Yahudi James Bond, Arap Eminem'e karşı

Yahudi James Bond, Arap Eminem'e karşı
Yahudi James Bond, Arap Eminem'e karşı
Filmin yönetmeni, senaristi, baş oyuncusu Adam Sandler kendini rolüne adadı. İbranice ders aldı, ağırlık kaldırdı, koştu, abur cubur yemedi, kuaförler nasıl davranır, makas nasıl tutulur öğrendi. Filmde rol alacak 175 İsrailli ve Arapları bulmak için İsrail - Filistin'e, New York - Anaheim, Los Angeles - Ortadoğu arasında mekik dokundu

 

FİLMİN FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYIN

BERABER BARIŞTIK BİZ BU NEW YORK'TA  UĞUR VARDAN'IN YAZISI İÇİN TIKLAYIN

KAHKAHASI BOL HASSAS BİR MEVZU ERMAN ATA UNCU'NUN YAZISI İÇİN TIKLAYIN

HAFTANIN DİĞER FİLMLERİ İÇİN TIKLAYIN

 ZOHAN'A BULAŞMA

Tür :
Aksiyon / Komedi
Yönetmen :
Dennis Dugan
Senaryo :
Adam Sandler, Judd Apatow, Robert Smigel
Oyuncular :
John Turturro, Adam Sandler, Rob Schneider, Emmanuelle Chriqui, Nick Swardson, Lainie Kazan, Dave Matthews
Yapımcı :
Adam Sandler, Jack Giarraputo
Görüntü Yönetmeni :
Perry Andelin Blake
Müzik :
Rupert Gregson-williams



FİLMİN KONUSU



İsrailli komando Zohan Dvir (Adam Sandler) ülkesindeki en ünlü anti-terörist olduğu için Ünlü Zohan olarak anılmaktadır. Çok yetenekli ve görünüşe göre yenilmezdir. Ünlü Zohan düşmanlarıyla çatışmada olduğu kadar, ki bunların arasında baş düşmanı Filistinli Fantom da bulunmaktadır (John Turturro), kadınlar konusunda da marifetlidir. Ama Ünlü Zohan’ın bir sırrı vardır: Ülkesini ne kadar sevse de, tüm bu savaşlardan yorulmuştur. Bu yüzden de, ordudan kurtulup, kuaför olarak yaratıcılılığını ortaya koyabilme fırsatı aramaktadır. Ne var ki, teröristlerle savaştığı sürece bu rüyasını gerçekleştirmesi imkansızdır. Genç adam, geceleri, yatağının altında sakladığı 1987 Paul Mitchell saç modelleri kitabındaki resimlere bakarak uyuyana kadar ağlar.



Ünlü Zohan, Fantom tekrar ortaya çıktığında beklediği fırsatı elde eder: Düşmanını yok etmek yerine, kendini ölmüş gibi göstererek kaçar ve Fantom’un onu nihayet alt ettiğine inanıp sevinmesine izin verir. Bir New York uçağına kaçak olarak bindiğinde, üzerindeki kıyafetler ve hayalinden başka hiçbir şeyi yoktur. Ünlü Zohan kargo bölümüne saklanır. Yol arkadaşları ise Scrappy ve Coco adlı köpeklerdir.



Ünlü Zohan’ın ilk durağı Paul Mitchell kuaför salonu olur. Burada ilk gizli kimliğine bürünür: “Scrappy Coco”. “Scrappy” işe alınır ama modası geçmiş yöntemleri alay konusu olur. Ancak, Ünlü Zohan’ın dünyayı ipek gibi yumuşak yapma gayretini hiçbir şey durduramaz.



Bir trafik kazasının ardından, pısırık Michael’ı (Nick Swardson) savununca, Ünlü Zohan kalacak bir yer bulur: Michael ve annesi Gail’in (Lainie Kazan) Brooklyn’deki dairelerinin üst katına yerleşir.



Ünlü Zohan daha ilk gecesinde ilk Amerikan diskosu deneyimini yaşar. İsminin Scrappy Coco olduğunda ısrar etse de, onu görür görmez tanıyan İsrail göçmeni hemşerisi Oori tarafından gerçek kimliği anlaşılır. Oori, Ünlü Zohan’ın sağ olduğuna ve New York’ta yaşadığına inanamaz. Oori, Ünlü Zohan’ın kimliğini sır olarak saklayacağına söz verir.



