Neşeli soygun

Neşeli soygun
Neşeli soygun
Ca$h' aslında neşeli bir soygun komedisi. Başrolde Fransız sinemasının son dönemdeki en iyi komedyenlerinden Jean Dujardin var. Reno'nun varlığı ise, işin keyfini arttırıyor

 

 

FİLMİN FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYIN

YAPIM NOTLARI İÇİN TIKLAYIN

HAFTANIN DİĞER FİLMLERİ İÇİN TIKLAYIN

Yerli bir sinema sitesinde yakın gelecekte bizi çok sayıda soygun filminin beklediğinden söz ediliyordu. Kendimizce bir ‘ilk 10’ yapmaya çalıştık. Eskileri de ihmal etmemeye özen gösterdik; örneğin, ‘Lavender Hill Mob’. Sonra birden, dehşet içinde, İngilizlere itibar edip Fransızları unuttuğumuzu fark ettik. Üstelik Fransızlar da iyi soygun filmi yapar hani... Çetrefil olanlarını da, sıraişi olanlarını da...
Bu hafta gösterime giren ‘Ca$h’ (2008), bu tanımların ikincisine daha yakın. ‘Nakit’ anlamına gelen dolar işaretli adını, aynı adı taşıyan üçkâğıtçı kahramanının ödemeleri nakit olarak yapmasından alıyor. Ca$h küçük çapta bir soyguncu ama polis peşinde. Yönetmen/senarist Eric Besnard’ın filmi süratle başlıyor, sonuna kadar da aynı sürati gösteriyor. Finali önceden tahmin edip etmemek, size kalmış. Gene de ben, Besnard’ın bu finali yeterince iyi sakladığını düşünüyorum. Yıldızlı kadrosunun ve egzotik mekânlarının da bunda payı var. Ama soygun filmleri genellikle göz alıcı mekânlarda geçmez mi zaten? Soyguna uğrayacak zengin kişiler böyle yerlerde kalır çünkü. İster bir metropolün lüks bir evi, dairesi, ister Cote d’Azur villaları ya da otelleri...

Bulmaca gibi

Paris suçlular âleminin de, polisin de iyi tanıdığı dolandırıcılarından Ca$h (Jean Dujardin), yüksek kazançlı kalpazanlık işleri yapar. Bu işin sırlarını kavramış gibidir, iyi de para kazanır. Ne var ki, onun aklı fikri, Fransız Rivierası’nda büyük çapta bir elmas soygunu gerçekleştirmektedir. Aksilik işte, Ca$h operasyonu gerçekleştirmeye çalışırken, bu işi bir sanat haline getirmiş olan efsanevi soyguncu Maxime’in adı ortalarda dolaşmaya başlar. Çok geçmeden kendisi de ortaya çıkar. Onun kanını içmeye ahdetmiş polislerin yanı sıra, meslektaşları da ayak altından çekilmesini ister. Bu arada, alınacak bir intikam da vardır. Sonuç olarak soyguncumuz Ca$h, yaşlı bir meslektaşı (Besnard’ın kıymetli
oyuncusu François Berleand), herkesin peşinde olduğu bir numaralı soyguncu Maxim (Jean Reno), göz kamaştırıcı genç bir hanım (Alice Taglioni) ve terfi peşinde bir Europol görevlisi, bir entrikalar ve sürprizler ağına takılır.
Besnard sürpriz üstüne sürpriz yığıp hepsini iç içe geçirerek bize heyecanlı bir soygun filmi sunmaya çalışmış. Ancak bu sürprizler olmasa da, olayların birbirini büyük bir hızla izleyişi ve hepsinden önemlisi, parça parça oluşları, insanın kendisini parçalı bulmaca çözen biri gibi hissetmesine yol açıyor. Bazı parçaların da eksik ya da yanlış olabileceği endişesiyle, olanca dikkatinizle izliyorsunuz. Öte yandan, bir yanlış anlamaya da yol açmak istemem. Ya büyük bir dikkatle izleyip final keşfetmeye çalışırsınız ya da dikkati bir yana bırakır, filmden zevk alırsınız. Çünkü ‘Ca$h’ aslında neşeli bir film. Her şeyden önce, bir soygun komedisi. Başrolündeki Jean Dujardin de, Fransız sinemasının son dönemdeki en iyi komedyenlerinden biri. Çok da sevimli. Bu iklimde gevşemiş olan Reno’nun varlığı ise, işin keyfini arttırıyor.

Şampanya meselesi
Aslında ben bir önceki haftanın gösterimlerinden bazılarını kaçırdığım için, az daha bu hafta da bir Jean Reno portresi yapmak zorunda kalacaktım. Neyse ki, hem gösterimi yakaladım, hem de bu ‘şampanya’ filmi, oyuncularına başvuracak türden bir film değil. Yeterince keyif veriyor. Zaten öyle bir şey gerekse, o zaman da başroldeki Dujardin’i tercih edermişim. Aktör, bu soygun komedisine cuk oturmuş. Gerçi komedi dışında türleri denediği de oldu, başarıya da ulaştı ama, ruhen bir komedyen, üstelik de abartısız cinsten. ‘Şampanya’ meselesine gelince, Fransızlar lüks mekânlarda, görkemli yıldızlarla çekilen ve sürprizler, tercihan yanıltan kimlikler içeren filmlere bu adı veriyorlar. Hem büyük bütçeli, hem hafif filmler. Aslında geçmişte kalmış bir türdü ama son zamanlarda yavaş yavaş geriye dönüyor gibi. Belki genel atmosferin karamsarlığı onların geri dönüşüne sebep olmuştur.
Fransız filmlerini sevenlerdenim. ‘Ca$h’ de neşeli bir Fransız soygun filmi. Başrol oyuncusu Jean Dujardin’e gelince, onu önce hiç görmedinizse eğer, önümüzdeki günlerde ikileyeceksiniz demektir. Aktörün başrolünde oynadığı ve bu yılki Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde gösterilen ‘99 Francs / 9.90 YTL’nin baş karakteri Octave’ı da oynuyor. Jan Kounen’in yönettiği film, ağustos sonunda ticari gösterime girecek. Böylece ağustos ayının ikinci yarısında bir Jean Dujardin çıkarması söz konusu olacak. Umarım memnun kalırsınız.