Lorna'nın korkutan sessizliği

Lorna'nın korkutan sessizliği
Lorna'nın korkutan sessizliği
Değişik varyasyonlarla sistem içindeki sıkışmışlığın resmini çeken Dardenne kardeşler Le Silence De Lorna filmiyle çok önemli bir detaya parmak basıyorlar...Lorna'nın göç ettiği ülkede yaşayabilmesinin ve sevdiği adama kavuşabilmesinin yolu, kocasının ölümü müdür?
Haber: ARZU ÇEVİKALP / Arşivi

 

 

FİLMİN FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYIN

YAPIM NOTLARI İÇİN TIKLAYIN

GÖSTERİMDEKİ DİĞER FİLMLER İÇİN TIKLAYIN

Hayatın zorluklarıyla mücadele ederken, sessizliğin sularında yüzen Lorna, derinlikli bir meseleyi ele alıp onu sığ sulara çekmektense konuşmamayı tercih ediyor. Bencilliğin gölgesinde ezilen insanların dünyasında yaşayan ve sessizliğini koruyan Lorna, içindeki fırtınaları dindiremeyen ufak bir çocuk gibi…, Daha iyi bir yaşam sürmek için bir insanın ölmesine göz yuman kaç kişi olabilir Lorna dışında ? Miyonlarca hatta milyarlarca. Sonuçta parasızlıkmış, işsizlikmiş, yolsuzlukmuş hepsi gırla … Her canlının yaşamaya hakkı var. Hayatlarında sırf kendi çıkarları doğrultusunda hareket eden kişilerin uyuşturucu kullananları cendereye sokarak acı çektirtmek istemesi çok faşistçe. Tabii bu migren tetikleyici durum, toplumların giderek yozlaştığını dile getirirken; değer yargılarının koflaşarak önemini yitirdiğine dair söylentilerin etrafta dolaşıyor olması bile kurtlar kapanına dahil olduğumuzun bir göstergesi aynı zamanda. Lorna’nın göç ettiği ülkede yaşayabilmesinin ve sevdiği adama kavuşabilmesinin yolu, kocasının ölümü müdür… Ucu açık sorunun yanıtı şu olabilir: “Büyük balık küçük balığı yer.” Değişik varyasyonlarla sistem içindeki sıkışmışlığın resmini çeken Dardenne kardeşler Le Silence De Lorna filmiyle çok önemli bir detaya parmak basıyorlar.

GÖÇMENLİĞİN GETİRDİĞİ SIKINTILAR
Alışılageldiği gibi, göçmenlerin bir başka ülkede oturma izni alabilmesi için öncelikle evlenmeleri şart koşulur. Emir kulu olan Lorna kendi dirimini düzeltmek amacıyla Belçika’ya geldiğinden ötürü, uyuşturucu bağımlısı Claudy ile evlenir. Lorna’yı bir elçi olarak kullanan Sokol ve iş arkadaşları başkalarının başına geldiği sürece haksızlıklara ses çıkarmayan ama söz konusu kendi konforları olduğunda panter kesilen avam bir sınıfken Claudy her zaman cana yakın, Lorna ise adeta bir yabancıdan farksızdı. Söz gelimi; “Yabancılaştırma” etkisinin izlerini süren film; Lorna’nın yokluk içinde süründüğü ülkesini terk ederek; tıpkı yabani bir hayvan misali, çevresine karşı zıtlatmasını ele alırken; dramatizm ve realizmin ironisinden kaynaklanan melodramsa; çıkışsızlık duvarına çarpan Lorna’nın kapalı kapılar ardındaki aksı…

 

HER DAİM MUTSUZLUK
Dardanne kardeşlerin asıl amacı kapalı kapılar ardındaki Lorna’nın işlevselliğini öne çıkarmak. Film boyunca birçok kapı görüyoruz. Evlerin, odaların, dolapların ve restoranların kilitleri açılıyor. Açılıyor açılmasına ama; kapanabiliyor da… Herşey bir yana kapağı açılmayan tek kutuysa Lorna. Muğlak anlatısıyla olay örgüsünü Lorna’nın iç dünyasına yönelten sessizlik Lorna’nın gerçeğini tüm çıplaklığıyla sergileyen bir iletişim aracı sanki. Sessizlikle ilgili çok meşhur bir laf vardır. Bilir misiniz? “Bazen sessiz kalmak hiç konuşmamaktan daha iyidir.” Sözlerin değeri yoksa konuşmamak çok makuldur. Zaten Lorna’nın konuşmama sebebi açık ve seçik ortada. Konuşsa ne söleyecek ki. Söyleyeceği tek şey, “İmdat yardım edin” olurdu. Lorna’yı bu hale getiren tatminsizliği değilmi zaten? Bana kalırsa bu tatmizsizliğin en önemli nedenlerinden biri, Lorna’nın ülkesini aldatması. Görün bakın işte geçim sıkıntısı nelere kadir. La Silence De Lorna; kabus-vari bir serüven yaşayan Lorna, Sokol ve iş arkadaşlarının; ayaklarının altındaki kaygan zemini uzun bir süre paylaştıktan sonra kendi dünyalarına yönelmelerini, hayatla kurulan ilişkinin çevresel koşullarla kimlik kazandığını, iletişimsizlik ve yabancılaşmanın kişilik özelliklerinden bağımsız bir şekilde anlamlandırılabileceğini ve insanoğlunun özüne doğru yapılan saflığı belgelerken, onların elim halleri ne yazık ki mutluluğun perdelerini aralamaya müsaade etmiyor. Mutluluk onlar için çok uzaklarda. Hele bir mutlu olsalar görün bakın neler yapacaklar. Ama kötülük bir türlü yakalarını bırakmıyor. Minimal ve sade oyunculuklarıyla kendilerinden bekleneni yerine getirip bütünlüğü bozmadan parçaları birleştirmemizi sağlayan Lorna ve Sokol sırtlarını minimalizme dayayarak doğaçlama oyun aynen böyle olur diyorlar. Çünkü Le Silence De Lorna, gündelik yaşamda sıkça bahsi geçen konuların ve bu konulardaki mevzubahis karakterlerin mükemmeleştirilip biraz da karikatürleştirerek-tıpkı Amerikan filmlerinde olduğu gibi-soframıza konduğu bir film değil. Öte yandan gündelik yaşamda konuşulmayacak toplumsal travmaları gün ışığına çıkarmak üzerine de kurmuyor hikâyesini. Tam tersine her daim yanıbaşımızda olmasına rağmen konuşulması lüzumsuz olan küçük detaylar da hiçbirimizin hakkında ne diyeceğini bilemediği ciddi travmalarla örüyor anlatısını.

BAŞARININ SIRRI
İşin doğası gereği sürpriz unsurunu incelikli manevralarla açığa çıkarmadan finale kadar koruyan bu gelenek Dardanne kardeşlerin filmine sirayet etmiş. Filmin çetrefilli kurgusu ve zamansal sıçramaları biçimsel bir deneyden çok olay örgüsünü daha iyi işlemek ve öykünün altını yavaş yavaş doldurmak için yapılmış bir tercih. Zor anların müsebbibi olan La Silence De Lorna; burjuva sınıfının vurdumduymazlığı, duygusuzluğu ve acımasızlığını eleştirip hayatı lunaparktaymış gibi yaşayanların konumunu hiçe sayarak, estetik bağlamda damar etkisi yapabilecek zehir zemberek filmlerden biri. Eğer Le Silence De Lorna Dardanne kardeşlerin bir fikir deryası olduğunu gösterdiyse; bir sonraki filmi seyircilere soluk üfletebilir.