Ünlü Zohan gittiği her salon tarafından reddedilince, Oori’yi elektronik dükkanında ziyaret eder. O semtte İsrailliler ile Filistinlilerin iç içe ve nispeten sorunsuz yaşadığını görünce çok şaşırır. Oori, Ünlü Zohan’ın mesleğe adım atması için uygun bir yer bilmektedir: Genellikle yaşlıların gittiği, oldukça köhne bir salon vardır ama bir de sorun vardır: Bu dükkan caddenin Arap tarafında yer almaktadır. Ünlü Zohan başlangıçta tereddüt eder; buraya savaştan kaçmak için gelmiştir de bir Filistinli için çalışabilir mi gerçekten? Salonun sahibi Dalia’nın da (Emmanuelle Chriqui) kendince tereddütleri vardır. Ne de olsa, “Scrappy Coco”nun hiç saç kesme deneyimi yoktur. Hayalinin peşindeki Ünlü Zohan inat eder ve Dalia da razı olur. “Scrappy Coco” ücret almayacak ve sadece yerleri süpürecek olsa da, istediği yola adım atmıştır…



…ve Dalia’nın kuaförlerinden biri habersizce işi bırakınca, genç adam beklediği fırsatı yakalayacaktır. Koltuğa oturan ilk müşterisinde, Ünlü Zohan isteneni verir. Sadece eski Paul Mitchell kitabındaki kesim modellerini yapabiliyor olsa da, seksi konuşmalarından ve performansından etkilenen müşterisi ortaya çıkan sonuca bayılır. Ünlü Zohan’ın hayali kaderidir. Çok geçmeden New York’un yaşlı kadınları arasında şu sözler yayılır: Scrappy Coco’ya gidin; memnun ayrılacaksınız.



Ünlü Zohan için her şey harika gitmektedir. Dünyayı ipek gibi yumuşak yapma hayalini yaşamaktadır. Müşteri sayısı her gün artmaktadır. Bu sayede Dalia binanın yeni sahibinin istediği fahiş kirayı ödeyebilecek duruma gelir. Hatta Ünlü Zohan ile Dalia arasında bir yakınlaşma bile başlar. Ama bela yoldadır.



Eski komandoya uzun süredir kin besleyen Filistinli taksi şoförü Salim (Rob Schneider), Ünlü Zohan’ı tanır ve onu yok etmeye karar verir. Birkaç başarısız girişimden sonra, Salim, Fantom’a Ünlü Zohan’ın hâlâ hayatta olduğunu bildirir. Ünlü terörist çok geçmeden New York uçağındaki yerini almıştır.



Ünlü Zohan için bu bir felakettir: Fantom’dan korktuğu için değil, Amerika’ya savaşı geride bırakmak amacıyla geldiği için. Fakat tahmin etmediği şey, Fantom’la güçbirliği yapmak zorunda kalacağıdır çünkü yaşadığı semti paramparça etmekle tehdit eden ortak bir düşmanları vardır.



YAPIM HAKKINDA



Kuaför olma hayalini gerçekleştirmek için anti-terör grubundaki görevinden vazgeçen İsrailli sıkı asker Zohan fikri Adam Sandler’ın aklına yıllar önce geldi. Aktör bu karakteri senaryoya nasıl dönüştürebileceğini hemen çözdü. İki iyi arkadaşıyla işbirliği yapacaktı. Bunlardan biri “Saturday Night Live”daki meslektaşı Robert Smigel (ki kendisi Conan O’Brien programının ilk başyazarı ve Triumph the Insult Comic Dog ile “TV Funhouse”un yaratıcısıdır), diğeri ise bir zamanlar oda arkadaşı (şimdi de komedinin önde gelen isimlerinden) olan Judd Apatow’du.



“Zohan’a Bulaşma” yazarların aşina olduğu bir alandı. Birkaç yıl boyunca ‘Saturday Night Live’ (SNL) adlı program için skeçler yazmış olan Smigel, “İsrailliler hakkında yazma merakım ‘Saturday Night Live’da başladı” diyor ve ekliyor: “Tuhaftır ki Adam’ın programda yer aldığı ilk skeç olan ‘The Sabra Shopping Network’, İsrailliler hakkında yazdığım ilk skeçti”.



“Zohan’a Bulaşma” aynı zamanda Sandler’ın köklerine dönüşünü de yansıtıyor çünkü aktör kariyerinin başlangıcında hem “SNL”de, hem de sinemada yabancı kökenli, biraz çılgın ve esnek karakterler canlandırmıştı. “Adam’ın izleyici kitlesi onun kendisine yakın karakterleri oynamasına alıştı” diyen Smigel, şunu da ekliyor: “Ama Zohan kolsuz şınav çekebilse de, hâlâ, Adam gibi biraz sarsak ve kırılgan”.



Yönetmen Dennis Dugan’a göre, “Zohan’a Bulaşma” Ünlü Zohan’ı aynı derecede güçlü ve dirençli bir rakiple karşı karşıya getiriyor. Bir terörist olan Fantom adındaki bu rakibi John Turturro canlandırdı. “Ali ve Frazier, Celtics ve Lakers takımları, Yankees ve Boston takımları, Ünlü Zohan ve Fantom… Bunlar ezeli rakipler” diyor Dugan.



Filmin çıkış noktası dünya arenasında en can sıkıcı sorunlardan biri olsa da, yapımcıların birinci amacı komedi yaratmaktı. Yine de, Happy Madison ailesinin sevilen üyelerinden biri olup, filmde Filistinli taksi şoförü Salim’i canlandıran Rob Schneider, ele alınamayan bir sorunu en iyi ele alma yönteminin komedi olabileceğini söylüyor: “Komedi insanları bir araya getiriyor. Ünlü Zohan çok komik; öyle komik ki umarım insanlar bir adım geriye gidip beraberce gülerler”.



