Tenten istemiştik, Indiana Jones geldi

Tenten istemiştik, Indiana Jones geldi
Tenten istemiştik, Indiana Jones geldi
Ünlü çizgi roman karakteri Tenten, Steven Spielberg vasıtasıyla beyazperdede. 'Performans yakalama tekniği'yle çekilen yapımda Belçikalı çizer Herge'in yarattığı tipleme, 'Indiana Jones'vari bir karaktere bürünmüş
Haber: UĞUR VARDAN - ugur.vardan@radikal.com.tr / Arşivi

Tenten’İn Maceraları
Yönetmen: Steven Spielberg
Orijinal adı: The Adventures of Tintin: Secret of the Unicorn
Oyuncular: Jamie Bell, Andy Serkis, Daniel Craig, devamı...


Belçikalıların çizgi romana olan aşinalığını, ‘Şirinler’ vizyona girdiği dönem vurgulamıştık. ‘Red Kit’, ‘Asterix’, ‘Şirinler’ (ya da bizim zamanımızdaki adıyla ‘Mantar cüceleri’), hep bu Orta Avrupa ülkesinin yazar-çizerleri tarafından üretilmiş kahramanlardı. Bu grubun ‘tartışmalı’ bir üyesi de ‘Tenten’di ve o da, nihayet Steven Spielberg vasıtasıyla, Avrupalı kimliğinden sıyrılıp ‘ Dünya vatandaşı’ -ki bunun bir diğer ifadesi Amerikanlaşmadır- oluyor.
Hoş, geriye dönüp baktığımızda Red Kit’ (ya da orijinal ismiyle ‘Lucky Luke’), İtalyan, Fransız ve Belçika yapımları olarak üç kez beyazperdeye taşındı ama sinemasal anlamda bir türlü ‘uluslararası bir hüviyet’ kazanamadı. ‘Asterix’, seri tadı taşıyan Fransız yapımı üç filmde (dördüncüsü yolda) karşımıza çıktı ama o da yolculuğunu Hollywood üzerinden gerçekleştirmediği için ‘global’ bir başarının parçası olamadı. ‘Şirinler’ ise sinemaya ‘Merhaba’ der demez soluğu New York’ta aldı. Lakin bu birleşimin de şöyle bir problemi oldu: Hollywood onları komünal hayatın içinden çekip çıkardı ve kendilerine özgü ‘Sosyalist güzelleme’ tadından uzaklaştırarak sıkıcı bir öykünün içine attı.
Şimdi mönüde ‘Tenten’ var. Ve üstüne üstlük bu kez denklem fazlasıyla karışık. Çünkü kamera arkasına, ta 70’lerden beri sinemanın zekâ ve beğeni yaşını, ‘kankası’ George Lucas’la birlikte küçülttüğü iddia edilen Steven Spielberg geçmiş. Üstelik yapımcı da ‘Yüzüklerin Efendisi’ serisinin yönetmeni Peter Jackson. Ve de karşımıza gelen ürün, ‘Performans yakalama tekniği’ (orijinali ‘Motion capture’) denilen bir yöntemle çekilen, üç boyutlu ultra-modern bir animasyon. 

