Malum, yalnızlık paylaşılmaz...

Malum, yalnızlık paylaşılmaz...
Malum, yalnızlık paylaşılmaz...
İnsanlığın terk ettiği çöplerle dolu bir dünyada 700 yıldır görevini yerine getiren bir robotun tek dostu hamamböceğidir
Haber: UĞUR VARDAN / Arşivi

 

 FİLMİN FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYIN 

AŞK DEDİĞİN...SEVİN OKYAY'IN YAZISI İÇİN TIKLAYIN

YAPIM NOTLARI İÇİN TIKLAYIN

GÖSTERİMDEKİ DİĞER FİLMLER İÇİN TIKLAYIN

 Canlandırma sinemasının medarı iftiharı Pixar, Disney’le birleşmesinin ardından ilk büyük yapıtını ‘Vol’İ’yle (Wall.E) veriyor. Pixar’ın alameti farikası çocuklara seslendiği kabul edilen bir türü yetişkinlerin de izleyip zevk alabileceği son derece derinlikli yapıtlara dönüştürebilmesiydi (Bu yapıtları hatırlayalım: Toy Story 1 ve 2, Monsters Inc, Finding Nemo vs). Üstelik bu tavırlarını, ‘Minikler anlamaz’ önyargısını bir tarafa atarak gerçekleştiriyorlardı. Gerçekten de kendi yeğenimden ve arkadaşlarımın çocuklarından biliyorum, bütün Pixar yapıtları adreslerine tez elden ulaşıyordu. ‘Vol.İ’ ise tuhaf ama son derece keyifli bir deney. Zaman 2800’ler civarı. Dünya bir çöp yığını haline gelmiş ve insanlar tarafından terk edilmiş. Gezegenin bu ıssız coğrafyasında yaklaşık 700 yıldır görevi, çöpleri kendi mekanizması içinde birer küp şeklinde balyalara dönüştürüp tuğla misali yerleştirmek olan bir robotcağız var.
Vol.İ adlı bu yarı ‘R2-D2’ (Star Wars’taki robotlardan biri) yarı da ‘ET’ görünümlü ‘teneke kutusu’, 700 yıllık serüveninde hafiften duygu sahibi olmuş. Lakin bu bomboş görüntüde nasıl bir duyguya sahip olursunuz, elbette ki yalnızlığa... Arada bir bulduğu Rubik kübü ya da Zippo çakmak türü çöplerle vakit geçirse de, eski püskü bir VHS video bandından ‘Hello, Dolly’yi seyretse de, yalnızlığını bir türlü yok edememektedir ‘Vol.İ’cağız. Lakin günün birinde, dünyaya araştırma yapması için yollanan son derece gelişmiş bir robot ilgisini çeker. Eve adlı bu tasarımı kendisinden çok çok farklı ve modernize olan ‘mahlukat’a Vol.İ, büyük bir sempati duyar, hatta bir anlamda âşık olur. Artık onun için yalnızlık dönemi bitmiştir. Ne var ki Eve, görevini tamamlayıp geldiği yere dönmek durumundadır. Nitekim döner de. Ama yalnızlık Vol.İ’nin canına öyle tak etmiştir ki, tek dostu olan hamamböceğini (malum onlar her şartta yaşamaktadır) geride bırakıp Eve’in peşine takılır.
Eve’in ait olduğu yer ise Axiom adlı koca bir üstür. İnsanlık burada toplanmış, BnL (Buy N Large) adlı şirketin sağladığı son derece lüks koşullarda koloni hayatı sürdürmektedir. ‘Gak’ dediklerinde bir robot, ‘Guk’ dediklerinde bir başka robot emirlerine amadedir. Ne var ki bu ‘konfor’ hepsini birer ‘obez’e çevirmiş ve hepsi insanlıklarından alabildiğine uzaklaşmışlardır. Suni cennetlerinde yaşayıp giderlerken Eve’in getirdiği minik bir bitki, hâlâ dünyada hayatın olabileceği şüphesini doğurmuştur. Sistemin başındaki kaptan, bitkinin varlığıyla birlikte ‘Dünyaya dönelim’ fikrine sıcak bakmaktadır. Öte yandan Vol.İ de, Eve’i ‘kandırıp’ küçük çaplı bir robot isyanını çoktan başlatmıştır bile...

İlk yarım saat pek bir sessiz
Yaklaşık yarım saatlik ilk bölümü bir sessiz sinema şaheseri gibi ilerleyen ve sadece Vol.İ’nin çıkardığı mekanik ‘hırıltılarla’ süslü film, daha sonra romantizme fazlaca yer vererek ‘disütopya’ fikrinin soğukluğunu ve acımasızlığını yer yer eritse ve dâhi yönetmeni Andrew Stanton, “Yok valla, politik mesajları olan bir film çekmedim” dese de, ‘Vol.İ’ bayağı bir çevreci ‘felaket tellalı’. Üstelik mesajları doğru, zarif ve gerçekçi. Öte yandan film Stanton’un sevdiği bütün bilimkurgulara saygı niteliği taşıyan birçok göndermeyle dolu. ‘ET’den ‘Star Wars’a, ‘Blade Runner’dan ‘Silent Running’e birçok eski zaman filmi ‘Vol.İ’den nasibini alırken en çok da Kubrick’in ‘2001: Uzay Macerası’ hatırlanıyor. Hele ki Axiom’un beyni durumundaki robot, HAL’i fazlasıyla çağrıştırıyor.
Göndermeleri kadar kendisi de zarif, akıllı ve heyecan verici bir çalışma olan ‘Vol.İ’yi, minikler, ebeveynleri ve dahi çoluk çocuk sahibi olmayan bütün sinemaseverlere gönül rahatlığıyla tavsiye ederim. Pixar’a ve zekice fikirlerine teşekkürler...