Yeni haliyle 'Bangkok Dangerous'

Yeni haliyle 'Bangkok Dangerous'
Yeni haliyle 'Bangkok Dangerous'
Yapım ve başrolünde Oscar ödüllü oyuncu Nicolas Cage'ın yer aldığı film için 45 milyon dolar harcandı.'Bangkok Dangerous' yumurta ikizi yönetmenler Oxide ve Danny Pang'ın daha önce aynı adla çektikleri filmin güncellenmiş hali

 

FİLMİN FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYIN

GÖSTERİMDEKİ DİĞER FİLMLER İÇİN TIKLAYIN

ZOR KARAR

Yönetmen : Oxide Pang Chun, Danny Pang
Senaryo : Oxide Pang Chun, Jason Richman
Oyuncular : Nicolas Cage, James With, Philip Waley, Charlie Yeung, Shaun Delaney, Shahkrit Yamnarm, Panward Hemmanee, Dom Hetrakul
Yapımcı : Nicolas Cage, Norman Golightly, Andrew Pfeffer, William Sherak, Jason Shuman, Chris Lowenstein, Denis O'sullivan, Matt Summers, Ben Waisbren
Görüntü Yönetmeni : Decha Srimantra
Müzik : Brian Tyler




FİLMİN KONUSU
Joe (Nicolas Cage), Surat adlı acımasız suç patronunun dört düşmanını öldürmek üzere Tayland’ın başkenti Bangkok’a iner. Bu ülkeyi hiç tanımadığı için kendisine yardım etmesi ve yol göstermesi için Kong (Shahkrit Yamnarm) adlı bir dolandırıcıyla anlaşma yapar. İşini tamamladıktan sonra onu da öldürüp bütün izleri yok etmeyi planlamaktadır.
İşin tuhafı, tam bir yalnız kurt olan Joe kendisini bu genç adama akıl hocalığı yaparken bulacak, bu arada yerel bir dükkanda çalışan sağır ve dilsiz bir kıza adım adım aşık olacaktır. Bangkok kentinin sarhoş edici güzelliklerinde ilerlemeye çalışan Joe kendi varoluşunu sorgulamaya başlar. Surat’ın katliam zamanının geldiğini düşündüğü sırada Joe artık değişmiş, bambaşka birisi olmuştur.


“Bangkok Dangerous”un başlangıcında siyah renkli bir aracın polis eskortları eşliğinde Çekoslavakya’nın başkenti Prag caddelerinde ilerlediğini görürüz. Bu araçta bir zamanlar Rus bir gangster iken polis muhbirine dönüşen bir adamın nakliyesi yapılmaktadır. Yolda ilerleyen konvoy, katedralin çan kulesindeki Joe adlı bir tetikçi (Nicolas Cage) tarafından izlenmektedir. Katedralin saati gösteren çanı çaldığı anda keskin nişancı/tetikçi iki el ateş eder ve muhbiri o anda öldürür. Ardından kalabalık caddelerde kaybolur. Önce silahını, sonra da yardımcısını yok etmiştir. Artık onun varlığına dair geride en ufak bir iz bile yoktur.
Soğukkanlı, acımasız ve cana kıyıcı bir kiralık katil olan Joe’nun bir sonraki durağı Bangkok’un girmeye cesaret isteyen şafatafatlı kırmızı ışıklı bölgesidir. Dört kişiyi öldürmesi için onu kiralayan acımasız gangster Surat’ın tetikçiye ilk emri, Bangkok sokaklarında işini yaparken kendisine yol gösterecek bir yardımcı bulmasıdır. Bu kişi, Joe işini hallettikten sonra kaçamayacak birisi olmalıdır. Öldürme işini bitirdikten sonra yardımcısını da öldürecek ve kayıplara karışacaktır. Bu konuda sıkı bir aksiyon filmi hayranı olan Kong adlı bir dolandırıcıyla (Shahkrit Yamnarm) anlaşma yapar.
Kong’un öncelikli sorumluluğu, Surat’ın özel kuryesi olan Aom adlı güzel egzotik dansçı kız (Panward Hemmanee) aracılığıyla gelen kilitli metal evrak çantası içindeki talimatların Joe’ya ulaştırılmasıdır. Kong,kızdan çok etkilendiği için ona kur yapmaya başlar. Ancak onun bu girişimleri, işinde çok başarılı olan kızı sadece eğlendirmektedir.
Joe titizlikle planladığı ilk suikastini kalabalık Bangkok sokaklarında ülkenin İçişleri Bakanı’na düzenler. Ancak kaçarken hafifçe yaralanır. Bandaj almak için bir eczaneye girdiğinde oradaki utangaç mizaçlı güzel kızdan etkilendiğini hisseder. Sağır ve dilsiz bir kız olan Fon’dan (Charlie Young) hoşlanması Joe için hiç de alışıldık bir durum değildir. Hayattaki binbir kötülükten habersiz masum kız Joe’yu büyükannesiyle tanıştırır. Ardından ikisi arasında Joe’yu bile şaşırtan hızla gelişen tatlı bir romantik ilişki başlar.
