'12 Dev Adam' nereye koşacak

'12 Dev Adam' nereye koşacak
'12 Dev Adam' nereye koşacak

Efes Cup a gelene kadar yedi maçta beş yenilgi alan 12 Dev Adam , başkentteki turnuvada biraz olsun güven tazeledi. FOTOĞRAF: CEM ÖZDEL / AA

Türkiye, 2001 Avrupa Şampiyonası sonrası ev sahipliği yaptığı ikinci büyük turnuvada, sonuna kadar gitmenin hesaplarını yapıyor. Basketbol otoriteleri Dünya Şampiyonası'nda seyirci avantajının önemini vurgulamakla birlikte '12 Dev Adam'ı bekleyen sorunlara da dikkat çekiyor
Haber: BENER ONAR / Arşivi

İSTANBUL - Türkiye 2001’deki Avrupa Basketbol Şampiyonası’na ev sahipliği yapmış ve tarihinin en büyük başarısıyla final oynamıştı. Ay-Yıldızlı ekip, 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası’nda da ev sahibi avantajını kullanmak niyetinde. Lakin saha içi ve dışında bir takım sorunlar, sırf seyirci desteğinin başarı için yeterli olmayacağını göstermekte. Basketbol dünyası bu turnuvada ‘12 Dev Adam’dan ne bekliyor, Radikal olarak uzmanların görüşüne başvurduk.

Hakan ARTIŞ (Eski milli basketbolcu): Koç Tanjevi-ç’in sağlık nedenleriyle uzun süre takımla birlikte olamaması, Kerem Tunçeri ve Ender Aslan’ın sakatlıkları, Engin Atsür’ün kopan aşil tendonu, Hidayet Türkoğlu’nun ameliyatı sonrasında tam formuna kavuşamaması, Mehmet Okur gibi tecrübeli oyuncunun yokluğu, ‘12 Dev Adam’ın kötü bir hazırlık dönemi yaşamasının en büyük sebepleriydi.
Böylesine kötü bir hazırlık devresine rağmen kısa oyuncularımız her hücumda pota altında uzun oyuncularımızı topla buluşturur, dış adamlar zorlama atışlardan kaçınır, koç Kerem Gönlüm’ü ‘forvet’, Sinan Güler’i de ‘oyun kurucu’ olarak oynatmazsa ‘12 Dev Adam’ın bu şampiyonanın en büyük favorileri Amerika , İspanya, Arjantin, Yunanistan ve Sırbistan arasında yer alacağına canı gönülden inanıyorum.

Caner ELER (Eurosport): Türkiye kısalarından yüksek verim alabilirse, ki iyi bir şutör eksikliği var, zaten iyi olan pota altıyla ‘İlk dörde’ girebilecek potansiyele sahip. Zira Bogdan Tanjeviç’in de son maçlarda ısrarından vazgeçip herkesi kendi pozisyonunda oynatması katkı sağlayacaktır. Ancak Hidayet Türkoğlu’nun formundan uzak oluşu Ersan İlyasova, ‘Ömerler’ ve ‘Keremler’in çok daha fazla sorumluluk üstlenmesini getirecek. Karşılaşmaların son bölümlerini iyi oynama konusundaki tezi de artık yazıp vermeliyiz. Yoksa yine eşikte kalabiliriz.

Erman KUNTER (Cholet Antrenörü): 2001’deki durum beni umutlandırıyor ama o günden bu yana sadece ‘Dünya altıncılığı’mız var. Plan ve programa sadık olmak lazım. Türk takımının kazanmasının ne kadar önemli olduğunu yurtdışında çalışanlar daha iyi anlar ama işin aslına bakınca bizim ekolümüz yok. Doğaçlamayız. Derecemiz ne olur? Çok iyi: Madalya almak, İyi: 4-6 arası, makul: 6-8. Önemli olan çok iyi derece yapsak bile sonra ne olacak? 
Tanjeviç çok tecrübeli biri. O seçildiyse, onun oyun sistemini kabul etmek lazım. Kariyerini tartışmıyorum ama çalıştığı ülkenin dilini bilmek zorunda. Sağlık sorunları nedeniyle yardımcılar onu daha az yoracak, daha çok çalışacaklar... Hoca, sadece krizde ana hatlarda devreye girmeli.