Filmde ayrıca ekibin eski ve yeni arkadaşlarının çok komik küçük rolleri var: “I Now Pronounce You Chuck & Larry”de de rol almış olan Dave Matthews ve Kevin James, bir kez daha Sandler’la bir araya geliyorlar. “Let’s Get Ready to Rumble”ın sunucusu Michael Buffer filmde özel bir rol üstleniyor. Tüm zamanların en çok satan kadın sanatçısı, (aynı zamanda bu yılın başlarında bir solo sanatçı tarafından en çok 1 numaraya çıkan sanatçı olarak tarih yazan) Mariah Carey de, filmde, kendisini (ve gerek İsraillilerin gerek Arapların idolünü) oynuyor. Carey’nin “E=MC2” albümünün üçüncü şarkısı “I’ll Be Lovin’ U Long Time” da filmde yer alıyor.



Ama konuk roller bununla bitmiyor. Diğer sürprizlerin yanında, filmde Kevin Nealon, John McEnroe, ‘The Facts of Life’da Mrs. Garrett’ı canlandırmış olan Charlotte Rae, ve Akademi başkanı Sid Ganis de rol alıyor. “Artık, sırf Sid’in tarafsız görünebilmesi için Oscar adaylığı alamayacağız” diyor Smigel.



Sandler’la daha önce hit yapımlar “Happy Gilmore”, “Big Daddy” ve “I Now Pronounce You Chuck and Larry”nin yanı sıra, Happy Madison projesi “The Benchwarmers”da ve bir çok sinema ve televizyon programında birlikte çalışan Dennis Dugan, “Zohan’a Bulaşma”da ciddi ile komiği birleştirdi.



“Benim görevim topu havalandırmak ki Sandler smaç vurabilsin” diyen Dugan, sözlerini şöyle sürdürüyor. “İkimiz aynı frekanstayız. Ben onun film için vizyonunu anlamaya çalışıyor ve bunun hayata geçmesini kolaylaştırmak için tüm departmanlarla işbirliği yapıyorum. Artık birlikte beş film yaptığımız için, ne istediğini biliyorum; bilmek tahmin etmeye çalışmaktan kolay”.



Smigel ise, “Daha 12 yaşındayken bile Dennis Dugan’ın şimdiki enerjisinin yarısına sahip değildim” diyor ve ekliyor: “O inanılmaz biri. Benimle sırrını paylaşarak bunun kasıtlı olduğunu söyledi. Biliyor ki o havlu atarsa, herkes atacak. Onun örnek oluşturması gerekiyor. Ayrıca, sette beni her gün güldürdü. Belki bu kadar kazanamaz ama onun bir komedi kulübünde gösterisini izlemek isterdim”.



Dugan’ın buna yanıtı ise şöyle: “Uzun süre oyunculuk yaptım. Bu yüzden, benim teorim şöyle: Birçoğu oyuncu-komedyen olan oyuncularımı ne kadar rahat ettirebilirsem, onlara ne kadar ev ortamı yaratabilirsem, o kadar komik olacaklardır. Dolayısıyla, ne kadar yorgun olursam olayım ya da ne kadar uzun saatler çalışırsam çalışayım, hep yorgun değilmiş, kızgın değilmiş ve huysuz değilmiş gibi yaparım. Bu şekilde, oyuncular, setin çalışabildikleri, güvende ve özgür olabildikleri güzel bir yer olduğunu hissederler. Yaptığım her şey buna yöneliktir çünkü nihayetinde her şey ‘Motor’ dediğinizde ne olacağına bakar”.



OYUNCU SEÇİMİ


Adam Sandler, Zohan’ı canlandırmaya karar verdiğinde kendini rolüne adadı. “Sandler çok ama çok çalıştı. Dört ay boyunca deniz komandolarıyla birlikte eğitim aldı” diyor Smigel ve ekliyor: “Ağırlık kaldırdı, kilometrelerce koştu, mekik çekti, abur cubur yemedi. Onu daha önce hiç bu kadar mutlu görmemiştim”.



Sandler, ayrıca, İbranice aksanına da çalıştı. Bu konuda İsrailli senaryo süpervizörü Ronit Ravich-Boss’tan yardım aldı. Sandler’a telaffuz ve kelime kullanımı konularında yardım eden Ravich-Boss, çevrede olması faydalı biriydi. Dugan bu konuda, “Bazen Adam, Ronit’e bir kelimenin İbranicesini soruyordu. Bu, telaffuzu bize komik gelen bir kelimeyse Adam onu kullanıyordu” diyor.



Sandler’ın bir başka danışmanı da eskiden İsrail ordusunda asker olan şimdi de Los Angeles’ta bir kuaförde çalışan Eytan Ben-David’di. Ben-David, Sandler’la buluşup ona kuaförler nasıl davranır, makas nasıl tutulur, saç nasıl sarılır gibi konularda tüyolar verdi.



