Taylandlı ruhlar Tokyo gezisinde

Taylandlı ruhlar Tokyo gezisinde
Taylandlı ruhlar Tokyo gezisinde
Yönetmen Masayuki Ochiai, Asya'da ruh fotoğrafçılığı fenomenini ciddiye alınca daha önce aynı isimle Taylandlılar için çekilen filmin yeni versiyonunu Japonlar için çekmeye karar verir

 

FİLMİN FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYIN

HAFTANIN DİĞER FİLMLERİ İÇİN TIKLAYIN

RESİMDEKİ HAYALET

Yönetmen : Masayuki Ochiai
Senaryo : Luke Dawson
Oyuncular : Rachael Taylor, Joshua Jackson, Megumi Okina, John Hensley, Maya Hazen, David Denman, Adrienne Pickering
Yapımcı : Roy Lee, Doug Davison, Takashige Ichise
Görüntü Yönetmeni : Katsumi Yanagishima

 

 

FİLMİN KONUSU

 
Yeni evli bir çift trajik bir kaza sonrası, çekilen fotoğraflarda hayalet görüntüleri ile karşılaşmaya başlarlar… Bazı gizemlerin çözülmemesinin daha iyi olduğunu ve geçmişte yapılan bir hatanın ebedi bir intikama dönüşebileceğini daha sonra başlarına gelen ürkütücü alametlerle öğreneceklerdir….
Fotoğraf sanatçısı Ben (Joshua Jackson) ve yeni evlendiği eşi Jane (Rachel Taylor), karlı bir moda çekimi için Tokyo’ya giderler…Yeni evli çift için bu egzotik profesyonel iş değişikliği, balaylarını kutlamak için de mükemmel bir fırsattır… Mt. Fuji dağ yolunda ilerlerken, yeni kuracakları hayat büyük bir çatırtıyla sarsılacaktır…Arabaları yolun ortasında duran bir kadına çarpacak, ancak kadından hiçbir iz bulamayacaklardır… Kazanın ardından tekrar kendilerine geldiklerinde, Jane’in çarptığını sandığı kadından ortada hiçbir iz bulamayacaklardır…
Kazanın ve kızın ortadan kayboluşunun sarsıntısıyla Ben ve Jane Tokyo’ya ulaşırlar. Ben daha önce de Japonya’da bulunmuş olmanın ve lisanı akıcı olarak kullanabilmenin verdiği rahatlıkla bu yeni büyüleyici fırsatı değerlendirmeye başlayacaktır… Bu hevesle eski arkadaşları ile tekrar bağlantılar kurmaya başlar…Ancak durum şehirle ilk defa tanışan Jane için o kadar kolay değildir…Bu ülkede bir yabancı olarak şehrin sokaklarında tek başına tedirgindir…
Ben pahalı bir fotoğraf çekimi sonrasında, fotoğraflarda insana benzeyen beyaz karaltılar görür…Jane fotoğraflardaki bu beyaz karaltının yolun üzerindeki kıza ait olduğunu ve onu yol üzerinde ölüme terkettikleri için intikam istediğini düşünecek ve zaten yabancı olduğu bu şehirde endişelerine bir yenisini ekleyecektir…

 

 

YAPIM HAKKINDA


“Shutter”ın aynı isimle 2004’de Tayland’da gösterime giren versiyonu en çok seyredilen filmler arasına girmiş… Korku-serüven temalı bu film Banjong Pisanthanakun ve Parkpoom Wongpoom tarafından yönetilmiş…Filmin bu inanılmaz başarısı, bazı kaynaklarının sadece Tayland kültürüne ve algılarına ait olması nedeniyle denizler ötesine ulaşamamış… Hikayenin Amerikan ve Japon izleyicisine daha rahat geçebilmesi için, yapımcı Taka Ichise, Sony Mallhi, Roy Lee, Doug Davidson, New Regency Productions’ Sanford Panitch ve Alexandra Sundell, SHUTTER’ı orijinal taslağa bağlı kalarak Amerikalı film yıldızları ve Japon bir yönetmenle yeni versiyonunu tasarlamışlar. Film tamamen Japonya’da çekilmiş.
Asya’da çok uzun zamandan beri takipçileri olan ve Amerikan kültüründe de gittikçe yaygınlaşan ruh görüntüleme fenomeni Dawson’ın oldukça dikkatini çekmiş. Dawson ve diğer birkaç film yapımcısı araştırmalarına ışık tutması amacıyla “The Perfect Medium: Photography and Art” sergisini ziyeret etmişler.