Kaan KURAL (Vatan): Takımdaki en temel sorun hep uzunlar olmuştu. Şimdi ise görüntü terse dönmüş durumda. Önde oynayacak harika bir uzun rotasyonumuz var. Asıl soru işareti kısalardaki alternatifler. Ayrıca bu jenerasyon bir keskin nişancı skorer çıkaramadı. Gelelim lider konusuna. Bu takımın lideri Hidayet Türkoğlu. Bunu tartışmaya fazla gerek yok. 2007’den beri bu değişmedi. Ancak Hidayet’in şu anda formsuz olduğu da kesin. Şut yüzdesi de yerlerde sürünüyor. Hido’ya alternatif kim olacak? Zaman zaman oyun sonunda gördüğümüz herkesin birbirine ‘Ne olacak şimdi?’ diye baktığı hücumların üst düzey hedeflere giden bir takımda yeri yok. Artık rollerin kesinleşmesi gerekli. Son noktayı, “Türkiye en kötü çeyrek finali görür” diye koyayım.

Murat ÖZYER (Antrenör): Öncelikle şunu gönülden söyleyeyim, madalya bekliyorum. Altı senedir hedef olarak koyduğumuz bu Dünya Şampiyonası’nda bunu başaracak kapasitemizi var. Efes Cup’taki performansımızla hem seyircimizin takıma olan eski inancı hem de oyuncuların kendilerine olan güvenleri geri geldi. Eleme turlarından önce kazanılacak teknik ve psikolojik ritmin yanı sıra Ankara ve İstanbul’da pozitif çevre baskısı oyuncuların performanslarına olumlu yansır. Bizim takımımız için her şey başarılı hücumlarla başlayacak. Başarılı hücumlar sayesinde rakiplerin fast breaklerden  atacağı kolay sayıları engelleriz. Yarı sahamızda daha çok beşe beş set savunmasına kalırız ki; yarı saha savunmasında oldukça başarılı bir takımız (ikili oyunlara karşı zaaflarımız var). Yalnız zor anlarda hücumda sistem dışı sayı pozisyonu üretecek oyuncu sayımız oldukça az. Bu sebeple önceden hazırlanmış ‘anlık oyunlar’a ihtiyaç olacağını düşünüyorum. 

İsmail ŞENOL (NTVSpor): 2001 Avrupa ikinciliğinin ardından Türkiye’nin en başarılı olduğu turnuva, 2006 Dünya Şampiyonası’ydı. Orada da yaptığımız şey rakibin düzenini bozmak, sahada bir karışıklık yaratmak ve o kaostan faydalanmaktı. 2010 Dünya Şampiyonası’nda da durum aynı. Yetenekli savunmacılara sahip Türkiye kadrosu, rakibin düzenini bozup ortalığı karıştıracak ve hücumda iyi yapabildiği şeylerle sonuca gidecek. Buradaki asıl soru, hücumda fark yaratmamızı sağlayan şeyleri sahaya yansıtıp yansıtamayacağımız.
Hücumda fark yaratabilmemizi sağlayacak faktörler şöyle:
- Hidayet’in verimini artırabilmek için sahaya iyi yerleşip topu Hido’ya teslim etmek.
- Dört numarada çabuk ayakları ve şut tehdidiyle esleşme sorunu yaratan Ersan İlyasova’dan faydalanmak.
- Ömer Aşık ve Semih Erden’in boyalı alanda hareketli bir şekilde topla buluşmalarını sağlamak.
- Rakip top kayıplarını Ömer Onan, Sinan Güler gibi hızlı oyuncularla sayıya çevirmek.
Eğer bunları sürekli bir şekilde uygulayabilirsek, yarı final neden olmasın?
Levent TOPSAKAL (Bayrampaşa Sancak Antrenörü): Takımı dağınık görüyorum. Kim nerde ne yapacak bilmiyor. Zaman zaman kabus gibi hücumlar, hareketler izliyoruz. Savunmada biraz gayret var ama organize değil. Seyirci desteğiyle birlikte savunmamız daha da sertleşecek. Fakat iyi takımlara karşı bu ‘gaz’ ters de tepebilir. Takımımız büyüklük (size) olarak turnuvanın en iyisi ama bu avantaj da o bahsettiğimiz organizasyonsuzlukla kayboluyor. Eğer oyuncularımız birazcık standart yakalarsa iyi işler yapabiliriz ama açıkçası çok da umutlu değilim. Tanjeviç’in kafasının çok rahat olduğunu ve eleştirilerden etkilenmediğini de düşünmüyorum.