scorecardresearch.com

Üç Krallık bir başyapıt

Üç Krallık bir başyapıt
Destansı film, Çin tarihinin en karanlık dönemini konu alan 14. yüzyılda yazılmış romandan beyaz perdeye aktarıldı. Homer destanları, Kral Arthur batılılar için ne kadar önemliyse, Çin kültürü için Üç Krallık o kadar önemli




FİLMİN FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYIN

ÇİNLİLERİN KARA MURAT'I:  ZHAO ZİLONG

HAFTANIN DİĞER FİLMLERİ İÇİN TIKLAYIN


FİLMİN KONUSU

Çin’in dört büyük klasik romanından biri olan “Romance of the Three Kingdoms”dan uyarlanan ve iç savaş yüzünden ülke karşıt güçlerce parçalanıp sonunda üç rakip krallık arasında bölüştürülen Çin tarihinin en karanlık dönemi M.S. 190 – 280 yılları arasında geçen “Three Kingdoms – Resurruction of the Dragon”, ülkesinin birliği ve barış için savaşan ve yiğitliği ve savaştaki üstün yeteneğiyle yükselip tüm Çin’de tanınan bir kahraman olan sıradan bir adam ZHAO ZILONG’un hikayesini anlatır.

Zhao’nun dövüşerek birçok savaş kazanmasına ve kahramanlığının bir efsaneye dönüşmesine rağmen, yıllarca süren mücadeleye rağmen, savaş hâlâ tüm şiddetiyle devam etmektedir. Cesur savaşçı ilerlemiş yaşında, içteki ve dıştaki düşmanlarıyla savaşacağı, en son ve en zorlu savaşını kazanmak için birliklerini yönetme mücadelesi vermektedir.



EFSANE HAKKINDA
Bu destansı film, Çin kültürü üzerinde asırlardır derin bir etkisi olan, çok sayıda çeviri, çizgi roman ve video oyunu olarak tezahür edip dünyanın geri kısmını cezbetmeye devam eden Çin’in en mükemmel klasik dört romanından biri olan 600 yıllık yarı kurgu roman “Romance of the Three Kingdoms”dan uyarlandı.

Bu 14’üncü yy. başyapıtı Çin tarihinin en karanlık dönemi olan M.S. 190 – 280 yıllarındaki eski Çin’deki olayları nakletmektedir. Sürekli savaşların ve karışıklığın olduğu bu devir aynı zamanda Çin şövalyeliğinin altın çağını temsil eden ve yalnızca kişisel güçleriyle ve başarılarıyla ilerleyerek Çin’in en şanlı meydan muharebelerinde savaşıp ülkenin en tanınmış kahramanları olan savaşçıların, yeni hiyerarşinin ortaya çıktığını gören bir devirdir.

“Han” imparatorluğunun çöküşünü takiben, yöresel diktatörler güçlerini artırıp üstünlük için birbirleriyle rekabete girdiler. Ülkenin kontrolünü ele geçirmek için yıllarca süregelen ihtilaf savaşlarından sonra, bu anarşi devrinden üç diktatör devlet muzaffer olarak çıktı ve fethettikleri topraklarda kendi sınırlarını belirleyip krallıklarını ilan ettiler. Sonuç olarak Çin üç rakip krallık arasında paylaştırıldı. Bunlar, kukla “Han” imparatoruna hükmedip, imparatorluk sarayını ele geçiren kötü ve kalleş diktatör CAO CAO tarafından yönetilen Wei Kuzey İmparatorluğu; karşı çıkılmadan aniden saldırıya geçebilmesi için iki hasmını kendi aralarında savaştırıp onları ele geçirmek için entrikalar çevirip komplolor kuran kurnaz diktatör SUN QUAN’ın başında bulunduğu Wu Güney Krallığı; düşmanlarına karşı çok fazla mücadele veren Han imparatorluğunun yasal varisi ve “Han” imparatorunun yüce amcası adil ve oldukça itibarlı diktatör LIU BEI’nin yönettiği Shu Batı Krallığıdır. Bu fırtınalı dönemde, üç krallık bölgesel genişleme ve üç krallığı bir krallık altında birleştirip uçsuz bucaksız ülkenin hükümdarı olmak için birbirleriyle savaşmaya devam etmişlerdir.

“Three Kingdoms - Resurrection of the Dragon” hikayesi üç krallık devrinin Çin’in en çok hayranlık duyulan kahramanlarından biri olan ZHAO ZILONG hakkındadır. İç savaş yüzünden karşıt güçlerce bölünmüş ülkesinin gözünde, adil ve erdemli bir kentli, zorunlu görev çağrısına kulak verip askeri üssü bile olmayan ve iki hasmına göre daha zayıf olan erdemli ve yardımsever Liu’nun isyancı ordusuna katılır.
Zhao, Liu’nun ordusunda, kendisiyle aynı büyük amacı paylaşan ve Zhao’yu kanatları altına alan kıdemli hemşehrisi Changshan’lı PING-AN’la tanışır. Bölünmüş ülkelerini birleştirip savaşçı anavatanlarına barış getirme tutkusuyla hareket eden Zhao ve Ping-an savaş alanının ön saflarında omuz omuza savaşırlar ve yakın bir bağ oluştururlar. Ping-an’ın fırsat bulup sık sık arkadaşlıklarından yararlanmasına ve nadiren bir şeyler vermesine rağmen, Zhao bundan asla rahatsız olmaz ve daima Ping-an’ın arkasını kollayarak, Ping-an’a tıpkı ağabeyi gibi davranır.

Cao’nun kampına yapılan baskın operasyonunda Zhao, Ping-an’ın hayatını kurtarıp Cao’nun öncü kuvvet komutanını öldürme görevinde ona yardım eder. Zhao meziyetiyle gösteriş yapmak yerine, sonunda Ping-an’a terfi getirip önemli bir görev olan Liu’nun ailesini korumayı elde ettiren bütün övgüleri almayı, savaş kardeşi Ping-an’a bırakır. Ping-an daha sonra düşmanın takibinden kaçarken başarısız olur ve koruması altındaki Liu’nun ailesini kaybeder. Liu’nun kan kardeşi ZHANG FEI Ping-an’ın başarızılığına öfkelenip onu öldürmeye çalıştığında, Zhao kendi hayatını hiçe sayarak arkadaşını korumak için üstlerine karşı koymak üzere öne çıkar. Hatta amirlerinden Ping-an’ın affını talep eden Zhao gönüllü olur veya kaçmak zorunda kalacağı ya da peşine düşecek devasa bir orduyla savaşacağı, geri dönüp tehlikeli olan Liu’nun ailesini bulma görevini üstlenir. Görünüşe göre bu, tüm Wei ordusunun ezici kuşatmasından Zhao’nun tek başına güçlükle ilerleyip, hükümdarı Liu Bei’nin oğlunu mucizevi bir şekilde kurtararak Zhao’nun kendisini farklı kılacağı son derece tehlikeli bir girişimdir. Zhao’nun yiğitliği, Zhao’nun kendi tarafına teslim olması umuduyla onu yakalamaya çalışan Cao’yu bile etkiler. Changbanpo savaşı Zhao’ya düşmanlarında korkuyla karışık saygı uyandıran ününü kazandırır ve o günden sonra Zhao birçok gözü pek kahramanlığı gerçekleştirmeye devam edip sonunda Liu Bei’nin Shu Batı İmparatorluğuna ulaşmasına yardım eder.