Joe’nun bir sonraki görevi için Kong yeni talimatları getirdiğinde bir grup haydutun saldırısına uğrarlar. Bu arada çanta açılınca Kong, aslında Joe’nun işinin ne olduğunu keşfeder. Amerikalı işvereninin kimliğinin büyüsüne kapılarak kendisini bu konuda eğitmesi için ona yalvarır. Joe’nun içgüdüleri asistanını da öldürmesini söylediği halde Kong’da onu etkileyen birşeyler vardır. Genç adamı kendi himayesine alır.
Kong’u yoğun fiziksel ve psikolojik eğitime tabi tutan Joe, hayatında ilk kez bir başka insanın kendisine bu kadar yaklaşmasına müsaade etmektedir. Hatta işini yaparken bile yanında durmasına izin verecek noktaya gelmiştir. İlk defa birine güvenmektedir.
Joe’nin ikinci hedefi, Surat’ın rakibi olan acımasız bir gangsterdir. Adamın ölümüne kaza süsü vermek için bir otelin yüzme havuzunda bir boğulma senaryosu sahneye koyar. Üçüncü hedefi ise Joe açısından dramatik bir dönüşümü beraberinde getirir. Tayland’ın ünlü Damnoen Saudak yüzer pazar yerinde geleneksel ahşap kayıklarla bir motosikletin yer aldığı adrenalin yüklü bir takip yaşanır.
Kong’un eğitimi ilerledikçe Joe’nun ona güveni artmaktadır. Kong’un da dansçı kız Aom’a ilgisi ve bağlılığı artar. Kong ile Aom artık bilgi toplama seanslarını romantik kaçamaklar için bahane olarak kullanmaktadırlar. İkisi arasındaki bağlılık giderek derinleşir.
Öte yandan Fon ile Joe arasındaki ilişki de buna paralel olarak hızla gelişir. Joe artık biraz rahatlamak istediği anların hepsini bu sağır ve dilsiz kızla geçirmeye başlamıştır. Ancak çiftin sokak soyguncularının saldırısına uğramasıyla büyü bozulur. Joe iki soyguncuyu da Fon’un gözlerinin önünde hiç acımadan öldürür. Joe’nun aslında nasıl kolaylıkla insan canına kıyabilen biri olduğunu gören Fon dehşete düşmüştür. Artık, bir daha onunla görüşmek istememektedir.
Fon’un kendisini artık görmek istememesi karşısında umutsuzluğa kapılan Joe, Kong’u bile kendisinden uzaklaştırarak kendisini sadece işine verir. Suikastlerini titizlikle planlamakta, her zamanki gibi hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolmaktadır. Son cinayetinden sonra Kong ile bir buluşma ayarlar. Yardımcısını yanında götüreceğine söz vermiştir ama asıl niyeti onu öldürmektir.
Joe’nun bu ülkedeki son işi, Taylandlıların çok sevdiği bir halk kahramanını öldürmektir. Halkın katıldığı bir gösteri sırasında onu öldürmesi istenmiştir. Joe bu iş için daha fazla para talep edince işvereni onun bu işi yapmak istemediğinden kuşkulanmaya başlar. Surat, Joe’nun yardımcısı Kong’u iyice avucuna alması için Aom’u kullanır. Kong’a da “Eğer Joe’nun kimliğini ve yaptığı işleri birisine açıklarsan Aom ölür”anlamında sözler eder.
Bu arada Tayland’daki son görevini yerine getirmeye hazırlanan Joe, sokaklardaki insanların gözlerindeki umudu görmüştür. Daha önce öldürdüğü sayısız kurbanının yüzleri tek tek gözünün önünden geçer. Kendisinin nasıl bir canavar olduğunu Fon’un ilk gördüğü andaki görüntüsü gözlerinin önünden gitmez. Kiralık katil olmaya karar verdiği ilk günü tüm netliğiyle hatırladığı için bu kez tetiği bir türlü çekemez. Tetiği çekmekte tereddüt edince polis nişancıları tarafından yeri belirlenir. Joe artık her taraftan yağmur gibi yağan mermilerin arasında sıkışıp kalmıştır.
Oradan kaçmayı başarır ama hem Surat hem de polislerin yürüttüğü insan avının boy hedefidir. Bangkok’tan çıkmanın bir çaresini bulmadan önce yapması gereken başka bir iş olduğunun farkına varır: Kong’u ve Aom’u kurtarmak ve Surat’ı yok etmelidir. Hem de kendi canı pahasına…

YAPIM NOTLARI

Film yapımcıları William Sherak ile Jason Shuman, 2005 yılında Hong Konglu yönetmenler Oxide ve Danny Pang’in İngilizce dilindeki ilk filmi “The Messengers”ın hazırlığına başlarken iki yönetmenin elindeki tüm portföyü dünya izleyicisiyle tanıştırmaya kararlıydılar.
Pang kardeşlerin çektiği filmler arasında iki yapımcının ilgisini en çok çeken film, Tayland dilindeki “Bangkok Dangerous” adlı film olmuştu. Tamamen sağır ve dilsiz bir tetikçi ile yardımcısını konu alan “Bangkok Dangerous”, Uzakdoğu ülkelerinde gösterime girdiği 1999 yılında eleştirmenlerin beğenisini kazanmış, birçok uluslararası film festivalinde boy göstermiş; hatta 2000 yılında Toronto Uluslararası Film Festivali’nde Uluslararası Eleştirmenler Birliği (FIPRESCI) ödülünün sahibi olmuştu.
