Mermisi’nin T-180 yarış arabası GRX, süper güçlü bir alıcı vericiye ve saatte 500 milin üzerinde hız yapma yeteneğine sahip. Top Mermisi Taylor yarış pistinin gördüğü en büyük sürücülerden biri kabul ediliyor.



GRİ HAYALET (Moritz Bleibtreu)
Gri Hayalet, lakabını, artık imzası haline gelmiş hareketinden alıyor; rakiplerinin görüş alanında bir görünüp bir kaybolmak. Pistlerdeki az sayıda kurallara uyan ve bağımsız yarışçılardan biri olan Gri Hayalet, Fuji Heleksikonu ve Grand Prix’te karşılaştığı Speed’i değerli bir rakip olarak görüyor.

BEN BURNS (Richard Roundtree)
Uzun zaman öncesinin yarış yıldızı olan Ben, pistteki görkemli günlerinde yaptığı yanlışlardan hareketle Speed’e akıl hocalığı ve rehberlik ediyor.

PRENS KABALA (Ashley Walters)
Speed’in Grand Prix’de yarışmak zorunda olduğu Prince Kabala’nın sürdüğü mücevherlerle kaplı T-180’in değeri 22 milyon dolar!

DELILA (Jana Pallaska)
Uçan Tilkiler Takımı’nın lideri olan Delila’nın otomobilinin jant kapağında saklı olan lastik çivisi, rakiplerinin lastiklerini deliyor.

DENISEMOBILE (Ludmilla Ismailow)
Iodyne Şirketi’nin sponsorluğundaki Denisemobile, beyaz puantiyeli şeker pembesi bir araba sürüyor ve Grand Prix’de Speed’e karşı yarışıyor.

NITRO VENDERHOSS (Joe Mazza)
Nitro Venderhoss Ekpyrosis takımı için sürüyor ve Grand Prix’de Speed’i zorlayacak, dişli bir rakip.

ÜÇ GÜL (Eduard Geber)
Speed’in Fuji Heleksikonu’nda karşı karşıya geldiği yarışçılardan biri.

KELLIE KALINKOV (Milka Duno)
Göz kamaştırıcı bir yarışçı olan Kellie Kalinkov, Grand Prix’de dikkat edilmesi gereken biri.


TAKIMLAR

RACER MOTOR TAKIMI
Şirket sponsorluğuna sığınmayan, bağımsız bir organizasyon olan Racer Motor, sürücülerinden tamircilerine, ev yapımı krepler için Racer’ların evinde sık sık bir araya gelen bir aile işletmesi. Yıldız sürücü Speed Racer’ın başı çektiği yarış takımı, bir zamanlar bir başka yıldızla övünüyordu… Fırtıma kayası Yarış Pisti’nde rekor kırarak olay yaratan Rex Racer.

ROYALTON YARIŞ ARABALARI
Uluslararası üne sahip yarış sponsoru Royalton Şirketi, E.P. Arnold Royalton tarafından yönetiliyor. Sahip olduğu 140 şirketten biri, işçilerin ve makinelerin başlangıçtaki karbon gövdeden bitmiş otomobile, bir arabayı otuz altı saatte tamamlamasına olanak tanıyan dikey yerleştirilmiş bir oto üretim tesisine sahip olmakla övünen bir T-180 fabrikası. Royalton’un yıldız sürücüsü, iki kez Grand Prix’yi kazanan ve beş kez DYL şampiyonu olan
Jack “Top Mermisi” Taylor.

TOGOKAHN MOTOR YARIŞ TAKIMI
Taejo Togokahn’ın kaptanlığındaki bu özel takım, tehlikeli Casa Cristo 5000 için kadrosuna, yükselişteki genç yıldız Speed Racer’ı ve gizemli Yarışçı X’i dahil ediyor.

HYDRA-CELL TAKIMI
Kötü şöhrete sahip Kaygan Yılan tarafından yönetilen bu takım, elinin altında bulundurduğu hilelerle… ya da yılanlarla tanınıyor.

UÇAN TİLKİLER TAKIMI
Kaptanı Delila olan bu çok kurnaz ve uçarı takım, fazla yaklaşan sürücüleri bekleyen tehlikeli lastik çivileriyle tanınıyor.

YEN-CHE TAKIMI
Dinamik hareketler ve durdurulamaz enerjileriyle, Yen-Che Takımı’nın arabaları, ön lastiklerinden birinin rakibe doğru patlamasını sağlayan bir düğmeye sahip.

THOR-AXINE ŞİRKETİ
Bu kuzeyli sürücülerin kullandığı arabalar, Viking balyozu şeklinde. Thor-Axine, Şirketi’nin otomobilleri, altlarından savrulan balyozlara ve rakiplerine kızgın arılarla dolu kovanlar fırlatan mancınıklara sahip.

YARIŞ DÜNYASININ SİMALARI

MR. MUSHA (Hiroyuki Sanada)
Musha Motors’un sahibi olan, Mr. Musha, Togokahn Motor’u gizlice ele geçirmek için Royalton’la işbirliği yapıyor..

E.P. ARNOLD ROYALTON (Roger Allam)
Aralarında Royalton Yarış Arabaları’nın da olduğu bir sürü şirketi içeren büyük bir holding olan Royalton Şirketi’nin sahibi ve yönetim kurulu başkanı, pistlerdeki en güçlü ve başarılı yarış takımını yönetiyor. Royalton kazanmaya alışmış; neye mal olursa olsun, hangi kurallar çiğnenirse çiğnensin…

MÜFETTİŞ DEDEKTÖR (Benno Fürmann)
Müfettiş Dedektör, yarış dünyasındaki yozlaşmayı araştırırken Yarışçı X ile birlikte çalışıyor.

