scorecardresearch.com

Sıcak hikâye, soğuk kasaba

Sıcak hikâye, soğuk kasaba
26/03/2009 00:00
Dost canlısı insanların yaşadığı kasabada, hırslı iş kadınının dönüşüm hikâyesinde baş rolü Oscar ödüllü Renee Zellweger üstlendi. Konusu Amerika'da geçen filmin çekimleri Kanada'nın donduran Winnipeg kentinde gerçekleştirildi


FİLMİN FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYIN

GÖSTERİMDEKİ DİĞER FİLMLER İÇİN TIKLAYIN

 

KASABANIN YENİSİ



Yönetmen : Jonas Elmer
Senaryo : Ken Rance , C. Jay Cox
Görüntü Yönetmeni : Chris Seager
Oyuncular: Renée Zellweger (Lucy Hill) , Harry Connick Jr. (Ted Mitchell) , Siobhan Fallon (Blanche Gunderson (Siobhan Fallon Hogan)) , J.K. Simmons (Stu Kopenhafer) , Mike O Brien (Lars Ulstead) , Frances Conroy (Trudy Van Uuden)


FİLMİN KONUSU
Lucy Hill (Renee Zellweger) işine tutkuyla bağlı Miami’li bir işkadınıdır. Minnesota’daki bir üretim tesisine dokuz aylığına geçici görevle gönderilince hayatı bir anda alt üst olur. Evlenmeye niyeti olmadığını belirterek avukatlık yapan erkek arkadaşı Seth’i terk ettikten sonra da Minnesota’nın yolunu tutar.
Gideceği yerdeki yaşam tarzı değişikliğine tamamen hazırlıksızdır. Miami’de seçkin giysilerden ve seçkin ayakkabılardan oluşan bir gardrobu ve tüm bunları barındıran güzel bir apartman dairesi vardır ama Minnesota’daki yeni evi her açıdan farklıdır. Orada kendisini kaybolmuş ve çaresiz hisseder. Bütün bunlara bir de soğuk hava koşulları nedeniyle hastalanması eklenir.
Yeni görevinde de işler iyi gitmemektedir. Fabrikada yapmaya çalıştığı değişiklikler sonucunda çok sayıda işçi çıkaracağı korkusuyla tüm çalışanlar isyan halindedir. Kasaba halkı onu çeşitli vesilelerle aldatmayı ve yanıltmayı başarır. Adeta alay konusu olmuştur. Daha da kötüsü, fabrikada işbirliği yapmak zorunda olduğu Ted adlı sendika temsilcisi, hiç kimsenin işten çıkarılmamasına kesin kararlıdır.
Lucy kasabada yavaş yavaş da olsa bazı dostluklar geliştirmeyi başarır. Arkadaş olduğu kişiler arasında Ted ve 13 yaşındaki kızı Bobbie de vardır. Meydana gelen talihsiz ama komik bir kaza sonucundaysa fabrika çalışanları nihayet Lucy’ye sıcak davranmaya başlarlar.
Tam herşey yoluna girmeye başlamışken Lucy’nin Miami’deki işvereninin yöneticileri, ona fabrikanın kapatılması gerektiğini bildirirler. Ancak Lucy bu gidişatı tersine çevirebilmek için bir plan yaparak daha yaratıcı olmaya, kasaba halkıyla işbirliğine gitmeye ve onların gönlünü kazanmaya kararlıdır.