Orijinal filmi ilk izledikleri anda İngilizce dilinde yeni versiyonunun yapılması için harekete geçmek istediğini belirten William Sherak, “Jason Shuman’la ikimiz orijinal ‘Bangkok Dangerous’un iki büyük hayranı olduk. Pang kardeşlerle arkadaş olduktan sonra o filmin gerçekten ilginç bir öyküsü olduğunu, İngilizce dilinde yeniden yapılması gerektiğini kendilerine söyledim” diyor.
Hong Kong’lu yumurta ikizi yönetmenler Oxide ve Danny Pang da aynı derecede heyecanlıydılar. Geçtiğimiz yılın sonlarında yine bir Uzakdoğu gerilim filmi olan ve başrolünde Jessica Alba’nın oynadığı “The Eye – Göz”ün İngilizce dilinde yeniden çevrimine imza atmışlardı. Ancak bu kez önlerinde, 1999 yılında kendi çektikleri filmin yeniden çevrimini yönetmek gibi daha büyük bir fırsat vardı.
Oxide Pang bu konudaki düşüncesini şu sözlerle dile getiriyor: “1999 yılında Tayland dilinde çektiğimiz bir filmi aradan 10 yıl bile geçmeden yeniden güncellemenin ilginç bir fırsat olacağını düşündük. Aynı konsepti, aynı fikri ele alıp, bugüne uygun şekilde güncelleyerek daha geniş izleyici kitlesinin önüne getirme fikri ikimize de çok cazip geldi.”
“Bangkok Dangerous”un İngilizce yeni versiyonunun senaryo yazarlığına 2002 yılında başrolünde Chris Rock ile Anthony Hopkins’in oynadığı “Bad Company”nin senaryosunu yazmış olan Jason Richman getirildi. Yapımcıların Richman’dan isteği, güncelleme yapılırken Tayland kültürünün resminin en doğru şekilde çizilmesiydi. Bu nedenle öncelikle Richman’la birlikte Bangkok’a bir gezi planladılar.
Senaryo yazarı Jason Richman, Tayland gezisiyle ilgili izlenimlerini şu sözlerle anlatıyor: “Tayland’a bir haftalık araştırma gezisi yapmak amacıyla gittik. Oraya gittiğimiz andan itibaren senaryo daha hızlı şekillenmeye başladı. Normalde olması gerekenden çok daha kısa sürede tamamladım. Bangkok kentini normal turistlerin çok daha ötesinde gezmek ve kent halkıyla bizzat tanışmak sayesinde aradığım ilham kaynağını fazlasıyla bulduğuma inanıyorum. Tayland insanının ve kültürünün ne kadar tanınmaya değer olduğunu kendi gözlerimle görünce senaryoyu daha kolay yazdım. Bu ülkenin barışçı doğasıyla bir kiralık katilin faaliyetlerini aynı potada eritmek benim için harika bir çalışma oldu.”
Senaryoyu yapımcılar da çok sevdi. William Sherak’ın senaryoyla ilgili yorumu şöyle: “Çok iyi anlatılmış sade bir öyküsü var. Günümüzde çekilen filmlerde öylesine karmaşık olay örgüleri var ki, bu karmaşa arasında karakter boyutunu kaybediyorsunuz. Jason’un izlemesi kolay bir olay örgüsü kurması sayesinde izleyici bu ilginç karakterler üzerinde odaklanma fırsatı bulabilecek. Filmin başından sonuna kadar olayı takip ederken karakterlerin yaşamlarını da izleyebilecek.”
Projenin akıcı gelişim süreci karşısında Pang kardeşler de çok şaşırdılar. Danny Oxide yaşadığı şaşkınlığı şu sözlerle dile getiriyor: “Hollywood senaryolarında normalde birkaç yazarın birden çalıştığını duymuştum. Oysa bu projede tamamen farklı bir durum söz konusu oldu. Jason senaryoyu en baştan alıp sonuna kadar kendisi yazdı. Sonuçta da bize orijinaline sadık kalan akıcı bir senaryo getirdi.”
Joe rolü için Richman, Sherak ve Shuman’ın aklında projenin başından beri sadece Nicolas Cage’in ismi vardı. Yapımcı Shrerak bu tercihin sebebini şu sözlerle açıklıyor:
“Daha senaryoyu geliştirdiğimiz günlerden beri aklımızda hep Nicolas Cage vardı. Joe karakterinin çok fazla diyaloğu olmadığı için duygularını aurasıyla yansıtacak bir aktöre ihtiyaç duyduk. Nicolas Cage bu tip roller için daima en mükemmel oyuncudur.”
