Atı alan Basra'yı geçti bile...

Tüm takımların tüm holiganlarına ilk ve belki de son kez koskocaman bir afferin çekiyorum. Düşünebiliyor musunuz, yıllardır rakiplerini bir kaşık suda boğmaya kurgulanmış en saldırgan tribün reisleri bile hunhar Bush'a karşı sımsıkı kenetlenerek 'Savaşa hayır' naraları atsın...
Haber: CENGİZ ALPMAN / Arşivi

Tüm takımların tüm holiganlarına ilk ve belki de son kez koskocaman bir afferin çekiyorum. Düşünebiliyor musunuz, yıllardır rakiplerini bir kaşık suda boğmaya kurgulanmış en saldırgan tribün reisleri bile hunhar Bush'a karşı sımsıkı kenetlenerek 'Savaşa hayır' naraları atsın... Amerikan-İngiliz harp koalisyonunun Irak bombardımanı öylesine acımasız bir kitlesel terör ki sloganlarından ölmek, öldürmek, vurmak, kırmaktan başka terimler kullanmayan tribün belalılarının kalplerinde körlenen merhamet çiçeklerinin yeniden açmalarını sağladı.
Internet sayfalarındaki anti-militarist dileklere isterseniz şöylece bir göz atalım. Bakalım Türk holiganları, Amerikan terörünü nasıl lanetliyor:

  • Amerika savaşını tüm dünyaya izlettiriyor. Canlı, anında, online, kanlı-canlı. Savaşı lanetle!
  • Savaşa, can alanlara, kan dökenlere, dünyayı kendi çiftliği gibi görenlere, lanet olsun!
  • Ölecek canlardan çok yeşil dolarları düşünenlere ve koca bir ülkenin kurtuluşunu bu vahşette görenlere yazıklar olsun!
  • Savaşa, insan hayatını petrol varilleriyle hesaplayan omurgasızlara, nice uygarlıkları yok edenlere lanet olsun.
  • Canlıların yaşama hakkına kendi çıkarları için saygı duymayanları, para için savaş denen ilkelliğe, katliama alkış tutanları, savaşı ekran başında hiç bir duyarlılık göstermeden geyiklendirip birşeyler atıştırarak izleyen zihniyeti kınıyorum...
  • Masum kanı dökenler döktükleri kanda boğulmaya mahkumdur.
  • Sistematik teröristlik yapanların terörü önlemek bahanesi ile yeni terör olayları yaratmasını maalesef elimiz kolumuz bağlı seyrediyoruz.
  • Savaşla çıkara koşanlar ve ona destek verenler bilmelidirler ki, Irak'taki masumlar için bu savaş demokrasi maskesinin ardında, aslında gerçek bir ölüm-kalım savaşıdır.
  • Çocuk, kadın, yaşlı, genç, masum kim varsa onların yaşam hakları sadece mucizelere kaldı.
  • Bu savaşa ilişkin en olağanüstü tespiti Sean Penn yaptı. Washington Post gazetesine verdiği ilanda "Savaş derken gözlerinizin içi gülüyor sayın Bush" cümlesiyle. Gülmek en insancıl davranış, insanın içini ısıtan, rahatlatan, hayvandan ayıran tek olgu. Savaş ise insanlığın en büyük utancı. Bu ikisini bir araya getirebilen kişi, bütün dünyayı ölüme sürükleyebilecek bir mekanizmanın tepesine kondurulmuş. Tarihin en iki yüzlü, en haysiyetsiz savaşına hoşbulduk.
  • Dünyanın jandarmalığına soyunan ve kendi çıkarlarından başka birşey düşünmeyen ey Amerika yönetimi ve Yunaytıt Siteyts of Amerika halkı, kendinizi Iraklıların yerine koyun ve vicdanınızın sesini dinleyin. Tabii sizde hâlâ vicdan diye bir şey kaldıysa... Ayrıca bu saatten sonra Be. Me. diye de bir örgüt kalmamıştır, ruhuna el fatihâ...
  • Bu akşam (geçtiğimiz perşembe) UEFA çeyrek final maçları var... Irak'ta futbol düşünen kalmış mıdır acaba!
  • Allah yardımcıları olsun. Iraklıların da, istemeden bu savaşa gönderilen Amerikalı ve İngilizlerin de.
  • Eskişehirli arkadaşlar! Biz maçta savaşa karşı slogan attık, sizin açık tribünde çok kişi bizi yuhaladı. O canileri inşallah tribününüzden ayıklarsınız.
  • Benim dikkatimi başka bir şey çekti ve hoşuma gitti. 'Futbol afyondur, tüm aşırı taraftarlar sağmal inek ve potansiyel müşteridir, diğerleri de armuttur' vb. düşüncesindeki insanların savaşa karşı çıkan bu topikleri görmesini dilerdim.
  • Anti Bush, anti Saddam ve ille de anti savaş.
  • En ucuzu 600 bin dolar olan füzelerden bunu yazana kadar 320 tane atılması ABD'li ölüm tacirlerinin bombaları paraya dönüştürmesi demek.
    President'e bir davetiye çıkarılmış:
  • Bush, erkeksen füze atmak yerine Bağdat'a girmeye çalış. Orası Ali Sami Yen gibidir, her isteyen giremez...
    Ve sonuncusunda iğne-çuvaldız yakıştırması benzeri bir özeleştiri de yapılmış:
  • 'Savaşa hayır' deyip de maçlarda adam yaralamayı savunan yoktur inşallah. Aksi taktirde 'o iş başka, bu iş başka' avuntusu yapılıyor demektir. Yani biri dış, tribünler ise iç işimiz olmasın. Irak savaşına da tribün savaşına da hayır...
    Başta Amerika ve İngiltere de olmak üzere tüm dünya bu insanlık ayıbına karşıyken, spor kamuoyunun suskun kalması zaten beklenemezdi. Buradan bakıldığında Cordoba'nın Antep'te penaltıyı kurtarmasına, Elazığ maçında Hakan'ın elle oynamasına, penaltı verilmemesine gereğinden fazla üzülmek ya da sevinmek anlamını yitiriyor. Futbol sadece futbol değil, anladık da hayat da sadece futbol değil icabında. Top yuvarlaktır, savaş felakettir... İşte bu kadar!


