Türkiye sinemaya hâlâ 'Fransız'

Türkiye sinemaya   hâlâ 'Fransız'
Türkiye sinemaya   hâlâ 'Fransız'
Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Türkiye'nin yerli film izlenme oranında Fransa'yı geride bıraktığını söyledi. Bu doğru ama iki kişiye bir bilet düşen Türkiye'nin kişi başı üç bilet satılan Fransa'yı yakalaması için çok yol kat etmesi gerek
Haber: SENAY AYDEMİR / Arşivi

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, birkaç gün önce gazetecilere yaptığı açıklamada, Türkiye ’nin sinema sektöründe Fransa’yı geride bıraktığını söyledi. Sinemada yerli yapımlara giden seyircilerin sayısının 20 milyonu geride bıraktığını belirten Günay, “Fransız sinemasının bile başaramadığı ‘kendi sinemasına kendi seyircisini daha çok çekebilmeyi’ Türk sineması başardı” dedi.

Türkiye, yerli yapımlara ilgide son dönemde yakaladığı yüzde 45-50 civarındaki ortalama ile Avrupa’nın önde gelen ülkesi. Bakan Günay bu yorumda bulunurken haklı. Ama meselenin bir de diğer boyutu var. Türkiye’de yerli filme ilgi ilk kez 20 milyonun üzerine çıkmıyor. 2008, 2010 ve 2011 yıllarında da bu rakamlara ulaşılmıştı. Hatta, 38.4 milyon bilet kesilen 2008 yılında 22.8 kişi yerli yapımları tercih etmişti. Bu rakamlar olumlu ama bütün bir sektöre baktığımızda “Fransa’yı geçtik” demek çok da olanaklı görünmüyor.

Örneğin 75 milyon nüfuslu Türkiye’deki salon sayısının 2000’e yakın olduğu tahmin ediliyor. 65 milyonluk nüfusuyla Fransa’da ise bu rakam 5500 adet. Bugün ‘bağımsız ve küçük bütçeli’ yapımların umudu haline gelen DCP formatında film gösterebilen salon sayısı Fransa’da 3656 adet. Türkiye’de ise bu rakam 300’ün biraz üzerinde. Filmleri salonlarda dijital gösterme olanağı sağlayan bu format, küçük yapımcıların film maliyetlerini büyük oranda düşürüyor. Böylece daha fazla kopya ile filmlerini gösterme şansı buluyorlar. Fransa’da yerli yapımların izlenme oranı 2011’de yüzde 41 olarak gerçekleşti. Bizde bu rakam geçen yıl yüzde 50 iken, 2012’de yüzde 46 civarında.

Diğer ülkelerin de yer aldığı karşılaştırmalı rakamları tablolarda görebilirsiniz. Ama Türkiye’yi Fransa ile karşılaştırmaya devam edersek; Fransa’da 2011’de 216 milyon bilet satıldı. Fransa’da kişi başı bilet sayısı üçün üzerindeyken, 40 milyon civarı gişe rakamı olan Türkiye’de neredeyse iki kişeye bir bilet düşüyor. 150 milyona yakın nüfusu olan Rusya’nın ortalaması ise kişi başı 1 biletin üzerinde. Almanya’da kişi başı 1.5, İtalya’da neredeyse 2 bilet düşüyor.

İki küçük veri daha ekleyelim: Geçen yıl 75 yerli film sinema salonlarından kendisine yer bulabilirken bu yıl bu rakam 60’a indi.

Avrupa Görsel-İşitsel Gözlemevi’nin 2010 verilerine göre Türkiye en çok sinema bileti satılan ülkeler sıralamasında 7. sırada. Bu olumlu gibi görünse de Türkiye’nin nüfus açısından Rusya ve Almanya’dan sonra üçüncü sırada yer aldığı düşünülünce gişedeki yedincilik o kadar da büyük başarı sayılmamalı. .

Avrupa ülkeleri ile ‘sinema sektörü’ açısından karşılaştırıldığında Türkiye’nin durumu bu. Ama bu rakamların yukarılara çıkatılması için, doğru bir planlama gerektiği kesin.