Hong Kong’lu aksiyon ustası John Woo’nun hit filmi “Face/Off”ta çalıştığı günden beri Asya sinemasının hayranı olan Nicolas Cage, aynı zamanda Pang kardeşlerin bütün çalışmalarını, özellikle de ilk “Bangkok Dangerous”u takdir ettiğini belirterek şunları söylüyor:
“Orijinal filmin en hoşuma giden yanları stili, kurgusu ve temposuydu. Yeni senaryoyu gördüğümde benim oynadığım Joe Ender karakteriyle Shahkrit’in oynadığı Kong karakteri arasındaki ilişki modeli ilgimi çekti. İkisi arasında öğretmen – öğrenci şeklinde başlayan ilişki sonradan arkadaşlığa dönüşüyordu. Farklı kültürlerin işbirliğini, birlikte var oluşlarını ve iyi geçinmesini görmek de çok güzel bir gelişmeydi.”
Nicolas Cage’in sahibi olduğu Saturn Films prodüksiyon şirketinin yapımcılarından Norm Golightly de şunları ekliyor: “Nicolas Cage gibi büyük bir Hollywood starıyla otantik Asya film yapım tarzını birleştirmenin müthiş bir iş olacağını düşündük. Asyalı sinemacıların çalıştığı tarzda çalışmak, onların istediği şekilde hareket etmek, Nicolas Cage için de yepyeni bir deneyim oldu.”
Filmin başrolünde Nicolas Cage gibi bir starın oynaması kesinleşince orijinal filmin senaryosunun uyarlanması da ilginç sorunları beraberinde getirdi. Filmin orijinal versiyonunda tetikçi Joe karakteri tamamen sağır ve dilsizdi. Bu durumu onun çevresinden izole olmasının altını çiziyordu.
“Bugüne kadar katilleri konu alan birçok film izledik. Konuşarak boşuna zaman harcadıklarını düşünüyorduk. Bir katilin aslında çok konuşmayacağını, tüm zamanını ve dikkatini hedefine odaklamaya ihtiyaç duyacağını hep düşünürdük. Sağır ve dilsiz katil fikri buradan kaynaklandı” diyor Oxide Pang…
Buna karşılık yeni filmde Joe karakterinin çevresinden izolasyonu sağırlık ve dilsizlik gibi fiziksel sınırlamalardan değil, Tayland dilini konuşamamasından ve yerel kültüre aşina olmayışından kaynaklanır. Oxide Pang bu farklılığın gerekçesini şu sözlerle açıklıyor:
“Bangkok kentine bir Batılı olarak gelmenin ve yerel dili konuşamıyor olmanın da Joe için aynı şekilde bir mesafe ve engel yaratacağına karar verdik. Tayland dili öğrenilmesi zor bir dildir. Bu nedenle kendinizi adeta sağır ve dilsizmiş gibi kaybolmuş hissedersiniz. Bu düşünceden yola çıkınca Nicolas Cage’in oynadığı Joe karakterini sağır ve dilsiz bir tetikçi yapmaktan vazgeçtik.”
Orijinal filme bir anlamda gönderme yapmak isteyen Jason Richman, yeni versiyonda Fon adlı bir sağır dilsiz karakterin yer almasına karar verdi. Charlie Young’un oynadığı Fon karakterini, sağır ve dilsiz güzel bir genç kız olarak senaryoya ekledi.
Bu karakterin tetikçi Joe ile olan ilişkisinde ikisi arasındaki iletişim zorluğundan kaynaklanan izolasyon boyutunu öne çıkaran Richman, “Nic’in oynadığı karakter ile Fon arasında çok hoşuma giden bir bağlılık vardır. Çok özgün bir ilişkidir. Samimi bir aşk hikayesi olarak niteleyebiliriz” diyor.

Bugüne kadar bir düzineden fazla filmde işbirliği yapan ikiz yönetmenler Oxide ve Danny Pang, aynı DNA’yı paylaşmayan yönetmenler için imkansız olan çok özel bir işbirliği modeli geliştirdiler.
“Bizim aramızdaki ilişki, iki ayrı gücün tek olmak için kombine edilmesi gibidir. Senaryo üzerinde beraber çalışırız, sonra filmin storyboardlarını beraber hazırlarız” diyor Oxide Pang…
Danny Pang da şunları ekliyor: “Bu prosedürü bitirdiğimizde artık ayrı ayrı çalışabiliriz. Sonuçta neler olup biteceği konusunda aynı fikre sahibiz. Filmi bazı günlerde ben çekerim, ertesi gün Oxide devam eder. Eğer çok büyük ve çok önemli bir sahne değilse, normalde ayrı ayrı çalışırız.”
İki kardeşin birbirinin beynini okuyabilme yeteneğine hayran kaldığını ifade eden yapımcı Sherak, bu konudaki gözlemlerini şu sözlerle dile getiriyor:
“İkisi aynı anda sette değilken bile birbirinin beynini okur gibiydi. Danny ile Oxide arasındaki iletişim gücünden setteki herkes büyülendi. İkisinden birisiyle Pazartesi günü başladığınız bir konuşmayı, Salı günü öbürüyle bitirebiliyordum. Bu çok tuhaf bir durumdu ama kolaylık sağladı. Çünkü dönüşümlü olarak çalıştıkları halde birbirlerinin işini kesintisiz olarak devam ettirebiliyorlardı. Kişilik yapısı açısından bazı farklar olmakla beraber yönetmenlik konusunda tamamen aynı şekilde düşünüyorlardı.”