 

 

RUH FOTOĞRAFÇILIĞI

CNN’in son zamanlarda yaptığı bir araştırmaya göre insanların üçte biri hayaletlere inanıyor ve yaşamları boyunca en az bir defa bir hayaletle karşılaştıklarını iddia ediyorlar. Bunun yanısıra, ruh fotoğraflama -hatta daha önce hayatını kaybetmiş kişilerin fotoğraflara yansıması- gittikçe daha fazla ilgi uyandırmaya başladı.
Bu fenomen, neredeyse fotoğrafçılık sanatı kadar eskidir ve tarihi 1860’lara dayanır. Ruhları görüntüleme, her zaman bir muammadır. Kimileri fotoğrafların hileli olduğuna ve bilimsel metodolojiye inanır. Ruh fotoğraflarını yayınlayan dergiler, Asya’da gün geçtikçe artmakta ve her geçen gün bu konuya değinen internet siteleri türemektedir. Yakın zamanda, New York Metropolitan Sanat Müzesi ruh görüntülerine ait bir sergiye “The Perfect Medium: Photography and Art” ev sahipliği yaptı.

 

 

ASYA VE AMERİKALILAR RUHLARA AŞİNA

Dawson filmin orijinal çekim mekanını New york yerine Tokyo olarak değiştirmiş. “Jane’in yeni bir ülkede yaşadığı yalnızlık ve terkedilmişlik hikayenin çok önemli bir kısmı…Bu yüzden filmin Amerika’dan başka bir ülkede çekilmesi gerekiyordu…Tokyo bu proje için en uygun mekandı…Çünkü bu ülkede Jane kendini bir kaosla kuşatılmış hisseder ve savrulduğu bu ortamda çevresinde olanları tam olarak kavrayamaz…”
Senaryo üzerindeki çalışmalar devam ettikçe, yapımcı Taka Ichise Japon film yapımcısı Masayuki Ochiai (“Infection”)’ye filmin yönetmenliği için teklif götürmüş. “Daha önce çekilen, filmin Tayland versiyonu Japon kültürünü tam olarak yansıtamamıştı….Çünkü film Tayland’da, Taylandlılar ile bu ülkenin halkı için çekilmiş bir filmdi…Ancak daha sonra filmi yeniden izlediğimde, bazı belli öğelerin, örneğin hayalet betimlemelerinin, ruh görüntülerinin Japon korku filmlerindekilerle çok benzer olduğunu farkettim. İşte o zaman yönetmenlik için Ochiai’nin ne kadar uygun olduğunu farkettim… Çünkü ancak o, hem Amerikalı hem de Japon film izleyiciler için çok iyi bir film çıkartabilecek yolu bulabilirdi…” diyor Ichise.
Dawson gibi, Ochiai’nin de Doğu’da tomurcuklanan ruh fotoğrafçılığı ilgisini çeker. “Japon izleyici bu konuya yabancı değil…Japonya’da herkes bir şekilde bu fotoğrafları görüp uykusuz bir gece geçirmiştir…Japonya’da bu konu oldukça popüler…Çünkü hayaletler Japon halkına çok şey ifade eder…Japonya’da hayaletlerin kokutucu olmaları için herhangi bir şey yapmalarına gerek yoktur…Amerikan hayalet hikayelerinde ise, hayaletlerin bir etki yaratabilmesi için, etraflarına öfke saçarak birçok hasar oluşturmaları gerekir…” diyor Ochiai.
Ochiai filmin hazırlık aşamasında hayaletlerle ilgili değil ama daha ürkütücü bir “gerçek-yaşam” korkusu yaşamış…Filmin oyuncu kadrosunun büyük bir bölümü O’nun konuştuğu ana dili konuşamamaktadır… “Bu konuyla ilgili geceleri kabuslar gördüğüm çok oldu..Ancak kabuslarım ilk provada harika bir çevirmenle çalıştığımızı ve herkesin aynı hedef doğrultusunda hareket ettiğini görünce yok oldu…Herşey o kadar muntazamdı ki her zaman sanki doğrudan oyuncularla konuşuyormuşum gibi hissettim…” diyor Ochiai.
Joshua Jackson da çevirmen Chiho Asada’yı şu sözlerle övüyor “Chiho bir mucize…Çünkü biz aktörlerin kendi aralarındaki konuşma tarzını ustalıkla bir yönetmen ağzına çevirmeyi başardı…”