Öte yandan, Ünlü Zohan’ı canlandırmak saç spreyi ve şampuandan ibaret değildi. Sandler anti-terör komandosunu oynamak için müthiş form tuttu. Sandler’ın diğer kilit danışmanlarından biri de, “Spider-Man 2”, “Spider-Man 3” ve “Sky High”da görev almış olan dublör koordinatörü Scott Rogers’dı. Dugan’ın da belirttiği gibi, Scott, Ünlü Zohan’ın olağanüstü becerilerini öne çıkarmaktan sorumluydu. “Olabildiğince taze soluklu ve orijinal tehlikeli sahneler yapmak istedik” diyor Dugan ve ekliyor: “Bunların Jackie Chan tarzında olduğu gibi komedi içerikli değil, gerçek, şiddetli, korkutucu ve fazlasıyla dehşet verici olmasını, ve olabildiğince Ünlü Zohan tarafından gerçekleştirilmesini istedik”.



Smigel, Sandler’ı role gerçekten çeken şeyin ne olduğunu bildiğini düşünüyor: “Bence üzerinde tişört yokken hâlâ güzel görünebildiği bir yaşta bunu yapmak istedi”.



En başından itibaren Sandler filmlerinin sadık bir oyuncusu olan Rob Schneider ise şunu ekliyor: “Adam gerçekten sıkı bir araştırma yaptı ve çok elle tutulur bir şey buldu. Bu rolü tüm dünyada Adam Sandler’dan başka oynayabilecek biri olduğunu sanmıyorum. Performansında gerçek bir keyif var; hayatında hiç bu kadar eğlenmemiş olduğunu görebiliyordunuz”.



John Turturro ise şu yorumu yapıyor: “Adam ve Happy Madison ekibiyle çalışma fırsatı bulmak beni her zaman mutlu eder. Adam herkesin mutlu olmasını ve setin iyi bir çalışma ortamı sunmasını sağlamak için elinden geleni yapar. Bazen her şeyi boşverip biraz eğlenmek güzel oluyor”.



Daha önce “Mr. Deeds” ve “Anger Management”ta Sandler’la karşılıklı oynamış olan Turturro, bu filmde Fantom’u canlandırıyor. Turturro, “Fantom, Zohan’ın karşıtı. Zohan, Fantom’un terörist olduğunu söylüyor ama Fantom kendini Zohan’a ve İsraillilere karşı Arapların özgürlük savaşçısı olarak görüyor”.



Zohan’ın kendini ölmüş gibi gösterdiği büyük çatışmadan sonra, nihayet baş düşmanını hakladığını düşünen Fantom başarısını kutlar… ama Turturro’nun da belirttiği gibi, Fantom’un hikayesi burada bitmez: “Zohan kendini ölmüş gösteriyor ama aslıda Fantom’un da artık savaşmamayı hayal ettiğinden pek haberi yok. Eğer Zohan Yahudi James Bond’sa, Fantom da Arap Eminem. Altın dişleri var, her zaman güneş gözlüğü takıyor ve kendine ait bir Muchentuchen restoran zinciri var. Temelde, Fantom adında biri için ironik olsa da, sadece halkın özgürlük savaşçısı olarak değil, Zohan’ı alt etmiş kişi olarak da kazandığı şöhretle yaşıyor”.



Rolü için araştırma yapmak ve aksanı üzerinde çalışmak amacıyla Turturro bir arkadaşını çağırdı. Aktör, “Okumaları yaptıktan sonra birkaç Arap oyuncu aksanıma yardım ettiler. Tony Shalhoub adında, ailesi Lübnanlı iyi bir arkadaşım var. Bana her zaman dünyanın o taraflarında olup biten ama bizlere pek yansımayan olaylar hakkında bilgi verir. Bu saçma bir komedi filmi olabilir ama yine de bir şeyler öğrenmek için bir fırsat sunuyor” diyor.



Schneider ise şunu ekliyor: “John Turturro’yla oynuyorsanız, formunuzda olmalısınız. O ne yapacağı önceden kestirilemeyen, iyi bir fiziksel komedi ustası ve harika bir aktör; aslında, hem drama hem komedi oyunculuğunda başarılı olan birkaç aktörden biri”.



Kısa süre önce HBO hiti “Entourage”daki rolüyle ünlenen Emmanuelle Chriqui, filmde, Filistin’den New York’a göç etmiş Dalia rolünü üstlendi. Dalia’nın kendi kuaför salonu var ve Zohan’a ABD’deki ilk işini veriyor. “Dalia ilk başta bunun kötü bir fikir olduğunu düşünmesine rağmen, Zohan’a bir şans tanıyor. Zohan ona yardım etmeye başlıyor ve işlerin açılmasını sağlıyor” diyor aktris.



Fransız ve Fas asıllı Chriqui, Dalia’yı yaratırken annesinden ilham aldığını söylüyor: “Annem çok ateşli, inanılmaz bir Fas kadınıydı; dolayısıyla, güçlü bir Filistin kadınını oynayabilmek için annemin enerjisini kullandım. Fas bir Kuzey Afrika ülkesi olsa da, gelenekler tüm Arap dünyasındakilere çok benzer”.



