scorecardresearch.com

Ya evde yoksan!

Ya evde yoksan!
Alphan Eşeli, ilk uzun metrajı 'Eve Dönüş: Sarıkamış 1915'te 'savaş' halini psikolojik bir gerilimle anlatıyor. Film gerilim atmosferini kurmadaki başarısıyla yönetmen adına sinemaya iyi bir başlangıç.
Haber: ŞENAY AYDEMİR - senay.aydemir@radikal.com.tr / Arşivi

Memleketin sinemada savaş meselesiyle imtihanı çok az istisna dışında ‘vatan, millet, sakarya’ tekerlemesinin ötesine geçmez. Bu toptancı yaklaşım filmlerdeki karakterleri silikleştirirken (Çanakkale 1915, Taş Mektep); kimisi de meselenin tarihselliğiyle hiç ilgilenmediği için karakterleri karikatüre dönüştürür (Çanakkale Çocukları). Uğur Yücel’in ‘Yazı/Tura’sı ve Levent Semerci’nin ‘Nefes’i yakın dönemin çatışma ortamını karakter odaklı ve siyasal alt metinleri de olan bir yaklaşımla ele alarak kendilerini ayrı bir yere koymayı başarmıştı. Video ve reklam filmleriyle tanınan Alphan Eşeli’nin yönettiği ve senaryosunu Serdar Tantekin ile birlikte ele aldığı ‘Eve Dönüş: Sarıkamış 1915’ i de Türkiye sinemasının ‘savaş’ başlığı altında kendisine özel bir yer edinecek gibi görünüyor.
Film, 90 bin askerin ölüme sürüldüğü Sarıkamış Harekâtı’nın hemen ertesinde geçiyor. Zorlu hava koşulları altında ve artık Rus toprağı olan bölgeden eve dönmeye çalışan bir kadın (Gül), bir çocuk (Nihan) ve bir adamla (Saci) tanışıyoruz önce. Kadın ve çocuğun önemli birisinin yakınları olduğunu anlamamız uzun sürmüyor. Aynı şekilde adamın da onlara refakat eden ve bir tür devlet görevlisi olduğunu öğreniyoruz. Fırtına sırasında bir köye sığınmak zorunda kalan bu üç kişi, Ruslardan kaçan genç bir çift ve bir şekilde hayatta kalmayı başarmış iki Osmanlı askeriyle birlikte eve dönmenin yollarını arıyorlar...
‘Eve Dönüş’, savaşın kendisinden çok, insanlar üzerindeki tahribatı ve hayatta kalma arzusunun sınırlarının nerelere kadar genişleyebileceğiyle ilgileniyor ve bunu da büyük oranda başarıyor. Devlet (Gül, Nihan ve Saci), halk (Ali ve Zeynep) ve askeri (Sami, Mahmut) büyük bir belirsizliğin içinde her şeyden yoksun olarak yan yana getiren Eşeli, farklı sınıflara mensup bu insanların hayatta kalma içgüdüleri üzerinden oldukça başarılı bir gerilim kuruyor. Bütün hikâyenin, her köşesinden savaşın yok ettiği insanlara ait cesetlerin çıktığı, çatışmalar yüzünden harabeye dönmüş bir köyde geçiyor olmasını, küçük bir Osmanlı prototipi olarak yorumlamak zorlama olmaz sanırım. ‘Eve Dönüş’ün en büyük kusuru, finale doğru gerçekleştirilen geri dönüşteki rahatlama duygusu. Bu bölüm filmin geriliminin etkisini bir anda azaltırken; izleyicinin Sami karakteriyle ilgili fikir yürütme şansını da elinden alıyor.
Uğur Polat ve Nergis Öztürk’ün kalitelerini burada da konuşturduğunu belirtelim. Ama filmin parlayan ismi ise yalnızca hayatta kalmak ve evine dönmek isteyen Onbaşı Sami’yi canlandıran Serdar Orçin. ‘Eve Dönüş’ zor bir işe kalkışıp bunu belirli bir noktaya kadar taşırken, yeni filmlerini merakla bekleyeceğimiz bir yönetmeni de müjdeliyor.

http://www.radikal.com.tr/112422611242260

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yazılmamış.