Köklerindeki tevazudan, cesaret ve savaş üstün yeteneğiyle Zhao’nun rütbesi yükselir ve Changshan’ın en büyük kahramanı Shu Krallığının “5 Kaplan Generalinden” biri olur. Diğer taraftan, hiç ilerlemeyen kariyeri yüzünden Ping-an acı içindedir ve Zhao’nun başarılarına karşı derin bir kıskançlık duymakta olup ona karşı kin beslemektedir.


Üç krallık arasında çatışma yaklaşık 30 yıl kadar devam etti ve Shu Batı krallığı yıllarca, zaman zaman Wu Batı Krallığının ittifakıyla Wei Kuzey Krallığına karşı askeri eylem başlattı. Zhao savaşıp birçok meydan muharabesini kazanmasına ve kahramanlığı bir efsane olmasına karşın, yıllar geçip savaş hâlâ şiddetle devam ederken arkadaşları ve imparator Liu birer birer öldüler. Liu’nun oğlunun tahta geçmesinden sonra Shu’nun başbakanı ZHUGE LIANG genç imparatoru desteklemeye devam etti ve güney bölgesindeki ülkeler uzlaştığında Zhuge, Wei Kuzey Krallığını ilk ve son olarak yenmek amacıyla kuzey bölgesine o ana kadarki ölçekli seferi başlatmaya karar verir.

İlerleyen yaşına karşın, Zhao Zilong, Shu’nun Wei’ye karşı en büyük ordu kampına girmeye azmeder. Ama ne yazık ki, Zhao’nun şerefli emekliliğinden önce ülkesine son hizmeti ve zafer için son macera gözüyle baktığı bu sefer, Zhao ve adamları Wei ordusunun kuvvetleri tarafından kuşatıldığında ezici bir hezimet olur. Düşmanın sinsi hücumunda yaralandıktan sonra koşullar Zhao için son derece tehlikeli olur. Ama Zhao’nun kalbini vücuduna saplanan oktan bile daha çok delip geçen, büyük babası Cao Cao’nun şerefine Zhao’yu sağ olarak yakalamaya yemin eden CAO YING tarafından yönetilen Wei’in büyük ordusuna karşı aslında başbakan Zhuge tarafından sahte hedef olarak kullanıldığı acımasız gerçeğidir. Wei’nin ordusuna karşı ziyadesiyle sayıca üstün ordusunu yönetirken, ciddi şekilde yaralanan Zhao, savaş kardeşi Ping-an Zhao’nun ordusunun bulunduğu yer hakkında düşmana gizli bilgi verip de, Zhao’nun ordusunu tuzağa düşürdüğünü itiraf ettiğinde, yine büyük bir ihanetle karşı karşıya kalır. Zhao’nun ağır yarasının teyidi üzerine, Ying, Zhao’nun hayatta kalan küçük grubunu hemen içine alarak ortadan kaldırmak üzere Wei’in yüzlerce, binlerce askerine muazzam güçlü ve tam ölçekli saldırı emrini verir. Korkunç ve şiddetli savaş, trajikliğine rağmen, sonunda Zhao’nun gözünü açmasının yanısıra ona büyük bir keder de getiren bir yolculuk olur. Kontrol edilemez hayat üzerindeki kişisel güçsüzlük, ihanet, kardeşlik, kahramanlık konularıyla, Zhao’nun hikayesi sadece tarihi olayları anlatarak uzun zaman öncesini ve çok uzağı tasvir etmekle kalmayıp aynı zamanda, aslında zamanımızın ve aynı zamanda bizlerin yansımasıdır.



YAPIM HAKKINDA

“Three Kingdoms – Resurrection of the Dragon”, ünlü yarı kurgu “Romance of The Three Kingdoms” romanından şimdiye kadar uyarlanan ilk filmdir. Çin’in dört büyük klasik romanı arasında birinci sırada bulunan roman, M.S. 190 – 280 yıllarında eski Çin’in çalkantılı yıllarının yer aldığı olağanüstü olayları tarihsel olarak kayda geçirir. Doğu Han Hanedanının düşüşü ve kalıntılarından gelen ve Han Hanedanının yerini alarak Çin’i bölen birbirine rakip üç krallık Wei, Shu ve Wu’nun yükselişi çevresinde gelişen ana öykü, tarihte Çin ve komşu Asya ülkeleri boyunca iyi bilinen bir destana dönüşmüştür.

Homer destanları batılılar için ne kadar önemliyse, Çin kültürü için o kadar önemli olan klasik roman, geleneksel Çin kültüründeki, özellikle Konfüçyüsçü hiyerarşi taraftarlığını ve iyi bir insanda yapıcı bir nitelik olarak sadakati ve fedakarlığı öven özverili ideallerin kökenlerini içermektedir. Bu sanat şaheseri, ayrıca askeri ve sivil meziyetlerin unutulmaz örneklerinden başka sadakat ve vefasızlık, bilgelik ve entrika, kahramanlık ve ahlaksızlık hikayeleriyle asırlarca okuyucuları eğlendirdi ve eğitti. Bu 14. yy. sanat eserinin konuları, olayları ve tasvirleri Çin’in popüler kültürü içinde fazlasıyla gömülü kaldı ve sadece hikayeler arasındaki coşku ve hayal gücü yüzünden değil aynı zamanda daha çok klan ve sınıflar arasındaki engelleri kırarak yetenekli insanların fırsatları yakalayıp sivrildiği zamanlarda kişisel özgürlüklerin altın çağı olan bu zaman edebiyattan, tarihten uygulamalı derse kadar (romandaki dahice ve etkili askerlik stratejileri ve sergilenen liderlik taktikleri, günümüz işadamları için rehber kitabı olarak çeşitli dillere çevrilerek yayınlanan kitaplar bunun ispatıdır) yazılı çalışmaların muazzam kitlesiyle alimler ve okuyucular arasındaki çalışmaların konusu oldu. Bu yüzden, “Üç Krallık”ın hikayesi Çin halkı arasında Kral Arthur hikayelerine kıyaslanabilir bir yer tutmaktadır.