YAPIM NOTLARI
Portresini Renee Zellweger’in çizdiği Lucy Hill karakteri, sıfırın altında sıcaklıklarla, küçük kasaba değerleriyle ve ilk görüşte hoşlanmadığı bir erkeğe karşı hissettiği beklenmedik duygularıyla başa çıkmak zorunda kalan dikbaşlı ve materyalist bir işkadınıdır. Geçici görevle gittiği taşrada kendi kişiliğinin daha iyi yanlarını keşfederken yaşamında gerçek ve pozitif değişimler yapmaya kalkışmanın getirdiği zorluklarla yüz yüze gelir.
Lucy Hill rolünde kamera karşısına geçen Renee Zellweger, portresini çizdiği karakteri şu sözlerle tanımlıyor: “Lucy, Amerikan şirketler dünyasının çok çalışkan, kararlı, kendinden emin ve başarılı profesyonel elemanlarından birisidir. Miami’de yaşamaktadır. Çalıştığı şirketin Minnesota’daki fabrikasında yeniden yapılandırma çalışması yapması için geçici görevle transfer edilir. Minnesota’ya gittiğindeyse adeta sudan çıkmış balığa döner. Taşranın güzelliklerinden etkilenmek veya bir erkeğe bağlanmak gibi bir niyeti yoktur. En ufak bir hümanizm belirtisi bile göstermeden bir an önce oraya gidip, işini bitirip geri dönmeyi planlamıştır.”
2003 yılında çevirdiği “Cold Mountain – Soğuk Dağ”daki oyunuyla en iyi yardımcı kadın oyuncu Oscar’ını kucaklayan Renee Zellweger, kendi kuşağının en başarılı oyuncularından birisi olarak kabul ediliyor. Geleneksel tarzda bir romantik komedide oynamayı uzun zamandır kafasına koyduğunu söyleyen Zellweger, bu isteğinin nereden kaynaklandığını şu sözlerle açıklıyor:
“Carolina eyaletinde ‘Leatherheads’ filminde çalışırken işimin erken bittiği bir gün ‘Music and Lyrics’ adlı filmi seyretmeye gitmiştim. Hugh Grant’ı severim, filmi de çok sevdim. Bana pop kültürümüzün tarihinde önemli yeri olan romantik komedileri çağrıştırdı. Geleneksel romantik komediler bizi güldürürken gerçek hayattan kısa süreliğine de olsa kaçmamıza yardım ederler. Hemen ardından ‘New in Town-Kasabanın Yenisi’nin senaryo taslağı elime geçince kendimi bambaşka dünyalara gitmiş gibi hissettim.”
Yapımcı Paul Brooks’un bu konudaki yorumu şöyle: “Bu filmin senaryosunun sevgi dolu ve eski değerlere bağlı bir ortamda geçen dinlendirici bir romantik komedi olduğunu düşünüyorum. Filmin baş karakteri olan Lucy Hill için ilk tercihimiz en baştan itibaren Renee Zellweger oldu.”
Fiziksel komedi yeteneğini sergileme fırsatından zevk duyan Renee Zellweger, mükemmelci Lucy Hill karakterinin, New Ulm’daki tuhaf değer yargıları ve sıfırın altında hava koşullarıyla çatışmasının getirdiği komedi avantajlarını sonuna kadar kullandı. Zor hareketleri yapması için bir dublör görevlendirildiği halde çekimin ilk gününde tüm zor sahneleri kendisi yapmak istediğinin farkına vardı. Sert ve katı buz kütlesi üzerinde defalarca kayıp düşmesi gerekse bile…
“İşin eğlenceli tarafı ne biliyor musunuz?” diyor heyecanla, “Bence işin en keyifli yanı, kar üzerinde seke seke yürümeye çalışırken herşeye rağmen yaratıcı olabilmekti. Üstelik bundan kaçmanın yolu da yoktu. Lucy karakteri kusursuz olmaya kararlı olduğu için onun mükemmellik arayışını keşfetmek de eğlenceliydi.”