Chriqui erkekler kulübünü andıran setin tek bayanı olsa da, bundan rahatsızlık duymadı. “Erkeklerin arasındaki tek kız olmak hayatımda hep tekrarlanan bir şey” diyor aktris ve ekliyor: “Ama erkekler Sandler kadar komik olduğunda, bu hiç de fena bir şey değil”.



Diğer oyuncular gibi Chriqui de karakterinin aksanında ustalaşmak için bir eğitmenden yardım aldı. “Setteki Filistinli oyuncular aksanımın oldukça iyi olduğunu söylediler; bunu duymak güzeldi. Aksanı doğru yapabilmek için çok çalıştım”.



Chriqui ayrıca Dalia’nın muazzam gardırobunu kullanma fırsatından da büyük memnuniyet duydu. “İlk başta Dalia için çok etnik bir gardırop düşündük; altınlar ve eşarplar takacaktı falan. Ama yapım başladıktan sonra, Dalia’nın çok enerjik, hırçın, uçuk ve güçlü olduğunu fark ettik. Amerika’ya göç edip, 4-5 yıl içinde de kendi işini açmak büyük cesaret ister. Ellen Lutter bize çok katkı sağladı; kostümler aracılığıyla New York şehrinin enerjisini karaktere aşılamamıza yardımcı oldu” diyor aktris.



Bu serüvene, beklenmedik ve çılgın bir rolle, Rob Schneider da katılıyor. Aktör, “Ben rüyalarını gerçekleştirmek için New York şehrine gelmiş Filistinli taksi şoförü Salim’i canlandırıyorum. Salim’in içinde öfke kalıntıları var: Genç bir adamken, çok düşkün olduğu keçisi Zohan tarafından elinden alındığından beri kin besliyor. İçindeki bu hınç, Zohan’ı New York’ta görünce su yüzüne çıkıyor. Salim hayrete düşüyor ve intikam planlamaya başlıyor” diyor.



Schneider şöyle devam ediyor: “Salim sadece taksi şoförü değil; katalog satışı da yapıyor. Aynı anda üç işte birden çalışıyor. Taksisinde paket taşıyor ve cep telefonuyla satış yapıyor”.



Smigel, Salim’in neler yapabildiğini dünyaya gösterme fırsatı bulamamış biri olduğunu belirtiyor ve, “Salim geçinebilmek için günde 14 saat çalışmaya mecbur kalmış masum bir taksi şoförü. Zohan’ı tanıdığında önünde biraz da olsa şöhret kazanma imkanı görüyor. Tam bir gösteriş budalası olan Fantom’u kıskanıyor. Zohan’dan intikam almak istiyor ve onu yakalamanın büyük bir başarı olacağını bildiği için zafer pastasından küçük de olsa bir dilim kapmayı arzu ediyor” diyor.



“Robert Smigel’ın benim için bu rolü yazmasından büyük gurur duydum” diyen Schneider, sözlerini şöyle sürdürüyor: “‘Saturday Night Live’daki en güzel günlerimizi hatırladım. Bana harika bir karakter verdi. Role hakkını vermem gerektiğini biliyordum. Bu biraz baskı yaratıyor tabi, ama baskıların en güzeli bu”.



Schneider, Salim’in aksanını öğrenmek için, birkaç eğitmenden yardım aldı. “Milwaukee’de Filistinli bir hekim olan Dr. Salame’yle konuştum. Kendisi benim için tüm repliklerimi kasete kaydederek büyük incelik gösterdi; sonra da bunların hepsinin Arapçasını kasede okudu”.



Replikleri ve aksanı öğrenmek işin kolay tarafıydı. Zor olan setteki dansa ayak uydurmaktı. Schneider bu konuda şunları söylüyor: “Adam doğaçlamayı seviyor. Bense tüm repliklerimi, aksanlarıyla ve fonetik okunuşuyla yazdırmış ve öğrenmiştim. Ama Adam doğaçlamalarına başladığında öylece kalakalıyordum. Neyse ki, sette Filistinli oyuncular vardı. Ahmed Ahmed’e gidip, ‘Şu nasıl söylenir?’ gibi sorular soruyordum. Ahmed, Daoud ve Sayed arasında mekik dokudum. Çok eğlenceliydi”.



Schneider’la yakın çalışma içinde olan Filistinli aktör Daoud Heidami şunları söylüyor: “Rob’ı izleyerek büyüdüm. Dolayısıyla, onunla çalışma fırsatıyla karşı karşıya olduğumu öğrendiğimde çok heyecanlandım. Kendisini izlemek ve birlikte çalışmak heyecan vericiydi. Birçok konuda yardımsever ve teşvik edici bir insan; her zaman öyle müthiş bir enerjisi var ki onunla karşılıklı oynamak gerçekten kolay”.

