Son söz kararsız seçmenin

Son söz kararsız seçmenin
Son söz kararsız seçmenin
Küçük bir kasabada iktidara oynayan iki siyasi partinin kaderi, kızıyla birlikte yaşayan bira tutkunu, durmadan iş değiştiren, dünyayı umursamayan adamın elindedir

 

 

FİLMİN FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYIN

GÖSTERİMDEKİ DİĞER FİLMLER İÇİN TIKLAYIN

OYUM KİME


Yönetmen: Joshua Michael Stern
Oyuncular: Kevin Costner, Madeline Carroll, Paula Patton, Kelsey Grammer, Dennis Hopper, Nathan Lane, Stanley Tucci, George Lopez, Judge Reinhold
Senaryo: Jason Richman, Joshua Michael Stern
Yapımcılar: Jim Wilson, Kevin Costner
Görüntü Yönetmeni: Shane Hurlbut
Kostüm Tasarımı: Lisa Jensen
Kurgu: Jeff McEvoy




FİLMİN KONUSU

Bud Johnson (Kevin Costner) hayatının elinden kayıp gittiğini düşünen bira tutkunu, soğuk, duygusuz ve kaygısız bir adamdır. Hayatındaki tek değerli varlığı, evi başarıyla çekip çeviren 12 yaşındaki çok bilmiş kızı Molly’dir (Madeline Carroll).
Ülkedeki Başkanlık seçimlerinin yapılacağı gün baba-kızın hayatı bir anda değişir. Seçimlerdeki zincirleme gelişmelerin sonucunda tüm seçimin kaderi tek bir kişinin oyuna kalmıştır: Politikaya ve dünyadaki gelişmelere zerre kadar ilgi duymayan Bud Johnson’ın oyuna…