Renee Zellweger’in oynadığı Lucy Hill karakterinin, öykünün başlangıcından sonuna kadar önemli bir dönüşüm geçirdiğine tanık oluruz. Başlangıçta materyalist bir karakterdir. Yüksek profilli büyük bir şirketin temsilcisidir. Sonradan New Ulm halkıyla kurduğu ilişkiler aracılığıyla ortak yaşamı, gerçek dostluğu, daha sade yaşama anlayışını takdir etmeye başlar.
Yapımcı Tracey Edmonds, Zellweger’in çıktığı bu yolculukta izleyicinin sempatisini hiç kaybetmemesini ünlü oyuncunun çok özel karizmasına bağlayarak şu yorumu yapıyor:
“Renee’nin öylesine sevimli bir yanı vardır ki, hangi karakteri oynarsa oynasın ona duyduğunuz sempatiyi asla kaybetmezsiniz. Bu filmde oynadığı Lucy karakterinin en belirgin özelliği, kendisini kanıtlamaya çalışan bir kadın olmasıdır. Kariyer yapmıştır ama çok sayıda güvensizliği vardır. Renee oynadığı karakterin bu yönlerini sergileme becerisini gösterirken Lucy’yi tüm kusurlarına ve eksiklerine rağmen sevimli kılmasını bildi.”
Lucy’nin bu kasabada karşısına çıkan en sıkı rakip, yeniden yapılandırması için gönderildiği fabrikanın sendika lideri Ted olur. Portresini Harry Connick Jr’ın çizdiği Ted, işini kaybetme riskiyle yüz yüze olan fabrika işçilerinin refahına ve kasaba halkına önem veren bir sendika yöneticisidir. Lucy ile Ted karşı saflarda oldukları için birbirlerinden hoşlanmamaya hazırdırlar. Bu da tıpkı bir zamanların ünlü ikilisi Katherine Hepburn ile Spencer Tracy tadındaki romantik komedilerin vazgeçilmezi kabul edilen iradeler savaşını gündeme getirecektir.
Harry Connick Jr, oynadığı karakter ile ilgili olarak şu yorumu yapıyor: “Ted daima işçilerinin yanında olan bir sendikacıdır. Buna karşılık Lucy sadece fabrikada kurulu düzenin bozulmasına yol açmakla kalmayıp insanların işlerine de gözünü dikmiştir. Ted doğal olarak bu durumu hoş karşılamaz. Tabloyu çok uzaktan bile görebildiği için Lucy’nin ortaya çıkmasıyla tedirgin olur.”
Renee Zellweger’in bu konudaki düşünceleri şöyle: “Ortada eğlenceli bir çalışma vardır. İşler hiç de kolay olmadığı için giderek ilginç hale gelir. Tanıştığı erkek onunla ilgilenmeyince ve ona mesafeli davranınca ikisinin bir çift oluşturma olasılığı yok gibidir. Böyle bir yolculuğa çıkmak eğlenceli oldu.”
Yapımcı Tracey Edmonds ise, genç aktörle ilgili şu değerlendirmeyi yapıyor: “Harry olağanüstü karizması olan harika bir aktördür. Nereden bakarsanız bakın tam bir Güneylidir ve Ted karakterinin gerektirdiği ‘sıradan erkek’ çekiciliğini gerçek anlamda taşır. Bu da Renee Zellweger’in oynadığı hırslı Lucy karakteriyle mükemmel bir uyum yaratır.”
Tıpkı Zellweger gibi Harry Connick Jr da, “New in Town-Kasabanın Yenisi”nin komedi yüklü hafif tonunu çekici bulduğunu ama kendisi için asıl cazip yönünün Renee Zellweger gibi bir rol arkadaşıyla birlikte çalışma fırsatı olduğunu belirterek şunları aktarıyor: “Projeden haberdar olduğumda dikkatimi çeken ilk şey, kadroda Renee Zellweger’in varlığı oldu. Uzun zamandan beri onun sıkı hayranıydım ve onunla çalışma fırsatının karşıma çıkmasını özlemle bekliyordum.”