SET ÖYKÜLERİ

Bir İsrailli asker ile bir Filistinli teröristin bir araya gelişi hakkında bir film mi? Yönetmen Dennis Dugan’a göre o kadar da çılgınca değil aslında. “Ortadoğu’da kavga içinde yaşayan insanlar New York’ta komşu olarak yaşayanlarla aynı. Gazne’de çekişmeler olduğunda, Brooklyn’de birbirlerinden nefret etmiyorlar. Herkes gayet güzel anlaşıyor” diyor yönetmen ve ekliyor: “Birbirlerine, karşıt grupların üyelerinden çok, birer insan gibi yaklaşıyorlar. ‘Zohan’a Bulaşma’ hayatın ‘Batı Yakası Hikayesi’ne komediyle yaklaşmanın bir yolu”.



Şaşırtıcıdır ki, Smigel’in de belirttiği gibi, filmin hikayesi sete de yansımıştı: “Setteki en harika şeylerden biri, ki biz bunu kasıtlı yapmadık, pek çok sahnemizde Arap arkadaşlarla İsrailli arkadaşların bir araya gelişi; bu onları sete aynı zamanda çağırdığımız anlamına geliyor. Herkes birlikte öğlen yemeği yiyordu. Çok ateşli tartışmalar yaptılar ama son derece dostane, sağlıklı ve açık fikirli tartışmalardı bunlar. Onları izlemek gerçekten çok güzeldi. Bazıları bana ilk kez bir Arap ya da İsrailli’yle bu kadar çok konuştuklarını söylediler”.



“Zohan’a Bulaşma”ı beyaz perdeye aktarmada başarının önemli anahtarlarından biri yardımcı rolleri İsrail ve Arap dünyasının en iyi ve en komik oyuncularına vermekti. Dugan bu konuda, “Sadece Happy Madison’ın bilindik kadrosuyla sınırlı kalmadık, çok kalabalık bir oyuncu kadromuz var. İsrail’den Filistin’e, New York’tan Anaheim’e, Los Angeles’tan Ortadoğu’ya gezerek filmde rol alacak İsrailli ve Araplar bulduk. Filmdeki 175 rolü doldurabilmek için bunu yapmamız gerekiyordu”.



“Çekimlerin sonuna doğru bazı oyunculardan buraya gelmeden önce tüm İsraillilere ya da tüm Araplara nefret ve güvensizlik beslemiş olduklarını duydum” diyor Smigel ve ekliyor: “Aslında çekimlerin yaşamlarını değiştiren bir deneyim olduğunu ifade ettiler. Filmde bu noktaya dokunsak da, bence herkes aralarında bu kadar çok ortak nokta olmasına çok şaşırdı. Bu filmde bir şeyleri çözdüğümüz iddiasında değilim; sadece komik olmak istedik. Ama bir Yahudi olarak benim için bile sette Araplara kendimi İsraillilere hissettiğim kadar yakın hissetmek ilginçti”.



Yapımcılar, Zohan’ın Amerika’yla ilgili her şeyde rehberi olan Oori rolü için, ülkesi İsrail’de sekiz yaşından beri oyunculuk yapan Ido Mosseri’yi seçtiler. Aktör, “Hollywood her zaman hayallerimi süslemiştir, ama bir gün gerçek olacağını sanmadığım bir şeydi. Bir Amerikan filminde Adam Sandler’la oynamak benim için rüyadan da öte” diyor.



Mosseri sözlerini şöyle sürdürüyor: “Adam’ın çalışmasını izlemek oyunculuk açısından harika bir eğitimdi. Son derece kibar ve verici bir insan. Ayrıca insanı çok güldürüyor; bazen bir çocuktan farksız. Yaptığınız şeyi sevmeniz önemli. Adam’ın da işini ne kadar sevdiğini, ondan ne kadar keyif aldığını ve herkesin de aynı şekilde hissetmesini ne kadar istediğini her an görebiliyordum”.



“Arap oyuncularla çalışma fırsatı bulmak beni her zaman mutlu eder” diyor Mosseri ve ekliyor: “‘The Zohan’ın setinde, sanırım Arap ve İsrailli aktörler ilk kez bir araya geldiler ve çarçabuk arkadaş oldular; ortak o kadar çok şeyimiz var ki. Her birimiz farklı yerlerde doğmuşuz, farklı görüşlere ve farklı özgeçmişlerle sahibiz. En önemli şey beraberce oturup birbirimizi dinliyor ve diğeri hakkında bir şeyle öğrenmek istiyor olmamızdı. Dolayısıyla, karşılıklı oynayabilme, konuşabilme ve birbirimizi tanıyabilme fırsatı bulduğumuz için kendimi ayrıcalıklı hissediyorum. Gerçekten çok iyi dost olduk”.



Smigel ise Mosseri hakkında şunları söylüyor: “İsrailli karakterleri şehvetli insanlar olarak yazarken acaba fazla mı basmakalıp oldular diye endişe ettim. Neyse ki Ido tüm rüyalarımı gerçekleştirdi. Bir ara sette bana Tel Aviv’i övüp, mutlaka ziyaret etmem gerektiğini söyledi. Sonra durakladı ve evli olup olmadığımı sordu. Evli olduğumu söyleyince, ‘Şey… belki ziyaret etmesen de olur’ dedi”.



