Lynch'in göstermeci hali

Lynch'in göstermeci hali
Lynch'in göstermeci hali
Haber: MURAT ÖZER / Arşivi

William Friedkin’in ‘Böcek’inin de senaristi olan Tracy Letts’in, orada olduğu gibi kendi oyunundan senaryolaştırdığı ‘Katil Joe’, borçla tetiklenen bir cinayet vakasının arkasında hiçleşen Teksaslı bir ailenin içine sokuyor bizi. Cinayete kurban gidecek olanın anne, işleyecek olanınsa polis dedektifi bir kiralık katil olması ise işleri iyice ‘sorunlu’ hale getiriyor.
Aile bireylerinin ahlâkî deformasyondan nasibini almış görüntüleri, ‘Katil Joe’daki karakterlere karşı empatiyle yaklaşmamızı engelliyor, ki bu da hikâyeyle aramıza belli bir mesafe koyuyor. Üvey anne, baba, kız ve oğuldan oluşan bu aile, kiralık katil Joe’ya para karşılığı bakire kızı teslim ediyor, onu bir ‘seks objesi’ olarak kullanmasına izin veriyor. Kızın da bu durumdan rahatsız olduğunu söylemek zor, ama işler içinden çıkılmaz duruma geldiğinde ‘vahşet’ de kapıyı çalıyor. Lynch hikâyelerinin daha ‘göstermeci’ bir yansıması gibi duran ‘Katil Joe’, görünenin ardındaki ‘karanlık’ın içine çekiyor bizi. Ölümün kokusunu her anında hissettiren film , mizahî tonuyla da keskin hatlarını yumuşatıyor, karakterlere yüklediği ‘saflık’la vahşi değilmiş gibi yapıyor. Bu yanılsama, bizi tedirgin kılsa da, belli bir yere kadar ‘Tarantino rahatlığı’na benzer bir duruma sokuyor. Hikâyenin aşkla kurduğu ilişki de bu yanılsamayla birlikte yürüyor. Joe’nun kıza bağlılığına aşk demek de mümkün, sadece cinsel arzu da. Kızın ne tür bir motivasyonla kendini teslim ettiğini anlayamıyoruz. Bu, durumu ‘gizemli’ bir havaya da büründürüyor. Olanca gizli ya da açık şiddetin içinde kızın da masum olduğunu falan sanmayın, ama ‘hafif müzik’ kıvamındaki yaklaşımıyla denge unsuruna dönüştüğü de bir gerçek. ‘Katil Joe’, ‘kötü’ kavramının göreceliliği üzerine bir hikâye. Her bir karakteri hem cellat hem de kurban. Asıl merak ettiğimizse, Tracy Letts’in oyununun sahneye nasıl yansıdığı. Özellikle oyuncular için beyazperdeden çok daha zor olduğunu tahmin etmek güç değil!