Meşhur müzikal Ege'de filme çekildi

Meşhur müzikal Ege'de filme çekildi
Meşhur müzikal Ege'de filme çekildi
İlk kez 1996 yılında sahnelenen müzikal oyun Mamma Mia, 170 kentte sekiz farklı dilde sahnelendi. Bu kez Yunanistan'da filme çekilen müzikal Mamma Mia, efsanevi pop grubu ABBA'nın şarkılarıyla dopdolu...



FİLMİN FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYIN               

 NEŞELİ KADIN MÜZİKALİ...SEVİN OKYAY YAZISI İÇİN TIKLAYIN


Yönetmen: Phyllida Lloyd
Oyuncular: Meryl Streep, Pierce Brosnan, Colin Firth, Stellan Skarsgaard, Julie Walters,
Dominic Cooper, Amanda Seyfried, Christine Baranski
Senaryo: Catherine Johnson
Yapımcılar: Judy Craymer, Benny Andersson, Björn Ulveaus, Gary Goetzman, Tom Hanks, Rita Wilson
Görüntü Yönetmeni: Haris Zambarloukos, Prodüksiyon Tasarımı: Maria Djurkovic
Kostüm Tasarımı: Anna Roth, Set Dekorasyonu: Barbara Herman-Skelding
Kurgu: Lesley Walker, Sanat Yönetmenleri: Dean Clegg, Rebecca Holmes



FİLMİN KONUSU

1999 yılında büyüleyici Yunan adası Kalokairi’deyiz. Romantik maceramız adanın en güzel konaklama tesislerinden Villa Donna otelinde başlar. Bu oteli Donna (Meryl Streep), kızı Sophie (Amanda Seyfried) ve kızının nişanlısı Sky (Dominic Cooper) birlikte işletmektedirler.
Evlenmek üzere olan Sophie üç farklı erkeğe üç tane nikah davetiyesi postalar (Bu sırada “I Have a Dream” şarkısı çalar). Bu üç erkekten birisinin babası olabileceğine inanmaktadır. Davetiyeleri üç farklı ülkede alan üç erkek, 20 yıl önce üçünü de ayrı ayrı büyülemiş olan adaya –ve kadına- geri dönmek üzere harekete geçerler.
Öte yandan adada yoğun bir hazırlık yaşanmaktadır. Sophie’nin nedimelerinin gelişi öncesindeki telaşlı günde Donna otel personelini erkenden uyandırmıştır. Gizli bir sırrını en yakın dostlarıyla paylaştığını görürüz: Sophie annesinin gizli günlüğünü bulmuş, üç tane muhtemel babası olduğunu öğrenmiştir. Bunlar, işadamı Sam Carmichael (Pierce Brosnan), maceraperest ruhlu Bill Anderson (Stellan Skarsgard) ve banker Harry Bright’tır (Colin Firth). Üstelik, annesine haber vermeden bu üç erkeği nikahına davet etmiştir. (Bu arada “Honey, Honey” şarkısı çalar). Onlarla belirli bir zaman geçirince en azından gerçek babasının hangisi olduğunu anlayabileceğine inanmaktadır.
Yunanistan’a ayrı ayrı gelen Sam, Bill ve Harry limanda karşılaşırlar. O ana kadar birbirlerine tamamen yabancıdırlar. Sam ile Harry’nin Kalokairi adasına giden feribotu kaçırdığını öğrenen Bill, onları kendi yatına davet eder. Böylece üç erkeğin 20 yıl önce kalplerini kıran kadınla yeniden iletişim kurmak için yaptıkları yolculuk başlamış olur.
Bu arada Donna da Kalokairi adasında eskiden “Donna and the Dynamos” adlı müzik grubunda beraber çalıştığı eski arkadaşlarıyla yeniden bir araya gelme heyecanını yaşamaktadır. Donna’nın müzik grubunda Rosie adlı sivri dilli arkadaşı (Julie Walters) ve birkaç kez evlenip boşanmış zengin dul arkadaşı Tanya (Christine Baranski) vardır. Kızının geleneksel bir evlilik töreni istediğini onlara anlatır.
Nişanlısı Sky’ı Villa Donna’da Tanya ve Rosie ile tanıştıran Sophie, adaya turist çekmek için tasarlanmış bir web sitesi faaliyete geçirme fikrinden bahseder. Donna onlara bu aralar ekonomik durumunun bozuk olduğunu açıklarken “Money, Money, Money” şarkısı çalar. Sonra arkadaşlarını Villa Donna’da tura çıkarır.
Bu arada üç erkek adaya gelmiştir. Sophie onların kaldığı yere giderek nikah davetiyelerini annesinin değil, kendisinin gönderdiğini açıklar. Annesine nikah sırasında sürpriz yapmak istediğini, bu nedenle adaya gelişlerini Donna’dan gizlemelerini rica eder. Üçü de bu sırrı saklayacakları konusunda Sophie’ye yemin ederler. Sophie gönül rahatlığıyla oradan ayrılır.
Ancak göz açıp kapayıncaya kadar kısa sürede Donna orada belirir. Yıllardır unutamadığı eski sevgilileriyle hiç beklemediği anda yüz yüze gelince de donakalır. Bu arada “Mamma Mia!” şarkısı çalmaya başlar. Üç erkek oradaki varlıkları nedeniyle aptalca hareketlerle özür dilemeye çalışırlar. Ancak Donna kesin kararlıdır. Orada kalamayacaklarını söyler.
Gözle görülür şekilde sarsıldığı belli olan Donna, herkesten sakladığı sırrını Tanya ile Rosie’ye anlatmaya karar verir. Sophie’nin babası bu üç erkekten birisidir ama hangisi olduğundan emin değildir. Bu arada “Chiquitita” şarkısı çalar. Donna’ya cesaret vermek isteyen Tanya ile Rosie, yıllar önceki müzik grubunu yeniden canlandırmak için kendilerine katılmasını sağlarlar. Böylece eski ışıltılı günlerine dönen Donna and Dynamos müzik grubu, “Dancing Queen” şarkısıyla adadaki kadınlara özgürleşme çağrısı yaparlar.
Öte yandan Sophie, üç erkeği Bill’in yatında bulur. “Our Last Summer” şarkısı eşliğinde hep birlikte ada turuna çıkarlar. Erkekler bu yolculuk sırasında Sophie’ye annesinin deli dolu bir genç kız olduğu günlerle ilgili öyküleri anlatacaktır. Bu erkeklerden birisi Sophie’nin babasıdır ama hangisi?





