'Arda'mayana atarlar...

'Arda'mayana atarlar...
'Arda'mayana atarlar...
2014 Dünya Kupası Grup Elemeleri'ndeki ilk maçında Milli Takım, Hollanda'ya 2-0 yenildi. Milliler, başta Arda Turan olmak üzere çok önemli gol pozisyonlarından yararlanamadı
Haber: BAĞIŞ ERTEN / Arşivi

Kabul edelim ilginç bir maç oldu. Sorular bazen hiç beklemediğimiz yerden geldi, bazen de en çok çalıştığımız bölümlerden. Tempoyu istediğimiz kıvama getirdiğimiz de oldu, Robben’ın ışık hızına çıktığı da... Hal böyle olunca Milli Takım yer yer parladı, yer yer söndü. Meydan gümbür gümbürdedi. Ama skorbord yine bize küstü. Aslında Hollanda da döküldü, biz de. Fakat, futbol bizim için hep böyle bir şey değil mi? 11 tane Türkiye formalı oyuncunun çabalayıp didindiği ama sonunda küçük hatalarla diğer 11 oyuncunun kazandığı bir oyun...
Zaten maç öncesinden de klasik Türk şizofrenisiyle cebelleşip durduk. Hasan Hüseyin şiirine sıkıştık kaldık: “Yaprak döküyordu bir yanımız, bir yanımız bahar bahçe.” ‘Yeni bir dönem yeni bir başlangıç’, ‘Önde basarsak...’, ‘Gününde bir Türkiye’nin...’ diye yola çıkıp umutlanıyor; ama ‘Bu defansla nereye kadar’, ‘basit hatalar’, ‘Yapmayın çocuklar’la depresyon eğilimleri gösteriyorduk. Maç da aynen böyle geçti işte.


Fırsat üstüne fırsat kaçtı


Dakika dolmadan o gol olsaydı, Ömer’in kafasını sıyıran top kaleyi sıyırmasaydı. Ya da 14’te Tunay’ın ortasında eli ayağı dolanan Indi’den önce Arda topu içeri dürtseydi... Hadi o olmadı, 24’te Willems’in hatasını iyi değerlendiren aynı Arda, karşısında sadece kaleci kalmışken biraz daha akıllı plaseleseydi. Ah’lar vah’lar dönemini böyle geçirdik. Sonra 17’de saçma sapan bir korner golüyle Van Persie takımını öne geçirince karamsarlaştık. İlk yarım saatin sonunda ise bir gol daha yemedik diye şükrettik. Sonra 41’de Umut’un direğe takılan kafasıyla diklendik. Devre bitti, sanırım hâlâ anlayan yoktu: İyi miyiz? Kötü müyüz?
“Maçı neden kaybettik” sorusunun anahtarları ikinci yarıda da netleşmedi. Hollanda kontrol moduna geçti. Biz de vites yükseltme derdindeydik. Ama bir türlü istediğimiz olmadı. Abdullah Avcı’nın değişiklikleri ya geç geldi, ya da ters. Emre’nin yerine Selçuk değil Nuri girdi mesela. İkinci hamle ise Sercan-Burak değişikliği oldu. Daha gole dönüktü fakat ne yazık ki rakip takımın hücumlarını çağırdı. Selçuk hiç girmedi, Tunay hiç çıkmadı. Maç elimizden yavaş yavaş kaydı. Son bölümde hamle azaldı, takat azaldı, tempo hepten yitti. İpi de 90 artı’da Narsingh çekti: 2-0. Ama 57’de Hamit’in şutu, 65’te Umut’un kafası girseydi, ilk yarıda bir türlü gönül düşürmeyen top çizgiyi geçseydi her şey farklı olabilirdi. Futbolun cilvesi de bu değil mi? Bazen atamıyorsunuz, atıyorlar. Bazen de atıyorlar, atamıyorsunuz.


‘Tıfıl’ Hollanda’ya rağmen

Maç sonunda muhtemelen hepimiz kara kara düşünürken bulacağız kendimizi. Nasıl kaybederiz bu maçı? Bu kadar ‘tıfıl’ ve beceriksiz bir Hollanda nasıl elimizden kaçar? O şanslardan biri değerlendirilse, biri girse maç böyle mi olurdu? Ama futbolun bu şekilde kurgulanan bir akışı yok. Küçük kırılmaların yarattığı kelebek etkisi sadece filmlerde var. Bu oyun, evet tıpkı hayat gibi, büyük sekanslarla, fasılalarla belirleniyor. Tamam, top yuvarlak. Ama o kadar da değil işte. Yeni başlayan bir turnuva için odaklanmamız gereken de bu. Ki bunu yapabilecek kapasite Abdullah Avcı’da kesinlikle var.



MAÇTAN NOTLAR


Ediz ve askerlere saygı
Başlama vuruşundan önce geçirdiği kalp krizi ile aramızdan ayrılan Eskişehirsporlu Ediz Bahtiyaroğlu ile Afyon Karahisar’daki askeri depoda meydana gelen patlamada yaşamlarını yidiren 25 asker için 1 dakikalık saygı duruşu gerçekleştirildi. Milliler, maça kollarında siyah bantla çıktılar.

Avcı’dan resmi siftah

Abdullah Avcı, Ay-Yıldızlı ekiple dün ilk resmi maçında yenilgi yaşadı. Daha önce 7 özel maça çıkan Avcı, 4 galibiyet alırken, 3 kez de yenilmişti.


Kaptanlardan çağrı


Müsabaka seremonisinde iki ekibin kaptanları Emre Belözoğlu ile Sneijder, FIFA’nın hazırladığı fair-play metnini okudu. Statta ayrıca yapılan anonsta da seyircilere takımlarını pozitif şekilde desteklemeleri çağrısında bulunuldu.


İlişki kurulalı 400 yıl olmuş

Diğer yandan Hollanda ve Türkiye’nin dipolamatik ilişkilerinin 400. yıldönümüne denk gelen mücadeleyi Türkiye’nin Lahey Büyükelçisi Uğur Doğan, Rotterdam Başkonsolosu Togan Oral, Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören ile birlikte izlediler.


‘Irkçı’ tezahürat

50 bin kişilik Amsterdam Arena’da yaklaşık 18 bin gurbetçi millileri yalnız bırakmadı. Maça yoğun ilgiden ötürü biletlerin karaborsaya düştüğü görüldü. Maç öncesi takım kaptanlarınca okunan fair-play metnine rağmen, karşılaşmanın ikinci yarısının başında takımı ateşlemek isteyen Ay-Yıldızlı taraftarların “Ayağa kalkmayan Ermeni olsun” şeklinde ırkçı bir tezahüratta bulunması dikkat çekti.