'Tekno masal' sayıklaması

'Tekno masal' sayıklaması
'Tekno masal' sayıklaması
Grimm masalını çıkış noktası olarak alıp gerisini 'ışıltı'yla bezeyen 'Hansel ve Gretel: Cadı Avcıları', fantastiğin gitmemesi gereken yolu tarif ediyor.
Haber: MURAT ÖZER - cinemozer@gmail.com / Arşivi

Masalları ‘teknolaştırma’ modasının yeni bir uzantısı ‘Hansel & Gretel: Witch Hunters / Hansel ve Gretel: Cadı Avcıları’. Daha önce ‘Pamuk Prenses’ ağırlıklı ilerleyen bu eğilim, şimdi de Grimm’lerin efsanelerinden birine yöneltiyor ilgisini.
2009 yapımı ‘Dead Snow’la dikkatleri üzerine çeken Norveçli sinemacı Tommy Wirkola’nın Hollywood sistemine çekilmesinin bir sonucu olan bu ‘tekno masal’, Grimm’lerin ‘karanlık’ dünyasını başlangıç noktası olarak kabul edip, sonrasını kafasına göre geliştiren bir çalışma. Masalda çocukların cadıyla yaşadıklarını filmin ilk dakikalarında tüketen film, sonrasında onları büyütüp birer ‘cadı avcısı’na dönüştürüyor. Ardından da başka bir cadıyla amansız bir mücadele içine sokuyor.
Bu filmin yapmaya çalıştığı, masalsı atmosfer üzerinde fazla zaman geçirmemek zaten. Asıl meselesi, ‘Twilight / Alacakaranlık’ benzeri bir ‘gençlik tuzağı’ hazırlamak. Güzel kız (Gretel) ve yakışıklı çocuk (Hansel) ellerindeyken, yanlarına bir miktar da fantastik sos ekleyince hallolacak sanıyor yapımcılar. Ama olmuyor işte, olamıyor.
Gelişen sinema teknolojisinin nimetlerini sonuna kadar kullanan, sınırlı etkisini üç boyutla tırmandırmaya çalışan ‘Hansel ve Gretel: Cadı Avcıları’, ışıldamak dışında herhangi bir değer taşımayan sahte bir mücevhere benziyor, tıpkı ‘Alacakaranlık’ serisi gibi. Öykündüğünün aslında bir ‘formül’ değil, ‘şans’ olduğunu da belirtelim bu noktada. O şans da dakika başı kapıyı çalmıyor ne yazık ki (ya da iyi ki).
Devam filminin geleceğini işaret eden finaliyle de canımızı sıkan bu film, fantastiğin gittiği (aslında gitmemesi gereken) yönü de tarif ediyor bir bakıma. Bu kadar ‘pürüzsüz’ olmamalı takip edilen yol, bol miktarda engebe ister fantastik. Ve tabii biz sinemaseverler de...