Filmin yönetmeni Daniel Lee’nin, filmin hikayesini tasarlamaya başlaması 10 yıldan fazla olmuş. Hayat boyunca klasik romanların hayranı olan babasından etkilenen Daniel, “Üç Krallık”ın hikayelerinden çocukluğunda etkilenmiş ve senelerce “Üç Krallık”la ilgili bir film yapmanın hayalini kurmuş. Yine de, geniş bir konuyu kapsaması, hikayenin olağanüstü karmaşıklığı, çok sayıdaki karakter arasındaki ilişkinin dallanıp budaklanması, hikaye ve kurmacanın karmaşık karışımı, filmciler için romanı hem konuları bitmez tükenmez kaynak, hem de becerilmesi zor bir tema yapmış. Yıllardır, 90’lı yılların başında Çin Merkezi Televizyon İstasyonu tarafından yapılan televizyon dizisinin haricinde, hiçbir film yapımcısı “Üç Krallık”ın dünyasını beyazperdeye getirmek için bir yol bulamamıştı. Bunun nedeni, yalnızca yüksek yapım masrafları değil, en büyük zorlayıcılık 120 bölümün yoğunlaşarak ya da kuramsal olarak bir film senaryosuna dönüştürmek ve buna rağmen, doğanın değişmez kanunları tarafından belirlenen olayların çetin düzenlemesinin sanat eserinin temelini oluşturan önemini anlatabilmekti. Romanın ilk ve son cümleleri olan : “Uzun zamandır birleşik olan imparatorluk parçalanmalı, uzun birliktelik parçalanmalı” hanedana ait yükselişin ve Çin’in düşüşünü ve doğrusaldan daha çok periyodik olan Çin tarihine Çinlilerin bakış tarzının döngüsünü en iyi şekilde özetler. Ve böylece, Han Hanedanlığının sona ermesi, Üç Krallığı daha sonra yeni bir Jin Hanedanlığı altında yeniden birleşerek sonlanacak kaotik bir döneme götürür. Böylece, Çin tarihinin ahengi kendi başına tekrar eder.
Klasik roman hiç abartısız 100 karakteri takip ederken, Shu Krallığının 5 Kaplan Generalinden biri olan Zhao Zilong’un aslında, yazar Luo Guanzhong’un en beğendiği şahsiyetlerden biri olduğuna inanılınır. Romanda, Zhao kendi zamanının kahramanlarına göre sakin ve zeki, aynı zamanda cesur ve yenilmez (Zhao tek bir savaş kaybetmeyerek kendisine “Yenilmez General” ünvanını kazandırmıştır) olmak gibi birçok eşsiz iyi özellikleriyle neredeyse mükemmel biri olarak anlatılır. Her şeyden öte, yazar tarafından en çok beğeni toplayan şeyler, Zhao’nun sadakati ve erdemleridir. Romanda ve belki de gerçek hayatta Zhao’nun karakteri en iyi şekilde, Batı’nın şövalyesi olarak tanımlanabilir.
Çin halkı nesillerce, Zhao’nun tek başına düşmanın ezici kuşatmasının içinden güçlükle ilerleyip kendi efendisi olan Shu Krallığının hükümdarı Liu Bei’nin oğlunu mucizevi bir şekilde kurtardığı, Zhao’nun ünlü Changbanpo Meydan muharebesinden etkilenmiş ve büyülenmiştir. Çin edebiyatında, operasında, ve diğer halk sanatlarında göze çarpan önemli bir öğe olan Zhao bir efsanedir ve adı Çin halkı arasında cesaret ve mertlikle eş anlamlıdır. Roman olarak diğer Asya lisanlarına çevrilmiştir. Üç Krallıktan uyarlanan çok tutulan video oyunları ve popüler çizgi romanlarıyla Zhao’nun popülerliliği diğer Asya ülkelerine ve dolayısıyla dünyanın geri kalan kısmına uzandı. Zhao’nun zeki ve atılgan görüntüsü, günümüz gençleri için Zhao’yu Üç Krallığın en tanıdık ve en sevileni yaptı. Yukarıda sayılanların hepsi Üç Krallık çağının sözü edilmeye değer ruhuyla birlikte hikayeleri anlatmak için kullanılmak üzere Zhao Zilong’u en iyi örnek karakter yaptı.

Film, kendini ülkesinin birliği ve barışı için savaşa adayıp, cesaretin kanatlarıyla ve savaş becerisiyle yükselen Shu’nun Beş Kaplan Generalinden hayatta kalan son askeri olan, sayıca azınlıkta kalıp düşman tarafından kuşatılan, kumandanları tarafından kullanılan ve yoldaşları tarafından ihanete uğrayan Zhao’nun dramatik ve muhteşem hikayesini anlatmaktadır.

Daniel “Luo’nun romanından filme aktarılan Three Kingdoms – Resurrection of the Dragon Zhao Zilong’la ilgili her olayı zorla kabul ettirmiyor” diye belirtiyor. “Romance of Three Kingdoms” döneminden sonra 1000 yıldan daha fazla bir zamanda belgelere dayalı tarihten ve çoğunlukla da sözlü geleneklere ve kurgusal edebiyattan uyarlanarak yazıldığına göre, hikayeden daha yaratıcı ve daha iyi kişiselleştirme sağlayabilmek için tarihsel doğrular filmin merkezi değildir ve değişmez olarak ele alınmamıştır. Daniel “Zhao Zilong eski zamanlarda yaşadı ve tarihçiler bile sadece gerçeklerde en iyi tahminlerinden alıntı yaptılar” diye belirtiyor. Daniel “Elbette Zhao Zilong büyük bir kahramandı ama adamın kendisi, karakteri, savaşa gitme nedeni, dertleri ve sıkıntıları, gerçek duyguları ve ruhani çalışmalarıyla Yenilmez Generalin ilerlemiş yaşında ilk ezici yenilgisiyle nasıl başa çıktığı hakkında çok az şey biliniyor” diyerek düşüncesini söylüyor. Yönetmen “Zhao Zilong, filmde tamamıyla birkaç önemli olayda ön plana çıkmasına karşın Luo’nun romanında başından sonuna kadar zaman zaman görünmektedir. Zhao Zilong’la ilgili büyük meraklardan birisi de, gerçekten onun hakkında bildiklerimiz arasındaki boşluklardır. Bu boşluklar hayal gücü için öylesine çok olanak sağlıyor ki” diyerek hayretini ifade ediyor. Daniel’in senaryosunda Zhao Zilong’un fikirlerini araştırma içine girerek ulaşması ilgisini çeken filmin yapımcısı Susanna Tsang “Zhao Zilong karakterinin öz yapısı Üç Krallık döneminin arka zemininin aleyhinde olan hikayenin ana hattıdır” diyor. Daniel senaryoyu yazarken klasiğin özünü yansıtan Zhao’nun bazı küçük hikayelerinden yola çıkmaya karar verir ve Changbanpo Meydan muharebesi gibi klasik hikayelerin bütünlüğünü korurken, olayların kronolojisi birbirinin içine geçmiş ya da biraz değiştirilmiş olabilir. Aynı zamanda, Zhao karakterinin bazı görünümleri popüler video oyuunları dizilerinden esinlenerek yeniden yaratılmıştır.