PRODÜKSİYON NOTLARI

Anneler, kızları ve babalarını; kaybedilmiş gerçek sevgileri ve yeni bulunan aşkları; havası sevgi, müzik ve dans kokan büyüleyici bir Yunan adasında yaşanabilecek romantik olasılıkları kutsayan “Mamma Mia! The Movie”nin yıldızlarla dopdolu kadrosunda başı Meryl Streep ile Pierce Brosnan çekiyorlar.
Müzik, romantizm ve komediyle dopdolu filmde Meryl Streep – Pierce Brosnan ikilisine “Love Actually” ve “Bridget Jones: The Edge of Reason” ile dünya çapında şöhrete ulaşan Colin Firth; “Pirates of the Caribbean: At World’s End”den tanıdığımız Stellan Skarsgard; “Becoming Jane” ve “Harry Potter” serilerinin yıldızlarından Julie Walters; “The History Boys” ve “Starter for 10”dan tanıdığımız Dominic Cooper; “Mean Girls”in güzel yıldızı Amanda Seyfried ve “Welcome to Mooseport” ile “Bonneville”den tanıdığımız Christine Baranski eşlik ediyorlar.

Dünya çapında olay yaratan aynı adlı sahne müzikalini üç kadın yaratmıştı. Bunlar sırasıyla, yapımcı Judy Craymer, senaryo yazarı Catherine Johnson ve yönetmen Phyllida Lloyd’du. Bu çok keyifli müzikal öykünün beyazperdeye taşınmasında üçü de aynı görevleri üstlendiler. Onlara, “Charlie Wilson’s War”, “The Polar Express” ve “My Big Fat Greek Wedding”in ünlü yapımcısı Gary Goetzman eşlik etti.
“Mamma Mia!”nın kamera arkasında da deneyimli bir ekip görev yaptı. görüntü yönetmenliğini Haris Zambarloukos (Sleuth, Venus) üstlenirken prodüksiyon tasarımlarını Maria Djurkovic (The Hours, Billy Elliott) gerçekleştirdi. Kostüm tasarımlarını Oscar ödüllü Anna Roth (The Good Shepherd, The English Patient) hazırladı. Kurgusunu Lesley Walker (Emma, The Brothers Grimm) gerçekleştirdi.

 

 

PRODÜKSİYON ÖNCESİ

 