YAPIM NOTLARI

Uzun yıllardır çok iyi arkadaş olan yazar/yönetmen Joshua Michael Stern ile yazar Jason Richman, günün birinde beraber çalışmayı hep istemişlerdi. Ancak Richman ikisinin de tutkuyla sarılacağı sağlam bir fikir geliştirinceye kadar bu istekleri gerçekleşmedi.
“Başka birisiyle beraber yazmak zordur ama biz zoru başardık. Adeta rüya gibi geçen bir senaryo yazım süreci oldu” diyor Stern…
Richman’ın geliştirdiği fikir, Amerika’daki politik sürece esprili bir bakıştan ibaretti. Herşey küçük bir kasabalı kızla onun duyarsız ve kayıtsız babasının gözünden anlatılacaktı. Joshua Michael Stern bu konudaki yaklaşımını şu sözlerle açıklıyor:
“Sadece eğlendirmiş olmanın da ötesinde anlam taşıyan birşeyler yazmanın önemli olduğunu hissediyorduk. Amacımız bir baba-kız hakkında bir film yapmaktı. Politik çılgınlık ve kaos gibi faktörler daima ikinci planda kaldı.”
Richman’ın fikri Kevin Costner’ın dikkatini çekmekte gecikmedi. Hem yapımcı, hem de aktör olarak bu fikirdeki komedi unsurlarını ve inandırıcı karakterleri çok sevdiğini söyleyen Kevin Costner, düşüncelerini şu sözlerle dile getiriyor:
“Sinemasal açıdan mükemmeldi. Okuduğum anda hemen sevdim. Oturup düşünmeme bile gerek kalmadı. Komedi ağırlıklı bu senaryoda o kadar harika bir iş çıkartmışlar ki, ‘Tin Cup’ ve ‘Bull Durham’ gibi filmlerle aynı kategoriye rahatlıkla koyabilirsiniz. Üstelik sadece saf ve katıksız komedi de değil… İçerisinde duygusal boyut taşıyan anlar da var. Genelde keyifli ve eğlenceli ama öyle anlar var ki, yüreğinizin sızladığını hissediyorsunuz.”
“Dances with Wolves”tan beri Costner’ın yapım ortaklığını sürdüren Oscar ödüllü yapımcı Jim Wilson da, ünlü yıldızla aynı fikirde olduğunu belirterek şöyle konuşuyor:
“Özellikle senaryonun ilk birkaç sayfası, çok fazla politik olmayışıyla beni hemen etkiledi. Bu senaryoda 12 yaşındaki kızını büyüten boşanmış bir baba ile kızı arasındaki iletişim vardır. Baba ile kızı arasındaki diyalogların hepsinin harika olduğunu düşünüyorum.”
Yazar/yönetmen Stern de şunları ekliyor: “Daha çok ‘Paper Moon’ tadında bir öykü oldu. Bir baba ile kızı arasındaki ilişkiyi izlerken aynı zamanda ikisini çevreleyen kaos ortamıyla nasıl başa çıktıklarını da anlattık.”
Jason Richman de senaryonun tonu hakkında şunları söylüyor: “Her yapıtımda komedi boyutu mutlaka yer alır. Çünkü komedi en doğal insani tepkidir. Ancak bu filmin en önemli ve en zor bulunan boyutunun ‘gerçek’ olduğunu düşünüyorum.”
İki senaryo yazarının üzerinde önemle durduğu bir başka nokta, konu politika olunca öykünün mutlaka gerçekçilik temeline oturması gereğiydi. Jason Richman yazdığı öykünün esin kaynağının ne olduğunu şu sözlerle açıklıyor:
“ABD’de 2000 yılında yapılan seçimler tam bir karmaşaya dönüşmüştü. İktidara oynayan iki partinin (Cumhuriyetçiler ve Demokratlar) oyları birbirine o kadar yakındı ki, tek bir oy bile çok değerli hale gelmişti. Biz bu fikirden yola çıktık.”
Stern şunları ekliyor: “Şöyle düşündük: Eğer 2000 seçimlerinin kaderi Florida’daki tek bir bölgedeki 500 oya kadar indiyse, Oregon’daki valilik yarışında 30 oya kadar indiyse, biz de tek bir oyun dahi çok kıymetli olduğu inandırıcı bir seçim yaratabilirdik.”
Filmin politik öyküsünü şekillendirirken iki parti arasında taraf tutmadıklarını söyleyen Stern, “Komedi ve insani ilişkilerin ötesinde bu filmin bir mesajı varsa, o da seçimlerdeki tek tek her oyun önemli olduğu mesajıdır” diyor.
Konuyla ilgili son sözü Kevin Costner söylüyor: “Yaklaşık sekiz yıl önce sokakta yürürken bir billboard afişi görmüştüm. Üzerindeki söz beni fena çarptı. Şöyle yazıyordu: ‘Geçen yılki seçimlerde 92 milyon insan fark yarattı: Hiçbirisi oy vermedi’. Bu sözü çok önemli buldum ama politik açıdan yıkıcıydı.”


Oyuncu Seçimi
İçi doldurulması gereken 100’den fazla rol olduğu için oyuncu bulma süreci hayli yorucu geçebilirdi ama dikkatli bir çalışmayla filmin baş karakteri Bud Johnson’dan başlayarak bütün rollere en uygun oyuncular bulundu.
Senaryo yazarı Richman filmin baş karakterini şu sözlerle tanımlıyor: “Bud Johnson karakteri aslında klasik anlamda sıradan insanı temsil eder. Politik sistemden gelen kavga gürültülere kulak tıkayan, yıllar boyunca kendisine hep sözler verilen ama bu sözlerin hiçbirisinin tutulmadığını gören sıradan vatandaştır. Bu nedenle politik sisteme küsmüştür. Filmin asıl keyifli yanı, böyle bir vatandaşın politik fırtınanın tam göbeğine konulmasındadır.”

