Arena'da gülen aslan oldu

Arena'da gülen aslan oldu
Arena'da gülen aslan oldu
İnanışa göre 21 Aralık'ta kopacak kıyametten önceki son Galatasaray-Fenerbahçe derbisinin galibi 2-1 ile Sarı-Kırmızılılar oldu.
Haber: BAĞIŞ ERTEN / Arşivi

Bu maçı en çok ihtiyacı olan kazanır gibi gelir bana. Maç öncesi cevabını bulamadığım soru da buydu işte. Kim daha çok ihtiyaç duyuyor? İkisinin de haklı sebepleri vardı. Ama ikisi de ölüm kalım maçına çıkmıyordu. Bir tık ev sahibi öndeydi. Kazanan da onlar oldu. Kriminal açıdan ise temiz sayılabilecek bir derbiydi. Doğrusu özlemişiz bunu. Hele de geçen bir buçuk yıldan sonra.

Hafta boyunca mutedil dalgalı açıklamalar, neredeyse deplasman seyircisini kabul edecek kâmil tavırlar, ezeli dost vurgusu... Teknik adamların körüklenmeye çalışılan gerginliği de alev almayınca makul bir ‘kıtalararası derbi’ oynandı. Tabii ki maçla birlikte bu ‘sıfır tansiyon’ ilkesini yürütmek zor oldu. Ama o da beklenmedik bir şey değil, görev zararı sayılır.

Açılış Bekir eliyle ‘Aslan’ın

Galatasaray açtı maçı. Hızlı değilse de çok etkiliydiler. 4’te Umut’un şutu ön yoklamaydı. 6’da bir Hamit klasiğiyle direkler dövüldü. Üstüne art arda gelen dört korner derken, 10’da dört köşe oldu Galatasaray. Riera’nin müthiş falsoladığı top Bekir’in ters kafasıyla ağları buldu: 1-0. Haliyle bu gol maçın gidişatına da yaradı. Tempo arttı, mücadele keskinleşti, tribünler hareketlendi. Eğer, o baskıyı devam ettirebilse, Sarı-Kırmızılılar belki daha o anda bir gol daha çıkarabilirdi.

Reaksiyon çabuk oldu

Ama Fenerbahçe çabuk reaksiyon verdi ve beraberlik golü beklenenden hızlı geldi. 23’te Hasan Ali Kaldırım’ın ters ayakla attığı gol beraberlikten daha fazlasını getirdi konuk ekibe. Belki öne geçseler bu kadar etkili olmayacaktı. 36’da Selçuk’un muhteşem frikiği gelmese devre arasına piskolojik galip olarak Sarı-Lacivertliler gidecekti. Ama Selçuk öyle bir vuruş yaptı ki, tartı gene bozuldu: 2-1. 39’da Caner’in çapraz şutu girse skor gene rekonsolide olacaktı. Bu sefer Muslera izin vermedi. Soyunma odalarında mutluluğun rengi şimdilik sarı-kırmızıydı. Ama maçın gidişatından daha çok şey çıkacak gibi duruyordu.

Alex’siz ilk derbide kayıp

İkinci perdeyi Meireles’in 52’deki şutu açtı. Gerçi format değişmemişti. İki takım da zinde ama ürkek, hevesli ama sakardı. Pas trafiği işliyor, fakat pozisyon yaratmıyordu. 60 dönülürken Fenerbahçe baskısı bir tık arttı. Yine de golü çağrıştıran bir şey yoktu hâlâ. Artık vakit teknik adam hamlesini çağırıyordu. Önce Fatih Hoca Umut yerine Yekta’yı aldı oyuna. Ardından Aykut Hoca Cristian-Sezer klasiğine başvurdu. Üstüne bir de Caner-Krasiç değişikliği geldi. Böylece maçın mukadderatı orta sahalara teslim edildi. Ama oyun akmıyordu bir türlü.

Galatasaray kontrollü oynama uğruna donuklaşıyor, Fenerbahçe gol istedikçe telaşa kapılıyordu. 75’te Melo şutu ikinci yarının gole en yakın anıydı. Maçın gerilimi son dakikalara doğru haliyle yükseldikçe yükseldi. 82’de Meireles’in atılmasıyla son bölümler aksiyon-gerilime döndü. Fakat skorbord etkilenmedi bu durumdan. Maç beklediğimizin aksine ilk yarıda muhasebeyle kapandı.
Alex’siz ilk derbide kayıp

Son 40 derbinin 36’sında ilk golü atan kazanmıştı. Bu sefer de öyle oldu. Mutluydu TT Arena sakinleri. Sonuçta ligin sonunu iyi getirmeyi başarmış oldular. Fenerbahçe ise Alex’siz ilk derbisini kaybetti. Ligin tepesinden bir tek Beşiktaş ’ı yenebildiler ve deplasmandaki kötü performans devam etti.