I Have a Dream: Mamma Mia’nın Gelişim Süreci

“Mamma Mia!” projesinin başlangıcı 80’li yıllara; yapımcı Judy Craymer’ın Benny Andersson ve Björn Ulvaeus ile birlikte ilk ABBA projesi olan “Chess” üzerinde çalıştığı günlere kadar gider. Yapımcı Judy Craymer o günleri şu sözlerle anımsıyor: “O günlerde Benny ve Björn ile çok uyumlu bir çalışma yapıyorduk. Sonuçta onlar, ‘Dancing Queen’ gibi tüm zamanların en popüler pop şarkıları arasında yer alan unutulmaz şarkıyı yazmış insanlardı. ABBA şarkılarının teatral yönünün güçlü olmasından yola çıkarak bir müzikal yaratmak istiyordum. Ancak bu müzikal çok orijinal ve heyecan verici formatta olmalıydı.”
Judy Craymer’ın aklında çıkış noktası olarak özellikle “The Winner Takes It All” adlı şarkı vardı. Filmde Meryl Streep’in yorumladığı bu şarkı, ABBA grubunun Birleşik Amerika’da Top 10 listelerine giren en son hit şarkısı olmuştu. “The Winner Takes It All”, izleyiciyi duygusal yolculuğa çıkaran bir şarkıydı.
Ancak hazırlanacak bu müzikalin ABBA grubunun öyküsünü anlatan sıradan bir müzikal olmayacağına dair verilen teminatlara rağmen Andersson ile Ulvaeus başlangıçta tedirgindi. Projeye katkı sağlamaları için ikisini ikna etme görevi Craymer’a düştü. Çabalarının semeresini ancak 1995 yılında alabildi. Şarkıları taşıyabilecek güçlü bir öykü bulması halinde Andersson ile Ulvaeus bu projeye sıcak bakacaktı. 1997 yılında oyun yazarı Catherine Johnson ile tanışınca projenin temelleri atılmış oldu.
Catherine Johnson ile bir toplantı yapan Judy Cramer olayı kısaca özetledi. ABBA şarkılarının iki farklı gruba ayrılabileceğinden bahsetti. Birinci grupta “Honey Honey” ve “Dancing Queen” gibi daha eğlenceli ve masum şarkılar, ikinci grupta ise “The Winner Takes It All” ve “Knowing Me, Knowing You” gibi daha olgun ve duygusal şarkılar vardı. Bu şarkılardan yola çıkılarak eski ve yeni kuşaklara hitap eden güçlü bir öykü yazılabileceğine inancı sonsuzdu.
Ulvaeus’un yazdığı ABBA şarkılarının sözleri genellikle düğün ve tatil gibi temaları çağrıştıran yapıdaydı. Catherine Johnson ile yaptığı görüşmede bunu vurguladı ve, “ABBA şarkılarında düğün ve tatil gibi temalar var ama yazarken şarkıları unutmalısın. Onları sadece kaynak materyal olarak kullanmalısın. Yazacağın öykü şarkılar olmadan da işleyebilecek yapıda olmalı” dedi.
Çalışmalarına başlayan Catherine Johnson ilk etapta ABBA şarkılarınının tamamını A’dan Z’ye dinleyerek belirli bir çerçeve oluşturdu. Sadece öykü anlatımını mantıksal olarak destekleyecek şarkıları seçmeye özen gösterdi. Bu seçimleri yapabilmek hiç de kolay bir iş değildi.
Sonuçta ortaya iki farklı kuşaktan kadınların birbirleriyle ilişkilerini, gençlik aşklarını, ikinci kez sevmeyi konu alan yürek ısıtıcı ve moral verici bir öykü çıktı. Ele alınan konular sadece bu kadarla sınırlı değildi. Ayrıca arkadaşlık, kendi kimliğini keşfetmek, doğru bildiği yolda ilerlemek gibi kavramlar da vardı. Johnson ile Craymer bu öykünün evrensel nitelik taşıdığına, her yaş grubuna hitap ettiğine, cinsiyet ve ülke sınırları gibi kavramları aştığına inanıyorlardı. Tıpkı ABBA’nın şarkıları gibi…
Senaryo hazır olunca Craymer hemen yönetmen aramaya başladı. Sonunda ünlü tiyatro ve opera yönetmeni Phyllida Lloyd’u kadroya katılması için ikna etmeyi başardı. Lloyd’un “Mamma Mia!” projesine sıcak bakması üzerine hazırlık çalışmasına geçildi. Björn Ulvaeus bu süreçte Lloyd, Craymer ve Johnson ile omuz omuza çalıştı, her yeni senaryo taslağı için “feedback” sağladı.
Phyllida Lloyd’un ardından kadroya yeni katılımlar oldu. Ünlü koreograf Anthony Van Laast ekibe katılarak yanında sahne tasarımcılarını getirdi. Bunlar arasında set ve kostüm tasarımcısı Mark Thompson, ışık tasarımcısı Howard Harrison, müzik süpervizörü Martin Koch ve ses tasarımcıları Andrew Bruce ile Bobby Aitken de vardı. Böylece Londra’da kalabalık bir ekip halinde çalışmaya başlandı.
Şovun açılışı 6 Nisan 1999’da Londra’daki Prens Edward Tiyatrosu’nda yapıldı. Açılış tarihinin özel bir anlamı vardı. ABBA grubunun 1976 yılında “Waterloo” adlı şarkıyla Eurovision Şarkı Yarışması’nda birincilik kazandığı tarihin 23. yıldönümüne denk geliyordu.
“Mamma Mia!” şovunun ABD açılışı ise 2000 yılı Kasım ayında San Francisco’daki Orpheum Tiyatrosu’nda yapıldı. 2001 Ekiminde ise Broadway’deki sahnelenmesi başladı. Daha şov başlamadan 27 milyon dolarlık ön bilet satışı gerçekleştirildi. Bu rakam tiyatro tarihinin en yüksek hasılatlarından birisiydi. “Mamma Mia!” 2002 yılında beş tane “Tiyatro Oscar’ı” Tony ödülü adaylığı kazandı. 2003 Şubat’ında Las Vegas’taki Mandalay Bay Tiyatrosu’nda sergilenmeye başlanan oyunun 1000. gösterimi Haziran 2005’te yapıldı. Böylece “Mamma Mia!” Las Vegas’ta sahnelenen en uzun ömürlü Broadway oyunlarından birisi ünvanını elde etti.
“Mamma Mia!” müzikalinin şöhreti sadece İngiltere ve ABD ile sınırlı kalmayıp gezegen çapında bir eğlence fenomenine dönüştü. Bugüne kadar 20’den fazla “Mamma Mia!” prodüksiyonu hazırlandı. Dünya çapındaki toplam izleyici sayısı 30 milyonu geçti. Dünyada her gece 17.000 kişi bu şovu izlerken “Mamma Mia!”nın dünya hasılatı 2 milyar doları geride bıraktı. Tarihteki tüm müzikallerden daha fazla kentte sergilendi. 10 yıl önce Londra’daki ilk sahneleşinden bugüne kadar dünyanın 170 büyük kentinde izleyiciyle buluşarak yeni bir rekora imza attı.

