Korkunun ecele faydası yok

Korkunun ecele faydası yok
Korkunun ecele faydası yok

'Ziyaretçeler'in şiddete uğrayan çitini Liv Tyler ile Scott Speedman oynuyor.

Korku türünde gelenek haline gelen 'güvensiz ev' temasını'Ziyaretçiler'le yönetmen Bertino da ele aldı
Haber: ERMAN ATA UNCU / Arşivi

 

YAPIM NOTLARI İÇİN TIKLAYIN

FİLMİN FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYIN

HAFTANIN DİĞER FİLMLERİ İÇİN TIKLAYIN

Korku filmlerinde heyecan için anlık ürpertilere bel bağlanıyorsa, bu hafta gösterime giren The Strangers/Ziyaretçiler ’in (Bryan Bertino) bu temel üzerine pek bir şey koymaya gerek duymadığını söylemek yanlış olmaz. Zira film boyunca Ziyaretçiler ’in talihsiz kurbanlarının kötü kaderlerine bir açıklama bulmak zor. Yapım, ıssız bir bölgedeki sayfiye evine gelen, halihazırda zaten keyifsiz çiftin (Liv Tyler ve Scott Speedman) esrarengiz yabancıların dehşetengiz tuzağının kurbanı olması üzerine. Birdenbire yumruklanan kapılar, beklenmedik yerlerde ve zamanlarda beliren esrarengiz karakterler ve istem dışı şiddet sahneleri, yani korku sinemasının bel bağladığı türlü numara ardı ardına sökün ediyor. Görünen o ki Ziyaretçiler de bu numaraları bile isteye kullanmaktan gocunmuyor.


Kameranın uzun koridorlarda kahramanının peşine takılması, birdenbire kadraja giren tehdit unsurları ve kaynağı belirsiz gürültülerin bir işlevi de izleyiciye bir korku filmi seyrettiğini hatırlatmak değil mi? Ne zaman ki koridoru bir baştan diğerine kahramana odaklı bir kamera vesilesiyle görürüz, o kadraj dışında kalmış olabilecek herhangi bir şey, biz seyirciler için de bir tehdit unsurudur. Dolayısıyla sınırlı bir mekâna kapanıp kalmış, türlü tehdide maruz kurbanlar, gerilim yaratmak için birebir. Ziyaretçiler belki de en çok bunu hatırlatmasıyla kayda değer. O heyecanı yaratıp yaratamadığı ise başka bir konu.


Söz konusu heyecan, kapalı mekânda tehditlere karşı her an tetikte olmanın gerilimi kuşkusuz en yüksek düzeyine Hitchcock ’un Kuşlar ’ında erişir. Bacadan, açık bir pencereden kuşların hücuma geçme olasılığı başroldeki Tippi Hedren ’ın, dolayısıyla seyircinin de huzursuzluğunun kaynağı. ‘Acaba bu korunaklı mekân, kahramanı dış tehditlere karşı koruyabilir mi ’ tedirginliği, perdeden seyirciye geçen en baskın hissiyat. Meselenin daha da temeline inen bir örnek için Kuşlar ’ın başka bir yerine, çekimleri Tippi Hedren ’in kabusu olmuş telefon kulübesi sahnesine bakmak yeterli.

 

Sayfiye kabusu

Tabii, temel hissiyat bu ama o kapalı mekâna neler yüklendiği, dışarıdan gelen tehdidin ne gibi özelliklere sahip olduğu, niye gerildiğimiz konusunda bize daha ayrıntılı ipuçları verecek unsurlar. Örneğin Kuşlar ’da kuş saldırılarının uçarı sosyete kızı Melanie ’nin (Tippi Hedren) koya gelişiyle beraber vuku bulması, (sağolasın sadece film üstüne Kuşlar isimli bir kitap kaleme alan Camille Paglia) insana cinsel gerilimin Hitchcock külliyatındaki yerini bir kez daha hatırlatıyor. Sam Peckinpah, sınırlı bir mekâna tıkılıp kalmanın tedirginliğiyle cinsel gerilim arasında bağ kuran bir diğer efsane. Yönetmenin Straw Dogs/Köpekler ’inde Dustin Hoffman, genç karısının Britanya taşrasındaki evine gittiğinde daha sakin bir yaşam umuyordu kuşkusuz. Ne zaman ki taşra, cinsiyet normlarının nasıl haşin bir şekilde yaşandığını gözler önüne serer, Dustin Hoffman ’ın karakteri de huzur bulmak için gittiği evde bir kabus yaşar.


