Yetişkinlik zor zenaat

Yetişkinlik zor zenaat
Yetişkinlik zor zenaat

Soldan, Jonah Hill, Mila Kunis, Jason Segel, Russel Brand ve Kristen Bell ?Aşkzede?de.

Judd Apatow ekibi 'Superfreaks', yeni filmleri 'Aşkzede'de ergenlikte takılı kalmış adamın yetişkinliğe geçiş hikâyesini anlatıyor
Haber: Erman Ata Uncu / Arşivi

 

FİLMİN FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYINIZ 

YAPIM NOTLARI İÇİN TIKLAYINIZ

Super freak disko çağını andığımızda yad ettiğimiz belli başlı şarkılardan biri. Bu aralar başka bir kullanım alanı daha var. Bazıları yapımcı, yönetmen, senaryo yazarı Judd Apatow ile şürekasını da “Superfreaks” olarak adlandırıyor. Son Superfreaks icraatlarından Forgetting Sarah Marshall/Aşkzede bu hafta gösterime girdi. Yani Judd Apatow’a ve kankalarına özgü hissiyata genel bir bakış atmanın tam sırası.
Aşkzede, Superfreak cemiyetinin belli başlı isimlerini biraraya getiren bir yapım. Aynı zamanda filmin senaryo yazarı da olan Jason Segel (CNBC-e dizisi How I Met Your Mother’ın Marshall’ı da diyebiliriz) önceki Apatow filmi Knocked Up/Kaza Kurşunu’nda yan karakterlerden birini canlandırmıştı. Paul Rudd, Superbod’in Jonah Hill’i, Apatow’un sık sık başvurduğu oyunculardan. Yönetmen Nicholas Stoller, henüz ilk filmi olması sebebiyle ekibin yeni elemanlarından. Ama Apatow ve şürekasına uyum gösterdiği aşikâr. Apatow nerede derseniz, yapımcı koltuğunda. Ve tabii tüm filme sinen kendine has atmosferde, mizah yaparken öncelik verilen unsurlarda.
Görünüşte her şey günümüz komedi iklimine uygun. Sınırların günbegün zorlandığı ana akım sinemasında kaldırılabilecek en sivrisinden espriler birbiri ardına sıralanıyor. Hikâyenin gidişatını ise ergenlikte takılı kalmakla suçlanabilecek bir adamın yetişkinliğe geçişi belirliyor. Bu da malum, son dönem komedilerin sık sık espri çıkardığı bir malzeme. Ama Superfreaks’e özgü dokunuşlar da söz konusu. Örneğin, Apatow ve arkadaşları ana akım sinemanın meşrebini biraz daha genişletmek istiyor gibiler. Kaza Kurşunu’nda doğum anını tüm açıklığıyla göstererek, tabular üzerinden bir şok etkisi yaratmayı başarmışlardı. Aşkzede’de ise erkek çıplaklığının sınırları genişletiliyor. Başroldeki Jason Segel, kamera oyunlarına başvurulmadan, çırılçıplak ‘sereserpe’ dolaşıyor.
Apatow ve şürekasının, yetişkinliğe adım atan erkek kahraman konusundaki farklılıkları ise bu süreci kadın düşmanlığına başvurmadan, hiçbir karakteri günah keçisi olarak kullanmadan aktarıyor oluşları. Örneğin Aşkzede’de erkek arkadaşını başka bir erkek, hem de dayanılmaz birisi için terk eden Sarah Marshall (Kirsten Bell) karakteri, başka bir ekibin elinde kolaylıkla ‘kaltak’ olarak mimlenebilirdi. Aşkzede’de ise her karakter gibi Sarah Marshall da daha kanlı canlı. Hem de komikliğine, alay edilmeye müsait özelliklerine halel getirmeden, erkek arkadaşının gözünde nasıl göründüğünü göstermeyi ihmal etmeden. Zaten Superfreak filmlerinin meziyeti, temsilcisi oldukları komedi tarzının sınırlarını böyle genişletmesi, kadınlara bakıştaki miyopluğu tedavi etmeleri. Sonuçta ortaya âşık olunan tatlı kız/uzak durulması gereken, gudubet kadın ikilemine hapsolmuş karakterlerden daha fazlası çıkıyor. Normalde yetişkinliğe adım atamamış erkekleri rehber belleyen filmlerden beklenmeyecek bir özellik. Ama iş komedide üç boyutlu kadın karakterlere gelince Apatow ve şürekasının filmleri ilk akla gelenler.

'Pisliği severim'

Vanity Fair’in yükselişteki kadın komedyenlerini kapağa taşıdığı sayı da bunun kanıtı. Örneğin Kaza Kurşunu’nda erkek ve kadın karakterlere aynı derecede önem verilmesi, Apatow’un -filmde de rol alan- oyuncu karısı Leslie Mann’in fikriymiş. Erkek karakterin alabildiğine ‘looser’, kadın karakterin de alabildiğine güzel, başarılı, ideal olmasına rağmen ortaya tipik bir ‘Güzel ve Çirkin’ hikâyesinden daha fazlasının çıkması, bu zaman paylaşımıyla ilgili olsa gerek. Tabii Apatow’un mizahi yetenekleriyle de... Apatow, wikipedia’da alıntılanan bir söyleşisinde “İnsana kendini iyi hissettiren, umudun olduğu filmleri severim... Bir de pisliği severim!” İkisini biraraya getirmek konusunda usta olduğuna da kuşku yok. Zaten filmlerinin nereye konulacağı bilinemiyorsa, bir taraftan kadın karakterlere verdiği önemle övgü toplarken diğer taraftan seksist suçlamalarına maruz kalıyorsa, ortada bir ustalık ya da en azından kaydadeğer, sıradışı bir şeyler olduğu belli.
Apatow, kendi yazıp yönettiği 40 Year Old Virgin/40 Yıllık Bekar’da, 40 yaşındaki bakir arkadaşlarının bir kadınla beraber olmasına çabalayan arkadaş grubunun homofobisini, seksist yorumlarını mı paylaşıyordu, yoksa onları komediye malzeme mi yapıyordu belli değil. Hikâyede amaç, kahramanın erkekliğe adım atmasını, ‘olmasını’ görmekse, seksizm de, homofobi de çocukluk hastalığı olarak gösteriliyor demektir. Sonuçta Superfreaks kahramanları, iktidarlarını ellerine silah alıp etrafı tarumar ederek kazanmıyorlar. Karşılarındakiyle iletişim kurarak engelleri aşıyorlar.
Ama diğer yandan erkekliğe adımın mesele edilmesi başlı başına seksist bir bakış açısı değil mi diye de sorulabilir. Ne var ki ilginç bir şekilde yine erkekliğin mesele edilmesi, Apatow ve şürekasının seksist damara neşter vurduklarının da kanıtı. Belki doğrudan Superfreaks ekibinden birilerini barındırmasa da onların açtığı yoldan gittiği söylenen ve bu sefer iki kadın karakterin yapay döllenme sürecinde yaşadıklarını aktaran Baby Mama, kafa karışıklığımızı biraz olsun giderir. Ama halihazırda gösterimdeki Aşkzede de bahsi geçen kabulleri deşmek isteyene yeterli malzemeyi sağlayacak kapasitede.