Bud Johnson rolünde Kevin Costner Stern bu rol için hangi aktörü istediğini en başından beri çok iyi biliyordu. Bud Johnson karakteri için Kevin Costner’ı isteyen yönetmen bu tercihinin sebebini şu sözlerle açıklıyor:
“Kevin Costner’ın bu role tam uygun olacağını hep düşündüm. Her izleyicinin kolayca bağlantı kurabileceği sıradan insanı oynamakta üstüne yoktur. Bugüne kadar edindiği ikonik film yıldızı kimliğini bozmanın, sıradan adam gibi olmasına izin vermenin harika olacağını düşündüm.”
Sıradan insan rolünü ilginç bulduğunu ifade eden Kevin Costner ise şu yorumu yapıyor: “Bud klasik bir Amerikalı karakteridir. Hayatı boyunca hiçbir şeyi doğru düzgün yapamamış birisidir. Sevimli bir adamdır ama kusurları vardır. Sürekli olarak bir işten diğerine geçiş yaptığı için hayatı bölük pörçüktür. Hayatının bir noktasında evlenip ayrılmıştır. Artık beşinci sınıf öğrencisi olan afacan ruhlu kızını büyütmeye çalışmaktadır.”

ABD Başkanı Andrew Boone rolünde Kelsey Grammer ABD Başkanı rolü için Costner’ın aklında Kelsey Grammer vardı. Ünlü aktörün bu tercihinde, Kelsey Grammer’ın iyi bir aktör oluşunun yanısıra dış görünüm olarak başkanlık aurası taşımasının rolü vardı.
Aynı fikirde olduğunu belirten Joshua Michael Stern de, Grammer’ın Beyaz Saray’a gerçekten yakışacak bir görüntüye sahip olduğunu söyleyerek şöyle konuşuyor: “Onda bu yapı fazlasıyla var. Rahatlıkla Başkan olabilirdi. Filmde oynadığı Başkan karakteri ‘biraz salak’ birisiydi ama rolüne tamamen farklı boyutlar getirerek ona samimiyet katmasını bildi.”
“Cheers” ve “Frasier” adlı TV dizilerinde oynadığı Frasier karakteriyle akıllarda yer eden Altın Küre ve Emmy ödüllü aktör Kelsey Grammer, “Swing Vote”da ABD Başkanını canlandırması için yapımcılardan gelen teklifi hemen kabul ettiğini belirterek şunları söylüyor:
“Politik sürecin tümünü hicveden; hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat adaylara eşit mesafede yaklaşan böyle bir filmde oynamaktan keyif aldım. Bu filmde her iki tarafın da eksik ve kusurları gösterilir. Her türlü zaafına, eksik ve hatalı yönlerine rağmen politik sürece inanmak gerektiği konusunda izleyicinin cesaretlendirildiğini görürüz.”
Filmde oynadığı ABD Başkanı Andrew Boone karakterinin kompleks bir yapısı olduğunu belirten Kelsey Grammer, bu karakter hakkında şu yorumu yapıyor:
“O kendisini kamu hizmetine adamış olan, Amerikan halkına sonuna kadar inanan iyimser bir Başkandır. Ancak aynı zamanda politik menfaatleri ve hırsları olduğunu da unutmamak gerekir. Buna rağmen onda umutlandırıcı birşeyler de vardır. Sahip olduğu büyük gücün farkındadır ve bu güç sayesinde iyi şeyler yapma sorumluğunun da bilincindedir.”
Rolüne komedi boyutu katmanın bir çaresini bulduğunu söyleyen Grammer’ın bu konudaki yorumu ise şöyle: “Bu filmdeki olayda Başkanın kim olacağını tek kişinin oyu belirleyecektir. Aslında bu durum, çok sayıda aptalca davranışın da itici gücüdür.”
Demokrat Parti adayı Donald Greenleaf rolünde Dennis Hopper
Filmin bir başka önemli karakteri olan Demokrat Parti adayı Donald Greenleaf rolünde ise Dennis Hopper kamera karşısına geçti. Deneyimli aktör uzun kariyeri boyunca Hollywood’un klasikleşmiş yani ölümsüzleşmiş filmlerinde boy göstermiş; “Rebel Without a Cause”, “Easy Rider” ve “Hoosiers” gibi filmlerde zor rollerin üstesinden gelmişti. Demokrat Parti adayı rolü ona da farklı fırsatlar sunuyordu. Hopper’ın oynadığı Demokrat aday Donald Greenleaf karakteri, bir politik adayda olması gereken sağlamlık ve kararlılık gibi özelliklerin hepsine sahipti. Tıpkı rakibi Başkan Boone gibi seçimin ortada kalması nedeniyle onun da başı dertteydi.
Rolünü çok sevdiğini ve sevgiyle kucakladığını söyleyen Dennis Hopper, “Swing Vote-Oyum Kime?” projesiyle ilgili olarak şu yorumu yapıyor: “Senaryosundan büyük keyif aldım. Böyle bir filmde yer almaktan ve Kevin ile yeniden birlikte çalışmaktan gurur duyuyorum. Onunla çalışmayalı çok uzun süre olmuştu. En son 12 yıl önce ‘Waterworld’de çalışmıştık.”
Kadro kurma sürecinin bir sonraki adımı, Başkan adaylarını çevreleyen yardımcıları canlandıracak oyuncuların bulunması oldu. Bu noktada en önemli hususun “birbirini bütünleyecek kimya uyumlu ikililer bulmak” olduğunu ifade eden Joshua Michael Stern, “Dennis Hopper’a en uygun kontrastının kim olabileceğini kendi kendimize sorduğumuzda cevabın Nathan Lane olduğu hemen ortaya çıktı. Böylece Demokrat aday Greenleaf’in sağ kolu Art Crumb rolünü ona verdik” diyor.