Prodüksiyon tasarımcısı James Newport da, iki ayrı yönetmenle çalışmanın daha önceki deneyimlerinden çok farklı olduğunu kabul ederek şöyle konuşuyor:
“İkisi arasında psişik bir bağlantı var gibiydi. Birbirlerinin cümlelerini bitirebiliyorlardı. Oxide’i bulamazsam gidip Danny’i sorabiliyordum. Daha önce o konuyu hiç konuşmadığımız halde hangi konudan bahsettiğimi biliyor gibiydi. Sanki bir görevi alıp tam ortadan ikiye bölmüş gibiydiler.”
Pang kardeşlerin aynı fikirde olduğu konulardan birisi, Danny Pang’in “sinema dünyasındaki idollerimizden birisi” sözleriyle tanımladığı Nicolas Cage ile birlikte çalışmanın heyecanıydı.
Bu konudaki düşüncesini şu sözlerle dile getiriyor: “Onun çalışmalarını, Alan Parker’ın yönettiği ‘Birdy’den beri çok severim. O filmi hatırlayan çok insan var mıdır bilemem ama Nicolas Cage’i ilk kez o filmde gördğümden beri çok sıkı hayranıyım.”
Nicolas Cage ile çalışmanın rüya gibi olduğunu ifade eden Oxide Pang ise şunları ekliyor: “Çekimler devam ederken öykü üzerinde bazı değişiklikler yapıyorduk. Nic Cage daima fikirlerimize ve bizim yönetim tarzımıza açık davrandı. İngilizcemiz çok iyi olmadığı halde bizim ne dediğimizi anlayabilmek için zaman harcadı. Bir süperstarla çalışmakta olduğumuzu bize hiç hissettirmedi.”
Yapımcı Sherak’ın yorumu ise şöyle: “Nicolas Cage, Nicolas Cage’dir. O büyüleyici bir aktördür. Sadece yüz ifadelerini kullanarak bile öyküyü yorumlayabilen bir oyuncu olduğu için bu karaktere hayat katmasını bildi. Tamamen sağır ve dilsiz bir karaktere karşı başarıyla oynadı. Bunu da yüz ifadelerini kullanarak başarıyla yaptı.”
Filmde portresini çizdiği kiralık katil Joe karakterini tüm çelişkileri ve kompleksleriyle sevdiğini belirten Nicolas Cage, oynadığı karakterle ilgili olarak şu yorumu getiriyor:
“Joe asker kökenli bir kiralık katildir. Ordudan ayrıldıktan sonra kiralık katil olmuştur. Bu işi para için yapar. Ömrü boyunca aile problemlerinin ağırlığı altında ezilmiştir. Eğer onu mutlaka tanımlamak gerekirse şeytan ruhlu olduğu söylenebilir. Ancak neden öyle olduğunu bulmaya çalışmaktadır. Yeni tanıştığı Fon adlı güzel kızın şefkatine, duygusallığına, merhametine ve sevgisine Tayland’da ve Bangkok’ta olmanın getirdiği yenilenme duygusu da eklenince Joe’nun şiddet yüklü karakterinden sıyrılmaya başladığını görürüz. Artık barış kavramına daha çok ilgi duymaktadır. Bu karakterin en büyük çelişkisi de bu noktadadır. Çünkü barış onun doğasına uygun değildir. Çocukluğunda yaşamış oldukları nedeniyle o barışçı birisi olamaz.”
Nicolas Cage’in oynadığı Joe karakterinin ilgi duyduğu sağır-dilsiz kız rolünde Hong Konglu güzel oyuncu Charlie Young kamera karşısına geçti. Nicolas Cage’in rol arkadaşıyla ilgili yorumu şöyle:
“Charlie ile aramızda müthiş bir çekim gücü oluştu. Bence o çok güzel, çok yetenekli, çok hayırsever ve gerçekten çok iyi bir oyuncudur. Filmdeki aşk hikayesinin özgün ve farklı olduğunu düşünüyorum. Farklı kültürleri birleştiren böyle bir aşk hikayesine çok fazla filmde rastlayamazsınız.”
Hong Kong’lu kadın oyuncu Charlie Young, filmdeki rolüne hazırlanırken Ulusal Duyma Özürlüler Derneği’den Katitha Rattanasin’den yardım alarak işaret dilini öğrendi.
Rattanasin’in eğitim süreciyle ilgili gözlemleri şöyle: “Herşeyi çok hızlı öğrendi. Kendisini tamamen bu konuya adadığını söyleyebilirim. Hatta dersleri banda kaydederek daha sonra kendi başına çalıştığını; gerçek hayat koşullarındaki duyma özürlü insanlarla iletişim kurmaya çabaladığını biliyorum.”
