Ankara'nın 'Gücü'ne güç kattı

Ankara'nın 'Gücü'ne güç kattı
Ankara'nın 'Gücü'ne güç kattı
Beşiktaş, içinde bulunduğu borç batağı nedeniyle transfer yasağı bulunan ve birçok oyuncusunu yitiren Ankaragücü'yle 0-0 berabere kaldı. Buna karşın Kartal maç fazlasıyla ikinci sıraya yükseldi.
Haber: KENAN BAŞARAN / Arşivi

12 Eylül paşalarının yargılandığı bir ‘sezon’da, o paşaların emriyle çıktığı Süper Lig’de Ankaragücü de düşmeme mücadelesi veriyor. Ne var ki Başkent’in düşme hattında olmasının en büyük müsebbibi ‘Gökçekler iktidarı’dır.

Cemal Aydın’ın ‘tek adam’lığından sonra bir türlü başkanını bulamayan kulüp bugün , ‘Ferrari’sini satan Başkan ’la magazine de konu oluyor. 14 Ocak’ta yine olağan üstü genel kurul var. Sahada ise bütün futbolculuk kariyerini Sarı-Lacivertli forma altında inşaa eden Hakan Kutlu’nun yönetimindeki A2 takviyeli takımın eline bakılıyor. Bir nevi 2. Lig’de liselilerin alınterine bel bağlayan Kocaelispor gibi...

Bir çok önemli oyuncusu parasızlıktan çekip gidince gücünü kaybeden Ankara ekibi, öyle bir hale düştü ki geçen hafta Mersin İdman Yurdu ile oynağı maçı İddaa programına bile alınmadı. Neyse ki galip geldiler de üzerlerine yeniden ‘bahse tutuşulması’na olanak verdiler. Bu yoklukta İddaa’dan gelecek kuruşlar, kursak için çok önemli.

Hasılı Başkent’teki mücadelenin ana teması şuydu: “Kasap et, kuzu can derdinde”. Konuk Beşiktaş da esasen ekonomik olarak küme düşmüş durumda ama şimdilik güneş balçıkla sıvanmaya devam ediliyor!

Lafı bu kadar uzatmanın bir sebebi de ilk yarıda futbol adına kaydadeğer bir şeyin olmamasıydı.

Edu hareket getirdi ama...
27’de evsahibinin elde kalan son gözdelerinden Turgut Doğan’ın sağ çaprazdan vurduğu ve Cenk’in de tokatladığı vuruştan gayrı bir pozisyon yoktu. Bir ‘kurtuluş stratejisi’ yürüten Kutlu, toplu savunma anlayışıyla bütün personelini kendi alanına yığdı. Turgut ve Ergin ile de kontradan gol bulursa ne âlâ... Kalabalıkta bocalayan Siyah-Beyazlılar ise, uzaktan şutlar ve duran toplarla kilidi açmaya çalıştı ancak çok da heveskâr görünmediler. Rahmetli Vedat Okyar’ın üslubuyla verkaç yaparsak, Simao’nun sahada olup olmadığını anlamak için bir ‘arama ekibi’ gönderilmesi icap ediyordu.

Beşiktaş açısından oyun ‘arayışçı’ Edu’yu davet ediyordu. ‘Nitekim’ Carvalhal da 54’te Pektemek’in yerine onu sürdü sahaya. Açıkçası Kartal’ın ilerisine hemen bir hareket de getirdi. Defans arkasına istediği sarkmaları ikinci yarıda bulan Ankaragücü’nde Ergin, ofsayt özensizliğinden ötürü önemli pozisyonları heba etti. 68’de Fernandes’in ortasına dokunamayan Almeida aslında bir golden fazlasını kaçırıyordu. Almeida’nın kaygısızlığı bazen can sıkıcı olabiliyor. 80’de plaseyi tam veremeyen, 87’de ise topu ayağına oturtamayan Edu, maçın kahramanı olma şansını da tepti.

Kutlu, istediğini aldı. Bu bir puan moral ve özgüven açısından belki üç puanla eşdeğer olacaktır. Carvalhal ise 90 dakika boyunca sıkışan oyunda farklı çareler üretmekte yetersiz göründü. Amiyane tabirle Kartal’ın dün kanatları kırık döküktü. Bütün umudunu Fernandes’in çırpınışlarına bağlayan Siyah-Beyazlılar, dün aldıkları bir puanı öpüp başlarına koysunlar.

Dünkü görüntü Hilbert’in kıymetini de ortaya koydu. Zira Beşiktaş’ın rayına oturmasında Ernst ile birlikte onun da payı büyüktü. Son söz İsmail için: Oyun stiliyle ‘80’ler Kitabı’na konu olabilirdi pekala!...