Daniel “Film, asla bir tarih dersi değil, daha çok hepimizin bugünle ve zamanımızın birçok konusuyla ilişki kurabileceğimiz bir adamın ve bir efsanevi kahramanın hikayesinin yeniden ele alınmasıdır” diyor. “Zhao Zilong’un bir asker olarak ülkesinin birliği ve barışı için savaşmak üzere tereddütsüz bir kararla orduya katılıp onu Shu’nun Beş Kaplan Generalinden biri yapan savaşlardaki peş peşe başarılı olduğu andan, sonunda savaştaki yıllarının boşa gitmesi üzerine üzülmesine kadar olan hikayesi orijinal klasik romanda ustaca nakledilen hayatın değişmez iniş çıkışlarını yansıtır ve seyirciyi Zhao Zilong’un da filmde sorduğu aynı soru olan “Ne için savaşıyoruz?” üstünde iç gözlem yapmaya davet eder.”

Zhao Zilong orijinal romanın başından sonuna kadar zaman görünürken, Zhao’yla orduda tanıştığından beri savaş kardeşi ve yükselişinden ölümüne kadar Zhao’yu gözleyen biri olan Luo Ping-an karakterinin yaratılışı Zhao’nun hikayesini anlatmada üçüncü kişi olma hizmetini görmesi içindir. Ülkesinin birliği ve barışı için özverili bir şekilde savaşan cesur ve erdemli kahraman Zhao’nun aksine, Luo Ping-an öncelikle kendi kişisel çıkarlarıyla ilgilenmektedir ve ne pahasına olursa olsun onları elde etmeye kararlıdır. Ping-an’ın başarısızlığı ve Zhao’nun başarılarını kıskanması sonunda kendi refahı için Zhao’yu ele vermeye yöneltecek ilişkilerinde bir gerilim yaratır. Planı başarılı görünmesine rağmen, Ping-an hiçbir haz almaz. Yoldaşlarının katledilmesine tanık olan Ping-an terfisinin karşılığını anlar. Ping-an’in çelişen karakteri yalnızca Zhao’nun karakterinin değerini artırmaya yardımcı olmaz, aynı zamanda işitsel yönden boşlukları doldurmak ve hikayedeki bazı olayları anlatmak üzere filmin hikaye anlatıcısı ve ana sesi olarak davranır.




Luo’nun romanında Phoenix Dağlarında Zhao Zilong’un etrafını çevirmek zorunda olan Wei ordusunun gerçek komutanı Cao Cao’nun damadından türemiş Cao Cao’nun kız torunu olan bir başka hayali karakter hikayenin asıl kötü kişisidir. Üç Krallık dönemi çok eski Çin tarihindeki kadınlar da dahil olmak üzere herkes için fırsatların açık ve düşüncülerin özgür olduğu birkaç dönemden biri olduğundan Zhao Zilong’un karşısındaki Wei ordu komutanının erkek karakterden kadın karaktere dönüşümü savaşa sadece drama eklemekle kalmamış olup, aynı zamanda makbul mazerete dayanıyordu. Cao Ying küçük bir kızken, Zhao’nun Chanpbanbo savaşında büyükbabasının esaretinden kaçışı sırasında, gücüne ve cesaretine şahit olmuştu. Seneler sonra, hem büyükbabasının askeri stratejisinde, hem de planlarında başarılı olduktan sonra Cao Ying, sadece büyük babası Cao Cao’yu onurlandırmak için değil aynı zamanda ve daha önemlisi Wei’ye karşı bir başka askeri eylem hazırlığında bulunan Shu’nun ordusunun cesaretini kırmak için Shu’nun 5 Kaplan Generalinin hayatta kalan son generali Zhao Zilong’u yakalamak üzere bir tuzak planlar. Cao Ying hem kötü Cao Cao’nun kendisini hem de onun “ben kötü olacağıma, dünyanın kötü olması daha iyidir” öğretisini temsil etmektedir. İlk bakışta kalpsiz ve soğuk görünürken, filmin sonuna doğru Cao Ying’in adamlarını feda ederkenki tereddüt anı, onun tamamıyla kötü ya da sonunda ıslah edilemez biri olmadığı izlenimini bırakır.

Ruan Er karakteri, Changsanbo Savaşından sonra Zhao’nun büyük bir kahraman olarak ilk defa evine geldiğinde, memleketinde tanışıp aşık olduğu bir kadındı. Zamanında Konfüsyüsçü öğretileri savunan Ruan Er, erdemlerine ölesiye bağlıydı ve Zhao’nun memleketinde onun zaferden geri dönüşünü bekliyordu. Filmde şefkatin ve güzelliğin temsilcisi olan Ruan Er’in Zhao’yla olan aşk ilişkisi şüphesiz Zhao’nun hayatına romantiklik katıyordu ve göklere çıkarılan kahramanın insancıllaşmasına yardımcı oluyordu.



ROL DAĞILIM

Film yapımcısı, efsanevi kahramanının rol taksimini nasıl yapar? Daniel kendi Zhao Zilong’unu “The Warlords”, “House of Flying Daggers”, “Infernal Affairs” gibi filmlerin yıldızı Asyalı superstar Andy Lau’da buldu. Yönetmen bunu “Sadece Asya’da gişe hasılatı yüksek olan ve en çok sevilen süperstar olduğu için değil aynı zamanda görüntüsü, tavırları ve erdemleriyle büyük bir savaşçı rolüne uyduğundan, baştan beri Zhao Zilong rolünü oynaması için Andy’yi kafamda canlandırmıştım” diyerek açıklıyor. Daniel “Tıpkı Zhao Zilong gibi, Andy de fiziksel olarak etkileyici ve hem büyük bir savaşçının güvenini hem de bir kahramanın dürüstlük özelliğini taşıyor“ diye eklemede bulunuyor. Üç Krallık destanının büyük bir hayranı olan Andy nesillerdir Çinlileri etkileyen kahraman figürünü canlandırma davetine çok heyecanlanmış. Canlandırdığı karakterin gerçek duygularını anlamak için senaryonun üzerinde kafa yormanın yanı sıra Andy ayrıca, ünlü Çinli tarihçi Yi Zhongtian’ın Üç Krallığın önemli kişilerini analizi olan “Savoring the Three Kingdoms” gibi ek materyallerle çalışmak için gerekeni de yapmış. Ve filmde ihtiyacı olan yüksek derecedeki fiziksel performansa kendini hazırlamak için Andy yoğun vücut çalışması ve dövüş sanatı çalışmaları yapmış. Andy için en zorlayıcı olan şey, karakterin idealleri ve kesin amaçları olan canlı ve ateşli bir hiçten, kaybolan zaferleri ve bulanık amaçları olan bir büyük kahramana dönüştüğü zamanlar olan gençliğinden yaşlılığına Zhao’yu canlandırmak olmuş. Sonunda, Andy’nin performansı Daniel’den büyük bir övgü kazanmış. Yönetmen “Andy atı ustaca sürüp beceriyle mızrak kullandı ve aslanlar gibi dövüştü. Karakteri biçimlendirmek ve yorumlamak için kullandığı birçok yüz ifadesi ve hayal gücü beni şaşkına çevirdi. Andy filme elinden gelenin en iyisini kattı ve Zhao Zilong karakteri kesinlikle Andy’nin en iyi canlandırdığı rollerden biri oldu” diye belirtiyor. “Projemizde Andy’nin olması bizim için çok gurur verici ve seyircinin de çok memnun kalacağından eminim.”