 

Money, Money, Money: Kreatif Ekip Toplanıyor

Şovun Londra’daki açılışı sonrasında birçok film şirketi devreye girmişti. Hepsi de “Mamma Mia!” müzikalini uzun metrajlı film yapmak istiyordu. Judy Craymer’ın sahibi olduğu Littlestar yapım şirketinin bunca aday arasından tercihi, Tom Hanks ve Gary Goetzman’ın şirketi Playtone’dan yana oldu. Bu tercihte Tom Hanks’in müzikalin sıkı bir hayranı olmasının önemli rolü vardı.
Ancak ünlü müzikalin beyazperdeye bir müzikal romantik komedi şeklinde uyarlanması konusunda Craymer’ın çok fazla acelesi yoktu. Filmi yapmayı o da istiyordu ama öncelikle tiyatro sahnelerindeki şovun belli bir noktaya gelmesi gerektiğine inanıyordu. Craymer’a göre “Mamma Mia!”nın sahnelerde alması gereken çok yol vardı, ekiplerin öncelikle şova ve uluslararası boyuttaki yeni açılışlara odaklanması gerekiyordu.
2003 yılında “Mamma Mia!”nın Avrupa kıtasının tamamı ile, Amerika, Avustralya ve Asya’daki açılışları gerçekleşti. Craymer artık beyazperde uyarlaması için doğru zamanın geldiğini hissediyordu. Gary Goetzman ve Playtone şirketiyle yeniden bağlantı kurarak film için ortaklık yapma konusuyla hala ilgilenip ilgilenmediklerini sordu. Playtone şirketi zaten hazırdı ve sözleşme imzalandı.
Müzikal filmin çekimlerine Londra’daki ünlü Pinewood Stüdyolarının 007 sahnesinde başlandı. Gerçek mekan çekimlerinin ise yönetmenin tercihiyle Yunanistan’da gerçekleştirilmesine karar verildi.
Yapımcıların heyecanına eşlik edecek kamera arkası ekipleriyle de anlaşmalar yapıldı. Filmin görüntü yönetmenliğini Haris Zambarloukos, prodüksiyon tasarımlarını Maria Djurkovic, kostüm tasarımlarını Ann Roth, makyaj tasarımlarını Tina Earnshaw üstlendi. Filmin kamera arkasında görev yapan tüm ekipler, yapımcıların vizyonunu paylaşarak yeteneklerini birleştirdiler.

 

