Savaş karşıtı bir uzaylı

Savaş karşıtı bir uzaylı
Savaş karşıtı bir uzaylı
Robert Wise'ın 1951 yapımı, 960 bin dolar bütçeli siyah beyaz filmi 'The Day the Earth Stood Still', savaşın dehşetini yaşamış bir dünyayı, yaşananların unutulmaması için, bir daha aynı anlamsız insan kıyımına izin verilmemesi için uyarıyordu
Haber: SEVİN OKYAY / Arşivi

 

 FİLMİN FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYINIZ

iŞTE GERÇEK 'KÜRESEL' KRİZ...UĞUR VARDAN'IN YAZISI İÇİN TIKLAYIN

YAPIM NOTLARI İÇİN TIKLAYIN

GÖSTERİMDEKİ DİĞER FİLMLER İÇİN TIKLAYIN

Neredeyse 60 yıl olmuş. Eskiden filmler burada, çevrildiklerinden birkaç yıl sonra oynardı. Bu yüzden pek bilemiyorum, biz herhalde ‘The Day the Earth Stood Still/Dünyanın Durduğu Gün’ü daha sonra gördük ama, gene de en azından 55 yıl geçmiştir aradan. Yani, biraz zor hatırlanıyor. Neyse ki, çoğu ilgi çekici hikâye gibi o da bir tekrar yapım sayesinde yeniden karşımıza gelecek. Bilimkurgu edebiyatı ve sinemasının en gerilimli hikâyelerinden birini sunan ‘The Day the Earth Stood Still’, ilk versiyonundan 57 yıl sonra yeni çevrimiyle bambaşka bir kuşağa hitap edecek. İlkini görmüş olan birkaç kişi de kalmıştır ama, ister istemez 65-70 yaş grubunda olmaları gerekiyor. Daha gençlerin görmesi de, hatırlaması da pek mümkün değil.
Gelin görün ki, hem filmi çok merak ettiğim, hem de başrolünde oynayan Keanu Reeves’i sevdiğim halde, ben de yeni versiyonu izleyemedim. Malum, geçen hafta Bursa’daydık. Bazı arkadaşlarımız, cuma sabahı yapılacak erken gösterim için festivali de erken terk etti. Ben izlediğim filmlerden çok memnun olduğum ve açıkçası, daha önce bu kadar iyi yarışma filmi görmediğim için, sonuna kadar kaldım. Cuma sabahı döndüm, ancak sabah ezan vaktinde yola çıkarak saat 10.30’daki gösterime yetişen Atilla Dorsay’ın kararlılık ve enerjisini de gösteremedim doğrusu.
Bu durumda, en iyisi size eski filmden ve yıldızından biraz söz etmek. Ne de olsa, ‘The Day the Earth Stood Still’in tekrar yapımı haftanın tek filmi olduğu için herkes onu yazacak. Ben de 55 yıl öncesinin vakanüvisliğini yapayım bari. Gerçi birinci filmle ikinci film arasında hayli farklılık olduğu söyleniyor ama hikâyenin temelde aynı kaldığı da anlaşılıyor.
Bizim gördüğümüz filmde Beyaz Saray’ın bahçesine bir uzay gemisi geliyor, içinden çıkan insan benzeri canlı ile kocaman bir robot, insanları barışa davet ediyordu. Bütün diğer gezegenler barışçıl bir örgüt kurmuşlar. Tek tehlike, savaşkan insanlarıyla, yerküreymiş. Uzaylının adı Klaatu, robotun da Gort. O sıralarda (1951) atom bombasıyla noktalanan bir savaştan yeni çıkmış, her şeyden tırsan insanlar ise, Klaatu ile görüşmemek için bile bin dereden su getiriyorlar. Buna Birleşmiş Milletler de dahil. ABD yöneticileri de şimdiye kadar bildiğimiz gibi davranıyor. Öte yandan, Klaatu’yu evren için bir tehlike oluşturmayacağımız konusunda ikna etmelerinde fayda var, aksi takdirde robot Gort yerküreyi yok etmeye hazır.
Aslında bilmiyorum, Klaatu bugün gelse durum çok da farklı olur muydu? Atom silahları şimdi de Demokles’in kılıcı gibi insanların başının üstünde sallanıyor. İnsanlar genelde barıştan çok savaşa eğilim gösteriyor.
Robert Wise’ın 1951 yapımı, 960 bin dolar bütçeli siyah beyaz filmi ‘The Day the Earth Stood Still’, savaşın dehşetini yaşamış bir dünyayı, yaşananların unutulmaması için, bir daha aynı anlamsız insan kıyımına izin verilmemesi için uyarıyordu. Böyle şeylerin yapılmasının ciddi zorluklar gerektirdiği bir dönemde yapılmış, etkili bir nükleer silah ve savaş karşıtı filmdi. Senatör Joseph McCarthy’nin ‘Cadı Kazanı’nın kaynamaya başladığı, kızıl avının hararetlendiği yılların filmi. Kabaca 1940’ların sonundan 1950’lerin sonuna kadar devam eden bu dönem, utanç verici Hollywood Kara Listesi’nin de çıkışına tanık olacak, pek çok seçkin sinemacı bu liste yüzünden ya yıllarca sinemadan uzak kalacak ya da takma adlarla çalışacaktı.
Bir yandan da Soğuk Savaş paranoyasının bir ürünü sayılabilecek ‘The Day the Earth Stood Still’, Sovyet işgali tehdidinin yerine uzaylıları ve onların uzay gemilerini koymuştu. Ancak filmin baş karakteri Klaatu, insanların atom silahlarından vazgeçmelerini istiyordu ki, bunun gerçekleri yansıtmaktan ziyade bir hayal ya da hedef olduğu söylenebilir. Wise’ın filminin anti-Amerikan özelliği de olması, onun bugüne kadar unutulmamasının sebeplerinden biri olsa gerek.
Klaatu deyince, Michael Rennie’den söz etmemek olmaz. Tiyatrodan gelmiş, televizyonda da çalışmış efendi bir İngiliz oyuncuydu, star olamadı. Yolunu Darryl Zanuck açtı, önünü Otto Preminger tıkadı. Zanuck onu ‘The Day the Earth Stood Still’de oynatan adamdı. Sonradan star olması için de uğraştı ama büyük umutlarla yapılan Michael Rennie’li ‘Sefiller/Les Miserables’, beklenen gişe hasılatını sağlayamadı. Dördüncü başrolünü oynadığı ‘The 13th Letter’ı yöneten Preminger ise, karısı aleyhine zina nedeniyle açtığı davada, ‘üçüncü şahıs’ olarak Rennie’yi gösterdi.
Aktör, kısa süre önce karısıyla nişanlanarak Preminger’in nefretini üstüne çekmişti. Daha sonra da ikinci sınıf rollerde oynadı ama başrol şansını büyük ölçüde kaybetti. İngiltere’de başlayıp ABD’de devam eden meslek hayatında birlikte en fazla film yaptığı aktris, Jean Simmons’tır. Kardeşinin cenazesine katılmak ve annesini teselli etmek için gittiği Yorkshire’da, amfizemden kaynaklanan bir kalp krizinden öldüğünde, 61 yaşındaydı.