Antalya'dan seri sonu galibiyet!

Antalya'dan seri sonu galibiyet!
Antalya'dan seri sonu galibiyet!
Medical Park Antalyaspor, Fenerbahçe'yi deplasmanda 3-1 yenerek rakibinin Şükrü Saracoğlu Stadı'ndaki 47 maçlık yenilmezlik serisini sona erdirdi.
Haber: BAĞIŞ ERTEN - bagis.erten@radikal.com.tr / Arşivi

Karmaşık duyguların ülkesiyiz. Açlık grevlerinin, biber gazlarının, esir gazetecilerin, savaş korkusunun, öfke nöbetlerinin de anavatanıyız, coşkulu marşların, şenlikli kutlamaların da... Tribünde 'Kadınlar ceza değildir' yazıyor ama onbinlerce kadın son cezalı maçında takımlarını yine coşkuyla destekliyor. Gündüz biber gazı yiyor insanlar, akşam Cumhuriyet Bayramı diye konfetiler uçuşuyor, marşlar okunuyor. Sahada da durum aynı. Birbiriyle alakası olmayan iki ayrı yarı, iki ayrı maç... Boşa içli okumuyor Ahmet Kaya, boşa büyük ozan değil Hasan Hüseyin. Ne diyorlar: 'Yaprak döker bir yanımız bir yanımız bahar bahçe.'

Maç yazısı yazmanın ilk adımı takımların sahadaki dizilişini çözmektir. Ardında da hücum ve savunma şablonlarını çıkarırsınız. Diziliş kolaydır, ilk aut atışında çıkar ortaya. Ama oyun şablonu çıkarmak, hele de bizim memlekette, epey zaman alır. Çünkü takımların ne oynamak istedikleriyle ne oynadıkları arasındaki makas o kadar açıktır ki, matematiğin sınırı zorlanır. Dün de durum farklı değildi.

Hakkını yemeyelim. Lig ikincisi Antalyaspor, ne yapmak istediğini gayet net ortaya koyuyordu. Öndeki hünerli dörtlüsünün driplingli, birbirine yakın ve hızlı oyunuyla gedik arıyorlar, defanstaki altılı blokları ise birbirine yakın ve ısırgandı. Her hamleleri planlı, her girişimleri çalışılmıştı. Buna karşın ev sahibi ekibin ligin başından beri süren dağınıklığı toparlanmak bilmiyordu. Özellikle ilk yarı boyunca ne kanatlar işledi, ne göbek. İkinci yarıda biraz hırslanır gibiydiler, azıcık toparladılar ama gene de düzen tutturamadılar bir türlü.
22'de Aissati'nin şutu Antalya'nın yapmak istediklerinin ilk belirgin nüvesiydi. Fenerbahçe 'nin 12 ve 20'deki frikikleri ise can havliyle yapabildiklerinin... Bireysel yeteneklerin sürükleyiciliği dışında hiçbir şey gösteremiyordu ev sahibi. İlk gol aslında 37'deki kontrayla geldi. Diarra'nın uzun koşusu ve Volkan'da kalan şutu meğer golün kostümlü provasıymış. Nitekim, 41'de bu sefer daha akıllı girdi ceza sahasına ve golünü attı: 0-1. Yetmedi, benzer yardımlaşmalı oyunla bir tane de son dakikaya sığdırdı Senegalli: 0-2. Açıkçası devrenin hakedişi de buydu. 43'te Kuyt'un solo çabası gibi cılız zorlamalardan bir şey çıkmayacağı belliydi, Antalya'nın da göstere göstere golü bulacağı da... 

İkinci devreye erken çıktı Sarı-Lacivertli futbolcular. İlk düdükle birlikte de prese başladılar. Bu gazla Caner'in kafasını gol zannetti tribünler. Olmadı ama inanç düzeyi yükseliyordu ev sahibinde. Çok geçmeden karşılığını da buldular. 49'da Sow tek başına zorladı ve attı golü: 1-2. Tazelendi Fenerbahçe. Oyun kurmakta hâlâ zorlanıyorlardı, ama hırsları ve güçleri çoğalmıştı. 60'daki muhasara golü getirseydi rahatlarlardı. Olmadı. 65'te Isaac'le Diarra birbirine girmese karabasan, 67'de Sow'un topu direği değil ağları bulsa bayram yaşayacaktı Kadıköy. Son bölümde kornerlerle hepten heveslendiler gole. Ama 80'de genç Salih'in hatası pahalıya patladı ve Deniz Barış'ın golüyle tüm enerjisi söndü Saraçoğlu'nun: 1-3. Kendi evinde 47 maçtır yenilmiyordu Fenerbahçe. Tüm hükümranlıklar gibi bu seri de elbet bir gün bozulacaktı. Öyle de oldu.