HOROKU TOGOKAHN (Nan Yu)
Taejo’nun kız kardeşi, güzel ve zarif Horuko Togokahn, babasının ve ağabeyinin başarıya ulaşmak için kullandıkları yöntemleri her zaman onaylamasa da ailesine son derece sadık.

EZİCİ (John Benfield)
Ezici, Royalton’ın yarışlarda şike ayarlayan adamı. Cruncher rakip yarışçıları saf dışı bırakmak için adam tutuyor ya da zor kullanarak yarışmacıların şike yapmalarını sağlıyor.

YARIŞLAR

FIRTINA KAYASI YARIŞ PİSTİ
Speed Racer’ın yaşadığı banliyöde bulunan Fırtına Kayası pisti inanılmaz tümseklerle ve virajlarla dolu. Rex Racer, bu pistte Mach 4’ü ile kırdığı rekoru hâlâ elinde tutuyor.

FUJI HELEKSİKONU
DYL’deki büyük lig pistlerinden biri olan Fuji Heleksikonu tropik bir takımada üzerine ve pırıl pırıl denize karşı kurulmuş. Bu heyecan verici yarış pisti, yerçekimine meydan okuyan virajlarıyla tropik araziye girip çıkıyor.

CASA CRISTO YOL RALLİSİ
Ülkenin bir baştan bir başa geçildiği Casa Cristo Yol Rallisi iki kıtaya, üç iklim kuşağına ve –Muqranna’nın kemerleri ve sütunlarından, Casa Cristo Yamaçları’ndan, Zunubian Çölü’nden ve Malta Buz Mağaraları’ndan geçen- şimdiye kadar yarışılmış en yorucu ve tehlikeli yollara yayılıyor. DYL ralli yarışını temizlemek için çaba gösterdiyse de zıpkınlar, lastik çivileri ve akü güçlendiriciler gibi hileler, çetin bir dayanıklılık sınavı haline gelen Casa Cristo’nun Zorlu Sınav olarak anılmasına neden oldu… Bitiş çizgisini ilk geçen kişi otomatik olarak prestijli Grand Prix’ye davet ediliyor.

GRAND PRIX
Cosmopolis’in kalbine kurulan ve sporun hayranlık uyandıran zirvesi olan Grand Prix, ölüme meydan okuyan düşüşleri, yonca yaprağı şekilli yolları ve hayrete düşürücü döngüleriyle yapılmış en muhteşem pistte yapılan son yarış. Dünyanın her yanından gelen sunucuların anlattğı bu yarış o kadar ünlü ki 80’den fazla dilde yayımlanıyor

KAMERA ARKASI SÖZLÜĞÜ

WACHOWSKI KARDEŞLER
Matrix üçlemesinde gösterilen devrim yaratan kamera teknikleri ve görsel efektler, Larry ve Andy Wachowski’yi aksiyon filmlerinin eşsiz vizyonerleri haline getirdi. Speed Racer çığır açan bu seriden sonra çektikleri ilk film.

JOEL SILVER
Joel Silver’ın yapımcılığını üstlendiği 50’den fazla film arasında çığır açan Matrix üçlemesi, gişe rekorları kıran dört bölümlük Lethal Weapon/Cehennem Silahı serisi ve olay yaratan aksiyon filmleri Die Hard/Zor Ölüm ve Predator/Av bulunmaktadır.

2½-D TEKNOLOJİSİ
Bu filmin görüntüleri gerçek oyuncuları yeşil perdede İtalya, Fas, Avusturya, Türkiye ve Death Valley gibi lokasyonlarda çekilen high definition 360 derece görüntülerle birleştirerek yaratıldı. Bu lokasyonlarda high def kameralarla çekim yapılarak çepeçevre sanal settler oluşturuldu. Filmin gerçek yıldızları olan, egzotik pistlerde saatte 400 milden büyük hızlarla yarışan 100’den fazla araba modelinin hepsi dijital olarak yaratıldı. Dekor kullanımı için gerçek boyutlarda iki otomobil üretildi Mach 5 ve Racer X sokak otomobilleri.

CAR-FU
Speed Racer’da bir grup seçkin profesyonel, uluslararası arenada öne geçmek için rekabet ediyorlar. Saatte 400 milin üzerinde hız yapan, uzay gemisini andıran araçlarla taklalar atıyor, modifiye edilmiş ralli arabalarıyla yarış yollarında uzun mesafeli sıçramalar yaparak şimşek gibi geçiyorlar. Bu –yüksek teknoloji ürünü profesyonel yarış arabalarının havada dövüştüğü- akrobatik, gladyatör tarzı defansif yarışa verilen isim, “Car-Fu.”

HİPER-STİLİZE GERÇEKLİK
Parlak, iyimser, abartılı gerçeklik, Speed Racer’daki tüm aksiyona gerçekçiden çok duygusal bir etki yapıyor.
SPEED RACER’IN KÖKENİ

Kökleri televizyon tarihine dayanan Speed Racer, ABD’ye ulaşan ilk başarılı çizgi dizi. 1967’de Tatsuo Yoshida’nın yarattığı ve Japonya’nın efsanevi yapım şirketi Tatsunoko Productions’ın hazırladığı Speed Racer başlangıçta ismi “Mach Go Go Go” olan 52 bölümlük bir TV dizisiydi. Dizinin Japonya’da hit haline gelmesinin üzerinden henüz altı ay geçmişken, dublajlı olarak gösterildiği Amerika’da popüler hale geldi. Dizi daha sonra nostaljinin moda olduğu 1990’larda geri dönüş yaptı ve 2000’li yılların başında güncellenmiş iki versiyonu yayımlandı. Son 40 yılda neredeyse üç nesil Speed Racer’la büyüdü.