Zhao’nun karakterine merkez olan bir diğer şey de Luo Ping’le olan kan kardeşliğidir ve Daniel’e göre Luo için aşikar seçim “CBS Martial Law” televizyon serisinden Sammo Hung’tur. Daniel “Sammo, hikayede Zhao’ya yaşça daha büyükmüş gibi davranmaya çalışan Luo Ping-an’ı oynamak için gereken ağabey vasıflarına sahipti. O sadece zamanımızın en büyük dövüş sanatı oyuncularından biri değil aynı zamanda olağanüstü dramatik bir oyuncudur” diyor. “Sammo’nun becerikli oyunculuğunun Zhao Zilong’un mahkumiyetine karşısında Luo Ping’in karışık duygularını ve karmaşık hislerini taşıyacağına güveniyorduk, böylece seyirci Ping-an’ın karakteriyle özdeşleşip akabinde duygularını paylaşacak ve sonunda Zhao’ya ihanetini affedeceklerdi.”

Kötü diktatör Cao Cao soyundan gelen Cao Ying karakteri “Die Hard 4”, “Mission Impossible 3” gibi filmlerde oynayan Maggie Q tarafından canlandırıldı. Daniel “Maggie’yle daha önce diğer filmim Dragon Squad’de birlikte çalıştım” diye anımsıyor. Yönetmen “Olağanüstü bir genç oyuncuydu ve bence Hollywood’da daha sonraki başarılarıyla doğruluğunu kanıtladığı büyük bir potansiyeli vardı” diyor. Daniel “Maggie safkan Çinliye benzemediğinden bazı endişeler vardı ama tarihsel olarak etnik gruplar arasındaki evlilikler Çinli familyadan olmayan saldırgan komşularla barışı resmileştirmek için genellikle Çinli hükümdarlar tarafından benimsenmiş evlilik suretiyle ittifakların stratejisi olduğundan, biz bunu hiç sorun olarak algılamadık” diye açıklıyor. “Maggie, karakteri oluşturmakla ilgili Mandarin lisanı, pipa (eski bir Çin müzik aleti) çalma, binicilik becerisi, temel dövüş sanatı ve kılıç dövüşü de dahil olmak üzere birkaç yeni hüneri çabucak ve pratik olarak öğrenmek zorunda olmasına karşın, Cao Cao gibi önemli bir kişinin varisini ve binlerce güçlü askerden oluşan orduyu yöneten komutanı oynayacak duruşu ve gücü de vardı.”

Üç Krallıktan en güçlü ve zeki hükümdar olan Cao Cao büyük bir karakterdi- büyük gücüyle birlikte gelen kötü ruhlu ve acımasız ve biraz da yalnızlık çeken biri; ve bu karakteri Çin sinemasının en seçkin aktörlerinden biri olan Damian Lau canlandırdı.

Çok yönlü ünlü oyuncu Yueh Hua, Shu Krallığının hükümdarı ve üç kankardeş Guan Yu ve Zhang Fei’den yaşça daha büyük olan Liu Bei rolünü canlandırmaktadır. Şeref ve alicenaplık uğruna itibarını yitirmemesi, en zayıf olduğu ve başarısız göründüğü günlerde bile yandaşlarının sadakatine sahip olması ve onları etkilemesiyle Liu Bei dikkate değer özellikleri olan biriydi.

Çin halkı tarafından sadakatin, adaletin ve ilah derecesine çıkarılmanın somut bir örneği olarak ölümsüzleştirilen, Liu Bei ve Zhang Fei’yle birlikte üç kankardeşin ikincisi olan Shu’nun 5 Kaplan Generalinden en ünlüsü olan Guan Yu için oyuncu bulmaya titiz bir ehemmiyet verildi. Daniel “Birkaç 10 yıllık göze çarpan üretken meslek yaşamı süresiyle ve düzinelerce filmleriyle Ti Liu efsanevi bir ödüllü oyuncudur. Bir oyuncu olarak sadece Guan Yu’nun heybetli gücünü değil, aynı zamanda bir insan olarak Guan Yu’yla uyan adilliğini de canlandırabiliyor” diye açıklıyor.

Chen Zhi Hui, Liu Bei ve Guan Yu’yla birlikte üç kankardeşin üçüncüsü ve Shu’nun 5 Kaplan Generalinden biri olan Zhang Fei rolünü oynadı. Zhang Fei, muazzam cesareti ve askeri üstün yeteneğiyle atak, kaba saba ve son derece sadık biriydi.

Çok büyük bir zihne ve aynı paralelde olmayan zekayla, Shu Krallığının başbakanı Zhuge Liang filmde önemli bir yer tuttu ve Pu Quan Xin tarafından canlandırıldı. Gözalıcı ve çok bilgili, deneyimli Çinli aktör Quan Xin, Üç Krallığın en büyük strateji uzmanını canlandırmak için bir beyefendinin zarafetine ve hoş tavırlarına sahipti.

Zhao Zilong’un altında hizmet veren dört generalden biri olan Deng Zhi rolünde “Black Mask 2” filminin yüksenlen yıldızı Andy On vardı. Daniel “Andy On diğer filmim Dragon Squad’de muhteşem dövüş gösterisi yaptı ve oyunculuk yeteneğini kanıtladı. Onda kahraman bir generali görebiliriz” diyor.

Wei’nin generali Han De ana yardımcı karakterdi ve Jackie Chan’ın “The Myth”, “New Police Story”, “Shanghai Noon”, Sung-su Kim’in “Musa the Warrior”, Tsui Hark’ın “Vampire Hunters” ve Donnie Yen’in “Iron Monkey” gibi filmlerinde rol almış olan, deneyimli dövüş sanatı yıldızı Yu Rongguang tarafından canlandırıldı.


ÇEKİM HİKÂYESİ
Gerçeklik için tüm film Çin’de ve stüdyo dışındaki mekanlarda çekildi. Mekanlar, büyük ölçekli krallıklar arası savaşları sahneye koymaya elverişli olabilecek ve büyüklüğünü ve destansı boyutunu gösterecek şekilde seçildiler. Hava şartları ara sıra meydana gelen kum fırtınaları, yağmur fırtınaları ve yoğun kar yağışlarıyla değişkendi. Yönetmen “Dondurucu ısı derecesi, göz kamaştırıcı güneş ve rahatsız edici rüzgardan dağılmış kum tüm ekibin dayanma gücünü sınamaya zorluyordu” diyor. Ana sahne Gansu’daki insan gözünün görebileceği uzaklığa dayanan Dunhuang sıradağlarında çekildi. Geniş alanda, çölün muhteşem ıssızlığında, bir dağın zirvesi eşitlendi ve zirvede Han Hanedanlığının muazzam eski bir tapınağının tıpatıp benzeri yapıldı.