Kamera karşısındaki çalışma sırasında iki oyuncu arasında mükemmel bir uyum meydana geldi. Bu uyumun kısa sürede kalıcı bir arkadaşlığa dönüştüğünü ifade eden Harry Connick Jr, bu konudaki düşüncelerini şu sözlerle dile getiriyor:
“Film karakterleriyle gerçek yaşam arasındaki en büyük fark, Renee’yi görür görmez adeta çarpılmam oldu. Son derece farklı ve özgün bir kişilik yapısı olduğunu gördüm. Çok zekiydi ve karşısındakini hemen etkilemesini biliyordu. Kameralar çalışmaya başladığında oyunculuk sanatındaki ustalığını konuşturmaya başladı. Bir sahnenin en iyi nasıl olacağını çok iyi anlıyordu. Benzer mizah anlayışına sahip olmamız da bir başka avantajımız oldu. Sonuçta çekimler sırasında çok keyifli anlar yaşadık. Şu anda Renee benim yakın arkadaşlarımdan birisi olduğu için gurur duyuyorum.”
Lucy rolünü Zellweger’in oynamasının kesinleşmesinin ardından yönetmen arayışına geçen yapımcı Paul Brooks, Danimarkalı genç yönetmen Jonas Elmer’i seçti. Parlak gelecek vaad eden genç yönetmenin “NYNNE” adını taşıyan ilk filmini izledikten sonra bu karara vardığını belirten Paul Brooks, “Elmer’in o filminden büyük keyif aldığım için bu proje için çok iyi bir tercih olabileceğini düşündüm. Henüz ilk filmi olduğu halde olağanüstü enerji, harika karakterler ve esprilerle yüklü bir çalışma ortaya koydu” diyor.
Kenneth Rance ile C. Jay Cox’un yazdığı senaryodaki karakter derinliğini çok sevdiğini söyleyen Jonas Elmer, bu konudaki düşüncelerini şu sözlerle ifade ediyor:
“Karakterizasyon derinliği müthişti. Doğrusunu söylemek gerekirse bir senaryoda öncelikle karakter boyutu ilgimi çeker. Bu senaryodaki karakterlerin üç boyutlu olduğunu görünce hepsine aşık oldum diyebilirim. Zaten komedi boyutu da karakterlerden kaynağını alır. Senaryonun hiçbir yerinde zorlama espri olmadığı için yönetmenliği büyük bir istekle kabul ettim.”
Jonas Elmer ile Renee Zellweger, benzer mizah anlayışına sahip olduklarını kısa sürede keşfettiler. Hazırlık süreci de, başta Peter Sellers, Carol Burnett ve Imogene Coco olmak üzere ünlü komedyenlerin bu işi nasıl yaptığının keşfedilmesiyle geçti.
Renee Zellweger hazırlık sürecini şu sözlerle anımsıyor: “Jonas’ın, önceden kestirilemeyeni sevdiğini gördüm. Tatsız esprilerden hoşlanmıyordu. Bu nedenle samimiyetsiz olan herşeyi ayıkladık. Mizah konusundaki yaklaşımlarıyla hemen güvenimi kazandı. Oturup konuştuğumuzda bir filmin kayda değer olması için neler düşündüğünü bana tek tek anlattı. Referans noktalarıyla güvenimi kazandı.”
Yönetmen Jonas Elmer de, Zellweger’in kamera önünde sergilediği profesyonelliğe ve engin deneyimine hayran kaldığını belirterek düşüncelerini şöyle aktarıyor:
“Yakın çekimlerde inanılmazdı, ama aynı zamanda orta ve geniş ölçekli çekimlerde fiziksel komedi yeteneklerini sergilerken de tam olarak ne yapması gerektiğini biliyordu. Kurgu odasında önümüzde çok fazla seçenek oldu ki, bu bir aktörden gelen en büyük hediyedir. Fiziksel komedi içeren sahnelerde de onu seyretmek büyük bir keyifti. Çekimlerin hiçbir aşamasında kibir yapmayıp sadece film için çalıştı.”