    Fakat, ne yazık ki stad boştu...
    Yazdıkça seyircisiz oynama cezası yenileniyor. Neymiş 1 ve 2. anonslarda seyircisiz oynanırmış, 3 ve 4.lerde de stada ceza gelirmiş, ya da aksi. O zaman 5 ve 6. larda 'taş kırma', 7 ve 8.lerde de 'hadım etme' hükümleri konulsun. Tribün terörüne karşı alınacak yeni önlemlerden tık yok. 'Mektepleri kapatsak da rahat idare etsek maarifi' diyen Osmanlı nazırının rehaveti sürüyor. Futbolcular, kulübeler, hakemler, seyirciler ve medya olmadan bu şov olmaz. Beşimiz bir fidanın güller açan dalıyız, hesabı... Bir de pet şişe, ayran, çakmak, sustalı, cep kanyağı gibi, filmi bozdukları için sete alınmalarına hoş gözle bakılmayan oyuncular var. Aslında yöneticileri de ayrı bir eleman olarak değerlendirmek gerekiyor. Ne var ki kirliliğin baş yaratıcıları olduklarından onları fidanın güller açan dalları arasına altıncı eleman olarak almamak gerek. Dahası idarecileri maçlara hiç sokmamak gerek. Yani seyirciye verilen cezanın onlara verilmesi çok daha uygun. Zira bu küfür kıyametin, holiganlığın temelinde hep bu idareci tayfası yatıyor.


    Baba Gündüz'ün rekoruna ne oldu?
    Son Elazığ maçıyla Galatasaray'la 161. maçına çıkan Fatih Terim'in, bu konuda 160 karşılaşması bulunan Brian Birch'ün rekorunu kırdığı yazıldı. Ne var ki Gündüz Kılıç'ın 206 maçlık yaklaşılmaz rekoru görünmezden gelinmiş. Galatasaray'ın resmi yayın organı 'Maç Günü'nde merhum Baba Gündüz'ün rekorunun altı, her sayıda defalarca çizilmesine rağmen, bu gerçeğin ıskalanması, mektepte Grand Cour'da idman yapılan yıllarda, kendi ayakkabım olmadığı için, 'Baba'nın adının sabit kalemle yazıldığı lastik papuçlarını giyme onuruna erişmiş benim gibi dandik bir amatörü yürekten üzdü.