Daniel ve yapım tasarımı ekibi, filmin yapım tasarımı üzerinde dikkatlice ve ayrıntılı olarak düşündüler. Yapım tasarımı kararlarını yönlendiren %100 tarihi gerçeklik değildi. Luo’nun romanında sadece kurgusal betimlemeler ve Üç Krallık dönemindeki kıyafetler ve silahlar üzerine çok kısıtlı güvenilir tarihi veriler olduğundan, hayal gücüne çok yer bırakmaktadır. Tasarımların Çin kültürel bütünlüğünü elinde bulundurduğunda ısrar eden Daniel, geleneksel Çin kültürü ve tarihi üzerine derin bilgisiyle dikkatli araştırmalardan çıkardığı bilinen tüm unsurları yenilemeye ve Üç Krallık döneminin ruh halini ve duygularını ifade eden görsel bir tarz geliştirmeye karar verdi. Nihai son, tarihi görünüşünden sıradan seyircinin görüşüne göre farklı olabilir ve her karakterin, özellikle de Zhao Zilong’un neye benzediğiyle ilgili zaten kendi ön yargılı görüşleri olan Üç Krallık destanı hayranlarının varoluşu doğal olarak şaşırtabilir.

Gerçek silahlardaki ve Luo’nun romanındaki tarihi unsurlara başvurulan akseuarlar, özellikle ana karakterlerin silahları, hayali tasarımların değişimiyle her biri anonim olan ve kişisel sahibinin/karakterinin tüm imajıyla uyuşması için daha kişisel ve benzersiz yapılan Zhao Zilong’un uzun mızrağı, Guan Yu’nun Ejderha yarım ay kılıcı, Zhang Fei’nin uzun kargısı ve Cao Cao’nun Şafak Tanrıçası kılıcı gibi, tüm silahlar tasarlanarak yapıldı. Tüm felsefe, gösteriye gerçeklik katmak için sahip olunan silahları mümkün olduğunca gerçek yapmaktı. Silahların bazıları, yeteri dayanıklılığı ve sağlamlığı iyice göstermesi için gerçek silahlar gibi çelikten yapıldı. Aslında, çekim esnasında Andy’nin kullandığı mızrak o kadar ağırdı ki, Andy onu iki eliyle birden taşımak zorunda kalmıştı.

Filmde silahlar ana aksesuarlar olduğu için, miğferler ve zırh takımları başlıca kostümlerdi ve ve kostümlerin tasarımları iki rakip krallık Wei ve Shu’nun orduları arasındaki önemli farklılıklarıyla ve her krallığın içindeki askerlerin rütbeleri ve mevkilerini yansıtan çeşitlilikle tarihi parçalardan esinlenildi.
Her generalin zırhı ve miğferi, aynı zamanda şahsi karakterlerinin eşsiz kişiliklerini yansıtmak üzere tasarımlanmıştı. Shu imparatoru tarafından hediye edilen Zhao’nun üzerindeki şık zırhtaki gibi, metal tabakalar zırhlı takımın üstlüğündeki parça tarafından kaplanmıştır (Batı Han Hanedanlığındaki geliştirilen bir teknik) ve altında altın metalik iplikle dokunmuş bir kat elbise yer alıyor. Göğüs kısmını, insanın hayatının bir rüya gibi geçtiği ve Zhao’nun ve diğerlerinin hayattaki amaçsız kovalamacalarında ve mücadelelerinde güç algılanan bir yergi gibi durduğu anlamına gelen bir sembol olan altın kelebek sembolü süslemektedir. Yaşlı general sahnelerinin çekiminde, saç ve makyaj bölümünde Andy inanılabilir 70 yaşındaki Zhao Zilong’a dönüşebilmek için, her gün iki saat yoğun bir saç ve yüz makyajına katlanmak zorunda kalıyordu. Biçim değiştirmeye yardım eden, görevi rüzgarın, kumun ve güneşin zorlamalarına rağmen, Andy’nin yaşlılık makyajınının gerçekliğini ve bütünlüğünü sağlamak olan, çalıştığı filmler arasında “300”, Jet Li’nin “Fearless” ve “The Warlord”u da bulunan Hollywood’un en ünlü prostetik uzmanı Mark Garbarino’ydu.

Filmin aksiyon sahneleri, Stephen Chow’un “Kung Fu Hustle”, Jackie Chan’ın “The Medallion” ve Jean Claude Van Damme’ın “Knock Off” gibi filmlerinin aksiyonlarını yöneten Sammo Hung tarafından tasarımlanıp, koreograflandı ve yönetildi. Sammo, gerçeklikle birlikte görsel yoğunluk için Daniel’in gereksinimlerini paylaştı. Yakın mesafedeki çarpışmalardan çok büyük meydan muhaberelerine kadar tüm aksiyonlar, eski Çin’in gerçek çarpışma tekniklerinin yaratıcı çeşitlemelerden uyarlanarak çizildi ve geniş hareketlerden muaf tutuldu. Daniel “Kendisi de büyük bir yönetmen olan Sammo, aksiyon sahnelerinden maksimum etkiyi elde etmek için kameranın nerede yer alması gerektiğini biliyor” diye belirtiyor. “Uzun silahlarla ilgili çarpışma sahneleri zor ve dikkat gerektiricidir ve hatta bu yüzden kümelenmiş süvari sınıfı sahneleri uzun silahlarla doludur. Rolleri için hazırlıklarda oyuncular başlıca at binme hünerlerini iyice öğrenmek ve hem ayakta hem de at sırtında güç savaşta kılıç dövüşünü yapmak için Sammo ve aksiyon ekibi tarafından dikkatlice eğitildiler. Aksiyon yönetmeni “Maalesef sonunda birkaç oyuncuda geçici eyer yarası oldu” diyor. Daniel “İşaretle değişen ordu düzeni sahneleri için eğitim, yüzlerce figüranın ahenk içinde oynamasını gerektiriyordu ve zorlayıcı bir iş olduğu kanıtlandı. Ve Sammo sanki bir ordunun generaliymiş gibi film setine kumanda ederek bunu başarıyla yönetti” diyor. Filmde baştan sona, aralarında düşme, şahlanma ve atlama gibi beceri gerektiren numaralar için önceden eğitilmiş 50 beceri atının da bulunduğu, 300’e yakın at değişik aksiyon sahnelerinin önemli bir kısmında rol aldı.

Çeşitli savaş sahnelerinde binlerce figüran rol aldı, yine de kalabalık kıtalar ve atlar, maksimum gerçekliği yaratmak ve varlıkları seyirciler için göze çarpmadan bir başarı ifade eden MIX FILMS tarafından düzenlenen bilgisayar grafik görüntüleriyle daha da genişletildi. Ayrıca, harita üzerinde karakterlerin manevralarını ve savaşların meydana geldiği yerleri göstermek için çeşitli KG çizilmiş haritaları sahne aralarına eklendi.