ÇEKİM AŞAMALARI
“New in Town-Kasabanın Yenisi”nin çekimlerinin bir bölümü, Florida eyaletine bağlı Miami’de yapıldı. Minnesota’ya bağlı New Ulm kasabasıyla ilgili çekimler ise Kanada’nın Winnipeg kentinde gerçekleştirildi.
Yönetmen Elmer’in öncelikli hedefi, New Ulm kasabasının filmde başlıbaşına bir karakter işlevi taşımasıydı. Bu nedenle ilk elden deneyim yaşamak amacıyla Winnipeg’i ziyaret etti. Yöreye yaptığı ziyaretle ilgili izlenimlerini şu sözlerle dile getiriyor: “Yaşadığım deneyim aslında Lucy Hill karakterinin New Ulm’a ilk gidişiyle aynı oldu. Kendimi orada sudan çıkmış balık gibi hissettim. Bu nedenle orada olmanın büyük yararını gördüm.”
Senaryo yazarı Kenneth Rance’in, öykünün New Ulm’da geçmesine karar vermesi sadece bir yazar fantezisi değildi. Senaryosunu yazarken kendi yaşadığı gerçek bir olayden esinlendi. Minnesota eyaletine bağlı Minneapolis kentinde dünyaya gelen ve büyüyen Kenneth Rance, bir kulüpte eğlenirken dans pistinde çok güzel bir kadınla tanışmıştı. Kadının yöre insanlarından birisi olmadığı açıkça belliydi. Ona bir içki ısmarladıktan sonra Kuzey Carolina’dan geldiğini ve New Ulm’da gıda maddeleri üreten bir fabrikada uzman olarak çalıştığını öğrendi. Kadın o tanışmada şirkette yükselmeye çalışırken karşısına çıkan engelleri, yöre insanlarıyla ilişkilerini, onların saygısını kazanmak için neler yaptığını ve kasabanın yeni sakini olarak hissettiği yalnızlığı anlattı.
Rance o tanışmayı şu sözlerle anımsıyor: “Kadının öyküsünün film konusu olacağını o anda hissettim. Senaryoyu hemen yazmadım. Öyküyü bir süreliğine beynimde dinlendirdim, ama en iyi öykülerin gerçekten yaşanmış öyküler olduğuna her zaman inandım.”
Rance’ın senaryoyu yazarken öncelikle hedeflerinden birisi, 13.593 nüfuslu küçük New Ulm kasabasının dost canlısı insanlardan oluşan halkının toplumsal değerlerini en doğru şekilde vermek oldu. Halkının büyük kısmı Alman ve İsveç kökenli olduğu için Amerika’daki en Alman kasaba olarak tanınıyordu. Öyküyü kasabanın yerel aksanı, kültürü ve diliyle tamamlamak suretiyle mümkün olduğunca otantik şekilde vermeyi hedefledi. Ortaya çıkacak filmi New Ulm halkından birisi izlediğinde, “Doğrusu işte budur” diyecek kadar film otantik olmalıydı.
Senaryosunu tamamlayan Rance, yapımcı Darryl Taja ile ortaklık yapma yoluna gitti. Ardından Taja’nın sayesinde yapımcı Tracey Edmonds ile tanıştı. Anlatılan öykünün kadın ağırlıklı perspektifini özellikle çok sevdiğini söyleyen Edmonds, senaryo hakkında şu yorumu yapıyor:
“Çalıştığı ofiste yaşlı kurtlardan birisinin kurduğu ağa sıkışmış görünen genç bir kadının şirketteki kariyer merdivenlerini tırmanmaya ve kendisini kanıtlamaya çalışması anlatılır. Sonunda da hiç kimsenin istemediği bu görevi, sırf kendisini kanıtlamak için üstlenir. Bu filmde anlatılan konuya çalışan kadınların büyük yakınlık duyacağını düşünüyorum.”
Daha sonra projeye “My Big Fat Greek Wedding”, “The Wedding Date” ve “Because I Said So” gibi filmlerin yaratıcısı Gold Circle Films’ten Paul Brooks da katıldı. Ardından öykünün geliştirilmesi için senaryo yazarı C. Jay Cox’un katılımı gerçekleşti.
C. Jay Cox da, Lucy’nin küçük kasaba halkıyla ve New Ulm’daki yaşam tarzıyla çatışmasının komik olasılıklar getireceğinin farkındaydı. Genç kadının Miami’den kalkıp New Ulm gibi “dağbaşı” tabir edilen bir yere gelmesiyle yaşadığı büyük değişimin komedi açısından sınırsız potansiyeli olacağını düşünüyordu.
New Ulm kasabasının otantik ruhunu yakalamak isteyen film yapımcıları, filmin yardımcı oyuncu kadrosunda farklı ve inandırıcı bir kadro kurmaya özen gösterdiler. Yardımcı roller için seçilen isimler arasında J.K. Simmons, Frances Conroy ve Siobhan Fallon Hogan gibi oyuncular yer aldı.