Take a Chance on Me: Oyuncu Tercihleri

Kamera arkasında görev yapacak prodüksiyon ekiplerini kuran yapımcılar, kamera önü için de büyüleyici bir kadro kurmaya kararlıydı. Craymer filmin asıl starlarının şarkılar olacağını hep söylemişti ama kadro için seçilen oyuncuların kalitesini görünce söylediği sözleri geri almak zorunda kaldı.
“Mamma Mia!”nın başkarakteri olan Donna rolü, bugüne kadar oynadığı sayısız filmdeki dramatik rolleriyle günümüzün en büyük Amerikalı kadın oyuncularından birisi olan iki Oscar ödüllü yıldız Meryl Streep’e verildi. Ünlü oyuncu daha önce “Postcards From the Edge” ve “A Prairie Home Companion” gibi filmlerde şarkı söylemiş “Evita” müzikalindeki Eva Peron rolü için adı geçmişti, ama “Mamma Mia!”, onun oynadığı baştan sona ilk müzikal film oldu.
Yapımcı Craymer bu tercihin sebebini şu sözlerle açıklıyor: “Başkarakteri oynaması için Meryl Streep’in ismi hep aklımızdaydı. Teklifimize hemen evet deyince keyfimiz yerine geldi. Broadway’deki şovu birkaç yıl önce izlediğini ve çok beğendiğini biliyorduk. Hatta oyuncu kadrosuna bir mektup yazarak, şovu ne kadar beğendiğini, kendisini Mamma Mia ekibinin bir parçası gibi hissettiğini söylemişti. Okul çocukları gibi o mektubu hala saklıyoruz.”
Yönetmen Lloyd’un yorumu ise şöyle: “Donna rolünü Meryl Streep’in oynamasını her zaman hayal ettik. Şarkı söyleyebildiğini, bir müzikalde oynamak istediğini biliyorduk. İhtiyaç duyduğumuz herşey onda fazlasıyla vardı. Dünyanın her köşesindeki izleyiciyi hem kahkahalarla güldürebilen, hem de gözyaşları içerisinde ağlatabilen ender oyunculardan birisiydi. Mamma Mia’daki Donna rolü için istediğimiz tam olarak onun gibi bir oyuncuydu.”
Şovu New York’ta izlediğini ve çok sevdiğini söyleyen Meryl Streep de duygularını şu sözlerle dile getiriyor: “Benim için olağanüstü bir keyifti. Donna rolünü hümanizmiyle, ruhuyla ve elbette müziğiyle çok sevmiştim. Şarkılar müthişti. Adeta insanın içine işliyordu. Sözlerini öğrenmeye kalkışınca hepsini zaten bildiğimi keşfettim. Şarkıların hepsi birbirinden harika melodilere sahipti.”
Yunanistan’a gelen üç baba adayı rolünde Pierce Brosnan, Colin Firth ve Stellan Skarsgard kamera karşısına geçti. Yönetmen Phyllida Lloyd’un üç aktörle ilgili yorumu şöyle: “Elimizde birbirinden sıcak ve esprili üç erkek vardı. Mamma Mia’da anlattığımız konunun gerektirdiği içsel sezgilere üçü de sahipti. Bildiği ve alıştığı çevreden çıkıp bu büyüleyici adaya gelen, ilk anda şaşkınlık geçirdikten sonra özgürlük duygusunun tadına varan üç erkeği başarıyla oynadılar.”
“Mamma Mia”da işadamı Sam Carmichael rolünde oynaması için ilk teklif geldiğinde heyecan duyduğunu, ancak şarkı söyleyip dans etmesi gerekeceği için bir hayli de tedirgin olduğunu söyleyen “Emekli James Bond” oyuncusu Pierce Brosnan, yaşadığı deneyimle ilgili olarak şunları söylüyor: “Şarkı söyleyip dans etme fikri karşısında dehşete kapıldım diyebilirim. Bir iş teklifi alınca bu kadar gerileceğim hiç aklıma gelmezdi. Sonuçta üzerime düşeni zor da olsa yaptım ve harika zaman geçirdim. Ayrıca duygularımı şarkı söyleyerek ifade etmenin ne kadar ferahlatıcı olduğunu da anlamış oldum. İnsanda bazen korku duygusu o kadar baskın oluyor ki, bu duygu anlamlı ve güzel rol yapmasını bile engelliyor. Rolüme başlayınca korku ve endişe gibi duygulardan tamamen arınarak rahatladığımı hissettim. Aylarca boşu boşuna endişe çekmişim.”
Banker Harry Bright rolünü üstlenen Colin Firth’ün yorumları ise şöyle: “Açıkçası ‘Mamma Mia’nın insanı adeta sinsice şekilde derinden derine etkileyen bir büyüsü var. Son filmim ‘She Found Me’den sonra böyle bir müzikalde rol alınca rahatladığımı hissettim. Projenin benim açımdan önemli birçok boyutu vardı. Üç orta yaşlı erkeğin ilk başta yadırgadığı bu adada düşündüklerinden çok daha fazla anlam bulması çok güzeldi. Ancak en büyük keyfim, filmin harika kadrosuyla çalışmak oldu. Çekimler sırasında hepimiz çok eğlendiğimiz için ekstra fikirler birbirini izledi durdu.”
“Pirates of the Caribbean” serisinin üçüncü filmindeki rolünü tamamladıktan sonra “Mamma Mia!” projesine başlayan İsveç asıllı aktör Stellan Skarsgard, bu projeye dans etme fırsatı getirecek bir müzikal olduğu için sıcak baktığını belirterek şöyle konuşuyor:
“Yaklaşık 30 yıldır doğru dürüst dans etmediğimi düşünecek olursak benim için zor olacağı belliydi. Ancak zoru başarmak için bu işe kalkıştım. Sonuçta denemekten olağanüstü keyif aldım ve bol bol eğlendim. Yaşadığım her deneyim olağanüstü özgürleştiriciydi. Keyif alacağınız bir işe başlıyorsunuz ve sonuna kadar devam ederek başarmanın tadını çıkarıyorsunuz.”
“Mamma Mia”nın kendisi için en eğlenceli yanlarından birisinin de, kadın ağırlıklı konsepti olduğunu belirten Skarsgaard’ın bu konudaki yorumu ise şöyle: “Filmin konseptinin kadın ağırlıklı olması nedeniyle biz erkek oyuncular bu filmde sanki yardımcı oyuncu konumuna düştük. Böylece erkek ağırlıklı filmlerde kadınların neler hissettiğini anlamış oldum. Hiç kimse biz erkeklerin psikolojisiyle ilgilenmiyordu. Kısacası biz üç erkek bu filmin ‘sürtükleri’ gibiydik!”
Dynamos müzik grubunun Donna dışındaki iki üyesinden pragmatik ruhlu Rose’u İngiliz sahne ve sinema yıldızı Julie Walters; çok kez evlenip boşanmış Tanya’yı ise müzikal tiyatro endüstrisinin en saygın oyuncularından birisi kabul edilen “Tiyatro Oscar’ı” Tony’i kazanmış olan oyuncu Christine Baranski oynadı.
Filmin genç sevgilileri Sophie ve Sky rolleri için yapımcıların aklında belli fikirler vardı. Bu iki rolde Amanda Seyfried ile Dominic Cooper’ın oynamasına karar verdiler.
İki sevgiliden Sophie’nin portresini çizen Amanda Seyfried, daha önce “Kötü Kızlar-Mean Girls” adlı filmde Karen rolüyle adını duyurmuş; HBO yapımı “Big Love” adlı dizide çok eşli bir adamın kızını oynamıştı. Şarkı söyleme ve dans deneyimi vardı. Bu özelleriyle Sophie rolünü kaptı.
Sophie’nin nişanlısı Sky rolünü üstlenen İngiliz aktör Dominic Cooper ise, daha önce “The History Boys” ve “Starter for 10” gibi filmlerde yer almıştı. Şarkı söyleme yeteneği ve yakışıklı olması gibi sebeplerle Judy Craymer’ın beğenisini kazanınca Sky rolü ona verildi.
Filmin diğer yardımcı rollerinden Sky’ın en iyi arkadaşları Pepper ve Eddie rollerinde sırasıyla Philip Michael ve Chris Jarvis; Sophie’nin nedimeliğini yapan okul arkadaşları Lisa ve Ali rollerinde Rachel McDowall ile Ashley Lilley kamera karşısına geçti.

