'Yabancı' tartışması kapıda!

'Yabancı' tartışması kapıda!
'Yabancı' tartışması kapıda!
Altın Koza'da ilk günün üç filmine bakılırsa yarışma 'dolu' geçecek. Bu filmlerden 'Yabancı'nın bolca tartışılacağını öngörmek pek de zor değil
Haber: MURAT ÖZER - cinemozer@gmail.com / Arşivi

Altın Koza’yı Fatih Akın’la açtıktan sonra, ikinci günde yarışma filmleriyle haşir neşir olmaya başladık. Gösterimleri dört güne yayılmış 14 film, festival sonuna kadar yoğun bir mesai içine girmemize vesile olacak, ‘yarışma dışı’ filmlere göz atmamıza pek imkân tanımayacak anlaşılan.
Yarışma üç filmle açıldı; Zeki Demirkubuz’un daha önce ticari gösterime girmiş Dostoyevski uyarlaması ‘Yeraltı’, Belmin Söylemez’in İstanbul ’da yarışmış ilk uzun metrajlı kurmacası ‘Şimdiki Zaman ’ ve ilk kez Adana’da görücüye çıkan Filiz Alpgezmen imzalı ‘Yabancı’.
Demirkubuz’un, Dostoyevski’nin ‘Yeraltından Notlar’ını serbestçe uyarladığı ‘Yeraltı’ üzerine uzun cümleler kurmaya gerek yok, zamanında epeyce yazıldı çizildi zaten. Yönetmenin, Albert Camus’nün ‘Yabancı’sından uyarladığı ‘Yazgı’dan uzun yıllar sonra ‘yol gösterici’ yazarı Dostoyevski’yi beyazperdeye taşıdığı yapım, festivalin ilk yarışma filmi olmasıyla birlikte, neredeyse her dalda iddialı bir çalışma kuşkusuz. Özellikle Engin Günaydın, ‘bambaşka’ performansıyla ‘en iyi erkek oyuncu’ ödülünün liste başı ismi olmayı hak ediyor, tıpkı İstanbul Film Festivali’nde olduğu gibi. Nihal Yalçın ve Nergis Öztürk de ‘en iyi yardımcı kadın oyuncu’ dalını cilalayp parlatan kompozisyonlar sergiliyorlar. Yalçın’ın, Yeşim Ustaoğlu filmi ‘Araf’ta da dört başı mamur bir oyunculuk gösterisi sergilediği düşünülürse, bu dalda bir adım önde olduğu bile söylenebilir, henüz birçok filmi izlememiş olsak da.

İki farklı görüş
İstanbul Film Festivali’nde yarışmış olmasına rağmen bizim için günün ilk taze filmi olan ‘Şimdiki Zaman’, belgeselleriyle Türkiye ’nin nabzını tutmayı başaran Belmin Söylemez’in ilk uzun metrajlı kurmacası. Önceki filmi ‘Bu Ne Güzel Demokrasi’yle belgesel disiplininde ulaştığı noktayı mükemmelen gösteren Söylemez, senaryosunu Haşmet Topaloğlu’yla birlikte yazdığı ‘Şimdiki Zaman’la kurmacaya da iyi bir giriş yapıyor bize sorarsanız. Klişe tabiriyle ‘bir kadın hikâyesi’ anlatan sinemacı, kaybolmuş bir ruhun kendini yeniden tanımlamaya çalışması diye yorumlayabileceğimiz yapısıyla bizi etkilemeyi başaran filmiyle hedefine ulaşırken, yarattığı atmosfere ilk andan finale kadar sadık kalıyor, görsel-işitsel bütünlüğü zedeleyecek hamlelerden de kaçınıyor.
Hikâyesini ‘fal’ yardımıyla dillendiren Söylemez, başkalarının fincanlarında kendi falına bakan genç bir kadının dünyasına sokuyor bizi. Hayatla, çevresiyle ve kendisiyle hiç bitmeyen bir çatışma yaşayan başkarakterin umutlarının ya da umutsuzluğunun karşılığına dönüşüyor burada fal. İstanbul’da ‘en iyi kadın oyuncu’ ödülüne uzanan Sanem Öge ile Şenay Aydın’ın ‘kayıp ruhlar’ kompozisyonları, yönetmenin anlatısını zenginleştiren en önemli unsurlar olarak öne çıkıyorlar filmde. Falın ‘kadercilik’ algılanışını ters köşeye yatırıp gerçekçi bir düzleme oturtmasıysa ‘Şimdiki Zaman’ı nazarımızda ‘özel’ bir film yapmaya yetiyor. Ödül gecesinde bu ekibin sahneye çıkma şansının yüksek olduğunu da belirtelim.
Yarışma takviminin ilk gününün son filmiyse festivalin yepyenilerinden ‘Yabancı’ydı. Adana doğumlu Filiz Alpgezmen, iki farklı filmin karışımı gibi duran ilk kurmacasıyla bizi de iki farklı görüş çatışmasına sokuyor. Fransa’da doğup büyüyen genç bir kadının, vatandaşlıktan çıkarılmış devrimci babasının ölümünün ardından onu memleketinde defnetme çabasını izliyoruz filmde. Türkiye’nin bugününe, insanına ve bürokrasisine ‘uzak’ bir bakış attığını düşündüğümüz Alpgezmen, kimi ‘doğru’ saptamalarda bulunsa da, bunları ‘tek boyutlu’ bir bakış açısıyla yansıtarak bindiği dalı kesiyor bize sorarsanız.
Kendini ‘korku’yla ifade eden toplumun bir kesiminin İslamcı kitleye yaklaşımını yanlış tespitlerle sunmuyor aslında sinemacı. Ama her şeye siyah ve beyaz kavramlarıyla bakıyor, grilerden arındırıyor büyük resmi. Bu keskinliğin bir tercih olduğunu kabul ediyoruz, ancak daha önce birçok örnekte gördüğümüz ve eleştirdiğimiz ‘kabalık’la vücut buluyor bu tercih. Sezin Akbaşoğulları ise, ‘başka bir kadın’ havasıyla çok isabetli bir ‘yabancı’ seçimi, buna kuşku yok. Genç aktris, karakterinin ‘uzaylı’ özelliklerini en doğru açılardan yansıtırken, hikâyenin hiç bitmeyen çatışma halini de kendi bedenine hapsediyor adeta. Bu filme dair son sözümüz, ‘Yabancı’nın bolca tartışma yaratacağı olacak; bunu öngörmek pek de zor değil!
Sonuç olarak, Altın Koza’da ilk yarışma günü, beklendiği gibi ‘dolu’ başladı diyebiliriz rahatlıkla. Geçen yılki düş kırıklıklarını 19. festivalde yaşamayacağız gibi görünüyor. Erken konuşmamakta fayda var yine de...

‘Kötümser değil gerçekçiyiz’
Fransa’da doğup büyüyen genç bir kadının, vatandaşlıktan çıkarılmış devrimci babasının ölümünün ardından onu memleketinde defnetme çabalarını anlatan ‘Yabancı’nın Türkiye prömiyeri önceki akşam Adana’da yapıldı. Filmin Adana doğumlu yönetmeni Filiz Alpgezmen, gala sonrası soruları cevapladı. Alpgezmen, filmin Türkiye toplumuna yaklaşımıyla ilgili bir soruya “Türkiye’nin iyi bir dönemden geçmediğini düşünüyorum. Ama kötümser değiliz, gerçekçiyiz. Bunu da filmde anlattık” diye cevap verdi.