Fransa daha ‘Türk’
Türkiye’deki dağıtım sorunları ‘küçük yapımcı’ların en önemli sorunu. Bu sorunu yakıcı bir biçimde ortaya koyan film ise ‘Tepenin Ardı’ oldu. Film, Türkiye’de yanlızca 14 kopya ile 14 şehirde vizyona girebildi. Üstelik bu şehirlerin bir kısmında vizyon tarihinden bir iki hafta sonra salon bulabildi kendisine. Oysa yönetmeni Emin Alper’in verdiği bilgiye göre film nisan ayında Fransa’da 25 kentte, 30 salonda vizyona girecek. Fransızların Türkiye sinemasına ‘Fransız’
kalmadıkları kesin..

Sorunlar
**75 milyonluk Türkiye’de 2000 civarı olan salon sayısı çok az.

**Salonların dağılımında büyük sorunlar var. Salonu olmayan iller ve büyük ilçeler olduğu gibi, bağımsız salonlar AVM’ler karşısında tutunamıyor. Sadece İstanbul Mecidiyeköy civarında dört büyük AVM’de onlarca sinema salonu yer alırken, her gün yüz binlerce insanın geldiği Taksim’de ciddi bir salon sıkıntısı var.

**Özellikle küçük yapımcıların filmleri salon bulmakta zorlanıyor. Son örnek sadece 14 salonda gösterilebilen ‘Tepenin Ardı’ oldu.

**Kopya masraflarını büyük oranda düşüren DCP salonlar Avrupa ortalamasının çok altında. Avrupa’daki salonların yüzde 55’i ise bu formata geçti. Türkiye’de ise yüzde 15 civarında.

**Salon sahiplerinin ‘gişe’ odaklı film tercihleri, Türkiye sinemasının yüz akı filmlerinin salon bulamaması sonucunu doğuruyor.

Olanaklar
Kültür Bakanlığı’nın sağladığı desteklerinin arttırılması üretimi ve kaliteyi arttıracaktır.

Ekonomi Bakanlığı’nın sinema filmlerinin ithalini geliştirmek için başlattığı destek önemli. Bu yapımcıların uluslararası bağlantılarının artmasına da vesile olacak.
Kültür Bakanlığı, yerli yapımlara dağıtım aşamasında da ‘özel ayrıcalıklar’ tanımalı.

Yerli filmlere (özellikle de ulusal ve uluslararası festivallerde ödül kazananlar) salonlarını açan işletmeciler için çeşitli teşvikler seyirci sayısının çok daha yukarılara çekilmesini sağlayacaktır.

Sinema salonu bulunmayan ya da yeterli olmayan yerlerde daha önce bu amaçla kullanılan salonların yeniden sektöre kazandırılması için teşvikler yaratılabilir. Bu salonların yerli yapımları göstermeleri özendirilebilir.

Özellikle büyük kentlerde bulunan ‘bağımsız’ salonların yaşatılması için hem merkezi hem de yerel yönetimlerin destek olmaları gerekiyor. Örneğin bu yıl Türkiye sinemasının en önemli yapımları olan ‘Yeraltı’, ‘Tepenin Ardı’ ve ‘Gözetleme Kulesi’ gişe rakamlarının çok önemli bir bölümünü Beyoğlu Sineması’nda elde etti.
Türkiye’nin en büyük eksiği aynı zamanda en büyük olanağı. 75 milyonluk ülkede 44 milyon bilet çok az olsa da aynı zamanda sektörün hâlâ potansiyelinin olduğunu da gösteriyor. Doğru bir yapılanma, salon ve dağıtım organizasyonu bu rakamı en azından kişi başı bir bilete yani 75 milyona çıkartabilir.

SEYİRCİ SAYISI (Milyon)

2011

Fransa 216

İngiltere 172

Rusya 165

Almanya 130

İtalya 111

İspanya 96

Türkiye 43.3



YERLİ SEYİRCİ ORANI (Yüzde)
Fransa 41

Almanya 22

İtalya 37

İspanya 15

İngiltere 36

Rusya 16

Türkiye 50


FİLM ÜRETİMİ (Adet)

Fransa 272

İngiltere 233

Almanya 205

İspanya 199

İtalya 155

Türkiye 60


Türkiye rakamları 2012’yi kapsar ve Antrakt sinema gazetesinden alınmıştır. Diğer veriler 2011 yılına aittir ve Avrupa Görsel-İşitsel Gözlemevi’nin raporlarından alınmıştır.