Acılara şimdilik 'topuk'...

Gündüz maçı izlemeyi özlemişim ne yalan söyleyeyim. İnönü Stadı'nın muhteşemliği, havanın güzelliği, taraftarın coşkusu, ilk yarıdaki pozisyonlar derken keyfim yerinde.
Haber: BENER ONAR / Arşivi

Gündüz maçı izlemeyi özlemişim ne yalan söyleyeyim. İnönü Stadı'nın muhteşemliği, havanın güzelliği, taraftarın coşkusu, ilk yarıdaki pozisyonlar derken keyfim yerinde. Güzelliği bozan öğeler yok mu? Olmaz mı, 'Bu şehir insanı' durumunu unutmayalım! Anonsçu arkadaş ve 'kötü şarkı terörü' rahatsız edici boyutta mesela. Birkaç hafta önce Frederico (orijinali Federico) Higuain diye bir anons duymuştum İnönü'de. Dün de 'Gençler'de oyuncu değişikliği' diye başlayan cümle 'çıkan oyuncu Lamine' diye bitince çok güldüm. Herkes de birbirine baktı. Bu kadar zor mu önündeki listeden isim okumak (Yani Traore demek)?
Dün ilk yarının 1-0 bitmesi bir mucizeydi. Beşiktaş o kadar çok net gol pozisyonu kaçırdı ki anlatmakla bitmez ama bir şansımı deneyeyim. Daha 4. dakikada Tello'nun serbest vuruşu kaleye giriyordu. Gençler cevabı 10'da Promise Isaac'le verdi. Nijeryalı karşı karşıya pozisyonda topu dışarıya yolladı. 16'da Burak Yılmaz Nobre'ye 'Al da at' dedi. Brezilyalı'nın cevabı olumsuzdu.
Burak ve Marcio Nobre, 'öğlenin adamı' olmak konusunda ısrarcıydı nedense. Uzun bir aradan sonra Ertuğrul Sağlam'dan formayı kapan Burak 34, 36, 40 ve 43'te dört pozisyonda başarısızdı. Bu da bir başarı! Genç oyuncu iki kez ıska geçip, iki kez de topu kaleci Gökhan'a nişanladı. Marcio Nobre ise ilk yarı berabere bitse sinir krizi geçirirdi sanıyorum. 34'te Delgado'nun pasında altı pastan çerçeveyi bulamayan Nobre için kader anı 44. dakikaydı. Beşiktaş defteri pek de parlak olmayan Nobre topukla fileleri havalandırdı ve 'Oh be' dedi: 1-0.
İkinci yarıda gol kaçırma virüsünü kapan 'Alkaralar' oldu. Promise Isaac, zamanında söylediğim "Ya bu adam çok ünlü olacak ne işi var Ankara'da anlamadım vallahi" cümlesini, net olarak bana yedirdi. Hız ve tekniğin bir potada eritilip bu gence içirilmesi şart. 48'de penaltı noktası üstünde topa çok kötü vuran Isaac, 54'de ceza sahası içinde kontrol üstü depar atmak istedi. Ceza sahasının boyutları bu isteğine uygun olmayınca Hakan Arıkan topu rahatça kontrol etti!
Ulusoy'un takımı hangisi?
Son yarım saatte tempo biraz düşüktü. Bu durum yorulan Beşiktaş'ın işine geldi haliyle. Delgado'nun da çıkışıyla 'ultra düz' bir takım haline gelen Kartal, Gençler'i uyutmayı başardı. Uyumak istemeyen bir adam varsa o da Mehmet Çakır'dı. Onun çabalarıyla ileri hızlı çıkan Kırmızı-Siyahlılar bir türlü son hamleyi yapamadı. 84'te serbest vuruşta Erhan bomboş durumda topu ağlara yollayamayınca -klişenin kralı bir deyişle- üç puan Siyah-Beyazlıların oldu.
Beşiktaş, Porto maçında olduğu gibi pozisyonlara girebilen bir takım olduğunu kanıtladı. Ancak bitirici adam sıkıntısı kabak gibi ortada. Higuain'i transfer eden Ertuğrul Sağlam'ın bu durumu nasıl çözeceği ise tam bir muamma.
NOT: Her beğenilmeyen karardan sonra 'Ulusoy istifa' ve '... federasyon, ... hakemler' tezahüratı baymadı mı be arkadaşlar? Hayır Sami Yen'de, Saracoğlu'nda, Avni Aker'de de hep aynı terane... Haluk bey, tuttuğu takımı açıklasın da bilelim yani!

* * * * *
BEŞİKTAŞ: 1
Hakan.. 6
Ali Tandoğan.. 5
Gökhan Zan.. 6
(Diatta 80).. -
İ. Toraman.. 6
İ. Üzülmez.. 5
S. Özkan.. 6
Cisse.. 7
Delgado.. 6
(Koray 66).. 6
Tello.. 6
Burak.. 5
(Higuain 77).. 5
Nobre.. 7
G. BİRLİĞİ: 0
Gökhan.. 6
Tolga.. 5
Traore.. -
(Erhan 26).. 4
Petkoviç.. 5
(Eren 46).. 6
Erkan.. 6
Carle.. 5
Sedat.. 5
(M. Nas 72).. 6
Kerem.. 6
Okan.. 5
M. Çakır.. 5
Isaac.. 6

GOL: Nobre (45)
SARI KARTLAR: S. Özkan, Tello / Erkan, Kerem, Eren
Stat: İnönü - Hakemler: B. Şimşek, E. Kan, A. Akgöl