'35,5' için 100 kere sağol!

'35,5' için 100 kere sağol!
'35,5' için 100 kere sağol!

Sıkı bir Karşıyaka taraftarı olan Erdem Aksakal ve oğlu Güney

Sıkı bir Karşıyaka taraftarı olan yazar Erdem Aksakal, 100. yaşını kutlayan takımını Radikal için yazdı
Haber: ERDEM AKSAKAL - erdemaksakal@yahoo.com / Arşivi

Sosyal medyaya ucundan dokunan herkesin dün geceden beri haberdar olduğu üzere Karşıyaka Spor Kulübü 100’üncü yılını kutluyor. 1900’lerin başında İzmir Körfezi’nin güney yakası azınlıkların yerleşik olduğu bölgeler iken, kuzey yakasındaki Karşıyaka’nın nüfusu Türklerden oluşuyordu. Kurucu Zühtü Bey ve arkadaşlarının Karşıyaka’yı kurarken semtin gençlerinin spor yapması yanında, azınlıklara ve işgale karşı milli bir duruş sergileme kaygısını da taşıdıkları açıkça bilinir. 100 yıl sonunda Türkçe’de milli bilinç, azınlık, işgal kelimeleri defalarca boyut ve anlam değiştirmiş olsa da Karşıyaka, semtin artan sahiplenmesi ve on binlerce gönülden bağlı taraftarıyla dimdik ayakta duruyor.

100’üncü yıl gibi büyük kilometre taşlarına denk gelince, insan durup geriye doğru sorgulamak ister ya neler yaşanmış bu tarihte diye. Küçük boy bir Türkiye ’nin 100 yılı almanağı çıkıyor ‘Karşıyaka’ tarihinden. Bir türlü hangi takımı tuttuğu kararlaştırılamayan Atatürk ’e; Karşıyakalı olan Latife Hanım’dan ötürü damat kontenjanından, hem de annesinin mezarını Karşıyaka’ya emanet ettiği için manevi bir bağdan ötürü Karşıyakalılar da sahip çıkar. Mustafa Kemal’in kulübü ziyaretinde deftere yazdıkları ve Karşıyaka’ya armasında ay-yıldız taşıma hakkı vermesi çoğu Kaf-Kaf’lı için onur vesilesi olsa da Adnan Menderes’in bir süre Karşıyaka forması giymiş olması o kadar rağbet görmez semtte. Son yılların İzmir’inin tipik politik duruşunu gösterir Karşıyakalı, ama İzmir etiketini de reddedip “Biz Karşıyakalıyız” der. Kendi plakasını yaratacak ölçüde İzmir’den soyutlanmak, Karşıyaka duruşunun temelini oluşturur neredeyse.

Yüz yıllık formadaki ilk hatıralarda savaşlar, etnik kimlikler, yıkılan ve kurulan devletlerin izleri varsa; sonraki dönemlerin en güçlü karakteristikleri ‘çok branşlılık’ ve ‘rekabet’ oldu. Kendisini her zaman adına yaraşır biçimde gerçek bir spor kulübü olarak konumladı Karşıyaka. Yalan da değil hani. Bilardodan yelkene, voleybol, basketbol, futbol ve onlarcasına en çok branşta mücadele eden kulüplerdendir. Çok iddialı olmayacaksa, taraftar kitlesi basketbolu futboldan önde konumlayan yegane kulüptür. 100 yılın bir diğer unutulmaz kilometre taşı mesela, 1986-87’deki basketboldaki şampiyonluğudur, çifte şampiyonluğudur.

Rekabet her Karşıyakalı için yaşamın gerçeğiydiyse de yıllardır, Karşıyaka’ya faydadan çok zarar getirmiştir, objektif bakınca-tabii Göztepe’ye de. 1980’deki 80 bin kişilik dünyanın en kalabalık ikinci lig maçı, 2004’te Karşıyaka’nın 2-0 mağlubiyetten olağanüstü bir dönüşle 5-2’ye getirdiği ya da henüz geçen hafta Göztepe’nin kendi kalesine attığı iki golle 2-0 yenildiği maçlar elbette 100 yılın bir yerlerine yazıldı. Keşke daha büyük fontlarla yazılan ölüme kadar varan yaralamalar, çatışmalar, semt basmalar, büyük cezalar almanağın rekabet bölümünde hiç yer almasaydı. Eşi benzeri olmayan Karagümrük kardeşliği anlatılsaydı sadece.

100’üncü yılı beklediğimiz uzun yıllar boyunca tam da bu sene, 2012’de Şampiyonlar Ligi’nde Real Madrid’i yenme hayalimize şarkılar yazdık, olmayacağını bile bile. Hayali de güzeldi. Bernabau’yu ziyaret edemedik ama 10 yıllık kesintisiz 1. Lig serüveninde hiç yaşamadığımız liderliğin keyfini 1-2 haftalığına da olsa tattık 2012’de, o da yeter. Atkıya işlenmiş bir satırda, bir duvar griffitisinde, KSK’nin K’sinin anılmadığı uluslararası bir maçtaki yeşil kırmızı pankartta, basketbolun her seviyesinde oynayan KSK kökenli yerli yıldızlarda ismini görmenin mutluluğuydu; Karşıyaka. Kocaman adamların çocuklaştığı, çocukların erken büyüdüğü bir semtle kulübü etle tırnak gibi kaynaştırmış bambaşka bir yapıdır, Karşıyaka. 100 yıl yaşamış hiç bir kuruma başarısız denmez, taş olur insan. Çok büyük bir çınardır Karşıyaka, altında bir saniye nefeslenince tüm üzüntünü alıp götürecek kadar büyük… “Kasımda aşk başkadır” diyoruz da, 1 Kasım 2012 akşamı Karşıyaka sahilini görünce, “Kasımda Karşıyaka aşkı bambaşkadır” demek lazım gelecek.