Biraz kafa dinlemek, huzur için gidilen yerlerin böyle tehlikelere gebe olması bir diğer sinema geleneği. Acaba sinemacılar, tuzu kuru kahramanlarından sadistçe bir öç mü alıyor? Michael Haneke ’nin biri memleketi Avusturya’da biri de Hollywood’da olmak üzere iki kere çektiği Funny Games/Ölümcül Oyunlar ’daki kurban ailenin üst düzey yaşam standardı gözümüze sokuluyorsa bunun bir sebebi olmalı. Tehlikeye pirüpak giyinmiş, ilk bakışta pek sırıtmayan iki efendi gencin sebep olması, nezih karakterlerin daha önceden gördükleri bir kabus olsa gerek. Haneke ise seyirciye kabus gördürmesini gerilimli sahnelerde kadrajın içine giren ve girmeyen arasındaki sınırları allak bullak etmesine, hiçbir ºiddet sahnesini göstermeden sinirleri tırtıklamasına borçlu.


Tüm ciddiyetiyle Haneke, tür sineması dahilinde değerlendirilmeyi ne kadar ister kuşkulu ama onun Ölümcül Oyunlar ’da görünenle görünmeyen arasında kurduğu ilişki, tür yönetmenlerinin de ilgi alanı dahilinde. Ne de olsa görünmeyenin yarattığı tehlike, kapalı mekân gerilimlerinin temeli. Hem tür dahilinde kalıp hem de onun sınırlarını genişletmek söz konusu olduğunda ilk akla gelen John Carpenter ’ın Assault on Precinct 13 ’le kapalı mekân gerilimlerine nasıl bir boyut kattığı çokça üstünde durulmuş bir konu. Alejandro Amenábar ’ın her yönüyle gotik bir hikâye çatısı kurup sonrasında bu çatıyı ta temelinden tersyüz ettiği ( “tehlike bizmişiz ”) The Others/Diğerleri, evlerin o kadar da güvenli olmadığını gösteren bir diğer örnek. Stanley Kubrick ’in The Shining’i, en korunaklı hissedilen yere, aile içine, hatta kahramanın ruhsal dengesinin temeline tehlikeyi yerleştirip izleyicinin dengesini hedefleyen bir diğer başyapıt.

David Fincher ’ın Panic Room/Panik Odası, aksine ailenin korunaklılığını teslim eder. Jodie Foster, evin içindeki panik odasında kızı için türlü tehlikeyi göze alarak, kabulleri sarsmaz. Ama Fincher ’ın elektrik kablolarının içinden, duvar deliklerinden geçen kamerası, evin ne kadar güvensiz olabileceğini bir kez daha hatırlatır. Bazen de tam tersi bir istikamette, evin korunaklılığına güvenmeyince kahramanların işleri daha da rast gider.


Kendinden önceki türdeşlerinin tüm numaralarını açık eden teen slasher/gençlik korku filmi Scream/Çığlık ’ta bu tür filmlerden nefret eden kahraman Sydney (Neve Campbell) niye saldırıya uğrayan kurbanın dışarıya çıkmak yerine eve sığındığını anlamadığını söyler. Ama sonrasında Sydney de, seyirci de işin içerisi ve dışarısı arasında bir sınırdan ibaret olmadığını anlar. Konuyla ilgili türlü örnek daha var kuşkusuz. George A. Romero külliyatı, yakın bir zamanda gösterime giren Fransız korkusu Them bir yana, korku türünün çok uzaklarında Evde Tek Başına bile konuyla ilgili akıl yürütmeye vesile olacak filmler. Ama bahsi geçen sayılı film dahi, yönetmenlerin gerilim için eve, kapalı mekânlara her odaklandığında, klişe kabul edilip hor görülen her yöntem uygulandığında, evin o kadar güvenli olmayabileceğinin gözler önüne serilebileceğini gösteriyor.