İşaret dilinin yanısıra geleneksel Tayland danslarını da öğrenen Charlie Young, öğrenme süreciyle ilgili gözlemlerini şu sözlerle aktarıyor:
“Bu benim için tam bir düello gibiydi. Önümde pratik yapmak için sadece yedi günüm vardı. Profesyonellerle dolu bir grupla birlikte dans etmek zorundaydım. Mükemmel bir öğretmenim olduğu ve beni çok sıkı çalıştırdığı için doğrusu çok şanslıyım. Sete ilk geldiğim gün epeyce sinirliydim. Çok az pratik yaptığım için hiç kimseyi hayal kırıklığına uğratmak istemiyordum. Öğretmenim bana Tayland dilinde, ‘Seni her şekilde destekliyorum. Elinden geleni yap, mutlaka başaracaksın’ dedi. O anda ağlama noktasına geldim. Elimden gelenin en iyisini başarabileceğimi artık biliyordum.”
Filmdeki rolü için ek bir hazırlık yapmamaya karar verdiğini söyleyen Charlie Young, “Senaryoyu okurken bazen de çok fazla kafaya takmamak gerektiğini hissettim. Anlık duygular daha önemlidir. Fon karakterini oynarken mümkün olduğunca samimi ve yapmacıksız olmak istedim. Bu karakterin son derece doğal görünmesi için elimden geleni yaptım” diyor.
Tetikçi Joe’nun çaylak yardımcısı Kong rolünde kamera karşısına geçen Shahkrit Yamnarm ise rolüne hazırlanırken tam tersine bir yöntem izleyerek çok yoğun çalıştığını belirterek şunları anlatıyor:
“Senaryo üzerindeki ev ödevimi tam anlamıyla yaptım. Tekrar tekrar okuyarak adeta hafızama kazıdım. Kong karakterine tam olarak bürününceye kadar onu tam anlamıyla tanımaya çalıştım. Ayrıca motosiklete binme ve savunma sanatları eğitimi aldım ki, hepsi çok eğlenceliydi.”
Shahkrit Yamnarm filmde portresini çizdiği karakteri ise şu sözlerle tanımlıyor: “Kong sokaklarda yaşayan, ufak tefek hırsızlıklar yapan, turistlere ucuz saatler satan bir gençtir. Yaptığı işte iyidir ama daha parıltılı ve gösterişli dünyalarda yaşamaya başlayınca zekası yeterli gelmez. O aslında bir tetikçi değildir. Daha çok bir yardımcı diyebiliriz. Kimseye ateş etmez ama Joe’dan çok şey öğrenir. Farklı dünyalardan gelen Joe ile Kong arasındaki ilişkide çok yoğun duygular yaşanır. İkisinin ortak özelliği dünyadan izole oluşlarıdır. Onları birleştiren ortak yön ise, yaptıkları işi hayatta kalabilmek için yapıyor oluşlarıdır.”
Çekimler başlamadan önce orijinal “Bangkok Dangerous”u izlemediğini söyleyen genç aktör, bu kararının sebebini şu sözlerle açıklıyor: “Orijinal filmi bilerek izlemedim. Çünkü beni etkileyeceğinden korkuyordum. Rolümü kendi tarzıma göre oynamak istiyordum. Filmi bitirdikten sonra ilk işim orijinal filmi seyretmek olacak.”
Joe’ya gizli kurye hizmeti veren Kong karakteri, bir yandan da Bangkok’un kırmızı neonlu bölgesindeki bir gece kulübünde çalışan Aom adlı güzel bir dansçı kıza aşıktır. Aynı zamanda Joe ile ‘işvereni’ Surat arasında arabulucuk yapan Aom rolünde Taylandlı televizyon yıldızı Panward Hemmanee oynadı.
Dans sahnelerinde hayli zorlandığını kabul eden Panward Hemmanee, filmde portresini çizdiği Aom karakteriyle ilgili olarak şu yorumu yapıyor:
“Oynadığım karakter hem ince ruhlu, hem de güçlü bir karakterdir. İşinde çalışırken olağanüstü sert mizaçlıdır. Ama kendi dünyasında herkes gibi o da sevilmek ister. Son derece seksi bir roldü. Dans sahneleri sırasında yanımda dans eden diğer kızların benden daha seksi olacağından korkuyordum. Hiç kimseye belli etmeden, ‘Daha seksi olmak acaba ne yapabilirim?’ diye düşündüğüm zamanlar oldu.”
Düşmanlarını katletmesi için Joe’yu kiralayan ama onunla hiç tanışmayan acımasız gangster Surat rolünde ise Tayland’ın tanınmış aktör / yönetmenlerinden Nirattisai Kaljareuk oynadı. Filmdeki rolüne hazırlanırken çok sayıda mafya filmi seyreden Kaljareuk, acımasız gangster Surat rolünün üstesinden başarıyla gelmesini bildi.


“Bangkok Dangerous”un en son, belki de en ilgi çekici karakteri Tayland’ın kendisidir. Yapımcı William Sherak’ın Tayland ve Bangkok’la ilgili yaklaşımları şöyle:
“Bizim filmimizde Bangkok sadece bir mekan değildir. Aynı zamanda başrol karakterlerinden biridir. Katilin artık hiç kimseyi öldürmek istemediğine karar vermesinde Bangkok kenti ve insanlarının önemli rolü vardır. Karşılaştığı yeni kültür ve insanlar onu şiddetten uzaklaştırdığı gibi kendi kusurlarının farkına varmasını sağlar. Bangkok’a ilk gittiğimizde bizim farkına vardığımız birşeyi o da keşfeder: Burası büyüleyici bir yerdir.”