Demokrat Kampanya Menejeri Art Crumb rolünde Nathan Lane
Filmde Demokrat adayın kampanya menejeri Art Crumb rolünde kamera karşısına geçen Nathan Lane, oynadığı karakterin özelliklerini şu sözlerle yorumluyor:
“Art Crumb kelimenin tam anlamıyla işkolik bir adamdır. Ömrü boyunca bir kampanyadan diğerine koşmuştur. Ancak şansı bir türlü yaver gitmediği için geçmişte acı deneyimleri olmuştur. Bu kampanyada artık kazanmak ister. Kazanmaya bu kadar fazla ihtiyaç duyan bir adamı oynamak benim için ilginç bir deneyim oldu.”
Cumhuriyetçi Kampanya Menejeri Martin Fox rolünde Stanley Tucci
Art Crumb’un seçimdeki en sıkı rakibi elbette ki, Cumhuriyetçi Parti ekibinin kampanya menejeri Martin Fox’tur. İkisi arasında saygı çerçevesinde bir ilişki vardır ama Art aslında Fox’tan hiç hoşlanmaz. Onu fazlasıyla üçkağıtçı ve kurnaz bulur. Ancak farklı kutuplarda da olsa aynı alanda çalıştıkları için ikisi arasında tuhaf bir dostluk oluşmuştur.”
Martin Fox rolünde kamera karşısına geçen Stanley Tucci, portresini çizdiği karakter için şu yorumu getiriyor: “Martin Fox istediğini alma konusunda engel tanımayan acımasız bir mükemmelcidir. Böylesine iyi çizilmiş karakterleri her zaman sevmişimdir. Yaptıkları her davranış ile komedi boyutunu filme getirdiklerini düşünürüm.Açıkça ifade etmeliyim ki, uzun zamandır böylesine iyi bir politik komedi ne okudum, ne de gördüm.”