 

Lay All Your Love on Me: Mamma Mia’nın Müzikleri

Oyuncu kadrosu ve kamera arkası ekiplerinin belirlenmesinden sonra artık tam donanımlı bir stüdyoda çalışmaya başlama zamanıydı. Stüdyo çekimlerinden sonra her an herşeyin olabileceği egzotik bir Yunan adasına gidilerek hem tatil yapılacak, hem de film çekilecekti.
“Mamma Mia!”nın tiyatro sahnelerinden beyazperdeye transfer olmasının, oyuncular açısından hiç de kolay olmayacağı belliydi. Çünkü Andersson filmde görev alan her oyuncunun kendi şarkısını kendisinin yorumlamasını istiyordu. “Mamma Mia!”nın kadrosuna 1999 yılında katılan müzikal yönetmeni Martin Lowe da aynı düşüncedeydi. Çıtalar yükseltilmişti ve oyuncuların aynı zamanda şarkıları da söylemesi ön şart olarak ortaya konulmuştu. Bu da olağanüstü beceri gerektiriyordu.
Lowe ile Andersson’un getirdiği yaklaşım oyuncu kadrosundan da onay gördü. Filmin oyuncu kadrosuyla beraber çalışan Lowe, stüdyo kayıtlarına girmeden önce özgüvenlerinin yerine gelmesini sağladı. En iyi performansı almak için farklı ses kayıt opsiyonlarının avantajından yararlandı. Bazı şarkılarda önceden kayıt tekniğini kullanarak aktörlerin dudak senkronizasyonu sağlaması tekniğini uyguladı. Bazı şarkılar ise aktörler tarafından canlı performansla yorumlandı.
Prodüksiyon Amiri Murk Huffam süreci şu sözlerle değerlendiriyor: “Müzikal yaparken geleneksel olarak önce kayıt yapılır, sonra aktörlerin şarkı söylüyormuş taklidi yapması istenir. Bizim elimizde çok ünlü aktörler olduğu için daha çok sayıda canlı performans verme şansını getirdiler. Canlı performans seçeneğini de açık tutarak iki yöntemle de çalıştık. Daha büyük kapsamlı dans şarkılarında playback kullanırken daha kişisel şarkılarda canlı performans tekniği uyguladık.”
Bu süreç, tüm oyuncu kadrosu için de canlandırıcı bir süreç oldu. Oyuncuların sergilediği performans karşısında şapka çıkardıklarını söyleyen yapımcı Rita Wilson (Tom Hanks’in eşi), “Mamma Mia”nın müzikal altyapısını oluşturan ABBA şarkıları konusunda şunları söylüyor:
“ABBA grubunun oldukça kompleks bir müziği vardır. Şarkıların söylenmesi zordur. Hepsi son derece melodiktir ve olağanüstü bir armoniye sahiptir. Bu nedenle şarkılar dinleyicisini yormaz. Her şarkıda coşku vardır. Dinlerken kimi zaman başınız döner, kimi zaman kendinizi tatlı kaçık, genç ve biraz da sarhoş gibi hissedersiniz. Bunların hepsi ustaca harmanlanmış kompleks melodilerden kaynaklanır.” 

