Sivas'ın yollarına...

Sivas'ın yollarına...
Sivas'ın yollarına...
Ersoy Güler, ilk uzun metrajı 'Sağ Salim'de düşüşler yaşasa da eli yüzü düzgün bir komedi ortaya çıkarmış
Haber: ŞENAY AYDEMİR - senay.aydemir@radikal.com.tr / Arşivi

SAĞ SALİM
Yönetmen: Ersoy Güler
Oyuncular: Burçin Bildik, Fulya Zenginer, Alper Saldıran, Hüseyin Avni Danyal
Süre: 98 dk.


Memleket seyircisinin komediye olan ilgisi, yapımcı ve yönetmenlerin gözünden kaçmıyor hiç kuşku yok ki. Ama bu durum çoğu zaman özensiz, çalakalem yazılmış, altyapısı doğru düzgün hazırlanmadan çekilmiş, işlevsel olmasa da ortaya çıkan sonuç açısından ‘komik’ filmlerin çıkmasına neden oluyor. Burada sıralamaya gerek yok. Onlar kendini biliyor…
Öte yandan iyi bir komedi filmi çekmek de sanıldığı kadar kolay değil. Eğer seyirciyi belden aşağı esprilerle, sakarlıklarla yakalamak gibi ucuz yollara başvurmayacaksanız, senaryonuzu sağlam bir matematiğe oturtmanız, diyaloglarınızı ona göre kaleme almanız gerekiyor.
Daha önce çeşitli televizyon dizilerinde yönetmenlik yapan Ersoy Güler’in yönettiği ‘Sağ Salim’ eksikliklerine rağmen, en azından işin ciddiye alındığını, hem senaryo yazım hem de çekim aşamasında gereken özenin gösterildiğini hissettiren yapımlardan. 

Bazen planlandığı gibi gitmez
Hikâyemizin kahramanı Salim, Mersin’de kendi halinde yaşayan, eski kamyonetiyle mal taşıyıp karnını doyuran birisi. Bir gün köyün muhtarı kimsesiz bir adamın cenazesini Sivas’a götürmesini ister. Ancak büyük bir sorun vardır. Salim ölülerden fena halde korkar. Muhtarı kıramayan Salim, cenaze ile birlikte Sivas’a yola çıkar ama işler birden karışır. Yolda önce gizemli bir adam, sonra evden kaçmış bir kadın , ardından kadının belalı sevgilisi aracına konuk olur. Üstelik tabutun içinde de beklenmedik bir misafir vardır. Bir cesetle yola çıkan Salim, çok korktuğu ölü bedenlerden sıkça görmeye başlar.
‘Sağ Salim’, hiçbir şeyin planlandığı gibi gitmediği (belki de hiç planlanmadığı) türden filmlerden. Bu bakımdan ilhamını Coen Biraderler’den ve İngiliz suç komedilerinden aldığını söylersek abartmış olmayız.
Filmi üç bölüm halinde ele almakta yarar var. Salim’in cenaze ile birlikte yola çıktığı ana kadar olan bölüm, bir tür ‘sakarlıklar’ komedisi ile karşı karşıya olduğumuz hissini uyandırıyor ve açıkçası defalarca gördüğümüz türden bir yapımla karşı karşıya olduğumuz tedirginliğini hissettiriyor.
Salim’in yola çıktığı andan 20 dakikalık finale kadar olan bölümde ise hızı, temposu ve mizah gücü hiç düşmeyen bir 45 dakika izliyoruz ki filmi ayakta tutmaya yetiyor. Hikâyenin kahramanlarının birer birer ortaya çıktığı, işlerin ‘plan dahilinde’ birbirine girdiği ve açıkçası oyuncuların da performanslarının zirve yaptığı bir bölüm bu. Bu bölümde özellikle tabuttaki cenaze ile yolculuk etmek zorunda kalan Orhan karakteri (Orçun Kaptan) filmin mizah gücünü yukarılara taşıyor. Yine filmin aksiyon yükünü de bu bölüm çekiyor.
Son bölümün sıkıntısı ise karakterlerin karşılaştığı sürprizin seyirci tarafından çoktan çözülmüş olmasından kaynaklanıyor. Dolayısıyla her şeyin çözüldüğü bu bölümde seyirci için yeni bir durumun olmaması filmin temposunu da düşürüyor. Ama filme dahil olan bütün karakterlerin hikâyelerinin bir biçimde bağlandığını, açılan kapıların tekrar kapatıldığını belirtmeden geçmeyelim. 

‘Bel altı’ndan vurmayalım
Filmle ilgili söylenebilecek ‘olumsuz’ şeylerden birisi ise ihtiyacı olmadığı halde gereğinden fazla ‘bel altı’ esprilerine başvurması. Bu tür eleştiriler için söylenen “Ama günlük hayatta da durum böyle” savunusunun da bir karşılığı yok. Çünkü aslında günlük hayatta da bu tür ‘bel altı’ esprilerin çok komik olduğunu söylemek zor.
Salim karakterini canlandıran Burçin Bildik’in yer yer abartıya kaçsa da filmi sürüklemeyi başardığını, Fulya Zenginer’in iyi başladığı filmi finale doğru ‘Tövbeler Tövbesi’ dizisinde canlandıran karaktere dönüşerek tamamladığını, Alper Saldıran’ın tekdüze kaldığını belirtelim.
Özetle: ‘Sağ Salim’ bizce sınıfı geçiyor. İlk kez uzun metraj bir film için kamera arkasına oturan Ersoy Güler’in “İstemeden bilerek yapılan her şey hakkında bir film” olarak tanımladığı yapım, eğlence vaadini bir noktaya kadar başarıyla karşılıyor.