Artık güreş ve halterden gayrısı var!

Artık güreş ve halterden gayrısı var!
Artık güreş ve halterden gayrısı var!

Tarık Langat Akdağ, Helsinki de 3000 engellide gümüş kazandı. Polat Kemboi Arıkan, Helsinki de iki madalya aldı: 5000 metre bronz, 10 bin metre altın. Fotoğraflar: AA, EPA, REUTERS

Olimpiyatlarda başarı kıstası madalya olarak görülürse deyim yerindeyse 'maden'imiz güreş ve halterdi. Şimdi farklı dallar da mevcut.
Haber: CANER ELER - canereler@hotmail.com / Arşivi

İSTANBUL - Türkiye ’nin olimpiyat tarihine bakıldığında, başarı kıstası eğer madalya sayısı ise en başarılı spor dalları olarak güreş ve halteri göstermek gerekir. Sporda yatırım, sponsorluk, tesis, para, sistem, devamlılık, gelenek, ekol vs. diyerek konuşulur ancak yerel bir ya da birden fazla kahramanın çıkması tüm bu denklemin, soğuk füzyon hayalinin bulunamayan sabiti gibi, olmazsa olmazı konumunda.
1936 Berlin’de ilk olarak Yaşar Erkan’ın aldığı altın ve Mersinli Ahmet Kireççi’nin kazandığı bronz madalyalardan bu yana Gazanfer Bilge, Yaşar Doğu, Celal Atik, Mustafa Dağıstanlı ve Hamza Yerlikaya gibi birçok olimpiyat kahramanı çıktı. Güreş her zamanki gibi ata sporu unvanıyla ve ülkenin sahip olduğu sağlam ekolle başımızın tacı oldu.
Elde ettiğimiz tarihteki toplam 82 madalyadan zaten 57’si güreşin kucakladıkları. Halter ise Naim Süleymanoğlu’nun Bulgaristan’dan ge(tiri)lişini takiben 1988 Seul’de yarattığı efsanenin devasa kelebek etkisi ile Türkiye’de fırtına esmeye başlamış Halil Mutlu’nun da devreye girmesiyle güreşin peşinden gelir olmuş, akabinde kadınların da işe el atmasıyla beraber 10 toplam madalyaya ulaşılmıştı.
Boks, judo, tekvando ve atletizm gibi sporlar tarihte Ruhi Sarıalp, Eyüp Can, Eşref Apak gibi birçok önemli isim ateşleri yaksa da o ateşi körükleyecek yangına çevirecek fırsatlar kullanılamadı. Erkek sporcular arasında Londra 2012’de yine Güreş, halter, boks gibi sporlardan önemli isimler yer alacak. Ancak onların hakkını yemeden diğer bazı dallarda ve bilhassa da olimpiyatın baş aktörü atletizmde çıkacak kahramanların, onların madalya almasalar dahi yazacakları hikâyelerin rolü yadsınamaz olacak. Katılım tabii ki önemli, olimpiyat oyunlarında temsil kadar güzel başka bir olay nadirdir. Lakin atletizmde Fatih Avan başta olmak üzere bu ülkenin spor kültürü ve geleceğine ışık tutacak soğuk füzyonu sabitleyecek hikâyeler burada yazılabilir. 1948 Londra, 12 ile Türkiye’nin en fazla madalya kazandığı olimpiyat oyunu… 2012 Londra’yı madalyaların ötesinde ilham kaynağı olacak sporcuların hikayeleri ile hatırlama dileğiyle. 

Atletizm
2008 Beijing’de toplam 67 sporcuyla katılımın üzerine Londra 2012’de bu rakam 114. Artışta voleybol ve basketbolda kadın milli takımların başarısı tabii ki önemli ancak atletizmde Beijing’deki katılım 16 iken Londra’da bu 33 olarak gerçekleşecek. Yani sayı artışı sadece takım sporları ile bağlantılı değil ve bu konu da atletizmin önemli bir amiral gemisi olmasını sağlıyor. Gelişimde Mehmet Terzi yönetimindeki federasyon ile sporcuların ve antrenörlerinin büyük katkısı mevcut. Bu başka mevzu.
Asıl önemli olan Fatih Avan gibi 1989 doğumlu genç bir yeteneğin olimpiyat oyunlarına ciritte madalya adayı olarak geliyor olması. Bu yıl 85.60 metreye atarak yılın en iyi beşinci derecesinin sahibi oldu. Oslo Diamond Lig’de yılın en formda ismi Çek Vitezslav Vesely’nin ardından ikinci olması ve son iki Olimpiyat Şampiyonu Andreas Thorkildsen’i geçmesi umut vericiydi. Vadims Vasilevskis, Stuart Farquhar, Ari Mannio, Oleg Pyatntysya diğer önemli rakipleri olacak. Madalya şansı var. Çok yetenekli kadro içerisinde finalde yarışması dahi mühim... Her şeyden öte seçmeler olimpiyatlarda sürprizlere gebe olabiliyor. O çelmeyi yememesi lazım. Çekiç atmada Eşref Apak bir madalya daha eklemeye çalışacak. Disk Atmada Ercüment Olgundeniz ve Gülle Atma’da Hüseyin Atıcı final arayacak. Polat Kemboi Arıkan, İlham Tanui Özbilen ve Tarık Langat Akdağ mesafe koşularında final umudu olacaklar. Bekir Karayel de maratonda ülkemizi temsil edecek. 

