Mahzun ama pire gibi bir Hulk

Mahzun ama pire gibi bir Hulk
Mahzun ama pire gibi bir Hulk
Doğrusu, devasa bir yaratığa 'pire gibi' demek biraz tuhaf kaçıyor ama yeni Hulk hakikaten de pek çevik, pek atik-tetik
Haber: SEVİN OKYAY / Arşivi

 

 

HULK FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYINIZ

FİLMİN OYUNCULARI FİLMİ ANLATIYOR HABERİ İÇİN TIKLAYINIZ

HULK'IZ BİZ DOĞARIZ YENİDEN FİLMLERDE... UĞUR VARDAN'IN YAZISI İÇİN TIKLAYINIZ

Doğrusu, devasa bir yaratığa ‘pire gibi’ demek biraz tuhaf kaçıyor ama yeni Hulk hakikaten de pek çevik, pek atik-tetik. Jenerikte koşmaya başlıyor, filmin sonuna kadar da, durup durup koşuyor. Ancak, sakın filmin dramatik anlardan (burada romantik anlamına) mahrum olduğunu da sanmayın. Çünkü Louis Leterrier ’nin ‘The Incredible Hulk’ının altında bir haris general hikâyesi yatıyor ama Bruce Banner ile Betty Ross ’un aşkları da bunu destekliyor.
Önce ilk filmi hatırlayanlar için şunları söyleyelim: ‘Hulk’ın kadrosu değişmiş, kahramanı değişmiş. Daha doğrusu, hepsi asıllarına dönmüşler. ‘The Incredible Hulk’, Marvel’ın çizgi romanına çok daha yakın. Zak Penn ’in yazdığı senaryoya Stan Lee ve John Kirby de dokunmuş ama esas katkı, filmin Bruce Banner ’ı Edward Norton ’dan gelmiş. Son derece mahzun, yalnız, bakışı ruha dokunan bir ‘Hulk’ yaratan aktör, mevcut senaryoyu doğru bulduğu şekilde değiştirmiş.
O sırada Zak Penn nerdeymiş diyorsanız, bir filmde yönetmenlik yapıyormuş. Norton bir Hulk hayranı; çizgi romanı ve televizyon dizisini çok iyi biliyormuş. Ancak Amerika Yazarlar Birliği, senarist olarak Penn ’in adının yazılmasını uygun bulmuş.

 

İlkinde aksiyon azdı

Bütün bunlar bizi ne şekilde etkiliyor? Her şeyden önce ve bunu ilk filmi sevmiş olan biri sıfatıyla söylüyorum, mesele daha anlaşılır hale geliyor. Hulk ’ın tek beyin hücreli bir yaratık olmaktan kurtulması da film adına hayırlı olmuş. Gamma ışınlarına maruz kalması sonucunda, strese girdiği ya da öfkelendiği zaman yeşil bir deve dönüşen bilim adamı Bruce Banner ile Hulk arasındaki, Betty ’nin varlığıyla büsbütün kesintisiz bir hal alan ilişkiyi daha iyi kavrıyoruz. Hikâyeleri de daha trajik bir hal alıyor. Baba ise, bilen bilir, Banner ’ın içindeki Hulk ’ı ayrıştırıp Amerikan ordusunda bir silah olarak kullanma niyetinde. Bu yüzden de ondan bucak bucak kaçan zavallının peşini bırakmıyor.
İlk film, çizgi romana benzememekle suçlanmıştı. O da yetmezmiş gibi, Hulk tam 40 dakika sonra ortaya çıkıyordu. Aksiyon azdı, ortalık karanlıktı, vesaire. Oysa tıpkı Sam Raimi ’nin ‘Spider Man’i gibi, Ang Lee’nin ‘Hulk’ında da, olağanüstü güçlerle donatılmış kahramanın yalnızlığı içimize dokunmuştu. Ne var ki, fena halde azınlıktaydık. Marvel ’ın bu kahramanını beyaz perdede görmek isteyenlerin çoğu, hayal kırıklığına uğramıştı.
Bu yüzden olsa gerek, Louis Leterrier ’nin (Transporter 2) ‘The Incredible Hulk’ı, sanki ilk film uzaktan bile akrabası değilmiş gibi davranıyor. Bilmemiz gereken her olguya en kestirme yoldan vâkıf oluyoruz. Belki de iki filmin birbirlerine en yaklaştıkları nokta, Bruce Banner ’ın ikisinde de gözlerden uzak bir hayat sürmek için Latin Amerika ’ya sığınmış olmasıdır.

 

Norton işi biliyor

Oyuncuların farklı olduğunu söylemiştik zaten. Eric Bana ’nın yerini Edward Norton almış. ‘Primal Fear’ ve ‘Fight Club’daki ikili karakterleri, bu role seçilmesine sebep olmuş. İlk filmde Sam Neill ’in oynadığı General Thaddeus ‘Thunderbolt’ Ross’u, yani Bruce Banner’ın sevgilisi bilim kadını Betty ’nin babasını bu kez William Hurt oynuyor.
Betty ’nin kendisi ise artık Jennifer Connelly değil, Liv Tyler. Hurt ’ü yaşlı görmek hâlâ bana tuhaf ve hoş geliyor. Ancak Sam Neill ’in oyunu çok daha incelikliydi. Hanım değişikliğine gelince, ikisi de güzel, tamam ama Connelly aynı zamanda iyi bir oyuncudur. Öte yandan, Bana ’yı sevsek bile, çok dokunaklı bir Bruce yaratan Norton ’a şapkamızı çıkarıyoruz.
Marvel ’cılar, birkaç şıklık da yapmış. Süper kahraman yaratıcılarından, efsanevi Stan Lee ’nin filmde kısa ama önemli bir rolü var. Pişmiş aşa soğuk su katmamak için, ‘buzdolabından içecek bir şey alan ihtiyar adam ’ demekle yetinelim. TV dizisinin ‘Hulk’ı, vücutçu aktör Lou Ferrigno ise, karşımıza hem Hulk ’ın sesi, hem de pizza rüşvetine kanan gece bekçisi olarak çıkıyor. Ne diyelim, hiç sıkılmadan izlenen bir filmin tuzu biberi olmuşlar.
‘The İncredible Hulk ’, çizgi romanları, özellikle de Marvel çizgi romanlarını seven herkese tavsiye olunur. ‘Iron Man’in başrol oyuncusu Robert Downey Jr. ’ın bir ara filmdeki karakteri Stark olarak ortaya çıkması ise, sanırım ufukta ‘Avengers’ türünden bir süper kahraman toplantısının haber fişeklerinin çaktığını gösteriyor...