Aziz Yıldırım da izliyorsa!..

Aziz Yıldırım da izliyorsa!..
Aziz Yıldırım da izliyorsa!..
Radikal yazarı Erkan Goloğlu, Fenerbahçe-Trabzonspor maçından sonra TRT 1 ekranlarında yayınlanan Stadyum programında yayımlanan Aziz Yıldırım şakasını yorumladı
Haber: ERKAN GOLOĞLU / Arşivi

Şimdi bakın, sonunda söyleyeceğim şeyi başında söyleyeyim. Birisini taklit etmek bazen komik olabilir ama mizahla bu işin pek alakası yoktur. Bu topraklarda hakikaten enteresan mukallitler yetişmiştir, bunlar hâlâ tutuyorlar. Taklidi mizah sananlar olduğu müddetçe bu mukallitlerin de bir mübadele değeri olacaktır, haliyle. Mizaha gelince, onun değeri zaten kahkahanın desibeliyle ölçülmez.
TRT’nin Aziz Yıldırım ‘şakası’ üstüne konuşuyorum anladığınız gibi. Ben de TRT 1’deki o programda İlker Yağcıoğlu’nun dediği gibi “Dinlemeyi tercih ederdim.” Fakat karşılaştığım görüntüler, bu türden bindirmelere karşı biz de bir oyun kurgusu sergilemek durumundayız.


Bu çok ucuz parodiyi neden sevmedim? TRT’nin ciddiyetine yakıştıramadım. Hayır efendim alakası yok. En ucuz sululuk bile, o ciddi kasılmalardan daha muteberdir benim nezdimde. Maçtan sonra yaşanan tatsızlıkların ortasında bu şakaya ne gerek var? Olabilir o gerginliklerin kendisi de zaten bir büyük parodinin parçası. Bu türden müdahaleler ortamı yumuşatmaya da aracı olabilir. Bunlardan dolayı değil, iki lafın arasında taklit edilen şahsın koltukları altına girmeye çalıştıkları için sevmedim bu işi.

TRT'nin Aziz Yıldırım şakası tepki topladı


Aziz Yıldırım’ın mukallidi İsmail Baki Tuncer diyor ki “Ben Galatasaraylıyım ama Aziz Yıldırım’ı çok severim. Biliyorum o da beni çok sever.” Ersin Düzen hemen topa giriyor, “Zaten Aziz Yıldırım da bu programı izliyor.” İşte “maçın kırılma anı” budur: Kralın izniyle kralın taklidini yapanlardan şakacı bile olmaz. Muktedirin hışmını göze alamayan, o muktedirin sofrasına meze olur. “Şu İsmail’i çağırın bir gelsin de iki taklidimi yapsın benim.” Şu zekâ lafına da pek itibar etmem ama bilirim ki zekâ, elinde sopası olanla çatışarak sivrilir. Mizah ‘sivri’ zekanın işidir ve o sivri zeka Aziz Yıldırım’a “ Fenerbahçe ne oldu da UEFA’ya katılamadı” der. Bu çatışmadan bir alan açar kendisine. 

Zaten dönüp izleyin o programı bir tane yaratıcılık örneği bulamazsınız. Onun için işte böyle şakacıların raf ömrü, Efendi’nin gülme süresi kadardır.
Emekli bir generalin anılarından okumuştum. 90’lı yıllardaki ateşkes sırasında generalin emir subayı askeri kıyafetiyle Nurhak çarşısında dolaşıyor. Birisi yanaşıyor subayın yanına, şöyle tepeden tırnağa süzüyor, elini omzundaki rütbelere koyarak “Ya komutan” diyor, “Tamam ateşkes dedik de, bu kadar da laubalilik olmaz.”
Evet, ciddiyetle aram hiç iyi değildir ama bu kadar da laubalilik olmaz.