Bir muhallebi çocuğudur Tenten
Ve fakat işin teknik kısmına bakmadan önce, senaryo ve atmosfer bazındaki tercihlerin altını çizmek gerekiyor, çünkü ‘Tenten’in Maceraları’ (The Adventures of Tintin: The Secret of the Unicorn) adıyla gösterime çıkan filmin ruh ve karakterini bu belirliyor. Tenten, Belçikalı çizer Herge (Gerçek adı Georges Prosper Remi’ydi) tarafından ilk kez 1929’da yaratılmıştı. Herge’in 1983’teki ölümünün ardından yarım kalan son albümü ‘Tenten ve Alf Art’, 1986’da tamamlanmıştı. Genç ve acar bir muhabir olan, ön tarafı tuhaf bir biçimde yukarı doğru kalkık sapsarı saçlarıyla afacan bir çocuğu andıran bu minik kahramanın orijinal 24 macerası vardı. Tüm bu serüvenlerde Tenten’e, sinirli, alkole bağımlı Kaptan Haddock, köpeği Milu (bizde ‘Fındık’ adıyla bilinir), sakar dedektifler Dupont ve Dupond, ‘Milano Bülbülü’ namıyla opera sanatçısı Bianca Castafiore ve ilginç buluşlarıyla Profesör Turnesol gibi yan karakterler eşlik eder. Tenten’in sunduğu modelde, ne Red Kit’tekine benzer usta bir silahşor, olgun ve lider karakter, ne ‘Şirinler’de olduğu gibi ‘ideolojik bir yan bakış’, ne de Asterix gibi büyük bir güce (Yüce Sezar ve Roma İmparatorluğu’na yani) muhalefet bulabilirsiniz. Tenten bildiğimiz anlamda, eli yüzü düzgün bir muhallebi çocuğudur. Öyle aykırı fikirleri, isyanı, toplumsal dertleri falan yoktur. Tıpkı Herge’in çizimlerinde olduğu gibi ‘tertemiz’ bir yapısı vardır, zaten ilham kaynağının çizerinin bir önceki karakteri ‘İzci Totor’ olması, bu yoldaki en önemli veridir. 

Bir tek Prof. Turnesol yok
Öte yandan ‘arkaik’ bir dünyanın izdüşümüdür. Yola çıktığında, ‘Soğuk Savaş’ın getireceği ideolojik ayrımlar bile ortada yoktur. Ve her şeyden önemlisi her ne kadar Belçikalı görünse de Fransız havası yayar.
Spielberg, işte bu erken dönem kahramanını kendi özel koşullarından çıkarıp ‘post-modern’ bir dünyanın karakterine dönüştürmüş. Steven Moffat, Edgar Wright ve Joe Cornish’ten oluşan senarist üçlüsü, Tenten’in üç macerasını (‘Altın Kıskaçlı Yengeç’, ‘Tekboynuzun Esrarı’ ve ‘Kızıl Korsanın Hazinesi’) birleştirerek ‘ortaya karışık’ bir öykü çıkarmışlar. Yan karakterlerden de sadece Profesör Turnesol’u dışarıda bırakmışlar. Hikâyede Tenten, satın aldığı bir gemi maketine göz koyan Sakharine adlı kötü bir soylunun hedefi haline geliyor. Genç kahramanımız zamanla, bu maketin bir hazineye ait bir şifrenin parçası olduğunu anlıyor. Mevzu da ‘Bakalım hazineyi kim bulacak?’ mücadelesi etrafında biçimleniyor.
Tenten hem fazla Avrupalı bir karakter olduğu ve Amerikan kültüründe pek tanınmadığı, hem de demode olduğu için, Spielberg ve senaristleri tarafından bir anlamda yeniden yaratılmış. Öykü bir kere Tenten ölçülerine göre fazla aksiyonel. Dur durak bilmiyor ve film, önümüze gelen haliyle ‘Tenten’den çok Spielberg’ün en verimli çağlarına ait bir kahraman olan ‘Indiana Jones’ tadına ulaşıyor. Bu bir ilk adım olduğu için kuşkusuz karakterleri tanıma aşaması da var; dolayısıyla 104 dakikalık öykünün ilk yarım saati, belli başlı tiplemeleri tanıma evresini oluşturuyor. Filmin genel gidişatını ise şöyle ifade edebiliriz: Fransız gibi başlayıp Amerikalı gibi bitiyor. Bu haliyle de ortaya melez bir çalışma çıkıyor. Ama bunun tersi olsaydı ve film, orijinaline sadık kalsaydı, bu kez de galiba “Bu da çok demode olmuş” diyecektik.
Eh işimiz bu, eleştirmenlik dediğin şey de ‘Öküz altında buzağı arama faaliyeti’ bir anlamda. Ama her ne kadar Tenten’i diğer çizgi roman dostlarımın arasında özel bir yere koymasam da sinema uyarlaması orijinaline sadık kalınsaydı sanırım daha hoşnut olurdum. Öte yandan, filmle karşılaştırmak üzere söz konusu üç maceranın albümlerini aldım, özellikle ‘Altın Kıskaçlı Yengeç’ten aktarılan Karaboudjan gemisinden kaçma, ardından bir pırpır tarafından denizde takip, peşi sıra Tenten’in uçağın motoruna isabet alan atışı ve nihayetinde Kaptan Hoddack ve Milu’yla birlikte uçağı ele geçirip sonra da çöle düşme sahneleri, birebir çok iyi canlandırılmış. Zaten filmde de en çok bu bölümleri beğendim. Ayrıca başlardaki sakin, Fransız erken dönem polisiye dünyası da çok başarılı. 