Dancing Queen: Filmin Koreografileri

“Mamma Mia!” şovlarının koreografisini en baştan beri yapan Anthony Van Laast’ın uzun metrajlı sinema versiyonu konusunda bazı endişeleri vardı. Ünlü koreografın amacı, filmin hem koreografi bazlı anlatıma dayalı olması, hem de karakter ağırlıklı olmasıydı. Doğaçlama ve spontane görünümü ancak böyle sağlayabilirdi. Kısacası iyi yapılandırılmış ve geliştirilmiş dans sahneleri gerekiyordu.
Van Laast çalışmasının ilk aşamasında yönetmen Lloyd ve dansçılar grubuyla prova yaparak işe başladı. Dans çalışmasının filme tam olarak yansıyacağı bu aşamada belirlendi. Filmde hangi şarkıların kullanılacağı, kaç dansçıya ihtiyaç olduğu, kameraların nereye konulacağı gibi konular bu aşamada netliğe kavuştu. Van Laast, sahne şovundaki orijinal danslardan bazılarını aynen aldı ama büyük kısmının koreografisini yeniden yaptı. Filmin akışı boyunca beyazperdeye gelecek dans sahnelerinin diyaloglara da izin verecek şekilde düzenlenmesi için bu tercihler hayati önem taşıyordu.
Dans sahnelerindeki geçişin kesintisiz olmasını isteyen Van Laast, sahne şovundaki yetenekli dansçılarla yorumculardan büyük kısmının filmde de yer almasını yapımcılara tavsiye etti. Dans rutinlerini zamanında öğrenmiş olmaları sayesinde zamandan tasarruf sağlanacağını düşünüyordu. Ayrıca başrol oyuncuları da onların adımlarını izleyerek daha kolay adapte olacaklardı.
Filmde rol alan oyuncuları birer dansçıya çevirme sürecinden heyecan duyduğunu belirten Van Laast, bu konudaki düşüncelerini şu sözlerle dile getiriyor:
“Oyuncuların hepsi dans adımlarına çok gerçek katkılar yaptı. Profesyonel dansçılarla çalışırken hepsinin mükemmel, akıcı ve kesintisiz dans ettiğini görürsünüz. Buna karşılık aktörler söz konusu olunca yaptıkları dansa bir kişilik katarlar. Yaptıkları iş bir rutin olmaktan çıkıp karakter kazanır. Hareketler aracılığıyla karakter bulma konusunda oyunculardan çok şey öğrendim.”
Our Last Summer: “Mamma Mia”nın Çekimleri
Birkaç haftalık müzik ve ses kayıt süreci, altı haftalık kostüm hazırlama çalışması, makyaj testleri ve dans provalarından sonra “Mamma Mia”nın çekimlerine yeniden donatılmış Pinewood Stüdyolarının 007 sahnesinde Haziran 2007’de başlandı. Tasarım çalışması ünlü prodüksiyon tasarımcısı Maria Djurkovic tarafından hayata geçirilen görkemli sette film yapımcıları start verdiler. Hepsinin tek amacı vardı: Craymer, Lloyd ve Johnson’un sahnedeki başarısına filmde de ulaşmak…
Senaryoyu çıkış noktası olarak gördüğünü ama sahne şovuna çok fazla yaslanmadığını belirten Maria Djurkovic, setleri hazırlarken nasıl bir yaklaşımdan yola çıktığını şu sözlerle açıklıyor:
“Uyguladığım tasarımlar sahne şovundan farklıydı. Sahnede daha fantastik ortamlar yaratabilirsiniz ama filmlerdeki müzikal dünyanın daha inandırıcı olması gerekir. Filmi çekerken belirli oranda teatral düzey yakalanması gerektiği için benim de inandırıcı bir dünya yaratmam gerekiyordu.”
Djurkovic’i son derece zor bir görev bekliyordu. Stüdyo ortamında mini köy kurarken, Yunan adasında yapılacak çekimlerdeki görüntülerle stüdyoda kurduğu köyün bütünlüğünü inandırıcı şekilde sağlamak zorundaydı. Ancak karşısına çıkacak her zorluğu aşmaya hazırdı.
Yapımcı Goetzman yapılan çalışmayı şu sözlerle açıklıyor: “Bir sahne oyununu filme uyarlamanın en önemli parçası tasarımdır. Sahne setini film deneyimine çevirmenin bir çaresini bulmak zorundaydık. Maria’nın müthiş bir iş çıkarttığını düşünüyorum. Umarım izleyiciler de, bu filmdeki doğal ve aynı zamanda stilize geçiş deneyiminden keyif alacaklardır.”
Pinewood Stüdyolarındaki dokuz haftalık çekimlerin ardından prodüksiyon ekipleri Yunanistan’a hareket ettiler. Yunanistan çekimlerinin ilk durağında Skiathos adası vardı. Buradaki beş günlük çekimlerden sonra iki haftalığına Skopelos’a geçildi. Son olarak da beş gün süreyle ana karadaki Damouhari’de çalışma yapıldı. Daha projeye yeşil ışık yakılmasından önceki günlerde 21 Yunan adasında yoğun bir araştırma gezisi yapılmış, çekim mekanları tek tek belirlenmişti.
17 yaşındayken Yunanistan’ın hemen her köşesini sırt çantasıyla dolaştığı için bölgeyi iyi tanıyan yönetmen Phyllida Lloyd, oralarda yapacağı mekan çekimlerinde karşısına çıkacak zorlukların farkındaydı. Adaları bir cennet gibi gördüğünü söyleyen Phyllida Lloyd, “Yunan adaları cennet olmasına cennettir ama oraya giderken en iyi yapılmış planları bile terk etmeye hazırlıklı olmalısınız. 17 yaşımda ilk gidişimde o mekanlara aşık olmuştum ama hiç beklemediğim anlarda başıma büyük aksilikler yaşadım. Bu nedenle Yunan adalarına giderken her şeye ve her sürprize kesinlikle hazırlıklı olmalısınız” diyor.
“Mamma Mia!”nın Yunanistan çekimleri, Ege Denizi’nin kuzeybatı köşesinde yer alan Sporades adalar grubuna bağlı Skiathos adasında gerçekleştirildi. Burada, filmin üç erkek karakteri olan Sam, Bill ve Harry’nin hayali Kalokairi adasına ilk girişi yaptığı eski liman çekimleriyle Rosie ile Tanya’nın feribota bindiği sahneler çekildi. Adalar grubunun en küçük ama en gelişmiş adası olan Skiathos, ayrıca altın kumlu plajlarıyla da filme çok güzel manzaralar sundu.
Yine aynı adalar grubunda yer alan Skopelos adası da bugüne kadar birçok Yunan filminin çekimlerine ev sahipliği yapmıştı. Mavi-yeşil deniziyle “Mamma Mia!” projesini de konuk eden bu adada, Tanya karakterinin yorumladığı “Does Your Mother Know”; Sophie ve Sky’ın serenadlar yaptığı “Lay All Your Love on Me”ve Sophie ile Sky’ın adaya veda ettiği “I Have a Dream” şarkıları çekildi.
Ayrıca Pinewood’da stüdyo ortamında çekilen sahneler, sinema büyüsü / hilesi kullanılmak suretiyle Yunanistan’daki gerçek mekan sahneleriyle kesintisiz şekilde birleştirildi. Bunun bir örneği “Dancing Queen” şarkısında uygulandı. Donna’nın yatak odasında başlayan “Dancing Queen” şarkısı, evin avlusunda devam ederken bu bölümler Pinewood’da çekildi. Villa Donna otelinin dış kısmına geçildiğinde ise Yunanistan’da çekilen gerçek mekan görüntüleri kullanıldı.