AİLE ÇEVRESİ VE DİĞERLERİ

Molly rolünde Madeline Carroll
“Swing Vote”un yaşı küçük ama önemi büyük karakteri hiç kuşkusuz Bud Johnson’ın beşinci sınıf öğrencisi kızı Molly karakteriydi. Bu rolde Kaliforniya’ya bağlı Simi Valley’deki bir okulun altıncı sınıfında öğrenim gören 12 yaşındaki küçük oyuncu Madeline Carroll oynadı.
Küçük oyuncunun üstlendiği rolün filmde önemli yeri vardı. Ayrıca Kevin Costner, Kelsey Grammer, Stanley Tucci ve Nathan Lane gibi dev aktörlere karşı başarılı bir oyun ortaya koymasını gerektiriyordu. Rolünü hiç abartmadan oynayan Madeline Carroll, hem oyun gücü hem de sevimliliğiyle yapımcıların ve yönetmeninin kalbini kazanmasını bildi.
Filmin asıl başarısı baba-kız ilişkinin başarıyla verilmesine bağlı olduğunu söyleyen Joshua Michael Stern, “Onu açık çağrı yöntemiyle bulduk. Hani senaryo sayfasındaki karaktere tıpatıp uyan birisini bulduğunuz anda gerçekleşen küçük mucizeler vardır ya, Madeline’i görünce bunu hemen hissettim” diyor.
Daha önce “Resident Evil: Extinction” ve “The Santa Clause 3: The Escape Clause” adlı filmlerde küçük rollerde oynayan Madeline Carroll, senaryoyu okuyunca iyi bir rol olduğunu hemen anladığını söyleyerek duygularını şöyle dile getiriyor: “Okuduğum anda sanki bir ton tuğlaya çarpmış gibi oldum. Çok güçlü bir senaryoydu. Her çeşit duyguyla mikslenmiş harika bir komedide oynadığım için çok mutlu oldum.”
Ortak senaryo yazarı Jason Richman’ın bu karakterle ilgili yorumu şöyle: “Molly sadece 12 yaşındadır ama bilgelik düzeyi yaşının çok ötesindedir. Bu öykünün tek gerçek rehberlik ışığı olduğunu söyleyebilirim. Kendi çapında idealleri vardır. Babası için esin kaynağı olmaya çalışırken inanç düzeyi yüksek küçük bir kız olduğunu görürüz.”
Küçük oyuncu Madeline Carroll da şunları ekliyor: “Molly’nin tek isteği babasının sorumlu ve bilinçli hareket eden bir insan olmasıdır. Dünyada olup bitenlere daha çok igi duymasını sağlamaya çalışır ama onun istekleri babasının umurunda değildir.”

Kate Madison rolünde Paula Patton
Ancak Bud Johnson’un yaşadığı küçük kasabada dünyayı umursayanlar da vardır. Bunların başında da, yerel TV kanalının habercisi Kate Madison gelir. Meydana gelen bu olayı, kendisini ulusal medya sahnesine taşıyabilecek zincirin ateşleyicisi gibi görmektedir.
TV habercisi Kate Madison rolü için Paula Patton’u seçen Joshua Michael Stern, bu tercihinin gerekçesini şu sözlerle açıklıyor:
“Bu karakterin küçük kasaba insanı olması nedeniyle taze ve yeni bir yüze ihtiyacım vardı. Paula Patton’un oyun gücünü daha önce ‘Deja Vu’ adlı filmde izlemiştim. Son derece gerçekçi bir oyunu vardı. Kendisiyle telefonda konuştum. Daha önce telefon üzerinden hiç anlaşma yapmadığım halde Paula’nın bu rol için tam olarak uygun olduğuna emindim.”
Portresini çizdiği karakterin ilgisini çektiğini ifade eden Paula Patton, oynadığı karakterle ilgili şu yorumu yapıyor: “Onu ilk gördüğümüzde, beşinci sınıf öğrencilerinin Seçim Günü ile ilgili ne düşündüğü gibi konularda önemsiz programlar yapmaktadır. Hiç beklemediği anda harika bir olayın tam merkezinde bulur kendini. Artık tarih kitaplarına geçecek kadar önemli bir olayın peşindedir.”
Paula Patton sözlerine şöyle devam ediyor: “Ülkedeki başkanlık seçiminin kaderi, New Mexico eyaletine bağlı Texico kasabasındaki dostlarından birisinin oyuna kalmıştır. Bu olayı kendi kariyeri açısından tam bir ateşleyici gibi görürür. Bud ile bir söyleşi yapınca olayın Texico sınırlarını aşarak ülke gündemine oturacak çapta olduğunu anlar.”
Filmin diğer rollerinde ise, Kate Madison’un çalıştığı televizyon kanalının patronu John Sweeney rolünde George Lopez, Bud’un arkadaşlarından Walter rolünde Judge Reinhold, Molly’nin annesi Larissa rolünde Mare Winningham kamera karşısına geçtiler.

