Sana mafyanın yolları, bana kurşunlar...

Sana mafyanın yolları, bana kurşunlar...
Sana mafyanın yolları, bana kurşunlar...
22 kurşun yedikten sonra ayağa kalkarak saldırganlardan intikam alan eski bir mafya şefinin hikâyesini anlatan 'Ölümsüz', eski Fransız avantür sinemasını sevenler için modern bir örnek
Haber: UĞUR VARDAN / Arşivi

 

FİLMİN FOTOĞRAFLARI VE FRAGMANI İÇİN TIKLAYIN

 

Not: Bu yazı en azından filmin giriş kısmından ‘tüyo’lar vermektedir, bilginize...

 

Enfes bir giriş sekansı... Bir araba reklamı gibi seyreden görüntüler ve ses bandından, bu görüntülere eşlik eden arya... Ön koltukta ortayaşlı bir adam, arka koltukta ise kâkül kesimi saçlarıyla küçük oğlu... Dağlar tepeler aşılır, yollar katedilir ve nihayetinde, şehir, kasaba vs neyse, bir merkeze varılır. Çocuk, bu aşamada babasının gözlerini kapatarak oyun oynamaya çalışır. Arya devam etmektedir. Biz, seyirci koltuğumuzda “Galiba kaza yapacaklar” türünden bir gerilimin kucağına çekiliriz. Kaza olmaz... Araba durur, minik ‘Pazar yeri’nde gösteri yapanların yanına seyirtir, baba ise otoparka yönelir. İşte burada, beklediğimiz şeyle karşılaşırız. Yüzleri maskeli bir grup adam, arabasından çıkan babayı kurşun yağmuruna tutar. Makinelilerden fırlayan merminin haddi hesabı yoktur. Marsilya mafyasının emektarlarından Charly Mattei, artık işten el ayak çektiği bu döneminde bir garajda saldırıya uğramıştır.
Öldürmeyen Allah öldürmez... Vücuduna tam 22 kurşun isabet eden ve nihayetinde sağ eli felç olan Charly, uzun bir tedavi sürecinin ardından yeniden ayağa kalkar. Çok çok eskiden, gençliğinde bu yola atıldığında yanında iki kişi vardır; Tony Zacchia ve Martin Beaudinard. Zacchia, bitmez tükenmez hırsıyla daha da büyümek istemiş, Beaudinard ise avukatı olmayı yeğlemiştir. Saldırı emrini veren de Zacchia’dır. Charly yine de itidal sahibidir, ikinci eşi, ilk evliliğinden olma kızı ve genç karısıyla hiç bir şey olmamış gibi hayata devam etmekten yanadır. Lakin Zacchia, yardımcısı Kerim’i işkence ederek öldürtünce, intikam kaçınılmaz olur...
1977’de yaşanmış gerçek bir olaya dayalı, Franz-Olivier Giesbert’in aynı adlı romanından sinemaya uyarlanan ‘Ölümsüz’ (orijinal adı ‘L’Immortel’, lakin İngilizce konuşulan ülkelerdeki vizyon ismi ise ‘22 Bullets’, yani 22 Kurşun), bir anlamda Charly’yi canlandıran Jean Reno’nun da hâlâ ayakta olduğunu gösteren bir çalışma olmuş. Aslında öykü uzaktan uzağa Alain Delon’un 1985 tarihli ‘Parole de flic’ini (bizde ‘Katillere Af Yok’ diye bilinir) de hatırlatıyor. Jose Pinheiro’nun yönettiği o filmde bir polis eskisi olan Delon, karısının ölümü üzerine hayattan elini eteğini çekip Afrika ’da serseri hayatı yaşarken kızının maskeli bir grup tarafından öldürülmesi üzerine Fransa ’ya geri dönerek cinayeti gerçekleştirenleri tek tek ortadan kaldırarak intikamını alır. ‘Ölümsüz’de de Reno’nun canlandırdığı ‘baba’can mafya lideri, benzer şekilde herkesin kapısını tek tek çalıyor ve intikamını alıyor.
Yapımcılığını Luc Besson’un üstlendiği ‘Ölümsüz’de kamera arkasına, hikâyede mafya babalarından Aurelio Rampoli’yi de canlandıran Richard Berry geçmiş. Oyuncu-yönetmen, sakin, öyküsünün kıvrımlarına hâkim, derdini kolayca aktarabilen, gerilimi dengeli, sonuç itibarıyla sınıfı geçen bir yapım ortaya koymuş. Filmi, Delon-Belmondo sonrası kuşakta pek de tutarlı bir yol çizmeyen Fransız ‘avantür’ sinemasının, günümüzdeki orta karar uzantılarından biri olarak nitelendirmek mümkün. Bu tür intikam öykülerinden hoşlananların yanı sıra özellikle sinema sevgisini ve heyecanını 70 ’ler ve 80’lerde, Fransız macera filmleriyle kazanan kuşak için bence kaçırılmayacak bir yapım.

‘Cüneyt ağbi’ye kızanlara
Şimdi ilginç bir notu paylaşma zamanı: Bu filmin öngösterimi 10 Ağustos’ta yapıldı. Aynı gün öğleden sonra ajanslara bir haber düştü, kısaca alıntılıyorum: “Amerika’da, polislerin de karıştığı bir sokak kavgasında Angel Alvarez adlı adamın vücuduna 21 kurşun isabet etti. Doktorlar, yediği 21 kurşuna rağmen hayatta kalmayı başaran Alvarez’in rekora imza attığını söyledi.” Buraya kadar olanlar yeterince ilginç elbet ama habere ‘milliyet.com.tr’de gelen iki yorum, beni benden daha da kopardı. Onları da alıntılıyorum: “Cüneyt Arkın filmi gibi helal valla” ve “Bir de çok bilmişler Cüneyt ağbiyle dalga geçerlerdi, ‘Süzgeç’ diye. Görün işte.”

Mönüde bu da var...

Kapı
Almanya ’nın ünlü bestseller polisiye yazarı Akif Pirinçci’nin romanından uyarlanan ‘Kapı (Die Tür), başına gelen trajik olay nedeniyle hayatı altüst olan genç bir adamın hikâyesini anlatıyor. Güzel komşusuyla aşk yaşayan David, sevgilisiyle buluştuğu bir gün dikkatsizliği yüzünden havuza düşen küçük kızını kurtaramaz. Suçluluk duygusu altında ezilen David hayatının en karanlık günlerini yaşamakta ve karısı Maja ise onu affetmemektedir. İntihar etmek isteyen David son anda geçmiş zamana ait gizli bir kapı bulur. Amacı kızını kurtarmak ve dağılan hayatını yeniden düzene koymaktır. Anno Saul’un yönettiği Almanya yapımı filmde Mads Mikkelsen, Jessica Schwarz, Heike Makatsch, Nele Trebs başrolde.


 


    ETİKETLER:

    Almanya

    ,

    Fransa

    ,

    Afrika

    ,

    İntikam