Uçaktan iner inmez bu büyüyü deneyimlemeye başladığını belirten Nicolas Cage ise, o günkü duygularını şu sözlerle anımsıyor: “Öncelikle havayı hissettim ve gerçekten çok güzel bir yer olduğunu düşündüm. Bu kentte büyük bir enerji vardı, özgürlük vardı. Tayland’a adını veren ‘Thai’ sözcüğü de zaten ‘özgürlük’ anlamına gelmiyor mu? Bangkok’un havasında hayran kaldığım bu özgürlük ve şefkat duygusu sonuna kadar hissediliyordu.”
Modern Tayland’ın en doğru tanımlamasını romantize etmeden ve mitolojiden uzak durarak sunmak için her çabayı gösterdiklerini belirten Pang kardeşler, “Bazen yabancı bir yönetmen herhangi bir ülkeyi belirli bir tarzda hayal edebilir ve kendi hayalgücünden bazı unsurlar katabilir. Biz bu filmi gerçek Tayland’da çekmeye; Tayland’ın kültürünü ve spritüel hayatını göstermeye çalıştık” diyorlar.
Pang kardeşler, filmde çok sayıda geleneksel Tayland sembollerine de yer verdiler. Bunlar arasında ülke nüfusunun çoğunluğunu oluşturan Budistler için özel önem taşıyan fil sembolü de vardı. Böyle olunca Nicolas Cage’in rol arkadaşları arasında genç bir fil de yer aldı.
Ünlü aktör kalın derili rol arkadaşıyla ilgili olarak şu yorumu yapıyor: “Küçük bir fille beraber oynadığım o sahneden çok etkilendim. Bebek bir fildi ve çok tatlıydı. Onu beslediğim sıralarda sanki gülümsüyor gibiydi. Fillerle beraber oynama fırsatı her zaman olmaz. Bu yüzden çok şanslıydım.”
Filmin çekimleri sırasında Bangkok kenti ve yakın çevresindeki 47 mekanda çalışma yapıldı. Bunlar arasında kentin kırmızı neonlu eğlence yerleri kesimi, parklar, gecekondu bölgeleri, iş merkezleri, Chao Phraya ırmağının yamaçları ve beş yıldızlı lüks otellerin suit daireleri vardı.
Filmin mekan menejeri Andrew Perry, on yıldan beri Bangkok’ta çalıştığını ama bir filmin tamamının bu kentte çekildiğini hiç görmediğini belirterek şunları söylüyor:
“Bangkok kentinin sürekli tıkanan trafiği ve dar sokakları, büyük prodüksiyonlar için daima problem oluşturur. Bu yüzden büyük filmlerin çok az bölümü burada çekilerek başka kentlere giderler. Tamamı burada çekilen ilk yabancı film ‘Bangkok Dangerous’ oldu. Yönetmenlerin benden ayarlamamı istediği mekanlardan birisi de, Bangkok’un iki saat kadar güneyinde yer alan Petchburi kentindeki Kao Luang Tapınağıydı. Burası Fon’un Joe’yu bir tapınağa götürdüğü sahne için gerekliydi. Buda heykelleriyle dolu bir dağ mağarasının içlerindeydi. Dağın zirvesindeki bir aralıktan güneş ışıklarının süzülmesi, bu mağarayı gerçekten çok güzel ve görülmeye değer hale getiriyordu.”
Filmin setlerindeki hiç kimsenin beklemediği bir olay nedeniyle çekimlere ara verildi. Çekimlerin devam ettiği sırada Tayland’da askeri darbe oldu. Ülkenin başbakanı koltuğundan indirilirken parlamento feshedildi. Anayasa geçici olarak askıya alındı. Buna rağmen ülkenin her yerinde barışçı hava hakimdi. Tek bir silah sesi dahi duyulmadığı için setlerdeki çalışmaya ertesi günden itibaren devam edildi.
Yapımcı Norm Golightly, Tayland’daki askeri darbe günüyle ilgili izlenimlerini şu sözlerle aktarıyor: “Televizyon yayınları durdurulunca prodüksiyona o akşam ara verdik. Caddelerde bazı tanklar görünce tarihin önemli bir bölümüne tanıklık ettiğimizi düşündüm. Çalışma takvimimizde askeri darbeyi elbette öngöremezdik. Şimdiye kadar yaşadığım en beklenmedik olaydı.”


Filmin prodüksiyon tasarımcısı James Newport için “Bangkok Dangerous” projesinde çalışmak kelimenin tam anlamıyla bir sevgi işiydi. Tayland’ın başkentini ve kültürünü çok sevdiğini söyleyen Newport, “Tayland benim ikinci evimdir. Günümüzün Bangkok’unu bir filmde göstermeyi hep arzu etmiştim. Bugüne kadar genellikle Bangkok yerine başka yerlerde çekim yapıldı. Oysa Bangkok görsel açıdan çok heyecan verici bir kenttir. Bu heyecanı sergilemek projenin en zor yönüydü” diyor.