KAMPANYA SÜRECİ Bud ile Molly’nin hayatı New Mexico eyaletine bağlı Texico kasabasında geçer. Bu küçük kasabada oldukça düşük profilli, olaysız ve sıradan görünümlü bir yaşamları vardır.
Filmde sözü edilen gerçek Texico kasabası, Teksas / New Mexico sınırında bulunan Curry County bölgesindeydi. Ancak bu küçük kasaba, uzun metrajlı film prodüksiyonu gerçekleştirmek için biraz fazla uzaktı. Bu yüzden film yapımcılarının bu kasabanın yerini tutacak başka bir mekana ihtiyaçları vardı.
Film yapımcıları aradıkları çözümü Albuquerque kentinin güneyinde yer alan küçük bir kasabada buldular. Adeta terk edilmiş görüntüsü veren bu küçük kasaba en uygun mekanlara sahipti. Kasabada yaşayan az sayıda insan da film yapımcılarını sıcak karşılayınca çekimlerin orada yapılması için hiçbir sorun kalmadı.
Yönetmen Joshua Michael Stern, seçilen kasabayla ilgili düşüncelerini şu sözlerle dile getiriyor: “Kasaba o kadar mükemmeldi ki, yönetmene ve set çalışanlarına olağanüstü esneklik sunan bir yapısı vardı. Şurası olur, burası olmaz gibi sıkıntıları hiç yaşamadık, çünkü kasabanın her köşesi film için tam uygundu. Çekim tekniği açısından en harika yönü de, kameranın gördüğü her yeri çekebiliyor oluşumuzdu. Çerçeveye yanlışlıkla başka bir şey girdiğinde bile daha fazla derinlik katıyordu. Filmi hiçbir kısıtlama olmadan tam istediğim gibi çekmek, beni fazlasıyla mutlu etti diyebilirim.”
Seçimde yarışan iki politik partinin Bud Johnson’ı keşfetmesiyle birlikte bu sessiz, olaysız, sakin kasaba bir anda işgale uğrar. Her iki partinin görevlileri, her ne pahasına olursa olsun Bud Johnson’un oyunu kendi tarafına çekmek istemektedir. Kasabada aniden başgösteren sirk benzeri ortam, haber yapmak isteyen medya ordusunun, kampanya destekçilerinin ve özel ilgi gruplarının ardarda gelmesiyle tam bir çılgın ama aynı zamanda eğlenceli ve komik bir kargaşaya dönüşür.
Prodüksiyon tasarımcısı Steve Saklad açısından bu ortam, iki farklı dünyanın çatışmasını temsil ediyordu. Ünlü tasarımcı nasıl bir yaklaşım sergilediğini şu sözlerle açıklıyor:
“Bu karmaşa meydana gelmeden önce küçük kasabadaki yaşamın nasıl olduğunu göstermek istedik. Sessiz, sakin ve huzurlu bir ortamı izleyiciye sunmayı hedefledik. Kasaba dışından insanların gelmesiyle birlikte bu küçük kasabada tam bir kırmızı, beyaz ve mavi patlaması (ABD bayrağı renkleri) meydana gelmeliydi.”
Steve Saklad sözlerine şöyle devam ediyor: “Politik gösterileri verirken politik spektrumun tüm taraflarını sunmaya özen gösterdik. Yaşama hakkının ayrılmaz bir parçası olan seçimlerde tercih yapma hakkını vurgulamaya çalıştık. Bu öyküyü anlatırken öncelikli hedefimiz, iki parti arasından herhangi bir tanesinin yanında yer almamak, tarafsız kalmaktı.”