Sayed Badreya, Rob Schneider’ın canlandırdığı Salim ve Daoud Heidami’nin canlandırdığı Nasi karakterleriyle birlikte çalışan Filistinli taksi şoförü Hamdi rolünü üstlendi. Badreya, 1979 yılında, New York Üniversitesi Sinema Okulu’nda eğitim görmek üzere ABD’ye gelen Mısır asıllı bir Amerikalı. Aktör şunları söylüyor: “Ben savaş ile barışın bir ürünüyüm. Savaş sırasında küçük bir çocukken hep sinema salonlarına saklanır, Amerikan filmleri izlerdim. Anlayacağınız filmler sayesinde Amerika’ya daha Amerika’nın ne olduğunu bilmeden aşık olmuştum. Enver Sedat, İsrail’le barış yaptığında, sinema okumak için Amerika’ya gelme fırsatı buldum”.



Badreya sinema sektörünün bazen Arap aktörler için zorlu olabildiğini söylüyor: “1979’da buraya ilk geldiğimde, rol peşinde koştururken bizler için sadece terörist rolleri vardı. Genç ve formdaydım; terörist olmak için fazla yakışıklıydım, bu yüzden iş bulamadım” diyor aktör gülerek ve ekliyor: “Sakalımı uzattım, kilo aldım ve hemen iyi bir iş buldum. O zamandan beri, yani son 20 yıldır, her filmde bir repliğim var: ‘Allah adına seni öldürüyorum’”.



Daoud Heidami, Salim ve Hamdi gibi, New York’ta taksi şoförlüğü yapan Filistinli Nasi’yi canlandırıyor. Heidami, Bethlehem’de Filistinli anne babanın çocuğu olarak doğdu. Dört yaşındayken ailesiyle birlikte Houston-Teksas’a taşındı.



Heidami, Nasi’nin, arkadaşı Salim’le Zohan’ı yakalama girişiminde bulunmasının son derece inandırıcı olduğunu belirtiyor: “Ortadoğu kültüründe, gerçekten akraba olmasalar da herkes kuzen gibidir” diyor Heidami ve ekliyor: “Dolayısıyla, eğer ‘kuzenim’ beni arayıp yardıma ihtiyacı olduğunu söylerse giderim. Yardıma ihtiyacınız olduğunda herkes ailenizdir”.



Bu filmde olmak ve Happy Madison’la çalışmak konusunda Heidami şunları kaydediyor: “Bir oyuncu olarak sette farklı şeyler denemek ve riskler almak konusunda kendimizi güvende hissettiğimiz, benzersiz bir ortam yarattılar. Bu güvenli ortam setin dışına da taşındı. Yemek molalarında konuştuk ve birbirimizi tanıdık. Yavaş yavaş bunlar Filistin-İsrail sorunu üzerinde tartışmalara dönüştü. Harikaydı: Herkes çok ateşliydi, herkesin bir fikri vardı ve insanlar birbirlerine kulak verdiler. İsrailli oyuncular benim Bethlehem’de büyüme hikayemi dinlediler, ben de onların hikayelerini dinledim. Bunu büyük ölçüde Adam’ın yarattığı ortama borçluyuz”.



Schneider şunu ekliyor: “Her şey çok ılımlı bir şekilde gelişti. Çok güzeldi; bu da bana umut verdi. Bu filmde yapmaya çalıştığımız tek şey insanları güldürmek. Öte yandan, bunu yapabildiğimiz takdirde belki bir etki yaratırız çünkü amacımız her iki tarafa karşı da saygılı olmak ve komedi üretmekti”.



OYUNCULAR HAZIRLANIYOR



“Zohan’a Bulaşma” yapımda pek çok kilit ismi tekrar bir araya getirdi. Film yapım tasarımcısı Perry Andelin Blake’in onuncu, kostüm tasarımcısı Ellen Lutter’ın ise dokuzuncu Happy Madison projesi. Kurgu ustası Tom Costain daha önce Sandler yapımlarının birçoğunda kurgu asistanlığı yaptı. Görüntü yönetmeni Michael Barrett ise ekibe ilk kez katılıyor.



Blake tüm departmanların ve Dugan ile Sandler’ın görüşlerinin filmin görünümünü belirlemede kilit rol oynadığını belirtiyor: “Dennis Dugan ve Adam Sandler çok katılımcıydılar. Belirli mekanların tasarımıyla oynayarak deneme görüntüleri aldığımız sırada, mekanların resimlerini ve kullanacağım renk paletini Ellen’la paylaştık ve değerlendirdik. Ellen her zamanki gibi bir sürü araştırma yaptı. Bize İsrail ordusunun üniformalarını ve sıradan bir Filistin vatandaşının nasıl giyindiğini gösterdi. Onun doğru olduğunu düşündüğü renklerin bir kısmını aldık ve tek bir tasarım konseptinde birleştirdik”.



