'Alkaralar' bağlıyordu ki..

'Alkaralar' bağlıyordu ki..
'Alkaralar' bağlıyordu ki..
Galatasaray, Cluj sınavı öncesi Gençlerbirliği'nin konuğu olurken beraberliği 86'da Hakan'ın golüyle kurtardı. Ligin en golcü iki takımı, bu unvanı hak eden skora imza attı: 3-3
Haber: EFKAN BUCAK / Arşivi

Sezon başında hepimizin ‘Rüya takım’ dediği Galatasaray artık hafiften halı saha takımı tadı vermeye başladı. Sarı-Kırmızılılar yaklaşık 1 aydır gündüz ofiste çalışıp da sahaya zevk olsun diye çıkıyormuşçasına rahat, gamsız, umursamaz.

Eskişehirspor maçında uzatma anlarında yedikleri golü hatırlıyorsunuz, Muslera kendini paralarken tüm takım izliyordu. Dün de Gençlerbirliği’nin ikinci ve üçüncü golleri uzaklaştırılamayan toplardan geldi. İkinci golde Hurşut’un ortasında arka direkte bir değil iki Gençlerbirliği oyuncusu vardı, bir dakika sonra üçüncü golü yerlerken Jimmy’nin ribauntu almasına seyirci kaldılar. Saha içini duyamıyoruz, Muslera İspanyolca olarak takım arkadaşlarına “Abi kimse geri gelmiyor yaa” diyor olabilir. Yakında yorulan kaleye de geçebilir Galatasaray’da!

Bir dönem Afrikalılarıyla Türk futboluna damga vuran Gençlerbirliği’ndeyse bu aralar Balkan esintileri hakim: Kadrolarında 3 Sırp, 1 Boşnak, 1 Hırvat ve 1 Arnavut var. Kosta Rikalı Azofeifa bunların arasında, çikolatalı pasta içindeki vişne tadı veriyor. Bu başarılı karışımın aşçısı Fuat Çapa, disiplinli bir ekip yaratmış. Alkaralar dün Galatasaray karşısında oyunun geneline hakimdi. 19 Mayıs Stadı’ndaki mücadelenin ilk yarısı futbol olarak taraftarlara çok şey sunmasa da ev sahibi ekip soyunma odasına 1-0 önde girdi. 26’da, bu ligin en iyi sol beklerinden biri olan Tosiç Eboue’yi ekarte edip içeri çıkardı, Azofeifa gelişine yerden güzel bir vuruşla topu ağlara gönderdi. Kırmızı-Siyahlılar ikiyi de bulabilirlerdi ancak devrenin uzatma anlarında çok net bir fırsattan faydalanamadılar. Buna karşın Galatasaray 19’da Elmander ve 39’da Amrabat’ın uzak mesafe şutları dışında bir şey yapamadı.

Bir parça ‘Umut’

Fatih Terim devre arasında ne söylediyse işe yaramış göründü zira Sarı-Kırmızılılar (Belki de kaybedecekleri şeyin baklava değil de puan olduğunun farkına vardılar) ilk yarının aksine daha etkili göründüler. Elbette oyuna giren Umut’un da hakkını vermek gerek. Sarı-Kırmızılılar’ın dört dakika içinde bulduğu iki golde yıldız oyuncunun imzası vardı: 54’te sol kanattan Amrabat’ın ortasında Elmander indirdi, Umut ceza sahası içinde tamamladı. 58’deyse Hamit’in sağdan ortasını bu kez Umut indirdi, Elmander çok sert bir vuruşla takımını öne geçirdi.

Gençler kolay pes etmeyecek gibiydi. 66’da Hurşut’un sağdan ortasıyla başlayan atakta Aykut topu ağlara gönderip skoru eşitledi. Bir dakika sonra Zec’in vuruşu Muslera’dan döndü, Jimmy kendisine doğru süzülen topa gelişine vurdu, Hamit’e çarpan meşin yuvarlak ağlarla buluştu: 3-2

Fatih Terim son bölümde Riera’yı oyuna alırken, Umut’ta olduğu gibi yine tercihinde isabet kaydetti. İspanyol oyuncunun 86. dakikada kullandığı serbest vuruş sonrası ceza sahası içinde topa son dokunan Hakan Balta skoru belirledi. Böylece Galatasaray derin, kaliteli kadrosu ve Fatih Terim’in doğru hamleleriyle, aslında çok da iyi oynamadığı bir maçta 1 puan kurtardı. Gençlerlirliği’yse iyi oynadığı ve daha çok pozisyona girdiği maçta galip gelebilecekken beraberliğe razı oldu.