Filmde bir başka önemli rolü olan öge de, Daniel’ın uzun zamandır birlikte çalıştığı ve Dragon Squad, Star Runner, Jackie Chan’in Traces of a Dragon ve A Fighter’s Blues gibi filmlerin de müziklerini bestelemiş olan saygın müzisyen Hery Lai tarafından bestelenen müziktir. Filmde kullanılacak müziğin türüne ve temasına karar vermeden önce, Daniel Üç Krallık dünyasının filmde, modern çağın zihinleri ve gözleri tarafından izlenmek, yorumlanmak ve takdir edilmek için yeniden yaratıldığının altını önemle çizmiş. Sonuç olarak, dünya çapındaki tüm izleyicilerin kolaylıkla bağ kurabilmeleri için film boyunca orkestra müziğinin kullanılmasına karar verilmiş ve bu, duyguları ve ruh hallerini iletmek için çok uygun düşmüş.


FİLM YAPIMCILARI HAKKINDA

Daniel Lee (Yönetmen)
Doğma büyüme Hong Kong’lu olan Daniel Lee, aslında filmle bağlantılı değişik sanatlarla uğraşlarında kendine yer edindi. Daniel, ana dal olarak görsel iletişim üzerine öğrenim gördüğü Kanada Ontario’daki Windsor üniversitesinden mezun oldu. 1984 yılında üniversite eğitimini tamamlayıp Hong Kong’a döndüğünde, hem televizyon hem de beyazperde için film yapımları işine başladı. Daniel’in çalışmaları, renkleri, ışığı ve güçlü görsel efektleri işleme tarzındaki ustalığıyla tanımlanır.

Efsanevi dövüş sanatı film yönetmeni usta Chang Cheh’in adından yeni jenerasyonun en dinamik ve dikkate değer aksiyon yönetmeni olarak söz ettiği Daniel, ilk film çalışmasını yaratıcılığı ve özgünlüğünden dolayı kendisine övgüler kazandıran gerçeküstü sahneleri ve çığır açan sinematografisiyle klasik dövüş sanatı filminin harika bir güncellemesi olan “What Price Survival”la (1994) yaptı. Daniel daha sonra hem Avrupa hem de Amerikan pazarında çok büyük başarı kazanan Jet Li’nin aksiyon filmi “Black Mask”le (1996) yönetmeye devam etti. Daniel 1999 yılında, özellikle Japonya, Kore ve Çin’de olmak üzere dünya çapında büyük başarı kazanan Leslie Cheng, Takako Tokiwa ve Michelle Yeoh’un oynadığı romantik drama “Moonlight Express”i yönetti. Çok sevilen Asyalı yıldız Andy Lau’nun rol aldığı Daniel’in yönettiği “A Fighter’s Blue” 2000 yılında Hong Kong box-ofislerinde en çok para kazandıran filmlerden biri oldu. Daniel yapımcı Susanna Tsang’la ilk birlikte çalışmasını Steven Segal’in yapımcılığını üstlendiği ve Sammo Hung, Michael Biehn ve Maggie Q’nun rol aldığı çok uluslu süper aksiyon film “Dragon Squad”le yaptı.

Taewon Chung (Yapımcı)
Taewon Entertainment’ın kurucusu ve yürütücü yapımcısı Chung, Kore’nin sözü geçen yapımcılarından biridir. Chung kariyerine Paula Abdul, Michael Jackson ve Boyz II Men gibi uluslararası sanatçıların canlı performanslarını Kore’de sahneye koyarak başladı. Daha sonra, “The Lord Of The Rings Trilogy”, “The Golden Compass”, “The Mask”, “Scream”, “The Children of Heaven”, “Resident Evil Trilogy” gibi toplam 500’ün üzerinde filmi lisans edip vizyona sokarak kariyerine devam etti. Geçtiğimiz yıllarda, ayrıca “Hallelujah”, “Shall We Kiss?”, “Nowhere to Hide”, “Marrying the Mafia” serisi, “Shadowless Sword” gibi Kore filmlerinin yapımcılığını da yaptı. Diğer filmleri arasında “A Love”, “Swindler at My Mom’s House”la birlikte yakında gerçekleitirilecek olan “An Eye for an Eye” ve filmler “Bellybutton” bulunmaktadır. Taewon Entertainment 2008 baharında “Sex and The City”nin uzun metraj filmini Kore’de vizyona sokacaktır.

Chung Kore’de Oscar’a eşdeğerde olan Mavi Ejderha ödülüyle iki kere onurlandırıldı.

Susanna Tsang (Yapımcı)
Filmlere olan tutkusu tarafından yönlendirilen girişimci film yapımcısı Susanna 2004 yılında Visualizer Film Production Ltd.’i kurdu. Sammo Hung (Martial Law-2000), Michael Biehn (Terminator-1984), Simon Yam (Tomb Raider II-2003) ve Maggie Q’nun (Mission İmpossible 3-2006) rol aldığı çok uluslu süper aksiyon filmi “Dragon Squad” (2005) Susanna’nın dövüş sanatı ikonu Steven Segal’le birlikte yapımcılığını yaptığı ilk uzun metrajlı filmidir.

Sammo Hung (Aksiyon Yönetmeni)
Oyuncu, yönetmen ya da aksiyon yönetmeni olarak adının bulunduğu 140’ın üstündeki filmiyle modern Hong Kong sinemasının sözü geçen bir öncüsü olan Sammo Hung, uluslararası yıldızlar Yuen Biao, Michelle Yeoh, Andy Lau ve Cynthia Rohrock’un kariyerleini başlattığı Hong Kong film sektörünün çoğunluğundan “Ağabey” takma adını ve saygıyı kazandı.

Sınıf arkadaşları Jackie Chan ve Yuen Biao’nun yanı sıra, akrobasi ve dövüş sanatı da dahil olmak üzere çok değişik hünerler kazandığı Pekin Opera Okuluna devam etti. Orada, “Seven Little Fortunes” olarak tanınan Sifu Yuen’in opere grubunun bir üyesi olarak sivrildi.

Sammo Pekin Opera Okulunu bırakır bırakmaz dublör olarak film sektörüne girdi ve çabucak dublör koordinatörlüğüne ve aksiyon yönetmenliği görevlerine yükseldi. 1973 yılında Bruce Lee’nin “Enter The Dragon” filminin açılışını ilginçleştirmek için arkadaşı Lee’yle dövüşmeyi kabul edince, Sammo kamera önünde görünebilir bir sansasyon yarattı.

Birkaç yıl sonra, Golden Harvest Sammo’dan bitmemiş Bruce Lee filmi “Game of Death”e dövüş koreografı olarak gelmesini istedi. Lee tarafından daha önceden çekilmiş var olan sahneler dublör kullanılmış sahnelerle birleştirip böylece Lee’nin zamansız ölümünü takiben Lee’nin filminin tamamlanması sağlandı.

