500. maçta 'birlik-beraberlik'

500. maçta 'birlik-beraberlik'
500. maçta 'birlik-beraberlik'
Ne demiştik Radikal spor servisi olarak önceki günkü sayfalarımızda: Her şey böyle başladı.
Haber: ONUR SALMAN - onur.salman@radikal.com.tr / Arşivi

Evet gerçekten de her şey 26 Ekim 1923’te Taksim Stadı’nda Romanya karşısında yuvarlanan topla başladı. Ve nihayet Türkiye , 89 yıla dün, yani 14 Kasım 2012 itibarıyla 500. maçını sığdırdı. Nicelik açısından azdır çoktur onu değerlendirmek değil amacımız ama sonuçta her kilometre taşı gibi özeldi dün de.

Aslında tarih de ilginçti: 14 Kasım. Takvim yapraklarını 1984’e döndürürsek 89 yıllık tarihin en büyük milli hüzünlerinden birine, 2001’e taşırsak ise 499 maçın en büyük sevinçlerinden birine denk gelirdi. Önce 86 Dünya Kupası elemelerinin 8-0’lık İngiltere mağlubiyetine yüzümüzü dökerken, sonra 48 yıl aranın ardından bir Dünya Kupası’na (2002) katılmayı garantilediğimiz 5-0’lık Avusturya karşılaşmasının rahatlığıyla gevşetebilirdik surat kaslarımızı. Yani Türkiye’nin ‘Hüzün-Sevinç Ligi’ndeki 14 Kasım hanesinde 1-1 yazıyordu. Lakin dünkü mücadele bu ligin dışındaydı. TT Arena’da amaç ‘Gönül Ligi’nde skoru daimi olarak 1-0’a taşımaktı. İyi bir organizasyon ve kutlama da bu isteğin kilit oyuncusuydu. Dün için tarih yapraklarının sonuç hanesine ne yazacağı tali önem arz ediyordu neticede.

Ama tribünler için öyle değilmiş bunu daha törenin başında anladık. Zaten Türkiye-Danimarka maçında tribünler ancak maçın başlamasına dakikalar kala biraz kalabalıklaştı. TT Arena’nın yolunu önceden tutanlar ise ısınmak için sahaya çıkan Danimakra’yı ıslıklamakla başladı işe. Ki tam o sırada milli formayı 50’den fazla kez giyen ve dün gece bu sebeple ödül alan Rüştü Reçber, Oğuz Çetin, Hakan Şükür, Recep Çetin, Oğuz Temizkanoğlu, Alpay Özalan, Bülent Uygun ve Fatih Terim sahneye davet ediliyordu. Islıklardan nasibini alan bir diğer isim de Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören oldu.

Lefter de unutulmadı

500 maç özel töreninin belki de en özel yanlatından biri de Lefter Küçükandonyadis, Metin Oktay ve Turgay Şeren’in de unutulmamış olmasıydı. Ancak futbolun ana unsuru olan seyirciler dün kendilerine ayrılan yerleri geç doldurunca tören de oldukça sönük geçti. Akışkanlık da uzak olan töreni Hadise bile tam olarak renklendiremedi. Sadece Hakan Şükür ve Fatih Terim maç öncesi ilgiye mazhar olabildi. Sonuçta içerik açısından şık, uygulama açısından zayıf bir törendi.

Forma nostaljisi

Maça gelince Danimarka’nın bize sunduğu forma nostaljisi çok keyifliydi. 1’den 11’e kadar olan formalarıyla başladılar mücadeleye. Her ne kadar numaralar alıştığımız yerlerinde oynamıyor olsalar da 2-5 arasını defansta (sağdan sola), 6-10 arasını orta sahada ve 11’i de forvet olarak izlemek gayet eğlenceliydi. Futbol açısından bakınca Türkiye’nin ‘Arda’merkezli oyununa karşılık Danimarka organize olmayı seçmişti. Bu sebeple pozsiyon üstünlüğü konuktan yanaydı. Ama Volkan’ın kadrodan çıkarılmasıyla kaleye geçen Onur “Gözünüz arkada kalmasın” dedi. Türkiye için anlamlı gece ise maçın yıldızı Krohn-Dehli’ye yapılan penaltıda hata yapmayan Bendtner’le Mevlüt’ün karşılıklı golleriyle 1-1 noktalandı.