Geçtiğimiz yılın olay filmi “Juno”da hamile genç kızın babası rolüyle adını duyuran J.K. Simmons, “New in Town-Kasabanın Yenisi”nde üstlendiği Stu Kopenhafer rolü için 18 kilo almaktan çekinmedi. Lucy’nin temsil ettiği şirket değerleriyle sürekli çatışan işçi Stu Kopenhafer rolünü kısa sürede aldığı aşırı kilolarla oynadı. Siobhan Fallon Hogan ise, kasabanın sıcakkanlı halkını yansıtan ve zaman içerisinde Lucy ile sıradışı dostluk geliştiren Blanche Gunderson rolünde kamera karşısına geçti.
Winnipeg’deki çekimlere başlayan film yapımcılarını, dondurucu soğuklarıyla tanınan bu kentte son yılların rekor soğukları bekliyordu. Çekimler sırasında sıcaklığın -47 dereceye kadar düştüğünü söyleyen Renee Zellweger, izlenimlerini şu sözlerle dile getiriyor:
“Ayda çalışmak gibiydi. Bu kadar düşük sıcaklıklarda çalışmanın neye benzediğini tahmin bile edemezsiniz. İki dakika içerisinde donarak ölmeniz mümkündür. Dokunduğumuz herşey buz gibiydi. Öyle soğuktu ki, ekipmanlarımız bile donuyor, çekimlerin durmasına neden oluyordu. Kamera yeniden çalışmaya başladığında 1 dakikadan fazla çalışamıyordu. Devam etmeye kalkıştığımız takdirde kameranın çalışmasından oluşan ısı yüzünden merceklerin üstü hemen buğulanıyordu.”
Renee Zellweger filmin akıllarda yer edecek bir sahnesinde soğuk havaya çok az giysiyle çıkma cesaretini gösterdi. Bu sahne, Lucy karakterinin Miami’nin sıcağından Minnesota’ya soğuk havaya tamamen hazırlıksız şekilde geldiği sahneydi.
Yönetmen Elmer bu sahneyle ilgili izlenimlerini şu sözlerle anımsıyor: “Renee’nin çekimleri sırasında biz kamera gerisinde sıcacık ceketlerimiz ve paltolarımız içindeydik. İnanılmaz bir soğuk olduğu halde en küçük bir şikayette dahi bulunmadı. Bu yönüyle mükemmel bir oyuncuydu. Sonrasında 1 buçuk hafta süreyle yüksek ateşle hasta yattığı halde yine de şikayet etmedi.”
Elbette filmin tüm sahneleri dış mekanlarda çekilmedi. Kapalı mekanda çekilen unutulmaz sahnelerden birisi, altı karakterin birbirlerine yapışkan “Tapioca” adıyla bilinen pudding parçalarını fırlatarak “kavga” ettiği sahne oldu. Film yapımcıları bu sahneyi “Tapioca Dövüşü” olarak adlandırdılar.
Fırlatılan tapioca’ların temizlenmesi çok zaman alacağı ve zahmetli olacağı için yönetmen Elmer bu sahneyi çok sayıda kamera kullanarak tek defada çekmeyi tercih etti. Böylece çekime katılan oyuncular, birbirlerine tapioca fırlatma işlemini doğaçlama yapma fırsatı buldular.
Yapımcı Paul Brooks, bu sahneden aklında kalanları şu sözlerle aktarıyor: “Oyuncuların hepsi bol bol eğlendi. Sanki tüm soğuğu kovmak ister gibiydiler. Bu sahnede göreceğiniz herşey doğaçlama kahkaha ve gerçek eğlence şeklindedir. Ekonomik açıdan sorunlu günler yaşadığımız bu dönemde bu kasaba halkının sınırsız iyiniyetinin bizlere kültürel farkların diğer yönünü göstereceğini umuyorum.”
“New in Town-Kasabanın Yenisi”nin çekimlerini tamamlayan yapımcılar, filmin sinemalarda gösterime girmesiyle birlikte izleyicinin de aynı ruhu paylaşacağını bekliyorlar. Yönetmen Elmer bu konudaki beklentisini şu sözlerle dile getiriyor: “Umuyorum ki, izleyicilerin hepsi bu karakterlerin temel ihtiyaçlarını ve umutlarını hissedecekler. Bunu da eğlenceli şekilde yaptığımıza inanıyorum.”
Yapımcı Paul Brooks şunları ekliyor: “Bu filmde insanların farklılıkları bir kenara koyarak birbirlerini sevmeyi öğrenmesi konu edilir. Bu insanlar birbirlerini tam da farklı oldukları için severler. Amerika’nın bu sevimli köşesinde hep birlikte hareket eden, herkes için ve tüm dünya için en iyisini isteyen bir halkın duygularını izleyicinin de hissedeceğini umuyorum.”
Renee Zellweger gülümseyerek son noktayı koyuyor: “Sonuçta izleyici bu filmi gördüğünde çok memnun olacak. Umarım herkes “Kasabanın Yenisi”ni bol kahkahalar eşliğinde izleyecektir.”

ETİKETLER:

haber

http://www.radikal.com.tr/9281009281000

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yazılmamış.