Sammo ilk yönetmenlik denemesini 1977 yılında “The Iron Fisted Mask”le yaptı. Ertsei yıl Sammo hem oyuncu hem de yönetmen olarak göründüğü komedi filmi “Enter The Fat Dragon”la arkadaşı ve Hong Kong’un en büyük yıldızı Bruce Lee’yi övdü. Jackie Chan’ın “Snake In Eagle Shadow ve Drunken Master”la birlikte bu iki film hızla Hong Kong sinemasının geçim kaynağı olan kung fu komedi türünü başlattı. Sammo ayrıca, oynayıp yönettiğ “Encounters Of The Spooky Kind” ve yapımcılığını yaptıpı “Mr. Vampire” filmleriyle komedi kung fu korku türünü yarattı ve yaygınlaştırdı.

1980’lerde, Sammo, toplu olarak Luck Stars olarak tanınan komedyenler ekibinin rol aldığı başarılı filmler serisinin ilki olan “Winners and Sinners”ı yönetti. Bu film her ikisi de Pekin Opera’dan sınıf arkadaşı olan Jackie Chan ve Yuen Biao’yla Sammo’nun işbirliğinin yalnızca ilk işareti olmayıp aynı zamanda o zamanın tüm Hong Kong’un gişe rekorlarını tarumar etmiştir. “Altın Üçlü” olarak tanınan Sammo, Jackie, ve Biao 80’li yıllarda birçok kez işbirliği yapmışlardır. Sammo’nun yönettiği bu filmlerden biri de, “Inside Kung Fu” dergisinin şimdiye kadar bir filmdeki en iyi dövüş olarak adlandırdığı, Jackie Chan’ın yenilmez kickbox sansasyonu Benny “The Jet”e karşı eşleştiği “Wheels on Meals” filmidir.

Sammo’nun yönettiği “Eastern Condors” filmini seyrettikten sonra Oliver Stone Hong Kong sinemasında yeni bir dalga başlangıç noktasını ifşa etti. Wong Kar Wai’nin art house dövüş sanatı filmi “Ashes Of Time”da aksiyon yönetmeni olarak çalışan Sammo bir kez daha sinema dünyasının dikkatini çekti. Daha sonra Sammo, her ikisi de Hong Kong film listelerinde en üst sırada yer alan bir çift film yönetti. Bu filmlerin ilki Jet Li’yle birlikte olan “Once Upon A Time In Chine And America” ve daha sonra da Jackie Chan’le birlikte olan “Mr. Nice Guy”dı. İkinci film zamanın en yüksek bütçeli Hong Kong filmiydi ve New Line Cinema’yla ortak yapımdı.

Bu filmlerden sonra, Sammo, yönetmen Tsui Hark’ın Jean-Claude Van Damme’lı yüksek bütçeli iki Amerikan filmi “Double Team” ve “Knockk Off”da özel aksiyon yönetmeni ve 2.ci ekip yönetmeni olarak çalıştı. Sammo, kendisine yeni serilerin en beğenilen yıldızı dalında televizyon rehberi adaylığı kazandıran CBS’nin en tutulan dizisi “Martial Law”da oynayarak Hollywood’la işbirliği yapmaya devam etti.

Gwenyth Paltrow/Mike Myers filmi “A View From The Top” filminde dövüş koreografı olarak çalıştıktan sonra Sammo, Claire Forlani’nin de rol aldığı doğaüstü aksiyon komedi “The Medallion”ın aksiyon yönetmeni olarak eski arkadaşı Jackie Chan’la birlikte yeniden bir araya geldi.

Tony Cheung Tung Leung (Görüntü Yönetmeni)
1963 yılında Hong Kong’da doğan Tony sinema sektörüne 1981 yılında ışıkçı olarak girdi ve 10 yıl içinde 1992 yılında Locarno Film Festivalinde Altın Leopar ödülü kazandıran “Autumn Moon” filminde fotoğraf direktörü olarak başarıya ulaştı.

Tony’nin başlıca filmleri arasında Jet Li’nin oynadığı “Black Mask”, Andy Lau ve Tonu Leung’un rol aldığı “Island of Greed”, Michael Wong’un rol aldığı “Beast Cops” ve Daniel Lee’nin yönettiği “What Price Survival” bulunmaktadır.

1994 yılında “What Price Survival” Hong Kong Film Festivalinde “En İyi Fotoğraf Direktörü” dalında aday gösterildi.

Tony, 1998 yılında Dennis Rodman’ın rol aldığı “Simon Fez” filmini 2.ci ekip fotoğraf direktörü olarak tamamladı.

1999 yılında “Beast Cop” Hong Kong Film Festivalinde “Yılın En İyi Filmine” aday oldu.

Horace Ma Kong Wing (Yapım Tasarımcısı)
Reklam filmi tasarımı, sanat ve ürün tasarımından bilgisayar animasyonu ve digital efekte kadar tasarımın farklı alanlarındaki eğitim geçmişiyle, sanat tasarımı, set tasarımı ve çizimin yanısıra aksesuar tasarımlarındaki ustalığıyla hem Yapım Tasarımcısı hem de Sanat Yönetmeni olarak Horace film, televizyon dramaları ve televizyon reklamlarının yapımlarında 20 yılı aşan bir deneyime sahiptir. Horace 1995 yılında Stanley Kwan’ın yönettiği “Rouge” filmiyle “En İyi Sanat Yönetimi” dalında Altın At ödülünü kazandı ve yapımcılığını Matthew O’Connor’ın yönetmenliğini Kevin Connor’ın yaptığı “Marco Polo” (2006), yönetmenliğini Sergey Bodrov’un yaptığı “Mongol” (2006), yönetmenliklerini Daniel Lee’nin yaptığı “Dragon Squad” (2005), “Star Runner” (2003), “A Fighter’s Blue” (2000), yönetmenliğini Marco Serafini’nin yaptığı “House of Harmony” (2004), yönetmenliğini Sammo Hung’ın yaptığı “Once Upon A Time In China and America” (1997) ve “A Nice Guy” (1994), yönetmenliğini Stanley Tong’un yaptığı “Project S” (1994), yönetmenliklerini Gordon Chan’ın yaptığı “Okinawa Rendezvous” (2000), “Thunder Bolt” (1995), “First of Legend” (1994), “Long and Winding Road” (1994), “Game Kids” (1992), “King of Beggars” (1992), “Fight Back to School” (1990) ve yönetmenliğini Jackie Chan’in yaptığı “Police Story 2” (1987) filmlerinde yapım tasarımcısı olarak görev aldı.

Henry Lai (Besteci)
Müzisyen, müzik yapımcısı ve kompozitör olan Henry ilk bestesini Aaron Kwok’un rol aldığı “The Kung Fu Scholar” (1994) için ve daha sonra da “Naraka 19” (2007), “Heavenly Mission” (2006) gibi bir çok filmin müziğini yaptı. Henry, “What Price Survival” (1994), “Till Death Do Us Part” (1998), “Moonlight Express” (1999), “A Fighter’s Blue” (2000), “Star Runner” (2003), “Dragon Squad” (2005) gibi birçok filmde Daniel Lee ile birlikte çalıştı.

ETİKETLER:

haber

http://www.radikal.com.tr/8947948947940

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yazılmamış.