 

 

TOKYO, BAMBAŞKA BİR DÜNYA

“Dawson’s Creek”’den hatırladığımız Jackson filmde Ben rolünü üstlenmiş. “Transformers”da anahtar bir rol canlandıran Rachel Taylor ise filmde karşımıza Jane karakteri ile çıkıyor..Fimin diğer oyuncuları David Denman (“The Office”, “Saint of Circumstances”) arkadaşı Ben’i Japonya’ya fotoğraf çekimi için davet eden Bruno’yu, John Hensley (“Nip Tuck”,”Teeth”) Adam’ı, James Kyson Lee (“Heroes”) ise Ritsuo’yu canlandırıyor.
Filmin tüyler ürpertici sahnelerinin birçoğunu, izleyici Rachel Taylor’ın canlandırdığı Jane karakterinin gözlerinden seyredecek...Taylor, Jane’in hiç tanıdık olmadığı bu yerde sonu çok korkutucu olan bu yolculuğunu Tokyo’da film çekerken yaşadığı deneyimlere ayna olduğunu söylüyor…” Ben bir taşra kızıyım ve evet Tokyo benim için bambaşka bir dünya…Bu şehrin çok farklı telaşlı bir temposu var…”diyor Taylor.
Ben için ise durum çok daha farklıdır. Jane ile tanışmadan önce yıllarca Japonya’da yaşamış olmanın getirdiği bir rahatlığı vardır. “Yerini nasıl bulacağını bilemeyen, yabancı bir toprakta yabancı olan Jane’dir” diyor Jackson.
Jackson ve Taylor, ruh görüntülerinin dünyasına hızlı ve keskin bir giriş yaparlar. “Bu konsept Japon kültüründe oldukça önemli, heryerde biliniyor ve kabul görüyor.Biz Amerika’da hayaletleri uçuşan, fani ruhlar olarak düşünürüz. Ancak Japonya’da hayaletler daha ciddiye alınıyor, ve fiziksel varlıkları daha fazla benimseniyor…” diyor Jackson.
Taylor ruh görüntülerine daha şüpheci yaklaşanlardanmış. Ancak prodüksiyon esnasında bu fikre daha açık bakmaya başlamış. “Bazı enerjilerin devamı olduğuna inananlardanım. Ve Shutter’ın duygu ve enerji ile anlatmak istediğini duyurabilme tarzını sevdim. Bu bana anlamlı geliyor-eğer bir şey gerçekten kuvvetliyse, cisimleşebilmek ve mesaj gönderebilmek için bir yol bulacaktır…” diyor Taylor.

 

YÖNETMEN KORKUTMASINI BİLİYOR

Oyuncularda filmde oynama isteğini uyandıran sadece bu gizemli dünya değildir. “Bu yeni evli çift arasında geçenler yaşanabilir ve gerçeğe çok yakın…ve tabi sonunda kendilerini tüyler ürperten bir senaryo içinde buluyorlar” diyor Jackson. “Joshua ve Rachael’in birçok harika düşüncesi vardı, daha önceden kaleme alınmamış anlar vardı…Örneğin iki karakter arasındaki, bu çeşit gizli fiziksel iletişimi tasarlamışlardı…Yeni evli bir çiftin paylaşabileceği küçük şeyler…. “çok büyük” eylemler değil ama karakterler açısından oldukça önemli…” diyor Ochiai.
İki oyuncu da Ochiai’nin korku ve gerilim dolu sahneleri inşa etme yeteneğini hayranlıklarını belirtiyorlar. “Ochiai bir ruh durumunu ortaya koyabilme ve hikaye boyunca o gerilimi devam ettirebilme yeteneğine sahip…diyor Jackson. “Ochiai gerçekten korkuyu görebilecek harika bir göze sahip ve bunu bütün izleyiciye rahatlıkla iletebiliyor…” diye ekliyor Taylor.
Ochiai Shutter’ın kurtuluşun imkansızlığı ve şeytanın doğası ile ilgili Batı-kaynaklı düşünceleri de naklettiği fikri üzerinde duruyor. Eski bir Çin atasözü vardır: “Cennetin ağı oldukça pürüzlüdür, yine de şeytanı yakalar.”
Başka bir deyişle, “Kanunlar ve sosyal sistem affedebilir, ancak dışarda bir yerlerde affetmeyecek varlıklar vardır….”