Güreş
Grekoromen’de yedi serbest stilde ise beş sporcu temsil edecek. Milli takım teknik direktörü Yakup Topuz Niğde’deki kampta hazırlıkların iyi geçtiğini söylemişti. Güreş her zaman en önemli madalya havuzu. 2008’in Ramazan Şahin ve Nazmi Avluca’dan gelen madalyalarının sayısının Londra’da artış göstermesi muhtemel. İkisi de kadroda. Grekoromen 120 kiloda Dünya Şampiyonu Rıza Kayaalp en büyük altın adayı. Grekoromen 74 kiloda Selçuk Çebi, 96 kiloda Cenk İldem ve Serbest 96 kiloda Serhat Balcı yine madalya şüphelileri. 

Halter
62 kg’de Erol Bilgin ve Hurşit Atak, 69 kg’de Mete Binay, 85 kg’de Fatih Baydar, 94 kg’de İbrahim Arat temsilcilerimiz. Mete Binay bu kadroda en büyük madalya hatta altın umudu. 

Tekvando
Servet Tazegül hem son olimpiyat üçüncüsü hem de 2011 Dünya Şampiyonu olarak 68 kiloda en büyük altın adaylarından biri. 23 yaşındaki Servet’in yanı sıra 32’lik tecrübe 2004 olimpiyat ikincisi Bahri Tanrıkulu 80 kiloda madalya umudumuz. 

Boks
6 boksörümüzün ringde ter dökeceği Londra’da seri başı olmak çok önemli bir mevzu. 60 kiloda Avrupa Şampiyonu Fatih Keleş ve 81 kiloda Avrupa Üçüncüsü Bahram Muzaffer seribaşı olma özellikleri ile öne çıkıyorlar. Diğer boksörlerimizin yolları daha dikenli tellerle örülü. 

Bisiklet
Ahmet Akdilek, Miraç Kal ve Kemal Küçükbay yol bisikletindeki temsilcilerimiz. Birkaç aydır Slovenya’da süren antrenör Luka Zelle yönetimindeki kampta gelişme kaydettikleri biliniyor. Madalya umudu yok belki ancak bisiklet sabır ve alışkanlık yaratma meselesi. Bisikletçilere tecrübe açısından destek olunmalı. Rıfat Çalış-kan’ların, Talat Tunçalp’lerden günümüze bazı hız kesilmeler oldu. Bundan sonrası için daha sağlam inşa gerçekleşebilir.
Yüzme
Derya Büyükuncu’nun 6. olimpiyat oyununa katılıyor oluşu bile başlı başına özel bir hikâye. Yan hikâyeler ne olursa olsun, kaç neslin yüzmeye olan ilgisinde onun etkisini tartışmayız bile. Londra 2012’de yer alması 24 yıla yayılan bir azim ve fedakârlık öyküsü… Ediz Yıldırımer ve Arda Gürdal ise gelecek yıllar için en büyük umutlarımız. 22 yaşındaki Arda 100 metre serbest gibi yüzmenin en popüler ve rekabetin en yoğun olduğu disiplininde seçmeleri geçmeye çalışacak. Dereceleri ümitvar… Ediz ise 800 metrede daha iyi olmasına rağmen, 1500 metrede davetiye aldı. Dayanıklılığın ve taktiğin önemli olduğu disiplinde geleceğin yıldızlarından, henüz 18 yaşında süper bir yetenek. Seçmeleri geçmesi hatta final yüzmesi bile mümkün olabilir. 

Judo
Tek temsilcimiz 73 kiloda Sezer Huysuz 2007 Dünya Beşincisi unvanı ile burada madalya kovalayacak.