Arda Galatasaray'a transfer haberlerini doğruladı

Arda Galatasaray'a transfer haberlerini doğruladı
Arda Galatasaray'a transfer haberlerini doğruladı
İspanya'daki gururumuz Arda Turan, Kanaltürk'te yayınlanan Top Bizde programına verdiği röportajda önemli açıklamalarda bulundu.

Arda özellikle sezon başında medyada yer alan Galatasaray 'a geri döneceği haberlerine de ilginç bir yanıt verdi: "Fatih Hoca'yla böyle bir kaç görüşmemiz olmuştu..."

-Arda yepyeni dönem ve yepyeni bir başlangıç ve milli takımımız için... Ne diyeceksin, nasıl bir dönem olacak?
-Öncelikle bu yeni hazırlık döneminin hepimize hayırlı olmasını diliyoruz. Tabii bir üzüntümüz içimizde var dünya kupasına gidemediğimiz için. Hayatta bunlar var; öğrenmemiz gereken birsürü şey var. Demek ki daha fazla çalışmalıyız daha fazla işimize konsantre olmalıyız. İnşallah yeni dönem herkese hayırlı olur.


-İspanya günleri nasıl geçiyor?
-İspanya çok güzel, hayatımın en güzel günlerini yaşıyorum. Çok mutluyum, çok huzurluyum. Herşey yolunda, ailem huzurlu sadece futbol düşünüyorum. İnsanın keyif aldığı yerde olması, ülkesini temsil edebilmesi, kurduğu hayallerin peşinden koşabilmesi çok güzel.

-Oradaki basın ve futbolcu ilişkileri nasıl?
-Açıkçası şöyle birşey var, sen eğer futbolcuysan sahadaki performansın önemli, başka hiçbirşey kimseyi ilgilendirmiyor. Ama kimse de başkasının söylediği futbol dışı şeylere tabi olmuyor veya bunları dinlemiyor. Tabi ki de daha rahatım. Ben hayatım boyunca sahanın içinde olduğum sürece hiçbir problem yaşamadım. Sakatlandım sakatlandıktan sonra problem yaşadım. Geçmiş hakkında çok fazla konuşmak istemiyorum ama ben sahanın içinde olduğum sürece hiçbir problem yaşamadım.

-Madrid derbisi mi İstanbul derbisi mi?
-Bizim insanımız daha ateşli. Madrid derbisi daha farklı, bütün dünyanın takip ettiği bir derbi Madrid derbisi. Ama İstanbul'daki derbi daha farklı, hayat duruyor. Bizde küçüklükten gelen heves, heyecan... O yüzden farklı duygular; kıyaslama yapmak hayat tarzım değil o yüzden farklı bir heyecan. İkisini de yaşadığım için çok mutluyum.

-Günün birinde Türkiye 'ye dönersen Fenerbahçe forması giyer misin?
-Böyle konuları tekrardan açmak istemiyorum. Çünkü açtığım zaman insanlar kırılıyor, yanlış anlıyor. Ben zaten gençken söyleyeceğimi söyledim. Ben Atletico Madrid'in sözleşmeli futbolcusuyum ve takımın başarısı için elimden gelenin en iyisini yapmayı düşünüyorum. Türkiye'de hiç bir polemik konusunun içine girmek istemiyorum.

-Sezon başında Türkiye'ye gelmek istediğini yazdı gazeteciler. Senin ağzından çıktı mı?
-Fatih Hoca'yla böyle bir kaç görüşmemiz olmuştu ama bunlar tabi o zamanda kaldı. Atletico Madrid'le sözleşmemi uzattım ve çok mutluyum orada. Dediğim gibi bazen profesyonel ligde böyle konuşmalar, böyle görüşmeler olabilir. İstemeler, istenmeler; bunlar doğal şeyler.

-Örnek aldığın bir futbolcu var mı?
-Çok var. UEFA Kupası kadrosunun hepsinin ayrı özelliğini aldım kendime. Maradona'yı çok severdim küçüklüğümden beri. Günümüz futbolunda idol olarak Iniesta'yı örnek alıyorum. Eğer görsel bir antreman yapacaksam Barcelona maçını, Iniesta'yı izliyorum. Zaman zaman Mesut'u da izlediğim oluyor. Zaman zaman başkalarını da... Çünkü bunlar çok özel yetenekli oyuncular. Messi çok farklı tabi. Asla bir kompleksim yok ve hoşuma gidiyor öğrenmek, onlara bakıp izleyip, görmek... Iniesta benim için idol denilebilen bir oyuncu. 

-Peki çalıştığın en iyi hoca kim? Simone mi Fatih Terim mi? Ya da başkası mı? -Dediğim gibi kıyaslama yapmak benim hayat tarzım değil. Fatih Terim dünyanın en iyi teknik direktörlerinden biri, kendini kanıtlamış kariyerinin en olgun çağında. Jose Simone ise dünyanın en iyi teknik direktörü olma yönünde ilerleyen çok azimli, çok hırslı genç bir teknik adam. İkisinin yapıları ve kulvarları çok farklı ama dediğim gibi ikisi de dünyanın en iyi teknik direktörlerinden bir tanesi.


-İspanya'daki yaşantında çok popüler olduğunu biliyoruz ama mesela Ronaldo'nun komşun olduğunu öğrendim. İspanya'daki sosyal yaşantından, günlerinden de biraz bahsedebilir misin? -Bizim eşimiz dostumuz çok olduğu için bizi yalnız bırakmıyorlar. Ama kimsenin kimseyi gördüğü yok. Herkesin 3 günde bir maçı var zaten. Ev, yolculuk o halde devam ediyoruz yani. Sadece arabada karşılaştığımızda selamlaşıyoruz. Bazen yemeğe gidiyoruz bazen şehirde yürüyoruz, misafirimiz gelirse alışverişte yardımcı olmaya çalışıyoruz. Futbolculuk öyle antreman yap, iki topa vur bir meslek değil. Bütün gününü, vücudunu ayırman gereken; uyumanın, dinlenmenin, beslenmenin zorunlu olduğu bir meslek. Keyifli ve zorlu bir meslek. (Hurriyet.com.tr)