FİLMİN MÜZİKLERİ
Filmin özgün müziklerini, “The Passion of the Christ” ve “I Know What You Did Last Summer” adlı filmlerden tanıdığımız Oscar adayı besteci John Debney hazırladı.
Ünlü besteci, müzikleri hazırlarken uyguladığı yaklaşımı şu sözlerle açıklıyor: “Kevin Costner’ın oynadığı karakterin sade ve basit zerafeti ile asaletini yakalayan bir tema yaratmak istedim. Öncelikle filmin ana jenerik bölümü üzerinde odaklanarak işe koyuldum. Görseller öylesine zengin ve canlıydı ki, yapabildiğim kadar basit, sade ve seçkin bir tema yaratmayı hedefledim. Ortaya koyduğum temayı, öncelikle solo piyano ile başlayan, daha sonra yaylı çalgılarla üflemeli çalgıların devreye girdiği bir Amerikan teması olarak adlandırabilirim.”
Debney sözlerine şöyle devam ediyor: “Bestelerin büyük kısmı, gitarların, gayda benzeri çalgıların, akordiyonun ve diğer folk enstrümanlarının kullanıldığı ‘kırsal’ müziklerdir. Özellikle Kevin’in oynadığı karakteri, gitar ve ritm bölümleriyle birlikte blues tarzında sundum. Molly karakterinde ise daha çocuksu müzikler yer aldı. Üflemeli çalgılarla birlikte arp kullandım. Molly karakteri bu filmin ahlaki pusulası olduğu için onun yer aldığı sahnelerin müzikleri, olabildiğince sade ve samimi üslupta oldu.”
Filmde ayrıca Kevin Costner’ın oynadığı karakterin başını çektiği bir müzik grubuna da yer verilir. Bu grup Bud Johnson karakterinin Demokratlar tarafından düzenlenen bir partiye katıldığı bölümde sahneye çıkarak canlı müzik yapar.
Kevin Costner’ın bu sahneyle ilgili yorumu şöyle: “Demokratlar onun oyunu istediği için, ‘Bud’u mutlu etmek için ne yapabiliriz?’ diye düşünmüş olmalılar ki, ona sahneye çıkıp müzik yapma fırsatı verirler. Böylece Bud’un kendi partilerine oy vereceğini düşünürler.”
Kevin Costner açısından sahneye çıkıp şarkı söylemek ve müzik yapmak hiç zor olmadı. Modern West adını verdiği müzik grubunun diğer altı üyesiyle birlikte düzenli olarak albüm yapıyor, turnelere çıkıyor ve canlı performans sergiliyordu. Ayrıca grupta gitar çalmasının yanısıra vokallere de katılıp, grup için şarkılar da yazıyordu. Dolayısıyla “Swing Vote”un müzikli sahnelerinde oynarken hiç zorlanmadı.
“Swing Vote”un konusundan esinlenerek bazı şarkılar yapma fırsatı bulduğunu söyleyen ünlü yıldız, filmdeki müziklerle ilgili olarak şunları söylüyor:
“Bunlar Bud karakterinin yapabileceği türden besteler oldu. Bunun dışında birkaç şarkımız da filmde kendisine yer buldu. Filme eklediğimiz bu şarkıların, izleyicinin hiç ummadığı küçük ve tatlı sürprizler oluşturacağını düşünüyorum.”
“Swing Vote”un soundtrack albümünde Modern West grubunun “Backyard” ve “Hey Man What About You?” adlı iki şarkısına yer verildi. Hollywood Records tarafından 29 Haziran 2008 tarihinde digital ortamda yayınlanan bu albüme aralarında Willie Nelson, Moby, The Marshall Tucker Band ve David Gilmore’un da yer aldığı çok sayıda müzisyenin yapıtları konuldu.