Avrupa futbolu çöküşte mi?

Avrupa futbolu çöküşte mi?
Avrupa futbolu çöküşte mi?
Dünya'nın en önemli futbol organizasyonuna katılım için 13 kontenjana sahip Avrupa kıtasından 3'ü favori 2'si de sürpriz adayı olan takımın elenmesi herkesin aklına Avrupa futboluna neler oluyor sorusunu getirdi. İlk tespit, "çöküşte" oldu. Peki gerçekten öyle mi?
Haber: VOLKAN AĞIR - volkan.agir@gmail.com / Arşivi

Dünya Kupası'nda İspanya'nın erken elenmesi büyük bir şok yarattı. İngiltere de 2. maçının ardından İspanya'yı takip etti. Devamında Hırvatistan, sonra İtalya ve son olarak da Portekiz bu trene atlayan ekipler oldular. Bosna Hersek'in ise iddiası zaten yoktu. Dünya'nın en önemli futbol organizasyonuna katılım için 13 kontenjana sahip Avrupa kıtasından 3'ü favori 2'si de sürpriz adayı olan takımın elenmesi herkesin aklına Avrupa futboluna neler oluyor sorusunu getirdi. İlk tespit, “çöküşte” oldu. Peki gerçekten öyle mi?

Önceki seneler çok mu iyilerdi?
Öncelikle gözden kaçırılan ufak bir detayı hatırlatarak başlayalım. Eğer bu sene 13 Avrupalı'dan 6'sının elenmesiyle “Avrupa futbolu çöküşte” yorumu yapılabiliniyorsa, bir önceki Dünya Kupası'nda 13 Avrupalı'dan sadece 6'sının son 16'da devam etmesinin ardından, “Avrupa futbolu bitmiş!” yorumunu yapılabilinirdi rahatlıkla. Ama yapılmadı. Üstelik 2006'nın finalistleri Fransa ve İtalya gibi iki büyük futbol ekolü ilk turda elenmişti. Ama 2008 Avrupa Şampiyonası'nın muhteşemi İspanya devam ediyordu.

Hatalı bulduğum “Avrupa futbolu çöküşte!” tespitini, son 3 büyük şampiyonanın galibi İspanya'nın erken elenmesine bağlıyorum. İspanya'nın elenmesi hakkında da hedefi 12'den vuran kurşunu Bülent Timurlenk, İspanya'nın 23 kişilik kadrosunun Dünya Kupası'na ne kadar yorgun geldiğine değinerek sıktı ve İspanya hakkındaki tartışmayı en baştan bitirdi. Ancak İngiltere ve son Avrupa Şampiyonası'nda final oynayan İtalya'nın da İspanya'ya eklenmesi, Portekiz'in de arkayı dörtlemesi yemeği masaya bir daha getirdi.

Avrupa futbolu nedir?
Bu takımların elenmesinin ardından “Avrupa futbolu çöküşte” derken neyin kastedildiğini iyi ayırt etmek gerektiği kanısındayım. Eğer İngiltere, İtalya, İspanya üçlüsünü Avrupa'da en iyi futbol oynayan milli takımlar olarak yorumlayıp elenmeleri hakkında karalar bağlanıyorsa durumu farklı yorumlamak lazım. Yani olaya milli takım temelli bakıyorsak tanımlamayı avrupa futbolu diyerek tüm kıtada oynanan futbolun geneline yaymak doğru değil. Çünkü “Avrupa futbolu” sadece bu ülkelerden oluşmadığı gibi bu ülkelerin oyuncularından da oluşmuyor. Ve özellikle İtalya ve İspanya'da Güney Amerikalılar'ın çokluğu da göze çarpıyor. Yani eğer “Avrupa futbolu” çöküşte ise İran, Honduras, Japonya ve Ekvador gibi takımlar neden daha ileride değiller Dünya Kupası'nda?

Güney Amerikalılar baskın

Avrupa futbolu denilen kalıp bir kıtada oynanan futbolu ve unsurlarını içerdiği için kulüp temelli irdelenmeli. Ve Avrupa kulüpleri de son yıllarda Brezilyalı, Arjantinli, Kolombiyalı ve Uruguaylı yıldızların etrafında dönüyor. Bir çırpıda akla gelenler Neymar, Messi, Falcao, Suarez. Biraz eşelersek, Willian, Fernandinho, Agüero, Higuain, Cavani, Javier Hernandez, James Rodriguez ve daha fazlası da peşi sıra gelebilir. İsmini saydığım bu isimler de (Suarez hariç) Dünya Kupası'nda yollarına devam ediyorlar. Yani bu açıdan baktığımızda aslında Avrupa futbolu çöküşte falan değil. Bunu sayısal verilerle de şöyle söyleyebiliriz.

Sayılar konuşsun

Son 16'ya kalan takımlarda toplam 368 oyuncu bulunuyor. Bu oyuncuların 292'si yani, yüzde 79.2'si Avrupa'daki liglerde. Avrupa'da top koşturmayan oyuncu sayısı ise 76. UEFA üyesi olmayan toplamda 9 ülke milli takımı son 16'da yoluna devam ediyor. Bu takımlarda bulunan 207 oyuncunun 154'ü, yani %74.3'ü Avrupa Ligleri'nde forma giyiyor. Geri kalan 53 oyuncu ise dünya üzerinde herhagi bir başka ligde. İspanya liglerinde oynayan toplam 37 oyuncu son 16'da top koşturmaya devam edecek. Bu 37 oyuncunun 27'si ise UEFA üyesi olmayan ülkelerin oyuncuları. İngiltere'de forma giyenlerin sayısı ise 60. Bu oyuncuların 29'u ise UEFA üyesi olmayan takımlar için mücadele ediyor. Yine İtalya'ya baktığımızda son 16'da mücadele edecek olan 47 oyuncu, çizme ekiplerinde ter akıtırken 31'i UEFA üyesi olmayan takımların formasını giyiyor.

Yetiştirmeyi unuttular
Sözün özü, Avrupa futbolu yetiştiren değil, keşfeden belki biraz da sert tabiriyle sömüren konuma geçmiş ve bu konumu fazla benimsemiştir. Dünya Kupası bittiğinde şampiyon, Meksika dışında zira 15'i Meksika Ligi'nde oynayan oyunculara sahipler, kim olursa olursa olsun kazanan yine Avrupa futbolu olacaktır. Ancak yerel liglerinin müthiş yıldızlara sahip olmasının ilüzyonuna kapılıp milli takımlarının da çok iyi olacağına inanırlarsa sonraki turnuvalarda da yine ilk turda elenirler. Çünkü dünyanın önde gelen liglerine sahip bu üç ülke, kendi liglerinde sayısız dünya yıldızına yer vermelerinin yanında kendi milli takımları için başka kıtanın yıldızlarıyla mücadele edecek kalitede oyuncu yetiştirmekte büyük sıkıntı içindeler. Bu Dünya Kupası'ndan sonra İngilizler Gerrard'ın yerini, İtalyanlar Pirlo'nun yerini, İspanyollar da Xavi'nin yerini alacak dünya yıldızları yetiştirmek için adımlarını atmalılar.