Filmin başkarakteri için kentte geçici bir ev ararken/bulurken eski ve yeni Tayland’ı harmanlama fırsatını bulduğunu söyleyen Newport sözlerine şöyle devam ediyor: “Joe’nun işverenleri onu kentin dışında bir yerlere götürürler. Bu kentte son derece heyecan verici mimari tarzları vardır. Biz geleneksel Tayland’a bakarak ikisini birleştirme yolunu izledik.”
Filmdeki en heyecanlı sahnelerden birisi, görsel açıdan sadece Tayland’a özgü bir mekan olan Damnoen Saduak adlı su üzerinde yüzen pazar yerinde geçer. Son derece karmaşık olan bu sahnede Joe karakterinin öldüreceği hedefini bölgedeki su kanalları boyunca takip ettiğine tanık oluruz.
Danny Pang bu sahnelerin nasıl çekildiğini şu sözlerle açıklıyor: “Sahnenin tamamlanması en azından bir haftamızı aldı. Bölge çok kalabalık olduğu için binbir zorlukla çekim yapabildik. Şansımız varmış ki, bölgedeki esnaflar ve yöre halkı bizi çok sıcak karşıladı. Sonuçta kendilerinin sade ve basit yaşam tarzının bu film sayesinde tüm dünyaya gösterileceğini anlamışlardı.”
Yapımcı Sherak’ın bu sahnelerle ilgili yorumu ise şöyle: “Su üzerinde yüzen pazar sahneleri görkemli oldu. Bir aksiyon sahnesi için büyüleyici bir yerdi. Batılı izleyiciler setlerde yapılmadığı sürece böyle sahneleri görmeye pek alışkın değildirler. Biz hiçbirşeyi değiştirmeden çekim yaptık. Dikkatle izlerseniz en heyecan dolu aksiyon sahnelerinde bile küçük kayıkları ve bakkaliye malzemesi taşıyan arabalarıyla gündelik yaşamın nasıl sürdüğünü göreceksiniz.”
Filmin kötü adamı Surat’ın yaşadığı mekanın Tayland’ın bir başka görünümünü yansıttığını belirten yapımcı William Sherak, bu konuda şöyle bir yorum getiriyor:
“Orası aslında bir tabakhane / deri işleme merkezidir. Çok pis koktuğunu tahmin edebilirsiniz. Film için müthiş bir mekan olacağını düşündük. Tabakhane tesislerindeki ortamın berbatlığı ile Surat’ın bu tesislerin üstünde yer alan temiz ve mükemmel ofisi arasındaki çelişkiyi/zıtlığı çok sevdim. Bu karşıtlık aynı zamanda onun çalıştırdığı insanlara hangi gözle baktığının da simgesiydi.”
Tayland’ın sunduğu kaynaklardan memnuniyet duyduğunu belirten yapımcı Norm Golightly ise, bu konudaki düşüncelerini şu sözlerle özetliyor:
“Film prodüksiyonu anlamında bakınca Tayland’ın hiçbir eksiği yok. Mekanlar kesinlikle mükemmeldi. Son derece yetenekli ekiplerle beraber çalıştığım bu film benim en iyi deneyimlerimden birisi oldu. En üst kademeden en alta kadar ekipteki herkes kesinlikle harikaydı.”


“Bangkok Dangerous”taki aksiyon sahneleri ve özgün karakterler sayesinde eğlendirici bir film yaptıklarını belirten yapımcı Norm Golightly, bunlara eşlik eden alt söyleme dikkat çekerek, “Bu filmde eğlendirici boyutların yanısıra kefaretin ödenmesi ve ikinci bir şansın herkes için her zaman var olduğu teması da yer alır” diyor.
“Bangkok Dangerous”u Tayland mutfağının ünlü yemeği Tom Yum Goong ile kıyaslayan Oxide Pang, “Çok baharatlı bir yemektir. İnsanlar bazen baharattan korkarlar ama her zaman da cazibesine kapılırlar. İlk tadına baktığınızda endişeli olmanız doğaldır. Çünkü nasıl bir tadla karşılaşacağınızı bilemezsiniz. Sonra biraz ekşi, biraz tatlı, biraz baharatlı olduğunu anlarsınız ve tadına doyamazsınız. Bizim filmimizde öyle oldu” yorumunu getiriyor.
İkiz kardeşi Danny Pang şunları ekliyor: “İzleyicinin bu filme vereceği tepki bizim kontrolümüz dışındadır ama bu filmi izledikten sonra ilkiyle kıyaslayınca insanların ondan daha iyi olduğunu düşüneceğine inanıyoruz.”
Filmde portresini çizdiği Joe karakterinin geleneksel anlamda bir rol model olmadığını kaydeden Nicolas Cage ise, tetikçilikten kahramanlığa doğru dönüşüm geçiren bu karakterin izleyiciye ilham vereceğini belirterek son sözü söylüyor:
“İnsanlar her zaman değişirler.Ben değişime inanıyorum. Bazı insanlar değişime inanmaz. Bence insanlar bazen bir öğretmen sayesinde, bazen romantik bir deneyim sayesinde veya sadece bir uçaktan düşüp havayla temas edince derin uykudan uyanabilirler.”