Filmin büyük kısmı New York ve Los Angeles’ta çekilmiş olsa da, Dugan ve küçük bir ekip bazı sahneleri Tel Aviv’deki bir kumsalda çektiler. “Filmin başlangıcı yaz zamanı Tel Aviv’de geçiyor; bu yüzden oraya gittim ve tamamı İsraillilerden oluşan bir ekiple, Tel Aviv’de çok kalabalık bir kumsalda çekimler yaptım. Aynı sahnedeki başka bazı çekimleri ise Meksika’da bir kumsalda gerçekleştirdik. İsrail’de, bir dondurma şirketi kumsalın her yerine çok özel bir turuncu tonunda şemsiyeler koymuş. Bu şemsiyelerden yüz kadarını alıp Meksika’ya gönderdik” diyor yönetmen.



Yapımın Happy Madison projeleri için alışılmadık olan bir özelliği, dünyanın en iyi İsrailli anti-terör komandolarını beyaz perdeye taşımak için gereken çok sayıdaki dublörlük sahnelerdi. “Dublörlük sahneleri ‘Bourne’ ya da ‘Spider-Man’de olduğu gibi oldukça düz oynadık” diyor Rogers ve ekliyor: “Sandler’a, benzetme yerindeyse, kullanabileceği bir sıçrama tahtası yaratmaya çalıştık: Onun canlandırdığı Zohan daha güçlü, daha hızlı ve herhangi bir insandan çok daha becerikli ama bir süper kahraman değil”.



Rogers, Zohan’ı, insanın sınırlarının ötesine götürmenin işinin en iyi kısmı olduğunu söylüyor: “Zohan için bir insanın yapabileceğinden yüzde on fazlasını öngördük. Bu bize gerçekten yaratıcı olma konusunda özgürlük sağladı. Bir jet skinin üzerinde olan Fantom’a doğru yüzdüğü sahne oldukça eğlenceli bir şeyler yapabilmek için harika bir fırsattı. Biz sade bir şey yaptık ama olup bitenlerin bağlamında bunun çok komik ve eğlenceli bir sahne olduğunu biliyoruz”.



Rogers sözlerini şöyle sürdürüyor: “Bu sahne üzerine ilk konuşmalarımızda, Zohan’ın bir yunus gibi yüzmesini önerdim. Bu fikre bayıldılar ama yapıp yapamayacağımız konusunda şüphelilerdi. Doğru tekneyi ve donanımı bulmamız gerekiyordu. Bunun üzerine, Güney Kaliforniya Üniversitesi’ndeki yüzme tesislerine gittik ve doğru yüzücüyü bulduk. İster inanın ister inanmayın, bulduğumuz kişi İsrail milli takımı yüzücülerinden Meir Hasbani’ydi. Denizde saatte 18 mil hızla ilerledik; Meir’i kabloların ucunda uçurduk ve sonra da onu suda yunus gibi gezdirdik. Oldukça kolay oldu doğrusu”. Hatta o kadar kolay oldu ki Sandler da dizgin düzeneğini deneme fırsatını kaçırmak istemedi. Yıldız oyuncu çok geçmeden La Paz denizinin mavi sularında bir yunus gibi yüzüyordu.



“Elbette Zohan her şeyi yapabilir; hızlı koşma, dövüş sanatları ya da yüzmeyle sınırlı değil; o her şeyi yapıyor” diyor Rogers ve ekliyor: “Durum neyi gerektirdiyse, o özel yetenek için olabilecek en iyi kişiyi aradık. Sandalye üzerinde rutin bazı hareketler için jimnastikçiler kullandık. Disko sahneleri için dansçılarımız, su sahneleri için yüzücülerimiz vardı. Bunlar dublörlerimizin sadece bir kısmını oluşturuyordu. Bir karakter için bundan daha çok dublörü olan birini hiç duymadım; saçmalık derecesine yakın ama aynı zamanda çok da komik. Zohan karakterine yeteneğini ve becerilerini veren bunlardı”.



Yine de, izleyicinin Sandler’ı, mümkün olan tüm sahnelerde Zohan olarak kendi dublörlüğünü yaparken görmeleri önemliydi. Bir keresinde, New York sakinleri Adam Sandler’ı Park Avenue’da bir taksinin tepesinde giderken gördüler. “Adam’ı New York caddelerinde saatte 35-40 kilometre hızla giden bir aracın tepesinde gezdirdik. Sahnelerde gerçekten kendisinin oynadığını göstermek önemliydi. İzleyiciler çok sofistikedir; bu yüzden, oyuncuyu bizzat oynarken görmeleri inançsızlığı ortadan kaldırmaya yardım eder. Onlara şüphe duymaları için çok fazla sebep verirseniz, yarattığınız dünyadan uzaklaşmalarına neden olursunuz. Adam izleyiciyi Zohan’ın yaşadığı bu küçük tuhaf dünyada tutma konusunda çok başarılıydı”.