Yapılan kötülükler dönerken...

Yapılan kötülükler dönerken...
Yapılan kötülükler dönerken...

Russell Crowe ve Leonardo DiCaprio, ?Yalanlar Üstüne?de.

ABD Obama ile Irak'tan çekilmeye hazırlanırken sinemada da Irak meselesiyle yüzleşme sürüyor. Son örneği, Ridley Scott'ın yeni filmi 'Yalanlar Üstüne'
Haber: ERMAN ATA UNCU / Arşivi


FİLMİN FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYINIZ

'YALANLAR ÜSTÜNE' YENİ BİR YALAN...UĞUR VARDAN'IN YAZISI İÇİN TIKLAYIN

YAPIM NOTLARI İÇİN TIKLAYIN

GÖSTERİMDEKİ DİĞER FİLMLER İÇİN TIKLAYIN

“Yaptığın kötülük sana geri döner”. Ridley Scott, bu hafta gösterime giren son filmi Body of Lies/ Yalanlar Üstüne’yi böyle özetlenebilecek bir alıntıyla açıyor. Filmin diğer birçok son dönem CIA macerasıyla kesiştiği nokta da burası: ABD, zamanında yaptıklarının diyetini ödüyor. Bu bakıştaki iyi niyeti iskalamak zor. ABD’nin bugün olan bitende sorumluluk sahibi olduğunun kabulü, dev bütçeli bir aksiyonda duyulması az buz bir şey değil.
Peki ya bu iyi niyetli tavrı geçtikten sonra Yalanlar Üstüne’yi CIA maceralarıyla kesiştiren diğer unsurlara ne demeli? “Bizim medeni Batılılar olarak bu işkenceci Ortadoğuluların arasında, yanında ne işimiz var?” yakınması... CIA’nin Irak işgaliyle bağlantılı kirli çamaşırlarını konu edinen yakın tarihli bir başka film, Rendition/Yargısız İnfaz’ı hatırlamalı. Jake Gyllenhaal’ın canlandırdığı CIA ajanı, ülkesinin işkence için tahsis ettiği hayalet uçaklarda olup biteni görünce, sütten çıkmış ak kaşık misali, Arapların işkence yöntemlerine inanamıyor, bu barbarlığı hazmetmekte zorlanıyordu.

Vicdan muhasebesi
Yalanlar Üstüne’nin, vicdan muhasebesi yaşayan kahramanı Roger Ferris de (Leonardo DiCaprio), yıllardır sahada, Irak’ta olmasına rağmen, zorla bir işkenceye tanık edilince gözlerini kaçırmak isteyecek kadar naif. Perdede tanık olduğumuz vicdan muhasebesinin, vicdan azabı çekeni rahatlattırıcı, böyle hafifletici bir tarafı da var. Ne de olsa Arapların Araplara işkence ettiği görüntüler dizisi söz konusu.
Ancak Yargısız İnfaz’da da, Yalanlar Üstüne’de de ortak bir nokta var: İki filmde de kahraman ajanlar, ABD’de bulunan üstlerinin emirlerini sahada hayata geçirmekle mükellef. Yargısız İnfaz’da Jake Gyllenhaal, üst düzey CIA yetkilisi Meryl Streep’in direktifleriyle hareket ediyordu. Yalanlar Üstüne’de de Ortadoğu’yu mesken tutan Leonardo DiCaprio, ABD’den ona ne yapacağını söyleyen Russell Crowe’a bağlı. İki filmde de Ortadoğu’ya aşina karakterler, üst düzey yetkililerin dışarıdan görüp ahkam kestiği koşullara birinci elden tanıklık ediyorlar ve savaşın ‘gerçek yüzünü’ perdeye getirmeye vesile oluyor.
Yalanlar Üstüne’nin uyarlandığı romanın yazarı David Ignatius, Bahçeşehir Üniversitesi’nde gerçekleştirdiği basın toplantısında Leonardo DiCaprio tarafından canlandırılan Ferris karakterinin, bu hikâye sonucu hem kendinin hem de ABD’nin yapabileceklerinin sınırlarını keşfettiğini, ABD’nin de benzeri bir süreç geçirdiğini umduğunu söyledi. Son dönem Irak konulu filmlerde sıcak savaşa odaklanma konusundaki ısrar, David Ignatius’un, kendi hikâyesi üzerine söylediklerini akla getiriyor. Syriana’da George Clooney, Redacted/Örtülü Gerçek’te ve (bizde henüz gösterime girmeyen Venedik Festivali’nde izlenen Kathryn Bigelow’un filmi) The Hurt Locker’daki askerlerin iyi niyetli olanları vs Hepsi içlerinde bulundukları cehennemi seyirciye yansıtan araçlardı.
Irak işgali hâlâ dumanı tüten bir mesele. Onu hikâyeleştirirken kriz yaşayan karakterlere başvurulması da pek şaşılacak bir şey değil. Önemli olan, o krizin nasıl aktarıldığı. Doğuluların doğululara işkence ettiği bu ‘barbar-istan’ tabii ki seyircinin tanıdık olmadığının düşünüldüğü, yabancı bir ortam. Dolayısıyla hikâyede seyircinin rehberi konumundaki kahramanlar için de öyle olmalı. Yargısız İnfaz’da da, Yalanlar Üstüne’de de kahramanların, ölüleri bir istatistik meselesi olarak kabul eden soğuk, acımasız bürokratlarla, yabancısı oldukları bir kültür arasında kala kala dengelerini yitirmeleri bir tesadüften fazlası olsa gerek.
Belki de, Yalanlar Üstüne kahramanı Ferris’in âşık olduğu hemşire Ayşe (Golshifte Farahani), filmin Doğu’ya bakışını yansıtır niteliktedir. Ayşe yabancı bir erkekle flört edebilen, İngilizce’yi gayet akıcı konuşan, hazırcevap, akıllı ve meslek sahibi bir genç kadın. Ama etrafını saran gelenekler rahat nefes almasını engelliyor. Ferris’te cisimleşen Batılı bakışı için de, buralar böyle yerler olsa gerek. Zannedildiği kadar barbar değil ama yine de arada, bürokrasi ve komplolar izin verdiği sürece katedilmesi gereken bir uzaklık var.
Yalanlar Üstüne’nin şansı, tüm bu çatışmaları ıskalamayıp sinema diline yansıtabilecek yönetmeni Ridley Scott. Leonardo DiCaprio ve Russell Crowe arasındaki çatışma şiddetlendikçe, DiCaprio’nun karakteri, yaşadığı krizin daha farkına vardıkça, Scott da hareketli kamerası, isabetli flashback’leriyle hikâye üzerinde hakimiyetini kuruyor. Çatışma perdede bir daha yaşanıyor.