Alman'ın derdi bambaşka

Ze Roberto en son önlibero oynadığında, Brezilya, Almanya 2006'dan eli boş dönmüştü; bu sene, Bundesliga'nın geleneksel favorisi Bayern Münih, Van Bommel'le birlikte yine Ze Roberto'yu kullanıyor ve...
Haber: AHMET ÇİĞDEM / Arşivi

Ze Roberto en son önlibero oynadığında, Brezilya, Almanya 2006'dan eli boş dönmüştü; bu sene, Bundesliga'nın geleneksel favorisi Bayern Münih, Van Bommel'le birlikte yine Ze Roberto'yu kullanıyor ve şimdiye kadar, aradaki Barcelona maçı hariç pek bir sorun yaşamadılar. Werder Bremen maçında ise Ze Roberto kanat oyuncusu kıvraklığıyla bütün oyunu domine etti. 'İnce' işlerle vaziyeti idare eden bir futbolcu değil artık, doksan dakika ve her yerde. En önemlisi de iki onsekiz arasında gidip gelebilmesi. Pek genç sayılmaz (33 yaşında). Sahanın en iyisiydi de denilebilir.
Değişimin işareti
Bayern, epeydir işlevsel Alman futbolunun artık dönüştüğünün en büyük kanıtı. Klinsmann'ın milli takımında gördüğümüz manzaraların salt onunla ilgili olmadığını, Bundesliga'nın yavaş yavaş kabuk değiştirdiğini şimdi daha iyi anlıyoruz. Bunun bedelini de ödediler aslında. Evlerindeki Dünya Kupası'nda final oynıyamadılar, (halbuki daha kötü bir kadro ve oyunla Uzakdoğu'da finaldeydiler) Alman takımları uzun bir müddet Avrupa Kupaları'ndaki alışıldık başarılarını gösteremiyor vs. Alman futbolu değişti değişmesine de, bu futbolun Avrupa düzeyinde rekabet edebilmesi için gerekli mâli 'abartıya' henüz varamadılar. Schalke Lincoln'u sattı sonuçta; Stutgart, Bremen ve Schalke'nin kadroları, Avrupa'da kendi düzeylerindeki kadrolarla mukayese edildiğinde oldukça mütevazı kalmakta. Bayern'in bu seneki transferleri, Ribery, Luca Toni, Hamit vb., yeni bir hedefi işaret ediyor. Böylece aslında sadece Bundesliga'nın değil, aynı zamanda bütün Avrupa'nın en ofansif kadrolarından birini seyretme imkânını buluyoruz.
Avrupa zor
Mamafih, bu ofansif kadronun Avrupa'da yapabilecekleri konusunda benim ciddi kuşkularım var; öncelikle yukarıda belirtildiği üzere, bu, Ze Roberto meselesi. Daha doğrusu, Van Bommel-Ze Robreto ikilisiyle, diyelim Liverpool'un Gerrard-Alonso yahut Sisoko ikilsini yan yana koyduğumuzda ibrenin hep Bayern'in aleyhine döneceğini tahmin ediyorum. Werder'in Frings'in yokluğunda sahada resmen acı çektiğini görmemiz bu nedenle bir tesadüf olabilemez. Sagnol döndüğünde Bayern kadrosu tamamlanmış olacak (Hitzfeld, tabii bu futbol işlerini yeterince 'bilmediği' için Hamit'i defansın sağ kanadında oynatmayı düşünmüyor). Schweinsteiger-Mark Van Bommel-Ze Roberto-Ribery dörtlüsü içerisinde Hamit'in 'direkt' oynaması mümkün gözükmüyor. Bu üzücü bir şey, sezona çok iyi başladı ve sürekli oynayabilse, Türk milli takımına çok faydalı olabilecek. Halil de Hamit de, kendi takımlarında süreklilik yakalayamadıklarında, futbolları 'tutuklaşıyor'. Hitzfeld'in her şeye rağmen, Hamit'i bir biçimde kullanacağını sanıyorum.
Kaçan balık
Tabii Bayern Münih deyince, Ribery'ye ayrı bir yer açmak gerekiyor. Galatasaray'ın, eğer arkaplanda bilmediğimiz başka nedenler yoksa, bu futbolcuyu elinde tutamaması ve tutamama şekli çok üzücü. Her iki kanatta da efektif bir şekilde oynayabilen, kanattan oyunu kuran, gol koklayan bir dünya futbol yıldızını kısa süreli olsa da seyredebilmemiz büyük bir şanstı. Kanatdaşı Schweinsteiger'la karşılaştırıldığında belki daha yumuşak, zaman zaman kayboluyor ama kesinlikle daha rafine, daha becerili bir futbolcu. Eh, kaybedenler üzülsün.