14 haftalık çekimlerden sonra yeniden Pinewood’a dönen prodüksiyon ekipleri filmin son sahnesini çekmeye başladılar. Bu sahnede “Waterloo” ve “Dancing Queen” şarkıları vardı. “Mamma Mia!”nın çekimlerinin tamamlanmasının en uygun yolu bu iki şarkıyı en sona bırakmaktı.
Meryl Streep’e filmdeki rolüyle ilgili düşüncesi sorulduğunda öykünün kendisini derinden etkilediğini belirterek şunları söylüyor: “İzleyicinin ‘Mamma Mia’dan çok şey almasını istiyorum. Bu filmde geçmişin hataları, büyük pişmanlıklar, hayaller, umutlar ve mutluluklar var. Bu duyguların hepsi ve daha fazlası ‘Mamma Mia!’da bizi bekliyorlar.
Pierce Brosnan ise ABBA şarkılarının popülaretisine ve çok çeşitli kuşakları etkilemiş olmasına dikkat çekerek şu yorumu yapıyor: “Herkesin kendine göre bir ABBA şarkısı vardır. Herkes ABBA’yı dinlemiş, ABBA şarkılarıyla dans etmiş, ABBA şarkısı söylemiştir. Dünyanın her köşesindeki insanlar ABBA şarkılarını severler ve kalplerinde bu şarkılar için bir yer mutlaka vardır.”
“Mamma Mia!” ile ilgili son sözleri, filme imzasını atan üç kadından dinleyelim. “Mamma Mia!” ile ilgili son sözleri, filme imzasını atan üç kadından dinleyelim. Yapımcı Judy Craymer, senaryo yazarı Catherine Johnson ve yönetmen Phyllida Lloyd, projeyle ilgili umutlarını şu sözlerle dile getiriyorlar:
Yapımcı Judy Craymer: “Müzik dünyasına damgasını vuran ABBA’yı çok farklı bir deneyim olarak yeniden hayata geçirdik. ABBA şarkılarında dünyanın her köşesindeki insanların kolayca bağlantı kurabileceği kolay anlaşılır, evrensel içerikli şarkı sözleri vardır.”
Senaryo yazarı Catherine Johnson: “Karakterler değişmediği halde onları çok daha iyi hale getirdik. Mamma Mia! Görkemi ile şarkıları şimdi daha büyük… Olayların yaşandığı gerçek yerde, Yunan adasındayız ve yöre insanının yaşadığı hayatı yaşıyoruz.”
Yönetmen Phyllida Lloyd: “Bu öykü tam bir peri masalıdır. Kimlikler üzerine, kayıp ebeveyenler üzerine, kayıp çocuklar üzerine temel konulara dokunur. Kesinlikle destansı bir öyküdür.”