Aksanlar fazla ‘İngiliz’
Lakin ‘Performans yakalama tekniği’nin öykünün samimiyetini bozduğu ve çizgi roman sayfalarında, yakından tanıdığımız karakterlerin sıcaklığını veremediğini de söylemeliyim. Keza belki Tenten’i İngiliz oyuncu Jamie Bell’in canlandırmasından dolayı karakter fazla ‘British’ kokuyor. Ayrıca Haddock da İskoçyalı gibi olmuş (onu da Daniel Craig canlandırmış). Filmdeki entrika da akla hemen ‘Karayip Korsanları’nı getiriyor.
Sonuç? Bu fazla Amerikalı tipleme, çizgi romanın hayranlarını ne derece mutlu edecek, bilmiyorum. Ama görünen o ki Tenten’in sinemadaki maceralarını izlemeye devam edeceğiz. Ama şurası muhakkak ki bazıları bizim gibi, “Keşke orijinaline sadık kalsalardı” diyerek itirazlarını sürdürecek, bazıları da “Ee n’apalım, şimdiki zamanın Tenten’i de böyle olur” diyerek Spielberg’ün tiplemesine sahip çıkacak. Kim haklı çıkacak, onu da zamandan çok gişe hasılatları gösterecek.

Tenten kronolojisi
1929: Tenten ve Milou, Belçika’da Le Vingtieme Siecle gazetesinin bir ekinde doğdu.
1930: ‘Tenten Sovyet’lerde’ macerası kitap olarak basıldı.
1931: Herge’nin siyahları resmetme şeklinden dolayı en çok tartışma yaratan kitabı ‘Tenten Kongo’da’ yayımlandı.
1938: Tenten, ‘Kara Ada’ macerasında Britanya’ya ilk kez ayak bastı.
1941: ‘Altın Kıskaçlı Yengeç’ macerasıyla Tenten’in ekürisi Kaptan Haddock da bu dünyaya katıldı.
1961: Belçika’da 1947’de çekilen düşük bütçeli bir animasyon sonrasında Tenten bir kez daha ‘Tintin and the Golden Fleece’ macerasıyla bu kez gerçek oyuncularla beyazperdeye konuk oldu.
1976: Tamamına eren son Tenten macerası ‘Pikaros Gerillaları’ yayınlandı.
1983: Tenten’in yaratıcısı Georges Remi ya da Herge, 75 yaşında öldü.
1986: Herge’nin ölümünün ardından bulunan tamamlanmamış ‘Tintin and the Alph-Art’ yayımlandı.
1991-92: ‘Tenten’in Maceraları’nın çizgi film versiyonu televizyonda yayımlanmaya başladı.
2008: ‘Tenten Amerika’da’ için guvaj ve mürekkeple yapılan kapak resmi, 650 bin euroya satıldı.
2010: Tenten ve Milou’nun bronz heykeli Paris’te bir müzayedede 108 bin 705 paund’a satıldı.
2011: ‘Tenten’in Maceraları’ vizyona girdi.